Merkez beklenti içinde hareket etti, piyasaya 'kolaylık' sağladı

Ali Ağaoğlu ve Hakan Güldağ gündemi değerlendirdi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, Şans Sohbetleri’nde bu hafta Merkez Bankası’nın faiz kararını yorumladı. Kararın beklentiler doğrultusunda olduğunu söyleyen ikili, iletişimini güçlendiren ve net mesajlar içeren Merkez Bankası açıklamalarının piyasaya kolaylık sağladığı konusunda fikir birliği yaptı. İletişimde Fed'e benzer bir yöntem izleyeceği görüşünü savunan Ağaoğlu ve Güldağ, Merkez Bankası'nın döviz alımı için pek acelesi olmadığını öne sürdü. Yılın ikinci yarısından itibaren faizlerde indirimler bekleyen ikili, bu çerçevede kurların kimi raporlarda beklendiği gibi yıl sonunda 6.20'lerde olup olamayacağını tartıştı.

Güldağ: Sıcak gelişme ile başlayalım sohbete. Merkez Bankası’nın faiz kararı geldi. Beklentilere paralel bir sonuç çıktı. Enflasyonun önümüzdeki dönemde yüzde 16'lara değebileceğine dikkat çekerek, 'faiz yükseltir' diyenler vardı ama azınlıktaydı. Merkez Bankası, politika faizini değiştirmedi. Şaşırtmadı doğrusu. Ters köşe olmadı piyasa. Dahası doğrusu bazı açıklamalar önemli geldi bana. Davranış tutarlılığı bakımından, piyasaya verilen mesajlar bakımından kolaylaştırıcı yönler taşıyordu. Özellikle, sıkı para politikasının iç talep ve krediler üzerindeki etkisinin belirginleşmeye başladığına dikkat çekiliyor. Yüzde 5 enflasyon hedefine ulaşıncaya kadar bu politikanın kararlılıkla sürdürüleceğinin de altı çiziliyor. Ve 'uzun bir müddet' vurgusu yapılıyor.

Ağaoğlu: Ben herhangi bir değişiklik beklemeyen taraftaydım. Ayrıca enflasyonda, daha önceki verileri de göz önüne alarak ben de yükseliş olmasını bekliyorum. Ama bu kalıcı bir yükseliş mi olacak derseniz, hayır ben kalıcı olacağını düşünmüyorum. Kaldı ki, herkes bu konuda aşağı yukarı benimle aynı fikirde. Mayıs ayına kadar böyle bir sorun yaşayacağız. Ya da şöyle söyleyelim, Merkez Bankası’nın politika faizine yakın bir enflasyon seyredecek. Merkez Bankası’nın enflasyondaki yüksek seyri aşağı çekmesi de geçtiğimiz yıldan gelen baz etkilerinden dolayı ne yazık ki mümkün değil. Ama bugünkü açıklamaya baktığımız zaman kuru şu an 6.93’lerde görüyorum. Önceki günkü 7.03-7.07’lere kadar yaşanan hareketin, özellikle Meclis’te yapılan Gara Dağı’yla ilgili açıklamadan dolayı gerçekleşen bir yükseliş olarak görüyorum. Bana göre bu minik bir düzeltme. Halen daha düşüş trendinin içinde kalan bir düzeltme olarak görüyorum.

Güldağ: Bunu söylemen önemli. Bandın içinde...

Ağaoğlu: Evet, Merkez Bankası'nın açıklamasının içinde bence kurun biraz daha aşağıya inmesine sebep olacak kritik cümleler var. Sıkı para politikasını söylüyor ama özellikle geçtiğimiz yıl yaşanan parasal genişlemenin yavaş yavaş yerini sıkılaştırmaya bıraktığını, geçtiğimiz yıldan gelen etkilerin yavaş yavaş azaldığını da söylüyor.

Güldağ: Arz tedariki ile ilgili kısıtlamaları da söylüyor.

Ağaoğlu: Açıklamadaki şu cümle önemli “…güçlü göstergeler oluşana kadar sıkı para politikası duruşu kararlılıkla uzun bir müddet sürdürülecektir.” Bu daha önce Amerikan Merkez Bankası Fed’in yapmış olduğu açıklamalara benzer şekilde. Şimdi bundan böyle bizim arayacağımız kritik cümle burası olacak diye düşünüyorum. Artık Fed’e benzer bir yöntem izleyecekler izlenimi uyandırdı bende. Faiz indirmeye başlayacağız belki ama uzun bir müddet daha yüksek faiz sürdürülecek gibi duruyor.

Güldağ: İletişimle ilgili bir ders alınmış görünüyor...

Ağaoğlu: Veya piyasalara net mesaj yöntemi belirlenmiş diyelim. bu dille bir anlamda piyasalara kolaylık sağladı. Ayrıca uzun bir müddet sürdürülecek lafı da Türkiye için 6 ay civarındadır, belki 3 ay sonra (sıkı para politikası) ‘bir müddet daha sürdürülecektir’ diyecek, ondan 2-3 ay sonra ‘korunacaktır’ diyecek. Ondan sonra faiz indirimleri geleceğini zaten takip edecek piyasa ve Merkez Bankası belli bir patikada ilerleyeceğini söylüyor olacak.

Güldağ: Kur meselesine geçelim. Epey tartışıldı. Ankara Ticaret Odası'ndan net bir açıklama da vardı. Ama biliyorum iş dünyasının temsilcileri, özellikle ihracatçı kurdaki oynaklığın işlerine zarar verdiğini dillendirmeye başladı. Korku, kurun daha da aşağı gitmesi... Çünkü zararın daha da büyüyecek diye düşünülüyor. Ama görünen o ki, Merkez Bankası'nın döviz alımlarıyla rezervlerini güçlendirmek, kuru 7 liranın üzerinde bir yerde istikrara kavuşturmak diye bir yaklaşımı yok. Ya da Merkez Bankası’nın aklındaki istikrar bandı daha düşük bir yerde...

Ağaoğlu: Merkez Bankası döviz rezervlerini 2 yolla artırabilir, üçüncü yol da eksilmeyi önler. Merkez Bankası döviz satarak rezervini eksiltiyor, bunu azaltıp sadece belli kamu kurumlarına örneğin BOTAŞ’a satış yapıp rezerv eksilmesini engelleyecek. Artışını ise reeskont kredi vermesi ve piyasaya doğrudan alım yapmak için girerek de yapabilir. Sonuçta Merkez Bankası’nın döviz alımı için çok da acelesi olduğunu görmüyoruz. Merkez Bankası'nın geçen yıl Temmuz aylarında satmış olduğu dövizler karşılığında bankaları fonladığı tutardan aldığı faizler, kar hanesine yazılıyor. Bu kârı Hazine’ye aktarmayıp, döviz alımında kullanacak olursa başabaş kuru bugünlerde 7.51’lere denk geliyor. Eğer bu karı Hazine’ye aktaracak olursa; ki bence aktarmayıp, döviz alımında kullanması daha yerinde olacaktır; yine başa baş noktası o günlerdeki satış ortalamasına, diyelim ki 6.85’lere geri geliyor. Şu anda izlenen politika flu durumda. Merkez Bankası döviz alımında 6.85-6.75’leri bekleyebilir döviz alımı için ama bu da bence doğru bir hamle olmaz. Kurun istikrarlı bir hale gelmesi gerekiyor. Döviz alımı için Merkez’in beklentisi daha düşük fiyat olabilir ama ben 6.55’in altına da düşüş beklemiyorum. Dövizdeki düşüşü biz çok yüksek faiz pahasına yapıyoruz.

Faizleri bu seviyede tutarsak 6.25’leri görmek mümkün!

Güldağ: Dövizdeki sabit bant ile ilgili de farklı yorumlar var. Bazı analistler haklı olarak diyor ki, dışarıda enerji fiyatları artıyor, petrolde yukarı doğru bir hareketlilik var. Öbür tarafta gıda fiyatları da aldı başını gitti. Bu durumda zaten enflasyonla mücadele için elinde bir kur aracı var. Onu da dolar 7 liranın üstünde kalsın diye çabalaması abesle iştigaldir diyorlar. Bu arada yabancı bankalar da kur tahminlerini aşağıya çektikçe çekiyorlar. Societe General 6.20 dedi. Capital Economics 2021 sonunda dolar-TL için 6.25 öngörüsünde bulunmuş...

