8 °C

Ordu’nun geleceği nitelikli tarım ve çağdaş turizm

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler, enerji bakanlığı döneminde edindiği tecrübeyi memleketi Ordu’ya aktarıyor. Ordu’nun geleceğini nitelikli tarım ve çağdaş turizmde gören Güler, “Düşünen Ordu, Üreten Ordu, Yarışan Ordu” sloganı ile kentin vizyonunu değiştiriyor.

Ordu’nun geleceği nitelikli tarım ve çağdaş turizm

Osman ŞİŞKO

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak; Bakü-Tiflis-Ceyhan, TANAP, NABUCCO, Şahdeniz gibi projelere imza atan Hilmi Güler, Enerji Bakanlığı dönemindeki aktifliğini Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı olarak da sürdürüyor. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde AK Parti’den belediye başkanı seçilen Güler, “Düşünen Ordu, Üreten Ordu, Yarışan Ordu” sloganı ile kentin vizyonunu değiştiriyor. Görevde olduğu 10 ayda belediyenin asli görevleri olan yol, su, atık yönetimi gibi alanlar dışında tarım ve turizm alanında reform niteliğinde projeleri hayata geçirmek için çalışmalarını sürdüren Hilmi Güler, Dünya Gazetesi Karadeniz Bölge Temsilcisi Osman Şişko’nun sorularını yanıtladı. Güler, “Kalkınmanın temel unsuru tarımdır ve biz de tarım alanında bir reform yapmak istiyoruz. Son yıllarda Doğu Karadeniz’de turizm sektörü büyüyor. Biz mevcut pastadan pay almak yerine pastayı büyütmeyi hedefledik” dedi .

● Son yerel seçimlerden bugüne kadar Ordu için ne gibi gözlemleriniz oldu?

2002-2009 yılları arasında TBMM çatısı altında Ordu Milletvekili olarak görev almış, seçimlerin ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak hem Türkiye’ye hem de Ordu’ya hizmet etme imkânı bulmuştum. Bakanlık yaptığım süre boyunca Ordu’nun havaalanı, üniversite, Tıp Fakültesi, 1000 kişilik öğrenci yurdu, doğalgaz, sahil yolu gibi ana problemlerini çözüme kavuşturmuş, Altınordu ve Ünye çevre yolu inşaatlarını başlatmıştık. Hatta 140 yıllık bir tarihe sahip, Sultan Abdülhamit’in vasiyeti olan Dereyolu projesini biz daha da büyüterek Karadeniz ile Akdeniz’i boydan boya birleştiren Karadeniz- Akdeniz yolunu başlatmıştık.

SEVGİ HAREKETİ BAŞLATTIK

Bahsettiğim gibi Bakanlığım döneminde genel hizmetler açısından KÖYDES, BELDES gibi ana stratejik yatırımları Ordu’ya kazandırmıştık. Yatırımlar anlamında bir sıkıntı yoktu. Ancak Ordu, son yıllarda yaşanan siyasi çekişmeler sebebiyle biraz enerji kaybetmiş, bir sevgi eksikliği ortaya çıkmıştı. Bu eksiklikten yola çıkarak Ordu’da sevgi ve erdemlilik hareketi başlattık.

● Genel hatlarıyla hangi konulara yoğunlaşacaksınız?

Enerji, teknoloji, tarım, turizm, alanlarında Ordu’nun ekonomik ve sosyal dengesini bir üst seviyeye çıkarmayı amaçlıyoruz. Ancak genel hatlarıyla bakıldığında Ordu’nun geleceğini nitelikli tarım ve çağdaş turizmde görüyorum. Belediyecilik denince akla, asfalt, kaldırım, çöp toplama gibi işler gelir. Bunlar belediyelerin asli görevi. Biz bunu en iyi şekilde yapıyoruz ancak bunların dışına çıkmak istiyoruz. Çünkü gerek belediye kanun ve yönetmeliklerinde gerekse belediye görev tanımında; ‘ekonomik ve sosyal kalkınma hizmetleri’ ibaresi vardır. Biz bu kavramları harekete geçirdik. Büyükşehir Belediye Başkanı seçilince ilk olarak ana felsefemizi ve vizyonumuzu, ‘Düşünen Ordu, Üreten Ordu, Yarışan Ordu’ olarak belirledik. Bunun için önce zihniyet değişimini ön plana aldık ve insanımızı düşünmeye, üretmeye ve yarışmaya teşvik ettik. Öncelikle insanımızı kırsal kesimde hayvancılığa, et-süt üretimine, eko-turizme yönlendirmek ve teşvik etmek için projeler uygulamaya başladık. Hızlıca nitelikli tarım için ORTAR, çağdaş turizm faaliyetleri için ORTUR, yazılım ve teknoloji için ORYAZ, enerji ve altyapı için OREN şirketini kurduk. Gelir getirecek tarım ürünlerinin sayısını artırmak, kırsal alanda yaşayan vatandaşlarımızı tarım üretimine yönlendirmek için projelerimizi uygulamaya başladık. Kalkınmanın temel unsuru tarımdır ve biz de tarım alanında bir reform yapmak istiyoruz.

