MESS Başkanı Akkol ile Gündem Özel: Geleceğin inşası için sanayide dijitalleşmeyi başarmalıyız

Kanaat Önderleriyle Gündem Özel’de Şeref Oğuz, Hakan Güldağ ve Vahap Munyar’ın sorularını yanıtlayan Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol, “Geleceğin inşası için sanayide dijitalleşmeyi başarmak gerek” diyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol, “Gündem Özel” sohbetimizde sorularımızı yanıtlarken, COVID-19 sürecinde şirketlerin yüzde 85’inin dijitalleşme, yüzde 67’sinin de otomasyon ve yapay zeka çalışmalarını hızlandırdığını belirterek, “Ülkemizdeki işletmelerin dijital dönüşüm oranı yüzde 60’lar seviyesinde. Sanayinin ve çalışma hayatının dijital dönüşümü tercih değil, zorunluluk haline geldi. Geleceğin inşası için sanayide dijitalleşmeyi başarmamız gerekiyor” dedi. MESS Başkanı Özgür Burak Akkol’a sorularımız ve yanıtları şöyle:

Uzaktan çalışma motive ediyor

• COVID-19 süreci dijitalleşmeyi hızlandırdı. Bazı sektör, kurum ve şirketlerde 3-5 yıllık dijital dönüşüm birkaç ayda gerçekleşti. Siz hızlanan dijital dönüşümü nasıl değerlendiriyorsunuz? Ayrıca bu dönemde uzaktan çalışma modeli de hayatımıza iyiden iyiye yerleşti. MESS olarak uzaktan çalışma uygulamasına nasıl bakıyorsunuz?

Salgın sürecinde şirketlerin yüzde 85’i dijitalleşme, yüzde 67’si otomasyon ve yapay zeka çalışmalarını hızlandırdı. Ülkemizdeki işletmelerin dijital dönüşüm oranı yüzde 60’lar seviyesinde. Benzer ekonomilere göre gelişme alanımız bulunuyor. Sanayinin ve çalışma hayatının dijital dönüşümü tercih değil; zorunluluk haline geldi. Geleceğin inşası için sanayide dijitalleşmeyi başarmamız gerekiyor.

Salgın, bize sabit bir mekandan bağımsız çalışmanın mümkün olduğunu öğretti. 2000’den sonra doğanların uzaktan çalışma isteği yüzde 80’in üzerinde. Çalışanların yüzde 40’ı uzaktan çalışmanın üretkenliği olumlu yönde etkilediğini düşünüyor. Ekosistemimizde yaptığımız bir araştırmaya göre arkadaşlarımızın yüzde 59’u uzaktan çalışma ile daha iyi konsantre oluyor. Motivasyon ve enerjisinin arttığını belirtenlerin oranı yüzde 57. Aynı oranda kişisel gelişime zaman ayırmayı daha iyi yapabildiğini söyleyenler bulunuyor. Arkadaşlarımızın yüzde 95’i, 2 gün ve üzeri uzaktan çalışabileceğini belirtiyor.

Sanayide otomasyon yüzde 60

• Dijital dönüşüm ve çığır açan teknolojiler, üretimin geleceğini nasıl şekillendiriyor? Robotlar ve yapay zeka, fabrikalardaki üretimde etkisini nasıl gösteriyor?

Salgın ile hızlanan ve geri dönüşü olmayan dijital dönüşüm ve çığır açan yapay zeka, nesnelerin interneti gibi teknolojiler ile üretim de dönüşüyor. Üretimin geleceği bu dinamikler ile daha önce görülmemiş bir hız ile şekilleniyor. Robot teknolojiler, yapay zeka, makine öğrenmesi ve büyük veri, iş hayatımızın bir parçası haline geldi. 2025 yılında yaklaşık 75 milyar cihazın birbiriyle iletişim halinde olacağı tahmin ediliyor. (İnsan nüfusunun yaklaşık 10 katı kadar) Dijital dönüşüm, dünyada tüm hızıyla başlamışken buna entegre olabilmek, hızına ayak uydurabilmek bizlerin sorumluluğundadır. Ülkemizde, sanayi sektöründeki otomasyon potansiyeli yüzde 65 ile diğer sektörler arasında ilk sırada bulunuyor. Hedefimiz sadece başarılı bir şekilde entegrasyonu sağlamak değil; aynı zamanda değişime liderlik edebilmektir.

MEXT'E yoğun ilgi var

• MESS’in “model fabrika” planıyla yola çıkıp çıtayı çok daha yukarılarataşıdığı MEXT, üyelerinize neler sağlıyor? MEXT’i kurarken hedeflediğiniz yolculuğun neresindesiniz?

Dijital dönüşümü, en iyi sonuçları elde edebileceğimiz şekilde yönetmeye kararlıyız. Bu hedefle dünyanın en büyük, en gelişmiş, en kapsamlı dijital dönüşüm ve yetkinlik gelişim merkezi olan teknoloji merkezimiz MEXT’i ülkemize kazandırdık. MEXT’te şirketlerimiz için dört temel hizmet sunuyoruz:

Dijital fabrikamızda dünyanın en ileri üretim teknolojilerini şirketlerimizle buluşturuyoruz.

Şirketlerimize dijital olgunluk değerlendirme hizmeti veriyoruz.

Dijital dönüşüm için ülkemizin en kapsamlı eğitim programını yürütüyoruz.

Dünyanın en ileri bilgi seviyesini sunduğumuz işbirliklerimiz bulunuyor.

Salgına rağmen, açılıştan bu yana MEXT ziyaretleri yoğun şekilde devam ediyor. Salgın nedeniyle sanal ortamda da devam eden turlara gösterilen talebe yetişmekte zorlanıyoruz. Dijital fabrikamız, dünyada benzeri olmayan Türkiye’nin uçtan uca 5G destekli ilk üretim tesisi. Dijital fabrikamız, talep tahmininden tedarik zincirine, üretim sistemlerinden kalite yönetimine kadar uçtan uca entegre. Bu özelliği ile Türkiye’de benzeri bulunmuyor. Teknolojinin nasıl kullanıldığını gösteren 100’den fazla üretim ve uygulama senaryosu bulunuyor.

Merkezimiz, Dijital Olgunluk Değerlendirme hizmeti ile dünyadaki en kapsamlı sanayide dijital dönüşüm çalışmasını yönlendiriyor. Bu alanda dünyanın en iyi iki kurumu ile birlikte çalışıyoruz. 4. Sanayi Devrimi’nin en ileri bilgi merkezlerinden biri olan Alman Fraunhofer Enstitüsü ve dijital dönüşümde son yıllarda büyük atılım gösteren Singapur merkezli Smart Industry Readiness Index (SIRI) ile çalışıyoruz. Fraunhofer ve SIRI çalışmaları kapsamında toplam 30 adet olgunluk değerlendirmesi tamamlandı.

Üretimin, istihdamın vazgeçilmezliği hatırlandı

• COVID-19 süreci dünyada bir yılı geride bıraktı. MESS penceresinden bakılınca salgın, iş dünyasında, çalışma hayatında kalıcı etkiler bırakacak mı? Ayrıca, salgınla mücadeleden ne gibi dersler çıkarıldı?

Çalışma hayatı ve iş dünyası, salgınla mücadele sürecinden dersler çıkardı: Üretimin, istihdamın önemi ve vazgeçilmezliği hatırlandı.

MESS olarak bu süreçte üretimin, tedarik zincirinin, istihdamın devamlılığı için hızlı aksiyon aldık.

Aşı çalışmalarının giderek yaygınlaşmasıyla salgın sonrasıyla ilgili öngörüler yapılmaya başlandı. Kalıcı değişimleri tanımlamaya çalışıyoruz.

Salgın, her şeyin bir anda nasıl değişebileceğini gösterdi: Öğrenciler için yüz yüze devam ettikleri eğitimin formatı değişti. Havayolu pazarı yaklaşık yüzde 70 daraldı.

Eğitimler, toplantılar ve birçok iş dijital platformlara kaydı. Aralık 2019’da Zoom’da 10 milyon kişi toplantı yaparken bu sayı 300 milyona çıktı. Beklenen gelişmeler salgınla tahmin edildiğinden daha hızlı geldi.

Her kriz yeni doğuşun ve atılımın müjdecisi

Projeksiyon ve hedeflerle çalışırken şimdi olası senaryolar ile çalışmaya başladık.

IMF küresel belirsizlik endeksi SARS salgını döneminin üç katına çıktı.

Ebola süreci ise 20 katına yükselerek tarihin en yüksek seviyesine ulaştı.

Her kriz, yeni bir doğuşun, atılımın müjdecisidir. Tarihte kriz dönemlerindeki zorlukların kısa sürede ortak çaba ve ortak akıl ile aşıldığını gördük.

Öncekinden daha iyi bir durumun sağlanacağını biliyoruz. Salgın, tüm dünyaya şu gerçekleri net bir şekilde hatırlattı:

İmalat sanayi, küresel ekonomin en gerçek ve önemli gücü durumunda.

Üretim, istihdam ve tedarik zincirinin sürdürülebilir ve dayanıklı olması gerekiyor.

Bunların sağlanamadığı salgın döneminde; ihracat yapanların uzak ülkelere mal göndermek için gemi ve konteyner bulamadığını gördük.

Yine salgın sırasında tahminlerin ve üretimin şaşması nedeniyle küresel otomotiv endüstrisi çip bulamadığı için 60 milyar dolara yakın gelir kaybıyla karşı karşıya.

İş sağlığı ve güvenliğinin yeniden tasarlamasına ihtiyaç duyuluyor.

Türkiye'de süreç başarıyla yönetildi

• Türkiye’nin salgınla mücadelesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye, salgınla mücadelede dünyadan nasıl ayrıştı?

Türkiye, insan sağlığını koruyan tedbirleri aldı, iş hayatını tamamen kapatmadan salgın sürecini başarıyla yönetti. Tarım ve imalat sanayisinde üretim ve tedarik zinciri sorunsuz çalıştı. Türkiye, 2020’de yüzde 1.8 büyümeyle G-20’de ikinci, OECD’de tek ekonomi oldu. IMF, Türkiye 2021 büyüme beklentisi yüzde 6 düzeyinde.

Sanayi üretiminde insanların payı 2022’de yüzde 58’e inecek

• Dijital dönüşüm çalışma hayatını nasıl etkiliyor, etkileyecek? Bazı mesleklerin ortadan kalkacağından söz ediliyor. Üretimde “metal yaka”nın öne çıkış temposu nasıl?

Dijital teknolojilerle gelişen otomasyon, çalışanları doğrudan ilgilendiriyor. 2018’de bir işin yapılmasında gösterilen eforun yüzde 71’i insanlardan, yüzde 29’u makinalardan geliyordu. 2022’de, insanların payının yüzde 58’e inmesi, makinelerin payının ise yüzde 42’ye çıkması bekleniyor. (WEF Future of Jobs) İnsan ve otomasyonun bir arada değer katması için dönüşüme ihtiyacımız var. Dijitalleşmenin insan becerileriyle harmanlanması gerekiyor. Dijitalleşme ve otomasyon ile bazı işler kaybolacak, azalacak. Öte yandan yepyeni işler ortaya çıkacak. Dijital etik yetkilisi, endüstriyel büyük veri bilimcisi, robot uzmanı, dijital mentörlük gibi. 2030 yılına gelindiğinde imalat sanayide en çok aranan profiller; robotik mühendisler, big data uzmanları, yapay zeka programcıları, IOT uzmanları, çok kanallı yazılımcılar ve siber güvenlik uzmanları olacaklar. Rotasyonlu çalışma, fatura bazlı çalışma, ortaklaşa çalışma, çağrı üzerine çalışma gibi yeni çalışma yöntemleri ortaya çıkıyor. Çalışma hayatında ilk kez 4-5 farklı nesil aynı anda bulunuyor. Çok nesilli bir işgücü (Baby Boomers, Gen X, Millennials, ve Gen Z'nin bir arada çalıştığı) verimliliği artırıyor. İnsan zekasına yapay zeka ekleniyor. Yapay zeka temelli sistemler ile daha hızlı icra, operasyonel kabiliyet, doğruluk yeteneğine ulaşılıyor. Salgın öncesinde işletmelerin yüzde 65’i mevcut becerilerin değişmesi gerektiğini düşünüyordu. Şimdi bu oran yüzde 94 seviyesine çıktı. Önümüzdeki 10 yılda 1 milyar insan işgücü piyasasına katılacak. Bireyler ve toplumlar olarak rolümüzü değiştirmek (up-skilling), yeni meslekler edinmek için yetkinlikler kazanmak (re-skilling) zorundayız. Türkiye iş gücünün yüzde 23’ü, Japonya’nın yüzde 27’si, Çin’in yüzde 20’si bir çeşit up-skilling ve re-skilling yapmak zorunda. Üretim süreçlerinde 2030 yılına kadar yüzde 20-25 otomasyon seviyesine ulaşırsak 7.6 milyon işin ortadan kalkacağı belirtiliyor. Öte yandan, 8.9 milyon yeni işin de yaratılacağı belirtiliyor. Dijitalleşme ayrıca, daha önce olmayan 1.8 milyon işi beraberinde getirecek. (McKinsey FoW Türkiye raporu)

Dijital dönüşüm için seferberlik gerekiyor

• Kurumların yapısı ve işleyişi dijital dönüşüm ile nasıl değişim gösterecek? MESS’in “yeni nesil sendikacılık" anlayışı bu değişimin gereği mi?

Değişen çalışma ortamı ve yeni nesil çalışma biçimleri için bu ortamlarda çalışacak işgücünü yönetecek yeni nesil organizasyonlar gerekiyor. Çevik yönetim anlayışı ile organizasyonlar bambaşka bir yere evriliyor. Çeviklik hiyerarşinin, en büyük organizasyonel buluş olduğunu düşünüyorum. Hiyerarşiden ziyade kendi kendini yöneten, kendine yeten takımlar oluşturuluyor. Yönetici-çalışan ilişkisi yerini ekip içi şeffaf geri bildirime bırakıyor.

Fortune 100 şirketlerinin yüzde 80'inden fazlası çevik çalışma modeline geçmeye başladı. 2025 yılında dünya genelinde çalışan kesimin yüzde 75'inin Z ve milenyum kuşaklarından oluşması bekleniyor.

Üyelerimizin geniş temsili, açık iletişim, yenilikçi projeler ve etkin liderlik anlayışlarını benimseyerek faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Rapor ve tavsiye veren değil icraat ve proje üreten bir sendikacılık vizyonu ile ilerliyoruz. Sanayinin dijital dönüşümünü öncelik haline getiren MESS, bu hedefe ulaşmak için küresel işbirlikleri ile birçok projeyi hayata geçirdi. Bu işbirlikleri ülke ekonomisine de katkı sağlıyor. Dijitalleşme ve otomasyon süreçlerinden, Türkiye'nin kazançlı çıkabilmesi için bütün kesimlerin seferberliği gerekiyor. Çünkü dijital dönüşümü tek başımıza başaramayız.

Üyelerimize destek için tek seferde 400 milyon TL verdik

• MESS, çatısı altındatoplanan üye şirketlerin büyüklükleri açısından ekonomide önemli bir role sahip. MESS, COVID-19 sürecinde neler yaptı? Bu dönemde üye işyerlerinize hangi katkıları verebildiniz?

Her şeyi yavaşlatan salgın, MESS’i hızlandırdı. Üyelerimiz, Türkiye ekonomisine her yıl 60 milyar dolarlık katkı sağlıyor. İhracatın yüzde 40’ını gerçekleştiriyor. 250 üyemizde 200 bin kişi doğrudan istihdam ediliyor. Dolaylı istihdama katkımız yaklaşık 1 milyon.

Üretimin bel kemiği konumundaki üyelerimiz için salgının etkilerine karşı hemen harekete geçtik. Kamuyu hariç tutarsak, ülkemizdeki en kapsamlı destek paketini sağladık. Üyelerimize toplam 400 milyon TL’lik destek ödemesini tek seferde verdik. Ücretsiz olarak 3 milyon maske, 30 ton dezenfektan dağıttık. Yine salgın dönemimde, üye işyerlerimizin kesintisiz ve uygun fiyata yüksek kalitede maske tedarik edebilmeleri için, maske üretimine başladık.

İkinci önceliğimiz, üretimin ve tedarik zincirinin devamlılığı oldu. Pilot aşamasındaki Ortak Satın Alma platformumuzu, salgın sırasında devreye aldık. Maske, dezenfektan gibi kritik malzemeleri avantajlı fiyatlarla üyelerimizin temin etmesini sağladık. Bu kapsamda 10 milyon TL’nin üstünde sipariş hacmine ulaşıldı. Platform aracılığıyla 6 milyon maske, 175 bin eldiven, 12 ton dezenfektan tedarik ettik. Çalışma arkadaşlarımızın sağlığını korumak için bir sosyal mesafe çözümü olan “MESS Safe” ürünümüzü geliştirdik. 33 bin çalışma arkadaşımız kullanıyor. Tüm üyelerimizin ücretsiz olarak yararlanabileceği, yeni normale uyum programını devreye aldık. Uzman ekipler tarafından gerçekleştirilen denetimler ve hazırlanan raporlar ile üyelerimiz salgınla mücadele açısından işyerlerinin gelişime açık alanlarını tespit edebiliyor.

Sosyal medyayı iş amaçlı kullanmada 13’üncüyüz

• İşveren sendikası penceresinden Türkiye’nin insan kaynağı potansiyeli nasıl görünüyor? Sizce ülkemiz “genç nüfus” anlamında insan kaynağı avantajını sürdürüyor mu?

Ülkemizin 82 milyon olan nüfusunun yaklaşık 62 milyonu çalışma çağında. 15-24 yaş grubundaki genç nüfusu ise yaklaşık 13 milyon. Bu sayı dünyadaki 143 ülkenin nüfusundan daha fazla. İstihdamdaki eğitim profili hızla artıyor. Son 10 yılda lisans ve üstü mezunu çalışan sayımız yüzde 7.5 arttı. Muazzam bir genç nüfusumuz var. Öğrenmeye açık, esnek kültürümüz, çalışkan vatandaşımız var. Cesaretli ve vizyoner bir geçmişe sahibiz. Sosyal medyayı iş amaçlı kullanma konusunda dünyada 13’üncüyüz.

2030 yılına kadar kabaca 8 milyonluk bir işgücünün becerilerinin dönüşmesi gerekecek. Bu rakam, mevcut işgücünün neredeyse çeyreği. Bulgaristan’ın nüfusundan daha fazla. OECD raporlarına göre, Türkiye’de çalışmayan, eğitim ve öğrenim görmeyen 20-24 yaş aralığındaki genç nüfusun oranı (NEET) yüzde 30 seviyelerinde. Bu oranın Almanya seviyesi olan yüzde 9’a indirilebilmesi durumunda, ülke ekonomimize yaklaşık 60 milyar dolar ilave ekonomik katkı sağlayabiliriz.

6 bin 500 gencimize kodlama eğitimi verdik

• MESS, sektöründeki insan kaynağını geleceğin çalışma koşullarına hazırlamak için inisiyatifalıyor mu? İnisiyatif alıyorsa neler yapıyor?

Çalışma arkadaşlarımız, onların aileleri ve gelecek nesiller, bizim birinci önceliklerimiz arasında yer alıyor. Onlara değer katacak faaliyetler yürütüyoruz. Üye iş-yerlerimizdeki çalışanların çocukları için başlattığımız “Kodlama Eğitimlerimizden 6 bin 500’den fazla gencimiz yararlandı. Üye işyerlerimizdeki çalışanların çocukları için eğitim bursu veriyoruz. Burs programımız alanında Türkiye’nin en büyüğü. Başladığı günden bugüne 25 bin bursiyer ödemesi ile 45 milyon TL’lik burs verdik. Ayrıca MEXT’te, Türkiye’deki en kapsamlı Dijital Dönüşüm Eğitim Programları’nı sunuyoruz. 5 yılda 250 bin kişiye, toplamda 2 milyon saatten fazla eğitim vereceğiz. Eğitimler için Türkiye’den Koç, Boğaziçi, İTÜ, yurt dışından Harvard, MIT gibi uzman eğitim kurumları ile iş birliği yapıyoruz.

Sanayide "sürekli dönüşüm"ün öncüsüyüz

• Ülkemizde Endüstri 4.0’ı yakalamayı konuşurken Avrupa 5.0 stratejisini açıkladı. Bu stratejiyi nasıl yorumluyorsunuz?

4. Sanayi Devrimi'nin 10'uncu yılında, Avrupa Birliği Sanayi 5.0 stratejisini açıkladı. Bu strateji ile dijital dönüşüme, sürdürülebilirlik ve insan merkezli olmak ekleniyor. Şirketler çevreyi kirleten plastik gibi malzemelerin kullanımını sınırlamak, karbon ayak izini 2050 yılında sıfırlamak için uzun dönemli iş planları hazırlıyor. MESS, ülkemizin sanayi birikimini sadece Sanayi 4.0'a taşımakla sınırlı kalmıyor. Sanayide sürekli dönüşümün daimi öncüsüyüz. MEXT'te uygulanan yöntemlerle, su tasarrufu sağlıyoruz, üretim hurdalarını tekrar kullanıyoruz, sıfır plastik politikasına destek veriyoruz. Her ziyaretçi adına ağaç dikiyoruz, sürdürülebilir su projelerini destekliyoruz, Üyelerimize "Yeşil Mutabakat” için çalışma fırsatları sunuyoruz. Üyelerimizin bu konuda attığı adımlardan örnekler vermek isterim.

Ford Otosan, AB kamyon üreticileriyle birlikte 2040 yılından itibaren fosil yakıtlı araçlar satmayacağına ilişkin anlaşma imzaladı. Bosch, enerji verimliliği yüksek makineler ve sistemler geliştirerek enerji tüketimini ve dolayısıyla da CO2 emisyonlarını azaltmak için çalışıyor.

Arçelik "Türkiye'de enerji verimli buzdolapları karbon finansmanı projesi" kapsamında 2013-2018 yılları arasında 305 bin 407 ton CO2 emisyon azaltım hakkı elde etti. Anadolu Isuzu kimyasal ürün kullanımlarında ve su tüketiminde iyileştirmeler yapıyor. Enerji tüketimini ve sera gazı emisyonlarını azaltmaya odaklanıyor.

Dijital dönüşümde ‘merkez ülke’ oluruz

• MESS, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ile işbirliğine gitti. Bu işbirliği, üyelerinize ne sağlayacak?

2019 yılında WEF platform üyeliğine kabul edilen dünyanın ilk işveren sendikası olduk. Üyelerimiz bu işbirliği ile sanayide dijital dönüşüm için dünyanın en geniş ve nitelikli ekosisteminden faydalanabiliyor. Ocak 2020'de ise, Dünya Ekonomik Forumu Dördüncü Sanayi Devrimi Merkezleri Ağı'na katıldık. Bu işbirliği sanayinin dijital dönüşümünde Türkiye'yi merkez ülke yapacak. Artık Dördüncü Sanayi Devrimi'nin fikir önderleri arasında yer alıyoruz. Merkezde üyelerimiz, ülkemizin tüm şirketleri, kamu yönetimi ve aynı zamanda uluslararası şirketler için değer üretiyoruz. Merkezimizde, sanayide dijital dönüşümün yol haritalarını hazırlayacak projeleri hayata geçirmeye başladık. Dünya Ekonomik Forumu'nun 7-8 Nisan 2021'de düzenleyeceği Global Technology Governance Summit etkinliğinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile birlikte ülkemizi temsil edeceğiz. Zirvede "Ulusal Yapay Zeka Stratejisi" konulu bir panel düzenleyeceğiz.