Ağaoğlu: Faizleri bu seviyede tutarsak 6.25’leri de görmek mümkün. Ama ben yılın ikinci yarısından itibaren hızlı faiz düşüşleri beklediğim için bu seviyeleri beklemiyorum. Geçtiğimiz sene 7.35’le kapatmış kuru biz en azından enflasyon oranında artması gerektiğini düşünüyorum. Daha doğrusu oynaklık bandını olabildiğince daraltırken, uluslararası rekabet için bu bandın eğimini enflasyona paralel hale getirmek gerekiyor. Diyelim ki faizleri yüksek tutarak kuru 6.25’e indirdin, ancak küresel emtia fiyatlarındaki artıştan dolayı enflasyon ithal etmek zorunda kalıyoruz, bunu istemesek de… Geçen sene ekonomimiz iyi çalışmadığı için 25-30 dolarları görmüş petrolden çok fazla faydalanamadık. Buna karşılık da şu andaki 64 dolarlık petrol de canımızı yakıyor. Şu anda ithal etmek zorunda kaldığımız enflasyonu faizle veya kuru bastırarak aşağıda tutmak da çok anlamlı değil. O yüzden ben 6.25’te değil halen daha 7’lerdeyim.

Güldağ: Geçen sene bu sıralarda dolar 5.85 civarındaydı. Bakkal hesabı koy üzerine yüzde 15 enflasyonu, 6.70... Makul mü?

Ağaoğlu: 6.70 düşük seviye olarak makul. O bandı daraltabilir, enflasyon düştüğünde bantta yataylaşacak, bunu yapmamız gerekiyor. Bunu da herkesin anlayacağı şekilde olması gerekiyor. Bu bandın aşağı inmesi ancak ve ancak yüksek faizle oluyorsa, bu da tüm taraflar için de maliyet.

Teknik analize göre petrolde 70 dolarlar görünüyor

Güldağ: Bizim enerji faturamız büyük. Maliyetimiz de yüksek. Eylülden bu yana petrolde yüzde 55’e yakın artış var. Yılbaşından bu yana da yüzde 25 artış var. Daha da artarsa...

Ağaoğlu: Benim için 52.5-57.5 bandı makul bir seviyeydi. Şu anda 63.5-64.5 bandına geldik. Teknik analiz olarak baktığımda 70 doları görüyorum. Çok büyük bir açmaz var. Bu açmazda bir yandan küresel rafineri marjları düşük, petrolde talep tarafında halen problem var, stoklar halen yüksek. Artı Çin’de yolcu sayısı geçen yıl yüzde 9 düşmüş. Talep tarafında problem varken “finansal petrol” tarafı yukarı çıkıyor fiziki petrol tarafı da buna bağlı yukarı çıkımıyor. Yükseliş talepten çok, finansal piyasalardaki katılımcıların bu işe para yatırıp onu yukarı çekmelerinden geliyor. Bir de OPEC+’ın yapmış olduğu bir manipülasyon var. Bu manipülasyonun fiyatı yukarı çıkardığını düşünüyorum.

Bu da bizi olumsuz etkiliyor. Petrolün ve diğer emtia fiyatlarının yukarı çıkışı, tedarik zincirinde yaşanan sıkıntılar ve navlun fiyatlarının artması bize doğrudan enflasyon olarak yansıyacak, kaçınılmaz. Zorunlu bir enflasyon ithalatı var, bu dengede Merkez’in işi zor. O yüzden hakikaten bu sıkı para politikasına mecbur kalacaklar. Ama bu kuru o denen seviyeye getirir mi? Hiç zannetmiyorum. Güldağ: Tabii ters dolarizasyon senaryosu henüz tam devrede değil. Vatandaş dövizini hızla bozdurmaya başlarsa çok hızlı bir şekilde aşağı vurabilir. Ama yıl sonunu 7'nin bu kadar altında görmek bana da iddialı geldi.

Programın tamamı için 👇