24 °C

Mayınların sayısı ve sıklığı arttı

Bu haftaki Şans Sohbetleri’nde, Ali Ağaoğlu ve Hakan Güldağ, Doğu Akdeniz'deki gerilimin piyasalara yansımasını ve altın ithalatındaki artışın arka planını değerlendirdi. Ayrıca ikili, büyüme rakamlarını ve dövizdeki gelişmeleri ele aldı.

Mayınların sayısı ve sıklığı arttı

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, bu hafta Şans Sohbetleri’nde ikinci çeyrek büyüme rakamlarını değerlendirdi, üçüncü ve dördüncü çeyreğe ilişkin tahminlerini paylaştı. Dövizdeki gelişmeleri ele alan ikili, Doğu Akdeniz'deki gerilimin ekonomiye ve piyasalara olası yansımalarını tartıştı. Altın ithalatındaki yüzde 400’lük artışın arka planı da ikilinin gündemindeydi.

Güldağ: Büyümeyle başlayalım. İTO Başkanı Şekib Avdagiç'in nitelemesiyle 'korona çeyreği'nde yüzde 9.9’luk bir daralma yaşadı ekonomimiz. Hemen her ülkenin küçüldüğü bir dönemdi. Çin hariç. Bırak küçülmeyi ikinci çeyrekte yüzde 3.2 büyüdü. Sonuçta bütün etrafı Japonyası, Güney Koresi küçülürken, hasılı dünya küçülürken bir tek Çin büyümeye nasıl geçiyor? Biraz tartışmalı buluyorum. Neyse, biz de söylendiği gibi iç piyasayı harekete geçirdiler diyelim, geçelim. Kendimizi dünya ile kıyasladığımızda, dünyadaki genel durum daha kötü diyebiliriz hiç şüphesiz. Ama başkasına göre kendimizi tarif etmeye takılıp kalmaktansa, gerçeklerimizi konuşmak daha doğru geliyor bana...

Ağaoğlu: Benim beklentim daha büyük bir eksi rakam gelmesi yönündeydi. Çift hanenin bir tık altı olması bana enteresan geldi. Bu rakamlar sadece beni şaşırtmıyor aslında... Birçok ekonomist arkadaşlarımız da aynı bakıyor. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, ikinci çeyreğin ikinci yarısında herkes elindeki stokları sattı. Bayilerdeki stokları da sattı. O sırada geleceği görüp stoklamış birinin olacağını zannetmiyorum. O nedenle ilan edilen stok rakamının revize edileceğini düşünüyorum. 9.9’luk rakamda da daha aşağı yönlü bir revize olacağını düşünüyorum. Doğrusu, ikinci çeyrekteki sanayi üretimi böylesi bir stok artışını destekleyecek bir boyutta değildi diye bir önyargım davar.

Güldağ: Ben rakamları vereyim. Sanayi üretimi nisan ayında eksi 31, mayısta eksi 19. Haziranda toparladık. Sadece eksi 0.2 oldu. Ama sonuçta ikinci çeyreği oluşturan 3 aydaki toplam daralma yüzde 16.8 oldu. Tabii haziran sonrasında enflasyonun epey altındaki cazip faizlerle sağlanan krediler tabloyu farklılaştırdı. Temmuz ve ağustosta üretim toparlandı. Tabii bu üçüncü çeyreğin hikayesi...

Ağaoğlu: Ben üçüncü çeyrekte de büyümenin ekside kalmasını bekliyorum. Tahminim yüzde 3.5-4.5 bandında bir daralma. Kredi genişlemesinin, özellikle temmuz ayında çok büyük etkisi oldu. Yine de toplam büyüme cephesinde muhtemelen eksi rakamlarda kalmaya devam edeceğiz. Bunu sadece kredilerde ciddi frene basılmış olması ya da otomobil satışları tarafında ÖTV’lerin artırılması nedeniyle oluştuğu gözlenen olumsuz etki nedeniyle söylemiyorum. Sadece otomotiv olarak bakmayalım. Diğer sektörlerde rakamlar şimdilik kötümser gelmiyor. Yine de bu performansla pozitife geçip büyüme yakalamak çok zor. Özellikle ihracattan pek bir katkı beklemiyorum. Doğu Akdeniz geriliminin beraberinde gelecek yaptırımlar söz konusu önümüzdeki dönemde biraz sekteye uğrayabilir. O yüzden bu bir iki ay toparlanma şansımız var mı diye sorduğumuzda, son çeyrekteki durum bir iki ayın sonrasındaki gelişmelere bağlı olacak. Normal şartlarda dördüncü çeyrek tahminim pozitife geçileceği yönündeydi, fakat dış politika durumlarını yakından izlememiz lazım. Çünkü oradaki sorun gittikçe büyüyor. Onun için mesele sadece vergi sonrası otomobil satışlarının ne olacağı, kredilerin nasıl seyredeceğinin ötesinde...

Güldağ: Doğru. Kredilerdeki yavaşlama ağustos ortalarından bu yana iyice belirginleşti. Kamu bankalarının kredi artışı temmuzda yüzde 94, özel sektör bankalarının yüzde 49 oldu. Enflasyon yüzde 11-12 dersen hiç de az değil kredilerdeki artış. 21 Ağustos haftasında ise toplam kredi büyümesi yüzde 48. Yavaşlama dediğimizde bile durum bu gerçi ama şimdi daha da yavaşlamıştır. Yine de kredilerdeki düşüşe rağmen, sanayi ve özellikle hizmetler sektöründe ikinci çeyrekte gerçekleşmeyen toparlanmanın üçüncü çeyreğe yansıması kaçınılmaz. O nedenle ben üçüncü çeyrek pozitif olacak diye görüyorum. 2020'nin ilk çeyreğinden sonra ikinci çeyrekte V'nin aşağıya dönen bacağını çizdik. Şimdi de bana göre üçüncü çeyrekte yukarı bacağını çiziyoruz. 2020'de 'V' çizdiğimiz bir gerçek. Ama bu Türkiye ekonomisi şaha kalktı demek değil. Daralma beklenenden, tahmin edilenden daha az olabilir demek. Ve asıl mesele şu; Türkiye son beş yılda ortalama olarak yüzde sıfır küsurlar civarında ancak büyüyebiliyor. İşte yazarımız Profesör Gündüz Fındıkçıoğlu hocamız hesaplamış. Çeyreklerden bakarak son 17 çeyrekte ortalama 2.8, yıllık verilerden 2.5. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veriden bakarsan çeyrek ortalaması yüzde 0.14 oluyor. Hasılı ciddiye alınabilecek bir büyüme yok ortada. O zaman modeli sorgulamanın zamanı geldi de geçiyor bile. Zira 'dur-kalk' mekanizmasından başka pek bir dinamiği kalmadı bu modelin büyüme anlamında... Hayatın pratik tarafına dönersek, Doğu Akdeniz gerilimi Türkiye ekonomisini şimdiden etkileyen bir konu...

Ağaoğlu: Gerilimin hayli yüksek olduğu bir dönemden geçiyoruz. Türkiye 'gelin oturun konuşalım' diyor. Ve bu davetini her yoldan yapmaya çalışıyor. Daha çok da diplomatik olmayan yollardan... Türkiye bunu ilk defa yaşamıyor daha önce de benzer şeyler yaşanmıştı.Tarafların bir araya gelip buna bir çözüm getirmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu ayın 24’ünde AB’nin dışişleri bakanları toplantısı var orada Türkiye’ye yaptırımlar çıkabilir. 25’ine kadar süre vermiş durumdalar. Bu önemli bir konu. Ki, büyük ihtimalle yaptırım kararları alınacaktır. 25’inde Türkiye onlara göre bir adım atmazsa o yaptırımların bir bölümü gündeme gelecektir. En büyük ticari partnerimiz olan AB’nin böyle bir yaptırım uygulaması bizim için çok da hayra alamet bir durum olmayabilir. Bunun karşılığında Türkiye’nin haklı olduğu bir davada geri adım atması da çok zor. Belki Almanya’nın daha verimli bir arabuluculuğuyla çözülmesi yoluna gidilebilir. Almanya, AB dönem başkanı. Bu onlar için bir nevi bir görev. Sıcak çatışmaya dönülecek olursa, ekonomi ve beklentilerin çoğu kötümser yöne doğru etkilenecektir.

Güldağ: Yazarımız Serhat Gürleyen 'Kimsenin uydusu olmadan dünyanın ana yörüngesinde kalmak kolay değil' diyordu. Çok doğru. Omuzlarımız üzerinde kendi kafamızı taşımak zorundayız. Aklımızı başkasına emanet ederek çıkarlarımızı gereği gibi savunamayız. Bu mücadelenin arka planı geniş. Tarafı ve parametresi çok. Bazen kutunun dışında düşünüp davranmak gerekiyor. Diplomatik araçları da devreye almamız şart. Her şeyimizi etkileyecek bir konu. Ekonominin yeniden dinamizm kazanmasına ve sürdürülebilir büyümeye ihtiyacımız var. Sonuçta 2019-2020 diye bakarsak, son iki yılda büyüme ortalamamız hafif de olsa negatif olacak gibi. Böyle devam etmemiz zor olur.

