“Krizleri aşmanın yolu, yeşil büyümeyi teşvik etmek”

Forum İstanbul 2020 Konferansları’nın ikinci gününde gerçekleşen “Ortak Geleceğimiz: ‘Gezegenimiz’” başlıklı oturumun ortak mesajı şöyle: "Yaşadığımız krizleri aşmak ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmenin yolu, bir an önce hep birlikte harekete geçmek ve yeşil büyümeyi teşvik etmekten geçiyor"

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

‘Değişimi Anla, Geleceği Tasarla’ ana teması ile dijital platformlarda gerçekleşen Forum İstanbul 2020 Konferansları’nın ikinci gününde düzenlenen “Ortak Geleceğimiz: ‘Gezegenimiz’” başlıklı oturumda, sürdürülebilir kalkınma için atılması gereken adımlar masaya yatırıldı. “Kolektif eylemlerin nasıl geniş bir etkiye sahip olduğunu öğrendikten sonra, COVID-19 ile küresel savaşımız iklim değişikliği ile mücadelemize nasıl yardımcı olabilir?” sorusu üzerinden şekillenen oturumun ana sponsorluğunu Gülsan Holding üstlendi.

DÜNYA Gazetesi'nden Hakan Güldağ’ın yönettiği oturumun konuşmacıları; Garanti BBVA Kurumsal ve Yatırım Bankacılığı’ndan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Başkanı Ebru Dildar Edin, Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Dördüncü, Açık Radyo Kurucusu ve İklim Aktivisti Ömer Madra ile CDP Avrupa Direktörü Steven Tebbe oldu.

Konuşmacıların ortak mesajı ise şöyle; “Yaşadığımız krizleri aşmak ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmenin yolu, bir an önce hep birlikte harekete geçmek ve yeşil büyümeyi teşvik etmekten geçiyor.”

Garanti BBVA GMY ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Başkanı Ebru Dildar Edin: Büyük şirketlerin, boylarından büyük taahhütler vermesi lazım

“Hükümetler ekonomik toparlanma paketlerini açıklıyorlar. Eğer kaynaklar doğru yere giderse, iklim değişikliği ile mücadelede yavaşlamayı bırakın, tam tersine hızlı bir toparlanma dönemine girebiliriz. Mayıs ortasında, ABD’de piyasa değeri 11.5 trilyon doları bulan 300 şirket, Kongre’ye toparlanma paketlerine yeşil önlemler dahil edilmesi yönünde çağrı yaptı. AB’nin güncellediği yedi yılı kapsayan ve yaklaşık 1 trilyon Euro tutarındaki bütçe önerisi ile 750 milyar euroluk kurtarma planı, yeşil ve dijital dönüşümle ilgili şartlarla açıklandı. Bu fonların yüzde 25’inin doğrudan iklim mücadelesine ayrılması kararlaştırıldı. Tüm bu planlarda neyin ‘yeşil’ olarak kabul edileceğini ise sürdürülebilir finans taksonomisinde belirtiliyor. Taksonomi, hangi yatırımların yeşil olduğunu tanımlayan bir sözlük işlevi görüyor.

Türkiye’ye finansman sağlayan uluslararası finans kuruluşları ve Avrupalı yatırımcılar da artık bu sözlüğe göre davranacak. Pandemi tabi ki herkesin gündemde, ama iklim değişikliği ile mücadeleden asla vazgeçilmeyecek. Bu dönemden sonra ülkeler arasındaki ticarette de yeşil hedefleri daha sık görmeye başlayacağız. Özeliikle AB, bu konuda yeterince adım atmayan ülkelerle iş birliğini yeniden gözden geçiriyor olacak. Bizim de bu gelişmelerden ders çıkarmamız ve nasıl normalleşeceğimizi şimdiden planlamamız gerekiyor. Dönem bekleyip görme zamanı değil.

Hem Türkiye hem de dünya olarak önümüzde çok büyük fırsatlar var. Karar vericilerin şirketlerin sürdürülebilir ve yeşil alanlara yatırım yapmasını destekleyecek yapılar kurması; yeşil yatırımlara vergi avantajları sağlaması gerekiyor. Bugün Avrupa’da sosyal ve sürdürülebilir tahviller piyasası 828 milyar dolara ulaştı. Yakında bu tahviller Türkiye’ye de gelecek. Türkiye’de altı banka Sürdürülebilir Finans Bildirgesi’ni imzaladı. Kömür santrallerin finansmanı konusunda taahhüt verdi. Bankaların kömürden uzaklaşıyor olması, bu yatırımların azalması anlamına gelecek.

Yenilenebilir enerjiler gibi, döngüsel ekonomi de çok önemli bir konu. Bir şirketin atığı, diğer şirketin girdisi olmalı. Bu konuda altyapı ve platform var, ama farkındalık önemli. SKD ve EBRD iş birliğinde Materials Marketplace Projesi’ni hayata geçirdik ve bu konuda şirketlere destek veriyoruz. Büyük şirketlerin kendi boylarından büyük taahhütlere girmesi lazım. Biz GarantiBBVA olarak ilk sürdürülebilirlik sendikasyon kredisini aldık. Bu kapsamda tüm elektriğimizi bir sene boyunca, yenilenebilir enerjilerden sağlayacağız ve karbona dayalı elektrik üretim santrallerini finanse etmeyeceğiz.”

Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Dördüncü: İklim değişikliği ile mücadelede inanılmaz bir ikiyüzlülük hakim

“İklim değişikli sorunu çok ciddi bir sorun, ama maalesef ortak bu konuda bir zemin sağlanabilmiş değil. 1990’larda Kopenhag’da gezegenin geleceğini konuştuk; Daha sonra Kyoto Protokolü geldi ama bir sonuca ulaşamadı; en son ise Paris Anlaşması yapıldı, ama hala tam anlamıyla hayata geçebilmiş değil.

Küresel ısınmayı 1.5 derece ile sınırlamamız gereken 2030’a nasıl yetişeceğiz bilmiyorum ve çok da iyimser değilim. İnanılmaz bir ikiyüzlülük hakim. Yapıyormuş gibi görünüyoruz, ama bir şey yapmıyoruz. Evimize bu kadar kötü davranıyor olmamız inanılmaz. Çok önemli bir bilinçlenme gerekiyor. İş dünyasının aymazlığını anlayamıyorum. Yeşil ekonomide çok büyük iş fırsatları var. Örneğin; İş Dünyası Plastik Girişimi kapsamında, 26 şirket 2021 yılına kadar plastik taahhütlerini açıklayarak çözümün parçası olacağını belirtti. Her gün 8-12 milyon ton okyanusa ve denizlere atılıyor. Tonlarca plastiğin sadece yüzde 19.9’unu geri dönüştürüyoruz. Milyarca dolarlık hammadde kaynağını yok ediyoruz.

Önümüzdeki dönemde, uzun vadeli bakabilen, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda hareket eden şirketler başarılı olacak. Yenilenebilir enerjileri desteklemek çok önemli, ama bu noktada öncelikle inovatif teknolojilere ihtiyacımız var. Eğer buradan gelecek enerjiyi depolayamıyorsak, sadece yenilenebilir enerjilerle enerji ihtiyacımızı karşılamak mümkün olmayabilir. Şirketler, hissedarları ve paydaşları için değer yaratırken, aynı zamanda çok iyi bir vatandaş olabilirler. Dünyaya zarar vermeyen bir iş modeline geçebilirler. Kamunun da bu dönüşümü desteklemesi, teşvik etmesi gerekiyor. Yeşil endüstride çok büyük iş fırsatları var. Bu süreçte inovasyona, gençlere ve yeni fikirlere de açık olmamız gerekiyor.”

---------------

Açık Radyo Kurucusu Ve İklim Aktivisti Ömer Madra: Ölü bir gezende iş de ekonomi de yoktur

“İklim krizi ve biyoçeşitlilik krizi karşısında harekete geçmeyen, gerekli radikal adımları atmayan hükümetler, COVID-19 krizi karşısında çok hızlı bir şekilde harekete geçtiler. Küresel iklim krizine de, Covid-19’a verdiğimiz kolektif cevabı vermek gerekiyor. Bu cevabın en önemli unsuru da yeşil enerjilere yatırım yapmak. Stanford Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre 2050’ye kadar tamamen yenilenebilir enerjilere geçmek mümkün, fakat bunun için siyasi irade gerekiyor. Salgının ardından ekonomilerin açılması ile birlikte, şirketler eski alışkanlıklarına dönüyorlar. Karantina uygulamalarını sona erdiren

Çin’in hava kirliliği yeniden rekor seviyelere ulaştı. Genç iklim aktivisti Greta Thunberg, ‘Eğer bu nesil iklim değişikliği ile mücadeleyi kazanamazsa, geleceğimiz elimizden alınmış olacak’ diyor. Bir an önce harekete geçmek zorundayız. Özellikle fosil yakıt şirketlerinin içinde bulundukları durumu devam ettirmeleri imkansız. Bankaların ve sigorta şirketlerinin de bu şirketleri desteklemekten vazgeçmeleri gerekiyor. ABD eski Başkanı Barack Obama, “’İklim değişikliğinin felaketini gören ilk kuşağız ve bunu sonlandırabilecek son kuşağız” demişti. Bu çok önemli. Mevcut kapitalist sistemde bir aksama olduğu kesin. Sınırlı bir dünyada sınırsız büyümeyi hedef alan bir sistem devam edemez. Yaşam tarzımızı değiştirmemiz, kar odaklı bakış açısından kurtulmamız gerekiyor. 1990-2020 yılları arasında Shell, Chevron ve BP, 2 trilyon dolar kar etti. . Paris Anlaşması’na rağmen, bazı bankalar bu şirketlerin yatırımlarını desteklenmeye devam etti. Yaşadığımız pandemi, petrole olan yatırımların cazibesini azalttı, çünkü ölü bir gezende iş de, ekonomi de yoktur.”

CDP Avrupa Direktörü Steven Tebbe: Hayat tarzımızı mı muhafaza edeceğiz, yoksa hayatımızı mı?


“Büyüme modeli ile ilgili önemli tartışmaların yaşandığı bir süreçten geçiyoruz. İş modelleri değişiyor.  Sorulması gereken soru şu:

Hayat tarzımızı mı muhafaza edeceğiz, yoksa hayatımızı mı? Hayat tarzımızı muhafaza etmek, sürdürülebilir değil. 30 - 40 yıldır iklimi tartışıyoruz. Dünya bu felaketin farkında.

Herkes cennete gitmek istiyor, ama kimse ölmek istemiyor. Biz CDP olarak daha sürdürülebilir iş modellerini ortaya çıkarabilmek için ölçümleme yapıyoruz. Ölçemediğimiz hiçbir şeyi yönetemezsiniz. CDP 9 bin şirketi temsil ediyor. Bu sorunu sivil toplum, politikacılar ve yatırımcılar olarak birlikte çözmek zorundayız. İyi şirketlerle kötü şirketler arasındaki farkı ortaya koymak gerekiyor. COVID-19 krizi, aslında hepimiz için bir ‘uyanın’ uyarısı oldu. Bugün çok sayıda ülke resesyon yaşıyor. Toplum olarak iş modelimizin değişmek zorunda olduğunu gördük. Önümüzde prova yapabileceğimiz bir süre var. COVID-19 olması gerekeni, tetikledi. Değişmemiz gerektiğini gösterdi. Fosil yakıt şirketlerin geleceği olmadığını gördük. Yatırımların iyi şirketlere yönlendirilmesi gerekiyor. Kimse fark yaratamayacak kadar küçük olduğunu düşünmemeli. Dünyamızın ortak geleceği, bizim nasıl davranacağımıza bağlı.”