Merkez Bankası, enflasyon tahminini yüzde 8,9'a çıkardı

Merkez Bankası, yılsonu enflasyon tahminini 1,5 puan yükselterek yüzde 8,9'a çıkardı. Piyasa beklentisi ise çift haneydi. TCMB Başkanı Uysal, "Parasal sıkılaştırma konusunda normalleşme sürecinin seyrine bağlı olarak karar alacağız. Şu an için hızlı hareket etmeyi gerektirecek bir durum yok" dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yılın üçüncü enflasyon raporunu açıkladı. TCMB yüzde 7,4 olan yılsonu enflasyon tahminini 1,5 puan yükselterek yüzde 8,9'a çıkardı. Piyasa, enflasyonun çift haneli olarak güncelleneceğini bekliyordu. TCMB Başkanı Murat Uysal, enflasyonun 2020 yılı sonunda yüzde 8,9 olarak gerçekleşeceğini, 2021 yıl sonunda ise yüzde 6,2’ye geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını tahmin ettiklerini söyledi.  Enflasyona dair tahminleri ikinci bir dalga olmayacağı varsayımına göre yaptıklarını söyleyen TCMB Başkanı Uysal, enflasyonun temmuz ayından itibaren düşüş eğilimine gireceğini öngördüklerini aktardı.

'Parasal sıkılaşma' mesajı

Bu arada politika faizinin yüzde 8.25 olduğuna işaret eden ekonomistler, TCMB'nin faiz yükseltebilir bu durumda olduğuna dikkat çekiyor. Ancak TCMB'den bu yıl bir faiz hamlesi beklenmiyor. Ekonomistler, ortalama fonlama faizinde yılın ikinci yarısında 50 baz puanlık bir artış görülebileceğini düşünüyor. 

Mart ayından itibaren uygulamaya aldıkları destekleyici likidite adımlarını normalleşme sürecinin gelişimine bağlı olarak aşamalı bir şekilde gözden geçirebileceklerini vurgulayan TCMB Başkanı Uysal, 'parasal sıkılaştırma mı geliyor' sorusuna, "Parasal sıkılaştırma konusunda normalleşme sürecinin seyrine bağlı olarak karar alacağız. Şu an için çok hızlı hareket etmeyi gerektirecek bir durum yok, gelişmeleri izliyoruz" yanıtını verdi.

Bazı ekonomistler TCMB'den bu yıl herhangi bir faiz hamlesi beklemezken, ortalama fonlama faizinde yılın ikinci yarısında 50 baz puanlık bir artış görülebileceğini düşünüyor.

Petrol fiyatı tahmini 41,6 dolar

Petrol fiyatları varsayımını, bir önceki rapora kıyasla, 2020 için ortalama 32,6 ABD dolarından 41,6 ABD dolarına, 2021 için ise 36,8 ABD dolarından 43,8 ABD dolarına yükselttiklerini bildirdi. ABD doları cinsinden ithalat fiyatları varsayımında alüminyum ve tarımsal ürünler gibi petrol dışındaki diğer emtia fiyatlarındaki zayıf seyre bağlı olarak 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin aşağı yönlü güncelleme yaptıklarını belirten Uysal, bir önceki raporda yüzde 9,5 olarak alınan 2020 yılı gıda enflasyonu tahminini, işlenmemiş gıdadaki son dönem eğilimleri dikkate alarak yüzde 10,5 olarak güncellediklerini kaydetti.

Gıda enflasyonu tahmini yüzde 8

Uysal, gelecek yıla ilişkin gıda enflasyonu tahminini de yüzde 7’den yüzde 8’e çektiklerini ifade ederek, "Orta vadeli tahminler oluşturulurken maliye politikası tedbirlerinin alınan diğer parasal ve finansal tedbirlerle birlikte salgın sürecinde ekonominin üretim potansiyelini destekleyeceği ve salgın sonrası toparlanmaya katkı yapacağı bir görünüm esas aldık. Ayrıca yönetilen-yönlendirilen fiyat ve vergi ayarlamalarının, enflasyondaki düşüş patikasıyla büyük ölçüde uyumlu şekilde belirleneceğini varsaydık." diye konuştu.

Enflasyon tahmini tek hanede kaldı

Mevcut para politikası duruşu ve güçlü politika koordinasyonu altında, enflasyonun kademeli olarak hedeflere yakınsayacağını öngördüklerine dikkati çeken Uysal, şöyle devam etti: "Bu çerçevede, enflasyonun 2020 yılı sonunda yüzde 8,9 olarak gerçekleşeceğini, 2021 yıl sonunda ise yüzde 6,2’ye geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını tahmin ediyoruz. Enflasyonun yüzde 70 olasılıkla, 2020 sonunda orta noktası yüzde 8,9 olmak üzere yüzde 6,9 ile yüzde 10,9 aralığında, 2021 yılı sonunda ise orta noktası yüzde 6,2 olmak üzere yüzde 3,9 ile yüzde 8,5 aralığında gerçekleşeceğini öngörüyoruz."

"Sermaye akımlarında toparlanma görülecek"

Gelişmiş ülke merkez bankalarının aldığı önlemler ve salgın sonrası normalleşme süreciyle temmuzda portföy akımlarının görece daha olumlu seyrettiğini belirten Uysal, "Para ve maliye politikalarında devam eden genişletici adımların da etkisiyle gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının 2020 yılının ikinci yarısında bir miktar toparlanması bekleniyor." diye konuştu.

"Turizm gelirlerinde iyileşme bekliyoruz"

Mayısta başlayan toparlanmanın haziran ve temmuz aylarında güç kazandığını anlatan Uysal, ihracatta daha belirgin olmak üzere dış ticaret hacminde toparlanma gözlendiğini ve dış ticaret açığının bir miktar daraldığını dile getirdi. Uysal, seyahat kısıtlamalarının hafifletilmesiyle gelecek dönemde turizm gelirlerinde kısmi iyileşme beklediklerini, mal ihracatındaki toparlanmanın ve emtia fiyatlarındaki düşük seviyelerin cari işlemler dengesini destekleyeceğini tahmin ettiklerini ifade etti. İş gücü piyasasında ekonomideki yavaşlamanın yansımalarının hissedildiğini belirten Uysal, işsizlik oranlarının arttığını ancak katılım oranındaki düşüşün bu artışı sınırladığını kaydetti.

"Talep yönlü dezenflasyonist etkiler belirginleşecek"

Salgına bağlı tedbirlerle kısa vadede etkili olan arz yönlü unsurların, normalleşme sürecinin devamıyla kademeli olarak ortadan kalkacağını öngördüklerini anlatan Uysal, yılın ikinci yarısında talep yönlü dezenflasyonist etkilerin daha belirgin hale gelmesini beklediklerini vurguladı.

"Rezervlerimiz yeterli"

Uysal, salgın sonrası dönemde tüm gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye'den de sermaye çıkışları olduğunu yılın ilk yarısı itibarıyla 20 milyar dolara yakın cari açık verildiğini söyledi."Cari açıkta yılın ikinci yarısı böyle devam etmeyecek, daha olumlu bir seyir görüyoruz" diyen Uysal Merkez Bankası rezervlerinin ise kısa vadeli yükümlülükler açısından yeterli olduğunu söyledi. Uysal elverdiği sürece rezervlerdeki artış politikasının devam ettirileceğini belirtti. Koronavirüs döneminde "rezervlerde dalgalanma olağan" diyen Uysal rezervlere ilişkin "yılın ikinci yarısından itibaren olumlu bir döneme girmiş olduğumuzu düşünüyoruz" dedi.

Kredi genişlemesi

Ticari ve tüketici kredi gelişmelerine ilişkin soru üzerine Uysal, salgınının başladığı dönemden itibaren alınan tedbirler sayesinde firmaların nakit akışındaki olumsuz etkilenmeyi önlemek ve hane halkındaki sıkıntıyı gidermek amaçlı ciddi bir kredi ivmelenmesi yaşandığını söyledi. Uysal, bunun ilk etapta ticari kredilerde yaşandığını, yılın üçüncü çeyreği itibarıyla özellikle ticari kredilerde bir miktar doygunluğa ulaştığının görüldüğünü ve bir miktar yavaşlama sinyalleri olduğunu ifade etti.

Salgınla birlikte ikinci çeyrekte ertelenmiş talep ve aynı zamanda kamu bankaları kaynaklı kampanyalar dikkate alındığında bireysel kredilerde ciddi ivmelenme görüldüğünü vurgulayan Uysal, "Bunun belli bir süre sonra normalleşeceğini öngörüyoruz. Kredi gelişmelerini ve kompozisyonunun hem iç denge hem de dış denge açısından etkilerinin de yakından takip edilmesi gerektiğini düşünüyoruz." diye konuştu.

"Likidite adımlarında normalleşme gelişmelere bağlı"

Uysal, "Likidite adımların yeniden gözden geçirilmesini parasal sıkılaştırma sinyali olarak mı değerlendirmek gerekiyor?" sorusu üzerine şu cevabı verdi:

"Salgının başladığı dönemde çok hızlı ve koordineli bir tepki verdik. Bunu yaparken bir taraftan likidite adımlarımızı genişlettik, aynı zamanda maliyetleri ucuzlattık. DİBS piyasasının sağlıklı işlemesi için tahvil alımlarımızı bir miktar hızlandırmıştık. Tüm bunlar finansal piyasaların sağlıklı işleyişine destek vermek, firmalara kredi mekanizmasının kesintisiz devamını sağlamak amaçlı adımlardı. Normalleşme sürecinin seyrine bağlı olarak bu adımlar kademeli olarak gözden geçirilebilir. Bu adımlar başlangıçta hedefli, ölçülü ve geçici adımlar olarak belirlenmişti. Şu an için henüz net bir zamanlama söylemek doğru olmaz. Şu an için çok hızlı hareket etmeyi gerektirecek bir durum yok. Tüm gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Ekonominin ve finansal piyasaların ihtiyacı ölçüsünde adımlarımızı ve imkanlarımızı sağlayacağız. Buna bir örnek olarak zorunlu karşılıklarda salgın döneminde 500 baz puana yakın bir indirim yapmıştık. Bununla birlikte 5 milyar dolarlık likidite vermiştik. Daha sonra kredi koşullarını sağlayan bankalar zaman içinde bu kanaldan yine 9 milyar dolarlık ek likidite imkanına kavuştular. Biz yakın geçmişte aldığımız kararlarla hem normalleşme süreci hem de finansal istikrar çerçevesinde zorunlu karşılıklarda 300 baz puanlık artışa gittik. Kısmen burada sağladığımız imkanın bir kısmını geri çekmiş olduk. Gelişmelere göre hareket edeceğiz."

"Talep koşulları ikinci yarıda daha önemli olacak"

Murat Uysal, kredi büyümesinin enflasyon gelişmelerine etkisinin nasıl olacağına ilişkin soru üzerine, haziran enflasyonu olan yüzde 12,62 incelendiğinde bunun daha çok arz yönlü etkilerden kaynaklandığını hatırlattı. Talep yönlü etkilerin de göz ardı edilemeyeceğini anlatan Uysal, kısmen talep yönlü gelen etkilerin de olduğunu ifade etti. Uysal, talep açısından yılın ikinci yarısı itibarıyla sürecin daha önemli olacağını vurgulayarak, "Çıktı açığının hala negatif seviyelerde olması bizi şu an mevcut açıkladığımız enflasyon tahmini noktasında rahatsız etmiyor. Kredi gelişmelerinin ve kompozisyonun yakından takip edilmesi gerekiyor. Normalleşme süreci ilerledikçe kredi tarafında da normalleşmeye doğru gideceğimize inanıyoruz. Enflasyon üzerindeki etkisini de bu kapsamda sınırlı kalacağını düşünüyoruz." diye konuştu.

"Mevcut durumumuzu değiştirme imkanına sahibiz"

Uysal, para politikası duruşuna yönelik soruyu yanıtlarken yılın ilk yarısında enflasyonda arz yönlü unsurların etkisi bulunduğunu belirterek, bunların da para politikasıyla çok fazla etkili olunamayacak unsurlar olduğunu söyledi. Bunların da büyük ölçüde geçici olduğunu değerlendirdiklerini belirten Uysal, şunları kaydetti: "Bu gelişmelerin enflasyon, fiyatlama davranışlarında bundan sonraki dönemde nasıl etki yaratacağını yakından takip ediyor olacağız ama şu an itibarıyla son iki toplantıda para politikası faizimizi sabit seviyede bıraktık, mevcut duruşumuzun enflasyon görünümüyle uyumlu olduğunu değerlendiriyoruz. Özellikle de 2021 yılına yönelik beklentimizi dikkate aldığımızda, küresel koşullar nedeniyle ithalat fiyatlarının ılımlı seyredeceğini, gıda fiyatları ve toplam talep koşullarını dikkate aldığımızda mevcut para politikası duruşumuzun uyumlu olduğunu değerlendiriyoruz. Tabi veri odaklı yaklaşım içindeyiz. Tüm gelişmeler ve değişen koşullara göre mevcut durumumuzu değiştirme imkanına sahibiz."

Etiketler