MSC’den iyimser senaryo: Türkiye küresel resesyonda pozitif ayrışabilir

Dünyanın en büyük konteyner hat operatörü MSC, Türkiye’nin beklenen küresel resesyondan diğer ülkeler kadar etkilenmeyeceğini, hatta lojistik avantajlarıyla pozitif ayrışabileceğini öngörüyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Aysel YÜCEL / SEYİR DEFTERİ

■ Dünyanın en büyük konteyner denizcilik şirketi MSC, tedarikte öne çıkan Türkiye’nin, küresel piyasalarda beklenen resesyondan, diğer ülkeler kadar etkilenmeyeceğini, hatta pozitif ayrışabileceğini öngörüyor.

■ MSC Türkiye Genel Müdürü Barış Dilek, “Türkiye’nin ihracatında son çeyrekte büyük bir daralma beklemiyoruz. Birçok müşterimizden bu sinyali alıyoruz. Konteyner stokumuzu artırdık, Türk bayraklı filomuzu da büyütüyoruz” dedi.

MSC Türkiye Genel Müdürü Barış Dilek, küresel piyasalardaki yavaşlama ve resesyon beklentilerine rağmen, Türkiye’nin bu süreçte pozitif ayrışacağını, yük hareketinin bu sinyali verdiğini söyledi. Dilek, “ABD ve AB, maliyete bakmıyor Uzakdoğu yerine Türkiye’den alım yapıyor. Bazı sektörler daha fazla etkilense de ihracat siparişlerine yetişemeyen müşterimiz de çok” dedi.

İsviçreli aile şirketi olan MSC, pandemi döneminde gerçekleştirdiği yatırımıyla Danimarkalı konteyner operatörü Maersk’i geride bırakarak, geçtiğimiz aylarda dünyanın en büyük gemi filosuna sahip şirketi unvanını almıştı. MSC, Türkiye’de de önemli yatırımlara imza atmaya devam ediyor. Bir yandan ortak olduğu Tekirdağ Asyaport Limanı’nı büyütme projesini desteleyen şirket, diğer yandan Türk bayraklı gemi filosunu büyütüyor, konteyner ekipman parkını da güçlendiriyor.

MSC, küreselde olduğu gibi Türkiye’de ihracat devi firmalara hizmet veriyor. Geniş bir müşteri portföyüne sahip olan şirket, Türkiye’nin ihracatına ve ithalatına yönelik öngörü yapabilecek sinyalleri de resmi verilerden önce alabiliyor. MSC Türkiye Genel Müdürü Barış Dilek, müşterileri ile yaptıkları görüşmelerin ve mevcut yük hareketinin Türkiye’nin son çeyrekte küresel ekonomide pozitif ayrışacağına dair ipuçları verdiğini söyledi.

Barış Dilek, küresel piyasalarda yaşanan daralma nedeniyle Türkiye’deki ihracat yükü talebinde bir yavaşlama olduğunu ancak, son çeyrekte büyük bir daralma beklemediklerini ifade etti. Dilek, “Geçen hafta müşterilerimizle yaptığım görüşmelerde AB’de işlerin yavaşladığını ancak Türkiye’ye yönelik sipariş talebinin aynı oranda azalmadığını söyledi. Çünkü AB ve ABD tedarikte rotayı Türkiye’ye çevirdi. Pandemiyle başlayan bu süreç Rusya-Ukrayna savaşıyla güçlendi. ABD ve AB, maliyete bakmadan Uzakdoğu ya da Rusya’dan aldığı ürünleri Türkiye’den temin etmeye başladı. Bir müşterimiz, bir ürün gurubu için ‘Çin’den Avrupa’ya 1 milyon ton gidiyordu, şimdi bunun 600 bin tonu Türkiye’den alınıyor. AB’ye mal yetiştiremiyorum’ dedi. Bunun gibi örnekleri sıkça duymaya başladık. Bizim gözlemimiz beyaz eşya gibi bazı sektörler küresel piyasalardaki yavaşlamadan daha çok etkileniyor. Ama bazı sektörlerde talep hala çok güçlü” diye konuştu.

Tatil sezonunun bitmesiyle küresel resesyonun etkilerinin eylül ayından itibaren daha net bir şekilde görülmesini beklediklerini ifade eden Dilek, “Firmalar tatil sonrası stoklarına bakacak. Alımlarını ve planlamasını da buna göre yapacak. Dolayısıyla eylül ekim aylarında fotoğraf daha da netleşecek” dedi.

İhracatta ABD’nin yıldızı parlıyor

AB’deki yavaşlamaya karşın ABD’de talebin hala güçlü olduğunu belirten Barış Dilek, “ABD parlayan yıldız. Türkiye’de Avrupa pazarı için çok sayıda şirketin yatırım yaptığını gözlemliyoruz. Üretim kapasitelerini artırmaya yönelik yatırımlar yapılıyor. Bu çok önemli bir gelişme çünkü ABD, bugüne kadar Çin’den dolayı rekabet etmediğimiz, dolayısıyla ikinci plana attığımız pazardı. Şimdi bu jeopolitik gelişmeler, çok kutuplu dünyada safların netleşmesiyle beraber, ticarete bunun etkisini daha fazla görmeye başladık” dedi. Dilek, dolayısıyla beklenen resesyonun Türkiye’ye etkisinin çok büyük olmayacağını öngördüklerini, pesimist olmak için çok erken olduğunu söyleyerek, “Oradaki fırsatları göz ardı etmemek lazım” dedi. MSC de ABD’ye yönelik artan ihracat talebini karşılamak için bu hattaki gemilerini en optimum şekilde kullanmaya özen gösteriyor.

Barış Dilek, bu noktada önemli konulardan birinin de AB’ye bağımlılığı azaltmak olduğunu ifade ederek, “İhracatın yüzde 60’ını yaptığımız AB’ye bu kadar bağımlı olmamalı ve pazar çeşitliliğine gitmeliyiz. Özellikle Afrika’da büyük fırsatlar var” dedi.

Krizden ders aldı, konteyner kapasitesini üçe katladı

MSC Türkiye, pandemiyle birlikte küresel çapta yaşanan ve tedarik zincirlerinde büyük aksamalara yol açan konteyner krizinin bir benzerinin yaşanmaması için ekipman parkını da güçlendirdi. Her ne kadar pandemideki kadar bir talep artışı beklenmese de MSC Türkiye, ortalama 35 bin olan konteyner ekipman kapasitesini üç katına çıkarmış. Barış Dilek, “Son çeyreğe hazırlık yapıyoruz. Açıkçası beklentilerimiz yüksek. Çok kuvvetli bir konteyner stoku ile giriyoruz. Şu anda zaten bir sorun yok. Çünkü pandemide talep yüksek olunca yatırım arttı konteynere. Şimdi bir yavaşlama olunca boşa çıktı o konteynerler. Konteyner bolluğu oldu. Ama temkinliyiz. Talebin bir anda artabileceği zamanlara karşı hazırlıklıyız” dedi.

Türk bayraklı filoyu ve ekipman parkını büyütüyor

MSC Global, pandemiyle birlikte rekor sayıda gemi siparişi vermişti. Satın alınan gemilerle Danimarkalı denizcilik devi Maersk’i sollayarak filo büyüklüğünde bu yıl lider şirket konumuna ulaştı. MSC Türkiye de gemi yatırımlarına devam ediyor. Son olarak MED Trabzon filoya katıldı. Barış Dilek, ”Türk bayraklı gemi yatırımlarımızı sürdürmek istiyoruz. Ama şu anda uluslararası piyasalarda gemi fiyatları çok yüksek. Gemi bulmak da çok zor. Özellikle küçük tonajda satın alacak gemi bulamıyoruz. Özellikle 1500-2.000 TEU gemilere çok ihtiyaç var” diye konuştu.

Sağlık sektörüne girmeye hazırlanıyor

MSC, küresel pazarlardaki yatırımlarında atağa geçti. Son olarak, Güney Afrika’nın en büyük üçüncü hastane işletmecisi Mediclinic, MSC ve Remgro ortak konsorsiyumu tarafından satın alınıyor. Yaklaşık 4,5 milyar dolar karşılığında devralınması planlanan Mediclinic, MSC’nin ticari faaliyetlerini genişletmek ve sağlık sektörüne girmek için attığı bir adım olarak değerlendiriliyor. MSC’nin merkezinin bulunduğu İsviçre’de de faaliyet gösteriyor. Lojistik alanında da yatırımlarını artıran şirket, Bollore Group’un Afrika’daki gemicilik, lojistik ve terminal operasyonlarını; ayrıca Hindistan, Haiti ve Doğu Timor’daki terminal operasyonları faaliyetini 5.7 milyar Euro karşılığında satın aldı. Bollore Africa Logistics şirketinin 47’si Afrika’da olmak üzere 49 ülkede 250 iştiraki ve yaklaşık 21 bin çalışanı bulunuyor ve Afrika’nın en büyük nakliye ve lojistik operatörü. Şirket ayrıca, Lufthansa ile ortak bir şekilde İtalyan Alitalia’nın yerine kurulan yeni havayolu şirketi ITA Airways’i satın almak için teklif sundu. MSC ve Lufthansa ortaklığı ITA airways için 1,2 ile 1,5 milyar Euro teklifte bulunmuştu.

“Navlunda daha fazla büyük düşüş beklemeyin”

MSC Türkiye Genel Müdürü Barış Dilek, pandemide tarihi rekorlar kıran küresel navlun endekslerinde son dönemde yaşanan düşüşü de değerlendirerek, “Navlun düşüyor ama 2019 rakamlarına düşmez. Bunun için maliyetlerin de 2019 rakamlarına düşmesi lazım. Maliyetler hala 2019’un üç-beş katı üzerinde. Dolayısıyla 2019 navlunları ile servislerin devam etmesi çok zor. Servisler kapanır, malı gönderecek gemi bulamayız. Müşteri de armatör de zarar edeceği navlunu vermez. Şu anda navlunda bir gevşeme var küresel endekslerde. Ancak, ben düşüşün aynı hızda devam edeceğini öngörmüyorum. Belki son çeyrekte talebe bağlı olarak bir miktar artabilir de. Temkinli olmakta fayda var. Navlunda büyük düşüş beklemeyin. Çünkü hala maliyetler yüksek, limanlarda beklemeler var. Özellikle birçok limandaki grevler beklemeleri artırıyor” dedi.

 

Bu konularda ilginizi çekebilir