Merkez bankalarının uykusunu kaçıran asıl şey bu

Dünya ekonomisi bir krizi geride bırakmadan yenisiyle karşılaşırken, merkez bankaları enflasyonu sıçratan arz şoklarının artık "yeni normal" olup olmadığını değerlendiriyor. Ekonomistlere göre ise asıl tehlike tek bir krizde değil, bu şokların sıklaşarak büyümeyi, enflasyonu ve finans piyasalarını aynı anda vurabilecek bir döngüye dönüşmesinde.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Merkez bankalarının uykusunu kaçıran asıl şey bu

Küresel ekonomi son yıllarda salgından savaşlara, enerji krizinden çip kıtlığına kadar peş peşe arz şoklarıyla sınanırken şimdi  de iklim kaynaklı sorunlar, düşük nehir seviyeleri ve yapay zekanın artan enerji ihtiyacı yeni riskler yaratıyor. 

Merkez bankaları ise bu noktada tek tek yaşanan krizlerden çok, arz şoklarının artık küresel ekonominin kalıcı bir özelliğine dönüşüp dönüşmediğinden endişe ediyor.

Merkez bankalarının yeni korkusu: Ardı ardına gelen arz şokları

Yarı iletken kıtlığı, enerji maliyetleri, aşırı sıcaklıklar, kuraklık ve ulaşım güzergahlarındaki sorunlar aynı anda dünya ekonomisini etkilerken, bu durum yatırım piyasaları açısından da ciddi risklere işaret ediyor.

Ekonomistlere göre, arz şoklarının daha sık yaşandığı ve enflasyonun ekonomik büyüme pahasına yükseldiği bir dünyada hem hisse senetleri hem de tahviller aynı anda değer kaybedebilir. Bu durumda tahviller, yatırımcıları borsadaki düşüşlere karşı eskisi kadar koruyamayabilir.

Çip krizi fiyatları artırıyor ama etkisi sınırlı

Yeni risklerden biri de yarı iletkenlerde yaşanan arz sıkıntısı. ABD'de bazı elektronik ürünlerin fiyatlarında bu yıl yaklaşık yüzde 20'lik artış görülüyor.

Çip fiyatlarındaki artıştan en fazla etkilenen ürünlerin ABD enflasyon sepetindeki ağırlığı yüzde 1,3 civarında olsa da asıl risk zincirleme etkide ortaya çıkıyor. Çip sıkıntısı otomobil üretimini aksatırsa araç arzı azalabilir ve fiyatlar yükselebilir. Yeni otomobillerdeki fiyat artışı ikinci el piyasasına, ardından sigorta, araç kiralama ücretlerine yansıyabilir. Böylece başlangıçta sınırlı görünen çip sorunu, daha geniş bir alanda fiyat artışına neden olabilir.

Avrupa'da kuraklık ekonomiyi zorluyor

Arz şokunda iklim koşulları da Avrupa için farklı bir senaryo yaratıyor. Aşırı sıcaklıklar klima kullanımını ve enerji talebini artırırken, yağışların azalması Avrupa'nın önemli nehirlerinde su seviyelerini aşağı çekiyor.

Almanya'da Ren Nehri'nin derinliği 20 santimetreye kadar gerilerken düşük su seviyesi nedeniyle gemiler normal kapasitelerinin çok altında yük taşımak zorunda kalıyor. Ekonomistlere göre bu sorun Almanya'nın bu yılki ekonomik büyümesini 0,3 puan azaltabilir. Benzer bir sorun Tuna'da yaşanıyor. Düşen su seviyesi Romanya'daki Çernavoda Nükleer Santrali'nin faaliyetlerini tehdit ederken enerji arzına ilişkin endişeleri artırıyor.

El Nino da enflasyon açısından risk oluşturuyor. Özellikle Panama Kanalı'nda düşen su seviyelerinin taşımacılığı aksatması, küresel nakliye maliyetlerini artırabilir. 

Asıl belirleyici iş gücü piyasası

Ancak ekonomistlere göre arz şoklarının kalıcı enflasyona dönüşebilmesi için çalışanların yüksek ücret artışları talep edebilecek kadar güçlü, şirketlerin de yükselen maliyetlerini tüketiciye aktarabilecek kadar yüksek fiyatlama gücüne sahip olması gerekiyor.

2021-2022 döneminde bu iki koşul büyük ölçüde mevcut olsa da bugün tablo farklı.

ABD başta olmak üzere iş gücü piyasalarının pandemi sonrasındaki aşırı sıkı görünümü önemli ölçüde zayıfladı. Son ABD istihdam verilerinin de bu soğumaya işaret etmesi, ücret-fiyat sarmalı riskini azaltıyor.

Ekonomistler arz şoklarının daha sık yaşanabileceğini ve fiyatları geçici olarak yükseltebileceğini belirtirken güçlü bir iş gücü piyasası olmadan bu şokların kalıcı enflasyona dönüşmeyeceği görüşünde.

Kaynak: HABER MERKEZİ