● Ordu’da nasıl bir turizm politikası uygulamayı planlıyorsunuz?

Son yıllarda Doğu Karadeniz’de turizm sektörü büyüyor. Biz mevcut pastadan pay almak yerine pastayı büyütmeyi hedefledik. Turizm denilince ilk akla gelen deniz olgusunun dışına çıkmayı hedefledik. Turizmi sadece yaz dönemine sıkışmış 1-2 aylık süreye değil, yılın 12 ayına yaymayı hedefliyoruz. Bu düşünceyle sloganımızı ‘3 Ay Değil 12 Ay Ordu’, ‘Orduyu 4 Mevsim Yaşayın’ olarak belirledik. Bundan sonraki süreçte de kış turizmi, doğa turizmi ve eko turizme yönelik konseptlere ağırlık vermeye devam edeceğiz. Karadeniz Bölgesi’nde uçsuz bucaksız ormanları, bol oksijenli yaylalarının yanı sıra dereleri, yöresel organik lezzetleri ve eko-turizmin en güzel yaşanabileceği bir yer olan Ordu’nun birkaç yıl sonra turizmin en gözde yaşandığı şehirlerden biri haline geleceğini söyleyebilirim.

ÜÇ ÜLKE, ORDU'DA FINDIK İÇİN BİR ARAYA GELDİ

Geçen yıl dünya fındık üretiminin yüzde 80’ini yapan üç ülke, Ordu’da işbirliği deklarasyonu imzaladı. Bu önemli gelişme nasıl sağlandı?

Dünya fındık üretiminin yüzde 80’ini yapan ancak birbirlerinin alternatifi gibi politikalar izleyen Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ı Ordu’da bir araya getirerek ortak hareket etme ve ortak politikalar üretme konusunda Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli’nin yakın desteğiyle tarihi bir adım attık. Pakdemirli, Azerbaycan Cumhuriyeti Tarım Bakanı İmam Karimov ve Gürcistan Çevre Koruma ve Tarım Bakanı Levan Davitashvili’nin Ordu’da imzaladığı iyi niyet deklarasyonu ile Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan; fındıkta ortak üretim, kalite, verimlilik için ihtiyaç duyulan bilimsel, teknik ve teknolojik alanda işbirliği yapacak.

ORDU'YU BÜYÜTMEK İÇİN BÜYÜK DÜŞÜNÜYORUZ

Fındığın, kentin ekonomisine ve ihracatına etkisi nedir?

Ordu, dünya fındık üretiminin yüzde 25’ini, Türkiye fındık üretiminin yüzde 35’ini üretmesine rağmen açık konuşmak gerekirse bu ihracatına yansımıyor. Ordu’nun yüzde 35 payına göre ihracat rakamı 573 milyon dolardır. Ancak bu fındık ihraç edilirken Trabzon’a gidiyor ve oradan ihraç ediliyor. Ordu’nun direkt yapılan ihracat miktarı ise 152 milyon dolar olarak kalıyor. Dolayısıyla Ordu’nun görünmeyen fındık ihraç tutarı 421 milyon dolardır.

Aynı şekilde Sakarya bölgesinden ihraç edilmek üzere fındıklar İstanbul’a gönderiliyor ve İstanbul’dan çıkış yapıyor. Biz bu durumu orta ve uzun vadede tersine çevirmek, Ordu’yu hem ekonomik ve sosyal yönden hem de stratejik açıdan büyütmek için büyük düşünüyoruz. Bunun için iki büyük vizyon projeye ağırlık veriyoruz. Birincisi, halen yapımı bitme aşamasına gelen Karadeniz-Akdeniz Yolu, diğeri de Ünye Konteyner Limanı’dır. Bakanlık dönemimde 135 yıllık bir tarihi olan Karadeniz-Akdeniz Yolu Projesi’ni başlatmıştım. Bu yol bittiğinde Karadeniz ile Akdeniz 7-8 saatte birbirine ulaşacak. Ünye Limanı’nı konteynır limanına dönüştüreceğiz. Bu limanı tüm Türk cumhuriyetlerine hizmet verecek anlayışla tasarladık. Dolayısıyla bu vizyon projelerle hem Ordu’nun ihracat, ekonomik ve sosyal potansiyelini artırmayı hedefliyoruz hem de Karadeniz’in daha da önem kazanmasını sağlamak istiyoruz.

ÜÇ YENİ OSB İÇİN ÇALIŞMALARA BAŞLADIK

Ordu’da OSB’lerin durumu nedir?

Yeni OSB alanları kurulacak mı? Ordu’da halen Altınordu ve Fatsa ilçesinde faaliyette olan iki organize sanayi bölgesi (OSB) bulunuyor. Altınordu ilçesindeki Ordu OSB’de 14 firma yaklaşık 3 bin işçisiyle faaliyet gösterirken, Fatsa ilçesindeki OSB’de ise 30 firma yaklaşık 4 bin işçiye istihdam sağlıyor. İçinde fındık kırma fabrikası, tekstil, ağaç, plastik, maden sanayi, beton ürünleri ve gıda sanayisi gibi işletmeler bulunuyor. İşsizliğin azalmasına önemli katkıda bulunan bu OSB’lerde toplam 7 bin kişi istihdam ediliyor. Ancak Ordu son dönemde kabuğunu kırdı ve yeni istihdam alanlarına ihtiyaç duyuyoruz. Bu amaçla 3 yeni OSB alanı belirleyerek çalışmalara başladık. Bu 3 OSB’nin faaliyete girmesiyle birlikte 22 bin istihdam daha sağlayarak toplam 30 bine ulaştırmayı hedefliyoruz.

Samsun da Giresun da Soçi de komşumuz

Bölgeyi yakından bilen ve tanıyan bir insan olarak söylemem gerekirse, Karadeniz illerinin en büyük dezavantajı birbirlerini komşu gibi görmeleridir. Mesela Ordu’nun komşuları Samsun, Giresun, Sivas, Tokat olarak görülür. Oysa vizyonumuzu geniş tutarsak, Karadeniz’deki Soçi, Tiflis, az ötesi Odessa hatta Yalta ve Bükreş de Ordu’nun komşularıdır. Bizim Ordu’da uyguladığımız nitelikli tarım ve çağdaş turizm projelerini diğer Karadeniz illeri de uygulayabilir.

İNSANIMIZIN DOĞDUĞU YERDE DOYMASINI İSTİYORUZ

Bizim uyguladığımız nitelikli tarım ve çağdaş turizm projelerindeki asıl amaç, bölge insanının doğduğu yerde doymasıdır. Doğduğu yerde doyan bir Karadenizli profili ortaya çıkarmak istiyoruz. Göçü önlemek istiyoruz aslında. Esas hedef budur. Yıllarca hep göç etmişiz, sonra yanık gurbet türküleri söylüyoruz. Şimdi türkülerimizi Ordu’da söyleyeceğiz. Aynı zamanda köy-şehir entegrasyonu oluşturmak, Almanya, Hollanda köy modelleri ortaya çıkarmak istiyoruz. Köy-şehir entegrasyonu turizm ile birleştiği zaman Doğu Karadeniz bambaşka hale gelir.

Ordu Üniversitesi ile ilgili bir rüyam var

2006 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığım sırasında temelini attığımız Ordu Üniversitesi, bugün iftihar edilecek noktaya ulaştı. Gerek kampüs alanıyla gerek bilimsel çalışmalarıyla, gerekse 20 bin öğrenci sayısıyla Ordu Üniversitesi, Ordu’muzun iftihar kaynağı. Önümüzdeki dönem yeni fakülteler açılması, teknoparkı olan, hatta enerji bölümü bulunan bir üniversiteye dönüştürmek için çalışmalar gerçekleştireceğiz. Martin Luther King’ın “Bir rüyam var” sözü meşhurdur. Benim de bir rüyam var. Bu rüyam Ordu Üniversitesi’nin sadece eğitim-öğretim merkezi değil, AR-GE konusunda dünya bilim literatürüne girecek önemli araştırma, geliştirme ve buluşlara imza atan bir üniversite olmasıdır.

Nüfusu sahillerden kırsala çekeceğiz

İnsanlar son 50 yıldır daha iyi yaşam bulmak umuduyla yüksek ve iç kesimlerden sahil bölgelerine ya da il dışına göç etmişti. Köylerde nüfus azalmıştı. Fındık bahçeleri 11 ay boş kalıyordu. Bu durum ekonomik ve sosyal durumu olumsuz etkilemişti. Bu durumu tersine çevirmek, nüfusu tarım ve turizm projelerine yönlendirmek, nüfus dengesini kırsal alana çekmek için bir vizyon ve düşünce oluşturmak için projeler hazırladık. Ve bu projelerimizi başarı ile uygulamaya başladık.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap