'Londra saldırıyor' izah etmiyor

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve DÜNYA Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, bu haftaki buluşmada COVID-19 sürecinde atılan normalleşme adımlarını konuştu.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve DÜNYA Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, bu haftaki buluşmada COVID-19 sürecinde atılan normalleşme adımlarını konuştu. Salgının var olan sistemleri sorgulayacağını ve farklı iş modelleri yaratacağını savunan ikili, iş dünyasının bir numaralı gündemi olan ‘swap anlaşmaları ve kur ne olacak’ sorularına yanıtlar aradı, Türkiye’nin borçlanma ihtiyacının karşılanması için neler yapılması gerektiğini tartıştı.

Güldağ: Hayatı ve ekonomiyi açmaya başladık. Ama yavaş değil de sanki hızlı gerçekleşiyor. AVM'ler açıldı. Bayramdan sonra lokantaların eli kulağında olacak belli ki... Turizmde dahi hazırlıklar başladı. Tatilciden hazirana rezervasyon da geliyor. Sektörlerle konuşuyoruz, sıkıntılarla birlikte herkeste umutların geçen haftaya göre arttığını gözlemliyorum.

Bu arada, korona salgını sonrasında nelerin değişeceği de netleşiyor. Bir, hiç şüphesiz dijitalleşme... AVM'lerin sancılı açılışında, artık mağazalara yüksek kiralar ödemek yerine online'a ağırlık vermeyi düşünen markaların yeni eğilimleri var. Eskiden yok muydu? Vardı elbette ama korona ile ciddi hızlandı. Ayrıca, sadece perakendeciler değil örneğin kimya sektörü de dijitalleşmeye ağırlık veriyor. Hep değişecek, değişecek diye konuştuklarımız oluyor şimdi. Sanal dünya gerçek oluyor bir nevi. Her şey değişecek saflığında değilim tabii ama bir çok değişiklik de kendini belli etti. Belki sanal fuar tutmayacak ama dijital toplantıların hayatımızda daha fazla yer tutacağı kesin.

Bir başka fark, verimlilikle ve evden çalışma ile ilgili olacak. Çalışanlar açısından avantajlı durumlar da var tersi de... Bir iş insanı ile sohbet ettim: “Bu süreçte şunun farkına vardık" dedi, "Biz talep olduğu için çalışmaya devam ettik. Ama önlemler çerçevesinde 800 çalışanımızı eve gönderdik. Baktık ki, eskiden 100 birim üretiyorsak, şimdi de 90 birim üretiyoruz. Önümüzdeki dönem bu konuda ne yapacağız’ diye derin düşünmemiz gerekiyor” sözleriyle bana göre iş hayatını etkileyecek bir çerçeve açtı. Bir çok iş yerinde bunlar gündeme gelecek. COVID-19, farklı iş modelleri yaratacağı gibi var olan sistemleri de değiştirebilme gücüne sahip görünoyor. Ama gelin görün ki, hala iş dünyasının bir numaralı gündemi ‘swap anlaşmaları, kur ne olacak’ soruları…

Ağaoğlu: Önce 800 kişinin işini 400 kişinin yapıyor olması meselesine değinmek isterim. COVID-19’un en önemli çıkarımlarından biri ‘daha fazla dijitalleşeceğiz’ oldu. Dijital olarak bazı işleri daha hızlı ve kolay yapacağımızı öğrendik. Birçok ofise artık ihtiyaç kalmamış olabilir. Ofis bazlı emlak piyasasının değişim göstereceğini düşünüyorum. Ofisler küçülecek. Aynı masayı 2-3 kişi kullanacak. Dönüşümlü gelecek. İHKİB Başkanı Mustafa Gültepe ile bir sohbetimiz oldu. İlginç birşey söyledi, dijital fuarlara başlıyorlarmış. Tekstilde dijital fuar nasıl olacak bilmiyorum. Ben dokunmadan birşey satın alamıyorum. İçindeki pamuk ya da sentetik oranını okuyorum ama dokunduğum zamanki hissim de önemli. ‘Tekstil nasıl yapacak bunu’ dedim. ‘Yapacağız. Yeni iş yapma biçimi olarak benimsemek zorundayız’ dedi. İyimser ve pozitif bir gelişme var. Şimdi Avrupa’dan yavaş yavaş talepler gelmeye başlamış. Yine de, bu açılmanın bir iki hafta sonrasında başımıza neler geleceğini bilmiyoruz. Cumhurbaşkanı’nın söylediğinden anladığım, ‘Biz normalleşme takvimi açıkladık ama hafta hafta bunu takip edeceğiz.’ Bence de bu doğru, gerekiyorsa tekrar kapatmamız veya başka önlemler almamız gerekecek.

Gelelim swap piyasalarına… Fed ile swap anlaşması ihtimalini düşük görüyorum, S-400 meselesi sebebiyle…

Güldağ: Avrupa Merkez Bankası ile denemeler de bir sonuca ulaşmadı gibi...

Ağaoğlu: Diğer ülkelerden gelen anlaşmaların rakamları önemli olacak. Aslında arkasında ifade etmiş olduğu işbirliği önemli olacak. Avrupa Merkez Bankası ile yapacaksak birşey ifade eder ama, Katar, Çin gibi ülkelerle yapacaksak, bölük pörçük oluyor. Çok birşey ifade etmez.

Güldağ: Ama söylentisi bile etkiledi...

Ağaoğlu: Dolar ne oldu da düştü derseniz, çok major bir değişiklik olmamakla birlikte, BDDK'nın çıkardığı aktif rasyo etkiliyor. Aktif rasyoya baktığımda, ben banka hazinecisi olsam DTH hesaplarını kovalarım. Çünkü paydada TL karşılığı 1.25 ile çarpılıyor. Bu oranın yüzde 1’den yukarıda olmasını istiyor BDDK, bunun için de 100 birimlik doların 125 birimlik TL karşılığı var. Benim 125 birimlik TL kredisi vermem lazım ki bu rasyoyu tutturayım. Şimdi bu çok zor olacağı için bankalar DTH’lara çok düşük faiz vermeye başladı. Şu anda net olarak görmemiz çok mümkün değil ama diviz satışı getirmiştir. Bir de 2018’de doların gelmiş olduğu 7.22 TL seviyesi vardı. 7.26’ya geldi bu sefer. İşte reel bir faiz anlamında değil ama en azından nominal olarak ‘ben paramı kurtarsam, yeter bana’ diyen olmuştur. Orada bir miktar satış geldi. Teknik bir düzeltme aslında… Ben de satardım bir miktar, en azından denerdim. Fakat bu düşüşün kalıcı olup olmayacağı ile ilgili birşey söylemek için erken. Swap anlaşmalarına veya dış kaynağa ihtiyacımız var. Dış kaynağın nereden, nasıl, hangi koşullarda ve hangi vadede sağlanacağı önemli. Bu netleşmediği için bu düşüş sınırlı kalacak.

Güldağ: Her halükarda ülkemizin dış borç yükümlülüklerini rahatlıkla yerine getirebileceğini, bu kapasitemizin olduğunu göstermemiz gerekiyor. Açıkçası şu anda borç ödemelerinde aksayan bir şey de yok. Yüzde 70-80'le çevriliyor. Çeviremediğimizi de ödüyoruz. Epeydir net dış borç ödeyicisi konumundayız. Ama 'olabilir' kuşkusu var ya, vukuundan beter.Borcun geriye ödenmesindeki risklerin düzeyini yansıtan, kredi temerrüt takası denilen CDS oranımız çok yüksek. Ya da yurt dışında yayınlanan raporlarda bir yıllık dönemde ödenmesi gereken dış borcun döviz rezervine oranımız önemli bir risk göstergesi olarak algılanıyor. Bu algılarla kavga etmek, 'Londra bize saldırıyor' demek sorunları çözmüyor. İzah da etmiyor. Kurun atak yaptığı gün Brezilya Reali, Meksika Pezosu, Güney Afrika Randı, Rus Rublesi TL'den daha fazla değer kaybetti. Onlara da mı saldırı oldu? Aksine çok anlaşılabilir nedenleri var. Dövizde hareketliliğe neden olan çok az unsur TL lehine çalışıyor şu sıralar. Bütün gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı var. Sadece bizde değil. 90 milyar dolar çıktı yaklaşık. Bunun onda biri de, nisan sonuna kadar 8.4 milyar doları da Türkiye'den çıktı. Onun için algıyı elden geldiğince lehimize olacak şekilde yönetmek gerekiyor. Ve tabii her şeyin ötesinde güven sağlayıcı adımlar atmamıza ihtiyaç var. Yanlışsam sen düzelt, bugüne kadar kuru aşağıya çekmek için attığımız adımların çoğu işe yaramadı. Bence böyle bir dönemde geçici döviz likiditesi sağlayacak bir anlaşma yararlı olur.

Ağaoğlu: Türkiye’nin risk primi 600 seviyesinde. Bu çok yüksek bir oran. Şu demek, bir yatırımcı Türkiye’de 100 dolar yatırım yapmayı düşünüyorsa, bunun batma ihtimaline karşılık yüzde 6’sını yani 600 baz puanı risk primi olarak ödemesi gerekiyor. Ne kadar getiri bekliyorsunuz ki, en az 600 baz puanı ödemeye razısınız. Bir de kendi elinizdeki paranın da alternatif maliyeti var. Risk primini aşağı çekecek radikal adımlar atılmadığı için yüksek kalmaya devam ediyor.

Güldağ: Evet, geçen hafta, diğer koşullar aynı kalırsa, bizim ne yapacağımıza, hangi politikaları tercih edeceğimize bağlı olarak kurlar yukarı ya da aşağıya doğru bir lira civarında oynayabilir demiştik. Biliyorsun, 'Hayat yaptığımız seçimlerin bir toplamıdır.' Hangi adım atılırsa, kurda ne beklersin?

Ağaoğlu: Bir kez, kurdaki gerilemede sert ve derin düşüş olacağını düşünmüyorum. Swap hamlesi gelirse, 6.25 TL’lere düşebilir.

Ek vergiler getirilirken yan etkileri pek düşünülmüyor

Güldağ: Biliyorsun ek vergiler geldi ithalata. Sektörlerden farklı tepkiler geliyor. İç içe bir durum var.Bir yanıyla dövizde sıkışıklık var, ithalatımız da ihracatımıza göre daha yavaş daralıyor, martta cari açık 4.9 milyar dolar oldu, daha da artarsa döviz cephesinde daha da sıkışabiliriz okuması var. Öte yandan vergi elirleri iyice düştü, bu yolla biraz artar yaklaşımı var. Nihai ürünlerde yerli üretimi koruyalım isteği var. Daha önce özellikle Çin menşeili ürünün önünü kesecek bir vergi gelmişti. Şimdi yelpaze daha da genişledi. Beyaz eşyadan elektroniğe ama bu arada demir-çelik gibi ara ürünlere de geldi...

Ağaoğlu: Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmasında uygulanabilir birşey değil gibi, yanlış mı düşünüyorum?

Güldağ: Avrupa Birliği’nin göz yumacağını düşünüyor ve hesap ediyorlar, ben öyle görüyorum. AB’den büyük itiraz gelmez bu dönemde. Zaten, dahilde işleme rejimi ve serbest ticaret anlaşmaları çerçevesindeki ithalata fazla bir etkisi yok. Öte yandan, AB de Türkiye’nin demir-çelik kotalarını aşağı çekmeye çalışıyor. Bir revizyon yapıldı zaten. Türkiye’nin aleyhine oldu. Şimdi bir önlem daha almaya çalışıyorlar. Onlar da kendilerini korumaya yöneldi iyice... Ama döviz kısıtı ve vergi toplama meselesi önemli bence. Eninde sonunda iş geliyor bütçeye... Bu yıl 300 milyar lira açık verilmesinde hemen hemen herkes hemfikir gibi görünüyor…

Ağaoğlu: Ben de aksini beklemiyorum. Hızlı, acil kararlar alınıyor. Kararların yan etkisi fazla düşünülmüyor. Piyasalar ve ekonomi hassas dengeler üzerinde. Sert kararlar alırken dikkat edilmesi gerek. Geri adım atınca da başka problemler getirebilir. Bence dengesini çok iyi kurmakta fayda var..