Ağaoğlu: Önümüzde mayınlar var. Onların arasından sekerek ilerleme konusunda oldukça başarılıydık ama mayınların sayısı ve sıklığı arttı. İşimiz zorlaştı. Önümüzdeki dönemde kur etkisiyle bir enflasyon dalgası olacak. Rakamlara yansır mı? Eninde sonunda rakamlara yansıyacaktır. Mayınlara referansla kurun da kademeli olarak artmasını bekliyorum. Bu yıl çok istisnai bir yıl oldu. Aslında bana sorarsan bitsin de öyle konuşalım.

TL'ye 'atak' beklemeyin

Güldağ: Ekonomik ve jeopolitik boyutları da dikkate aldığında içinden geçtiğimiz süreçte kur tarafında hangi gelişmeleri beklersin? Yabancı analistlerin bir kısmına bakarsan şu sıralar adil kur düzeyi 7.50 olmalı...

Ağaoğlu: Adil kur seviyesini hesaplamak çok zor. Eğer Merkez Bankası'nın efektif döviz kuru üzerinden bakalım dersek, Türk Lirası çok değersiz. Bu, ihracata katkı sağlıyor mu diye bakacak olursak, böyle majör bir katkı sağlıyor demek zor. Diğer taraftan teknik analiz olarak, yıl sonu döviz tahminim 7.54 seviyesinde. Aslına bakarsan artık yabancıların Türk Lirası'na atak yapabilecekleri yolları biz büyük oranda kapattık. Herhangi bir sıkıntı olduğunda hemen sıkıştırıveriyoruz vanaları ama yine de sıkıntı çıkıyor. Reel faizler Londra'da fırlıyor gidiyor. O nedenle de çok fazla işlem yapmak istemiyorlar. Türk Lirası'yla çok fazla ilgilenmek istemediklerini biliyoruz. Hatta bazı yabancı bankalar TL işlemlerini yasaklamış hatta ekranlarından silmiş durumdalar. O yüzden yabancılardan çok fazla atak gelmesini beklemiyorum. Biz bizeyiz, kendi yağımızla kavrulacak durumdayız. Kamu bankaları değil sadece, Merkez Bankası da kredi genişlemesini hızlı bir şekilde geri çekmeye çalışıyor. Kur üzerinde baskı kurmaya çalışıyorlar. Zimni olarak faiz artmış durumda.

Güldağ: Bankacılarla konuştuğumda 'biz iyice durduk' diyorlar kredi tarafında. Şu sırada ana faaliyetleri mevduat toplama yönünde. Kredi verme yönünde değil.

Ağaoğlu: Piyasadan para çekelim diye bir politika izleniyor şu anda, bunu sadece kamu bankaları yapmıyor, diğer bankalar da günlük ihtiyaçlarını karşılamak için bu faiz rekabetine girmek zorunda kalıyorlar. Çok gereksiz boyuttaki bir kredi genişlemesi sonrası şimdi de çok gereksiz bir kredi sıkılaştırması var. Bunun kura çok fazla baskı yapacağını düşünmem. Ancak eğer sıcak çatışma veya yaptırımlar gelirse Tahtakale piyasasında bir fark oluşabilir.

Külçe altın satışları 5 katına çıktı

Güldağ: Biliyorsun müthiş bir altın ithalatımız oldu. Yüzde 400'e yakın artış var. 1989'dan beri son 30 yılın rekoru. 4 küsur milyar dolar. Ağustos ithalatının yüzde 23'ü altın ithalatı. Altını çıkarsan yüzde 90 civarında ihracat ithalatı karşılar oranda. Ama öbür türlü bakınca yüzde 20'nin üzerinde ithalatta bir artış görülüyor. Tasarrufçuya şu sırada ne öneride bulunursun?

Ağaoğlu: Geçtiğimiz hafta konuştuğumuz çelik kasa satışlarındaki artışın benzerini külçe altın satışlarında da görüyoruz. Külçe altın satışları 5 katına falan çıkmış. Anlaşılan bu altın ithalatını da açıklıyor. Altında bir miktar bankadan da çekip yastık altına ve kasa içine koymalar yaşanıyor. Bunları kısa vadede değiştirmemiz zor. Biz burada ne desek, ki çok iyi bir haber verecek durum yok. Kaldı ki Libya ve Suriye cepheleri halen açık. İşimizi kolaylaştıran gelişmeler yok. Daha dikkatli olunması gereken dönemler. Önümüzdeki dönem için dış politika tarafının biraz daha sakinleşmesi lazım ki döviz-altın tarafında bir çözülme olsun. Belki en iyi çözüm olmayabilir ama bir çözüme ulaşabilirse kısa süre de olsa onun verdiği bir gevşeme, rahatlama olabilir. Şu an insanları altın satmaya, dolar satmaya ikna etmek biraz zor.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap