Kapitalizme ‘Büyük Reset’ atmanın zamanı geldi

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Kurucusu ve Başkanı Klaus Schwab DÜNYA için yazdı.*

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

CENEVRE

COVID-19 tecrit önlemleri kademeli olarak gevşetiliyor olsa da, dünyanın sosyal ve ekonomik görünüme ilişkin endişeleri de giderek artıyor. Endişelenmek için iyi bir sebebimiz var: Keskin bir ekonomik kriz başladı bile ve 1930’lardan bu yana en kötü buhranla karşı karşıya olabiliriz. Ancak gerçekleşmesi mümkün olsa da, bu sonuçtan kaçınmak imkansız değil.

Daha iyi bir sonuç elde edebilmek için dünyanın birlikte hareket etmesi, toplumlarımızı ve ekonomilerimizi, eğitimden toplum sözleşmelerine ve çalışma koşullarına tüm açılardan hızlıca yenilememiz gerekiyor. ABD’den Çin’e her ülkenin bu ortak eyleme katılması gerekiyor, petrol ve doğalgazdan teknolojiye her sektörün dönüşmesi gerekiyor. Kısacası kapitalizme büyük bir ‘reset atmamız’ gerekiyor.

Bu ‘Büyük Reset’i gerçekleştirmek için birçok neden var fakat en acil olanı COVID-19. Şimdiden 100 binlerce kişinin ölümüne neden olan pandemi dünya yakın tarihinin en kötü kamu sağlığı krizlerinden biri. Dahası ölümler dünyanın birçok yerinde giderek artıyor ve salgın yakın bir zamanda bitmeyecek.

Bunun ekonomik büyüme, kamu borcu, istihdam ve insan refahı üzerinde çok ciddi uzun vadeli sonuçları olacak. Financial Times’a göre küresel devlet borçları şimdiden barış dönemindeki en yüksek düzeyine ulaştı. Dahası birçok ülkede işsizlik fırladı: ABD’de örneğin, mart ortasından bu yana her dört işçiden biri işsizlik başvurusu yaptı ve yeni haftalık başvuruları da tarihi düzeylerinin çok çok üzerinde geliyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) küresel ekonominin bu yıl yüzde 3 daralacağını öngörüyor – sadece dört ay önceki tahminini 6,3 puan düşürdü.

Tüm bunlar zaten başlamış olan iklim ve toplum krizlerini de ağırlaştırıyor. Bazı ülkeler şimdiden COVID-19 krizini çevre koruma ve uygulamalarını gevşetmek için bir bahane olarak kullandı. Artan eşitsizlik – ABD’li milyarderlerin toplam serveti kriz döneminde de arttı – gibi toplumsal sorunlara ilişkin hayal kırıklıkları da şiddetleniyor.

Değinilmeyen bu sorunlar COVID- 19’la birlikte daha da derinleşecek ve dünyayı daha az sürdürülebilir, daha az eşit ve daha kırılgan hale getirecek. Marjinal önlemler ve geçici düzeltmeler bu senaryonun gerçekleşmesini önlemeye yetmeyecek. Ekonomik ve sosyal sistemlerimiz için tamamıyla yeni temeller inşa etmemiz gerekiyor.

Bunun için daha önce benzeri görülmemiş düzeyde iş birliği ve istek gerekiyor. İmkansız bir hayal değil bu. Aslında pandeminin bir iyi tarafı da yaşam biçimlerimizde ne kadar hızlı radikal değişiklikler yapabileceğimizi göstermiş olması. Kriz, şirketleri ve kişileri neredeyse bir anda uzun bir süredir şart olduğu öne sürülen- sık hava yolculukları ve ofiste çalışma gibi -uygulamaları bırakmaya zorladı.

Benzer şekilde, halklar sağlık çalışanları, diğer kritik sektörlerde çalışanlar ve yaşlılar gibi kırılgan kesimler için ciddi fedakarlıklar yapmaktan kaçınmadığını gösterdi. Birçok şirket, daha önce sözde bağlılık gösterdikleri paydaş kapitalizmine doğru kayarak çalışanlarını, müşterilerini ve yerel toplulukları daha çok desteklemeye başladı.

Şu çok açık, daha iyi bir toplum inşa etme isteği gerçekten de var. Bu isteği çok ihtiyacımız olan ‘Büyük Reset’in gerçekleşmesi için kullanmalıyız. Bunu yapabilmek için de daha güçlü ve etkin hükümetler gerekecek. Burada kastedilen daha ‘büyük’ hükümetler için yapılan ideolojik zorlamalar değil. Büyük Reset’in her adımında kamu ve özel sektör iş birliği gerekecek.

Büyük Reset gündeminde üç ana başlık var. İlk unsur, pazarı daha adaletli bir yere dönüştürmek. Bu bağlamda hükümetlerin (örneğin vergi, mevzuat ve mali politikalarda) koordinasyonu iyileştirmesi, ticaret anlaşmalarını güncellemesi ve bir “paydaş ekonomisi” için koşulları yaratması gerekiyor. Vergi matrahlarının düştüğü ve kamu borcunun arttığı bu dönemde hükümetlerin elinde bunu gerçekleştirmek için çok güçlü bir teşvik var.

Dahası, hükümetlerin çok uzun süredir gecikmiş ve daha eşitlikçi sonuçlar doğuracak reformları gerçekleştirmesi gerekiyor. Ülkeye göre değişiklik gösterebilen bu reformlardan bazıları servet vergilerinde yapılacak değişiklikler, fosil yakıt teşviklerinden vazgeçmek ve fikri mülkiyet, ticaret ve rekabete yeni kurallar getirmek olabilir.

Büyük Reset’in ikinci unsuru yatırımların eşitlik ve sürdürülebilirlik gibi ortak hedefleri cesaretlendirmesini sağlamak. Bu bağlamda hükümetlerin uygulamaya soktuğu geniş ölçekli harcama programları ilerleme için ciddi bir fırsat sunuyor. Avrupa Komisyonu 750 milyar euro (826 milyar dolar) büyüklüğünde bir iyileşme fonu açıkladı. ABD, Çin ve Japonya’nın da çok iddialı ekonomik teşvik planları var.

Bu fonları ve özel sektörden ve emeklilik fonlarından gelecek yatırımları eski sistemdeki çatlakları doldurmak için kullanmak yerine, uzun vadede çok daha dirençli, adil ve sürdürülebilir bir sistem yaratmak için kullanmalıyız. Bu da örneğin “yeşil” şehir altyapıları inşa etmek, reel ekonomiye sağlanacak teşvikleri, sektörlerin çevresel, toplumsal ve yönetişimsel (ESG) karnelerini iyileştirecek şekilde oluşturmak anlamına geliyor.

Büyük Reset’in üçüncü ve son önceliği ise Dördüncü Sanayi Devrimi’nin inovasyonlarından kamu yararını destekleyecek, özellikle de sağlık sorunları ve toplumsal sorunları ele alacak şekilde faydalanılmasıdır. COVID-19 krizi süresince şirketler, üniversiteler ve diğer kuruluşlar teşhis, tedavi ve muhtemel aşılar geliştirmek için güçlerini birleştirdi, test merkezleri kurdu, enfeksiyonu takip etme mekanizmaları geliştirdi ve tele- tıp hizmetleri vermeye başladı. Her sektörde buna benzer bir iş birliğinden neler çıkabileceğini düşünün.

COVID-19 krizi dünyanın her bir köşesinde insanların hayatının her alanını etkiliyor. Fakat bu salgının tek mirasının trajedi olmasına gerek yok. Aksine, pandemi daha sağlıklı, daha adil ve daha refah bir gelecek inşa etmek amacıyla dünyamız üzerine iyice düşünmek, yeniden hayal etmek ve dünyamıza ‘reset atmak’ için çok nadir ama dar bir fırsat penceresi açtı.

* WEF Kurucusu ve Başkanı Klaus Schwab’ın bu makalesi Project Syndicate aracılığıyla birçok ülkede servis edildi ve Türkiye’de sadece DÜNYA gazetesinde yayınlanıyor.