14 °C

KGF, MB ile kredilerin ‘etki analizi’ni yapıyor

Kredi Garanti Fonu (KGF) Genel Müdürü İsmet Gergerli, verilen kredilerin etki analizini Merkez Bankası ile birlikte yaptıklarını açıkladı. Gergerli, veriler ışığında, KGF kredilerinin sonuçlarını değerlendireceklerini söyledi.

KGF, MB ile kredilerin ‘etki analizi’ni yapıyor

Yeşim ARDIÇ

İslam Kalkınma Bankası (IDB) ve Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) ile yeni projeler başlatacaklarını dile getiren Kredi Garanti Fonu Genel Müdürü İsmet Gergerli, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Alman Kalkınma Bankası (KfW) ile görüşmelerin son aşamaya geldiğine dikkat çekerek, “FRIT programı ile birlikte 40 milyon euro gibi bir hibe kaynağı ülkemize getireceğiz ve işletmelerimize faiz destekli kredi imkanı sunacağız. Bu projeyi de önümüzdeki yılın Şubat ayında başlatmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. Gergerli, Ankara Temsilcimiz Ferit Parlak’ın sorularını yanıtladı.

KGF aracılığıyla 250 milyarlık rekor kredi kullandırıldı. Sistem nasıl işledi? Geri dönüşlerde sorun var mı?

2015 yılının Kasım ayında göreve geldiğimde KGF, 25 yılda 24 bin KOBİ’ye yaklaşık 1.8 milyar lira kefalet verilmişti. Başvuru değerlendirme süreçleri 30-40 günde sonuçlandırılıyordu. Sistemin paydaşlarının tamamı KGF’yi eleştiriyordu. Bankalar, işletmeler, ortaklar ve kamu. Çünkü sistemin kurgusu hatalıydı. Bu kurguyu değiştirdik. Sistem doğru kurgulandığında ortaya çıkan sonucu 2017 yılının büyüme rakamlarında gördük. Biz KGF olarak her zaman rakamlarla konuştuk. Açık, şeffaf, denetlenebilir bir yapımız var. Her hafta pazartesi günü tüm rakamları içeren raporumuzu internet sitemizde bulabilirsiniz. Bu arada MB ile yürüttüğümüz bir çalışma var.

İnşallah kısa bir süre sonra sonuçlarını açıklarız.

Verilen kredilerin sonuçlarını değerlendiren, “etki analizi” gibi bir çalışma mı?

Evet. Şöyle ki KGF desteklerinin ülkemiz ekonomisine yaptığı katkının sonuçlarını bilimsel raporlamalarla ölçmeyi amaçlıyoruz ve bunun için çok değerli hocalarımızla akademik çalışmalar yapıyoruz. Veriler ışığında, KGF aracılığıyla kullanılan kredilerin sonuçlarını değerlendireceğiz.

Reyting sistemi de kurdunuz. Kredinin doğu kullanılmasında etkisi oldu mu?

Tabi ki, KGF’ye has çok güçlü bir reyting sistemi oluşturduk. İşlemlerimizin hızını sağlayan en önemli etkenlerden biri de bu sistem. Sağlıklı veri tabanımız sayesinde çalışan reyting sistemimiz bizi en doğru sonuca götürmeye programlandı. Kısacası sistemimizi doğru kurguladık. Aynı insan kaynağı ile sistemi değiştirerek çok farklı hedeflere ulaştık.

Kefalet sisteminin diğer ülkelerdeki uygulamalarını da araştırıyorsunuz. Hatta Japonya Ekonomisinin Gizli Gücü ‘Kredi Garanti Kurumları’ adlı bir de kitap yazdınız. Türkiye kefalet sistemini kullanmakta geç mi kaldı? Sistem Türkiye’nin gereksinimlerini karşılıyor mu?

Göreve geldiğimizden bu yana en uygun sistemi kurma çabamız hiç nihayete ermedi. Bu kapsamda tüm dünya örneklerini inceledik ve Japonya ile Güney Kore’nin kredi kefalet sistemini çok etkin ve başarılı uyguladığını gördük. Özellikle Japonya ziyaretimizde yaptığımız görüşmelerde edindiğimiz izlenimler çok etkileyiciydi. Biz de Japonya modeli ile ilgili çalışmamızı, ülkemizdeki Kredi Garanti Sistemi’nin gelişmesine katkı sağlaması ümidiyle kaleme aldık ve ortaya bu kitap çıktı. Kitapla ilgili güzel geri dönüşler alıyoruz, çok teknik bir kitap olduğu için daha çok ilgililerinin dikkatini çekiyor ancak sosyolojik manada Japon disiplininin etkilerini de bu sistemle birlikte kitapta görebiliyoruz.

Japonya Kredi Kefalet Sistemi 1930’larda temelleri atılmış çok köklü bir sistem, yine kredi kefalet sistemi çok gelişmiş olan Güney Kore bu sistemi 1970’lerde kullanmaya başlamış ve LG, Sony gibi bugün dev dünya markaları haline gelen şirketler de birer KOBİ iken bu sistemden yararlanmış. Japonya da Güney Kore de doğal afet, ekonomik kriz gibi olağanüstü dönemlerde desteklerin seviyesini yükselterek reel sektörün bu durumlardan en az hasarla çıkmasına imkan sağlamış ve bugün hala bu sistemleri etkin olarak kullanıyor. Kredi Kefalet Sistemi bu ülkelerde konjonktürel bir teşvik yöntemi değil de ekonomi sisteminin bir parçası olarak konumlandırılmış durumda.

2016 yılında yaşadığımız yeniden yapılanma süreci önceki yıllarda gerçekleşseydi bazı kriz dönemlerini daha az hasarla atlatabilirdik diye düşünüyorum.

KGF Hazine ve Maliye Bakanlığı destekli kefaletin yanı sıra öz kaynaklarından da kefalet vermeye devam ediyor değil mi?

Tabi ki. KGF olarak öz kaynaklarımızdan bugüne dek yaklaşık 35 bin işletmenin yaklaşık 31 milyar TL’lik finansmanına yaklaşık 9 milyar TL değerinde kefalet verdik. KOSGEB, TÜBİTAK, TTGV, Eximbank ile Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın bazı desteklerine de doğrudan kefalet veriyoruz. Özellikle bu alanlarda genç girişimcilerin, kadın girişimcilerin ve teknoloji odaklı katma değeri yüksek ürün üreticilerinin ihtiyaç duyduğu finansmana erişmek isterken karşılarına çıkan teminat problemini ortadan kaldırıyor. TL değerinde kefalet verdik. Öz kaynaklarımızın bazı ürünlerinde Portföy Garanti Sistemi’ni uygulayarak işletmelerimizin daha hızlı sonuç almalarının önünü açtık. KGF Destek Kredisi adıyla bir özkaynak projesi geliştirdik. Burada da çok hızlı sonuç aldık.

Geçtiğimiz günlerde Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mustafa Varank’ın açıkladığı KOSGEB KOBİ Finansman Destek Programı ile girişimcilerimize 50 bin TL’lik faiz destekli finansman imkanı sunuyoruz. Biz de kredinin yüzde 80’ine kefalet veriyoruz. Burada da 3 yıl için yaklaşık 3.2 milyar TL gibi bir kefalet hacmine ulaşmayı hedefliyoruz. Bu da KOSGEB ile iş birliğimizin güzel bir ürünü.

KGF’nin yurtdışından getirdiği fonlarla sağladığı destekler olduğunu da biliyoruz. Yabancı fonların KGF’ye yaklaşımı nasıl?

KGF ulaştığı hacim ile bugün dünyanın en büyük kredi garanti kurumu. Bu başarı yabancı kaynakların da ilgisini çekiyor. Sistemimizin kurumsallığı ve ülke ekonomimiz üzerindeki etkileri yabancı fonların da yakın markajında. Katıldığımız uluslararası toplantılarda yoğun ilgiyle karşılaşıyoruz. İş birliği taleplerini hassas bir şekilde masaya yatırıp projeler üretiyoruz.

En son projemiz “İşletmelerin Ve KOBİ’lerin Rekabet Edebilirliği Programı-COSME”. Bu projeyle, Avrupa Komisyonu tarafından sağlanan hibe bütçe kullanılarak, Avrupa Yatırım Fonu aracılığıyla KOBİ’lerin rekabet edebilirliğinin ve sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi ve girişimcilik kültürünün teşvik edilmesi için KOBİ’lerin finansmana erişimini destekliyoruz. Bu projede yaklaşık 3 milyar TL bir kaynağımız vardı. Bu yılın Şubat ayında protokolü imzaladık ve 2 yıl sürmesi planlanan projede neredeyse sona yaklaştık.

Bir diğer önemli projemiz EBRD ile yürüttüğümüz TURWIB-İş Hayatında Kadın Türkiye programı. Burada da kadın girişimcilere ve kadın yöneticisi bulunan işletmelere program ortağı olan bankalar aracılığıyla kredi kullandıracağız. 600 milyon euro gibi bir hacme ulaşmayı planlıyoruz. KfW ile görüşmelerimiz hala devam ediyor. Suriyeli mültecilerden etkilenen bölgelere yönelik bir proje geliştiriyoruz. FRIT programı ile birlikte 40 milyon Euro gibi bir hibe kaynağı ülkemize getireceğiz ve işletmelerimize faiz destekli kredi imkanı sunacağız. Bu projeyi de önümüzdeki yılın Şubat ayında başlatmayı hedefliyoruz.

Kullanılan kredilerin %76.3'ü KOBİ'lere verildi

Kaç işletmeye ulaştınız. Reel sektörün yanında, bankacılık sistemine de katkınız oldu mu?

KGF olarak bugüne dek yaklaşık 785 bin işletmenin yaklaşık 394 milyar liralık kredisine kefalet sağladık. Ve belki de bu rakamın büyüklüğünden daha da önemlisi tazmin oranımız bugün itibariyle sadece yüzde 1.89. Sistemin yoğun olarak kullanıldığı dönemde tarafımıza gelen en büyük eleştirilerden biri batık kredilerin KGF kefaletine dönüştürüldüğüne yönelikti ancak biz her zaman rakamlarla konuşuruz ki görüyorsunuz Bankacılık Sistemi’nin NPL oranının çok altında bir rakamdayız. Ayrıca kullandırdığımız kredilerin yüzde 45.6’sı ilk defa kullandırım, yüzde 44.3’ü ilave kullandırım. Yani yaklaşık yüzde 90’ı yeni kredi. Refinansman kredilerinin oranı ise sadece yüzde 4.8. Bir de KGF kefaletiyle kullandırılan kredilerin yüzde 34.8 gibi çok önemli bir pay imalat sektörü tarafından kullanılmış. Bu da KGF kefaletli kredilerin üretime olan katkısını açık bir şekilde ortaya koyuyor. KGF kefaletiyle kullandırılan kredilerin ise yüzde 76.3’ü KOBİ’ler tarafından kullanıldı.

KGF olarak bankacılık sektörü ile reel sektörü aynı paydada buluşturan ve her iki tarafın da ortak çıkarlarını gözeten bir konumdayız. Bankaların menfaatlerini gözetiyoruz ama aynı zamanda da reel sektörün daha düşük maliyetlerle finansmana ulaşımını sağlıyoruz. Sadece işletmelerin finansmana erişimini de sağlamakla kalmıyoruz bankacılık sektörünün de en önemli maliyetlerinden sermaye yeterlilik rasyosuna pozitif katkı sağlıyoruz.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap