Koruma duvarımız zayıf, yeni dönemin bir külfeti olacaktır

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ bu hafta Şans Sohbetleri'nde Fed'in attığı adımların Türkiye'ye etkisini değerlendirdi. İkili, öncesinde 'koruma duvarı' öremeyen Türkiye'nin faiz artırım sürecinden etkileneceği görüşünde birleşirken, yabancıların zaten çıkmış olması nedeniyle 'aşırı' dalgalanma beklemiyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Güldağ: Mutlaka dikkatini çekmiştir, Hazine’nin TÜFE’ye endeksli tahvil ihracına 24.5 milyar liralık rekor talep geldi. Bankalar kapış kapış aldığı için bireysel yatırımcılardan alabilen pek olamadı sanırım. Devamını da istiyor bankalar. Nasıl istemesin? Diyelim TÜFE yüzde 45 oldu. Kabaca yüzde 42.5 faiz alacaklar. Mevduata verilen faiz 20'ler civarında. Avantajı çok olunca talebi de çok oldu. Bu kadar talep olunca da uzunca bir zaman sonra negatif faiz oluştu ve reel bileşik faiz eksi yüzde 2.57 olarak gerçekleşti. Bu bir... İkincisi kredi faizleri. TÜFE’nin yüzde 36 olduğu ve daha da artması, yüzde 50'lerin üzerine çıkması beklenen bir ortamda kredi faizi yüzde 25-26... Uzun boylu sürdürülemez ama gelgelelim istenen oldu bir nevi. Negatif reel faize geldik...

Ağaoğlu: Dünyada eksi faizli bono uzunca bir süredir devam ediyor. Niçin alınıyor diye baktığımızda, daha da eksi faize razı olacaklara satmak için. Şimdi bizde bir kez fonlama ağırlıklı olarak Merkez Bankası üzerinden olduğu için avantaj ve bir arbitraj var.

Güldağ: Merkez'in açık piyasa işlemleri üzerinden fonlaması toplam TL kredilerin yarısına ulaştı neredeyse...

Ağaoğlu: İkincisi de, nakit ve TL mevduatı yapmak durumunda olan şirketler ve portföy yönetim şirketleri için oldukça cazip bir enstrüman. Onların, kurumsal portföy yönetim şirketlerinin endekslerinde kullanılan faiz oranları sonuçta mevduat faiz oranları. Mevduat faiz oranları şu anda düşük. Bu bononun getirisi daha yüksek.

Güldağ: Finansmana erişim konusunda firmaların şikayetlerini geçen hafta konuşmuştuk. Kredi faizlerinin düzeyinden çok kredi alamamaktan yakınıyorlar. Bankaların acilen kredi limitlerini artırmalarını istiyorlar. Tabii faiz de önemli. Şimdi yavaş yavaş bankalara 'Merkez sizi kaçtan fonluyor, siz krediyi kaçtan veriyorsunuz' baskısı artmaya başladı. Daha da artar diye düşünüyorum. Bankalarla konuşunca onlar da 'biz de finansmana ulaşamıyoruz' diyorlar. Baktığında, TL krediler toplam 2.8 trilyon düzeyinde. Oysa TL mevduat 1.9 trilyon. Tasarruf mevduatı diye bakarsan 1.1 trilyon düzeyinde.

Ağaoğlu: İşin fonlama tarafına bakmak lazım. Merkez Bankası’nın fonlaması inanılmaz boyutlara ulaştığı yerde ve bu fonlama politika faizine yakın yerlerden devam ettiği sürece bankalar müşterilerin TL mevduatlarına bir anlamda faizi belli oranda dikte edebiliyorlar. Benzerinde TL faiz maliyetlerini artırmadıkları bir durumda kredi maliyetleri görece olarak daha düşük olabiliyor. Şu anda eksi, aynı şekilde o kredi faiziyle gidip TÜFE’ye endeksli bono yapsanız oradan bile para kazanabiliyorsunuz. Bu kadar farklı fiyatların oluşması hayra alamet değil. Bir gün bir yerden bunun acısı korkarım ki çıkar.

Güldağ: "Politika faizini anlamsızlaştırdık" diyoruz ama...

Ağaoğlu: Biz Türkiye'de dolar kuruna bakarak ekonominin sağlığını değerlendiririz ama yanlıştır. Aslolan bütün piyasalarda faizdir. Sayın Bakan, senin de bahsettiğin gibi kredi faizi enflasyonun altında diyor. ‘Bu kadar düşük faizle kredi alınıyor, neden beğenmiyorsunuz’ gibi bir yorumu var. Devamında da ‘politika faizini anlamsızlaştırdık’ demiş. Para politikasını anlamsızlaştırmak çok anlamlı bir hareket değil. Para politikası herkese lazım. Aynen özgür basın gibi... Anlaşılan baz senaryomuz haziran ayına kadar piyasaları bir şekilde taşıyacağız. Ukrayna’da savaş çıkmayacak, turizm sezonu ona paralel olarak iyi geçecek, döviz gelecek, bu sayede dövizi düşüreceğiz… Haziran ayına kadar herkes şu anda bu beklemeyi kabullenmiş gibi görünüyor.

Güldağ: Öyle görünüyor ama enflasyon ne olacak? Yüzde 60'lara dayanır mı? ÜFE yüzde 100'ü bulur mu? Dışarıdan enflasyon ithal etmeye devam ediyoruz. Girdi maliyetlerinin artmaya devam etmesinin yanı sıra, bir çok üreticinin yeterince gübre ve ilaç kullanamadı. Bu sene oldukça düşük rekolteler bekleniyor tarımal ürünler tarafında. Ayrıca soğuk geçen kış da gıda fiyatlarını yukarı çekiyor. Bize bağlı olmayan gelişmeler var. Fed, Mart itibariyle varlık alımını sonlandıracak ve faiz artırımlarına başlayacak. Dolar muhtemelen daha da güçlenecek. Çinliler hemen hoşnutsuzluklarını belirttiler. İster istemez TL’nin de dolar karşısında zayıfl aması beklenir. Hele dört faiz artırımı gelirse...

Ağaoğlu: Bu yıl Fed’in 4 faiz artışı yapacağına dair beklentiler yansıdı bazı raporlara. Ben 3 faiz artışı bekleyenlerdendim. İlk faiz artışının martta 50 baz puanla başlaması da bekleniyor. ABD’de gerek 10 yıllık tahvillerin yukarı çıkması, gerek borsa endekslerinin bu kadar sert düşmesinin arkasındaki sebeplerin başında Fed’in uygulayacağı yeni para politikası var. Bunun bizim gibi ülkelere mutlaka olumsuz etkileri olacak. Diğer gelişen ülkelerin bir kısmı buna önlem olarak geçtiğimiz yıl boyunca faizlerini artırdılar. Kendilerine bir tür koruma duvarı çektiler.

Güldağ: Faizleri düşüren bir tek biz olduk.

Ağaoğlu: Biraz daha açık durumda bekliyoruz. Risk alıyoruz. Hatta doğal gazdaki hikaye de biraz buna benziyor. Yabancıların büyük kısmı Türkiye’den zaten çıkmış durumdalar. O yüzden ekstra bir yabancı çıkışının olması ihtimali hayli düşük. O nedenle aşırı dalgalanma beklemeyin.

Güldağ: Şöyle 10 yıllık bir döneme baktığımızda yurtdışından Türkiye'ye döviz arzında çok büyük gerileme var. 2011'de 70 milyar dolar civarında olan Türkiye'ye döviz arzı şu sıralar 10 milyar dolar civarına gerilemiş durumda. Büyük bir düşüş bu. Yabancıların elindeki DİBS'ler, yani tahvil bono da 60-65 milyar dolardan 4-5 milyar dolara düştü. Tabii bu da siyasi tercih meselesi. Anlaşılan bunu istiyoruz da, endişelerimizden dolayı... Sonuçta biz Fed'e yönelik bir hazırlık yapmadan 'hazırlıklı' duruma geldik.

Ağaoğlu: Ama her durumda, Fed'in attığı adımlar ve bunun devamında yeni ihtiyaç duyacağımız kaynak tedariki ile ilgili fiyat, maliyet artışı mutlaka bize de yansıyacak. Bir anlamda rüzgar dönüyor. Şimdiye kadarki bedava para dönemini doğru değerlendirmediğimiz için şimdi külfetiyle uğraşacağız gibi görünüyor.

Güldağ: Piyasadaki hareketlere bakarsak, Fed'den 4 faiz artışı fiyatlandı diyebilir miyiz?

Ağaoğlu: Tam olarak dahil edildiğini düşünmüyorum. Şu anda ağırlıklı olarak etkilenen ABD hisse senetleri tarafı diyebiliriz. Ama emtia tarafına baktığımızda nikel neredeyse rekor kırdı. Son 10 yılın en yükseklerinden birini gördü. Oradan bir kar realizasyonu ile geri çekildi ama diğer endüstriyel metaller tarafında da müthiş bir satış gelmiş değil. Diğer taraftan petrol 88 dolarlarda.

Güldağ: İşin o tarafı da çok önemli. Petrolde 100 dolar beklentin devam ediyor mu? Brent 90 doları aştı bir ara...

Ağaoğlu: Maalesef halen o taraftayım. 2011’den sonraki en yüksek yerine gelmiş bu arada nikel. Petrolde 90 dolar da uzun zamanın en yüksek seviyelerinden bir tanesi. 88 de öyle. Petrolde 3 hane ihtimali halen çok yüksek. Beraberinde değerli metaller de yükseldiler enteresan bir şekilde. Gümüş ve altın geçen hafta ondan önceki hafta belirttiğim seviyelerin biraz üzerine çıktılar. Ve bundan olumsuz etkilenenler kripto para dünyası oldu. Onlar zaten bir rüzgara bakıyorlardı. Tarımsal emtia tarafı da çok aşağı olmamakla birlikte endüstriyel metallerde gerileme ve gevşeme yok. Faizin artması maliyetimizi artırıyor fakat Fed’in faiz artışları tarafını henüz daha aşağı çekmiş, indirmiş değil.

Güldağ: Bu arada IMF’nin açıkladığı son raporda daha karamsar olduğunu gördüm. Küresel büyüme tahminini yüzde 4,9’dan 4,5’e çekti. Özellikle ABD ve Çin’deki yavaşlamanın büyümeyi sınırlandıracağını öngörüyor.

Ağaoğlu: Sanıyorum Çin’i yakından izlemeye devam edeceğiz. Sanayiciler için küçük bir not eklemek istiyorum; tedarik zincirinde yaşanan problem sadece tedarik değil hammadde tarafını da çok fazla etkiledi. Ve normalin üzerinde siparişler verildi. Hem ara mamul, yarı mamul ve mamul için hem de bunların üreticileri olan hammadde talepleri arttı. Ben yavaşlayan bir küresel ekonomiyle birlikte sipariş iptallerinin gelmeye başlayacağını, bu sipariş iptalleriyle birlikte özellikle emtia tarafında yeni bir hareket görüleceğini düşünüyorum. Ama bunun için erken, ikinci çeyreği beklememiz gerekecek gibi görünüyor.

Borsalarda ‘kara gün’ yaşanmaz ama kayıplar yüzde 20'ye varabilir

Güldağ: Geçen hafta ABD borsaları sert düştü. Fed’in faiz artırma kararlılığı ile hisselerin yüzde 20-30’lar civarında değer kaybedebileceği ifade ediliyor. Düzeltmeden çok bir çöküş... ,

Ağaoğlu: O kadar radikal bir çöküş beklemiyorum. Ama en yükseğinden bu yana baktığımızda yüzde 13’lük düşüş oldu zaten. Buradan bir yüzde 20 daha diyorsak onu beklemiyorum. Ama toplamda yüzde 20’ye ulaşabiliriz. S&P 500 için beklediğim ikinci majör düşüş seviyesi 4,200’ler... Eğer bu seviye aşağı kırılırsa 4 bini görürüz. Bir düzeltme gelecek diye düşünüyorum. Ama 'Kara Cuma', Kara Pazartesi' gibi bir çöküş yaşanacağını sanmam. Süreci bu kadar iyi yöneten Fed, piyasaların çok fazla canının yanmasına izin vermeyecektir. Ama piyasalar da ‘faizleri artırırsan düşeriz ha’ diye şantaj yapmaya devam etti. Fed bu kadar yüksek enflasyonun olduğu bir ortamda şantajı yemedi.

Doğal gazda İran’dan ziyade Rusya önemli

Güldağ: Soğuk kış günlerinin sıcak gündemi enerji kesintileri ve üretimdeki aksamalar oldu. Özellikle doğal gaz tedarik yönetimine yönelik soru işaretleri var. Elektrik verildi ancak doğalgazda süreç uzayabilir beklentisi yüksek.

Ağaoğlu: Öncelikle İran, Türkiye’nin en önemli gaz tedarikçisi değil. Ve ilk kez kesintiye gitmiyor. Süreç iyi yönetilmedi diyeyim. Planlama, depolama ve optimizasyon problemleri oldu. Dua edelim Rusya tarafında bir problem çıkmasın. Ukrayna konusunda bir problem çıkarsa canımız yanabilir. Türkiye’de özellikle Avrupa’da tam zamanlı üretim yapan işletmelere ara mamul ve parça üreten bir yığın işletme var. Herhangi bir sebepten ötürü bir aksama olursa karşı taraftaki alıcı, Türkiye’deki tedarikçiye artık güvenmemeye başlar. Bugünün bir problemi gibi görünen bir konu, aslında yarının ana problemlerinden biri haline gelir. Enerji sorunu yakın zamanda çözülemeyecek gibi duruyor. Bazen yağmur, bazen dolar duasına çıkar vatandaşımız. Bir de sıcak hava duasına çıksınlar diye önereceğim. Umarım sıcak geçer…

BES iyi bir tasarruf alternatifi

Güldağ: Bireysel yatırımcıların tasarrufl arını değerlendirmesi açısından zor bir dönem. Borsa en risksiz enstrüman gibi duruyor. Borsaya yönelik beklentini ve nasıl bir ‘sepet’ ile riskin dağıtılabileceğini sormak isterim…

Ağaoğlu: Bireysel yatırımcılar için borsa halen bir alternatif midir, evet. Ama bireysel yatırımcılara tavsiyem; lütfen kulaktan duyma haberlerle hareket etmesinler. Ana şirketleri içinde bulunduran fonları tercih etmeleri, hakikaten profesyonel portföy yönetim şirketleriyle bu işi yürütmelerini şiddetle öneririm. BES sahibi olmayanların mutlaka BES sahibi olması gerektiğine inanıyorum. Özellikle de yaşı 35-45 olanlar için diyeyim. Çünkü devletin getirdiği yüzde 30’luk düzenleme bir yıllık asgari ücrete getirdiğiniz zaman yüzde 30 getiriyi garanti ediyor. Böyle bir garanti mekanizması neredeyse hiçbir yerde yok. BES iyi bir tasarruf alternatifidir. Kur Korumalı Mevduat da şu anda bireyler için cazip görünüyor. Onu da bir tasarruf aracı olarak kullanabilirler. Bunun paralelinde serbest olarak kullanabilecekleri, ben bu seneyi değerli metalleri şanslı görüyorum.