23 °C

"OSB arazilerine fiyat sınırı sorun yaratır"

Organize Sanayi Bölgeleri Derneği (OSBDER) Başkanı Hilmi Uğurtaş, OSB arazilerine fiyat sınırı getirilmesinin, OSB hizmetlerinde de mevcut kredilerde de sorun yaratacağını belirterek, bu düzenlemenin gözden geçirilmesini istedi.

OSB arazilerine fiyat sınırı sorun yaratır

YEŞİM ARDIÇ

ANKARA - OSB arazilerine fiyat sınırlaması getirilmesinin, OSB hizmetlerinde de, mevcut kredilerde de sorun yaratacağına dikkat çeken Organize Sanayi Bölgeleri Derneği (OSBDER) ve İzmir Atatürk OSB Başkanı Hilmi Uğurtaş, “Parsel birim satış fiyatının, belirlenen maliyetin yüzde 25 fazlasını geçmemek üzere belirlenmesi, hem serbest piyasa şartları ile uyuşmayacak, hem de büyük gelir kayıpları yüzünden sanayiciye hizmette sıkıntılar yaşatacaktır” dedi.

Uğurtaş Ankara Temsilcimiz Ferit Parlak’ın sorularını yanıtladı…

Elektrik fiyatı, doğalgaz, altyapı, emsal değer, kaynak yetersizliği gibi sorunlarınız yanına “parsel fiyatlarına kısıtlama” gibi gelirinizi azaltıcı bir sorun daha eklendi. OSB yönetimleri olarak düşünceniz nedir?  

Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 49. maddesi ile 4562 Sayılı OSB Kanunu’nun 15. maddesine eklenen, parsel birim maliyetinin hesaplanma düzenlemesi sıkıntımızı artırdı.

OSB’lerin en önemli gelir kalemlerinden biridir sanayi parsel satışı. Parsel birim satış fiyatının, belirlenen maliyetin yüzde 25 fazlasını geçmemek üzere belirlenmesi, hem serbest piyasa şartları ile uyuşmayacak, hem de büyük gelir kayıpları yüzünden sanayiciye hizmette sıkıntılar yaşatacaktır.

OSB’lerin katılımcı aidatı dışında gelir kaynağı yok. Bu aidatlar da OSB’nin işletme giderlerini dahi karşılamıyor. OSB’lerin var olan altyapılarının yenilenmesi, yeni ihtiyaç duyulan alt ve üstyapı yatırımlarının gerçekleştirilmesi için önemli kaynaklara ihtiyacımız var.

Tüm bu gereksinimleri karşılayabilmek için OSB’lerin elinde kalan birkaç arsadan başka gelir kaynağı yok. Yeni kurulmakta olan OSB’ler de 3-5 yıl içinde aynı kaynak ihtiyacı ile karşılaşacak.

Düşük arsa değeri, teminat ve ipotek değerine de yansıyacak. Mevcut kredilerde de sıkıntı yaşanır mı?

OSB’ler bu konudaki şikayetlerini bizlere iletti. Zaman içinde değerlenen parsel fiyatlarına göre, ipotek değeri de artıyor ve sanayicilerimiz kredi için bankalara ipotek gösteriyor. OSB’lerin birim satış bedellerini yüzde 25’e göre hesapladıkları takdirde sanayicilerin bankalardaki teminatları da eksilecektir.  Ayrıca birim parsel satış fiyatı bu şekilde belirlendiğinde bir OSB’nin az ve sınırlı sayıda geliştireceği yeni sanayi parsellerine yönelik çok fazla sayıda talep olması durumunda satışın belirlenen bu fiyatla hangi kriterlere göre kime yapılacağı konusu da büyük bir sorun oluşturuyor.

Bu konuda karar verecek OSB Yönetim Kurulları da büyük bir töhmet altında kalacaktır. Fiyatlandırmada çok değişik parametreler etkili olduğundan, satış birim fiyatına piyasa koşulları ile uyuşmayan bir sınırlama getirilmesi birçok sakıncaya neden olacaktır. Bu maddenin gözden geçirilerek değiştirilmesini istiyoruz.

Organize Sanayi Bölgeleri Derneği'nin (OSBDER) kurucu başkanıydınız. OSBÜK varken neden ihtiyaç duyuldu OSBDER’e?

Katılımcı, çoğulcu ve  demokratik bir toplumun oluşmasına katkıda bulunan sivil toplum kuruluşları (STK), günümüz  modern toplumların oluşumu ve  değişiminde önemli rol üstlenmiştir. Çağdaş demokrasilerde, STK’lar vatandaş ile devlet arasında köprü rolü oynamaktadır. Gönüllülük temel esastır. Bu kuruluşlar içinde yer alanlar, fedakarlıklarda bulunarak toplumsal iyiye katkı sağlarlar.

Bizler, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nda değişiklik çalışmaları sürecinde sanayici ve OSB Yöneticileri olarak tüm OSB’lerin  ortak çıkarlarını gözetmek ve problemlerimize çözümler aramak, bu konularda siyasi erk ile birlikte çalışmak amacıyla OSBDER'i kurduk.

OSBDER’i OSBÜK ile rakip gösterme çabalarını hoş karşılamıyoruz. Bu ülkede nasıl TOBB varken, TÜSİAD, MÜSİAD gibi STK’lar da varsa, her şehirde odalar var iken, sanayici ve iş insanları dernekleri varsa, OSB’lerin platformunda da kanun ile kurulan ve işleyen OSBÜK olduğu gibi, STK  olarak da OSBDER vardır, var olacaktır.

OSBÜK’e karşı kurulmuş bir OSBDER algısı doğru değildir. Yönetim Kurulu olarak tüm üyelerimizle birlikte, derneğimiz üzerinde oluşturulmaya çalışılan bu yanlış tanımlamaları yıkmak için mücadele edeceğiz.

OSBDER demokratik bir sivil toplum kuruluşu olarak OSB’lerin sorunları ve gelişimi için her OSB’ye eşit söylem ve temsil hakkı verilmesi prensibinden asla taviz vermeyecektir.

Hepimizin sanayicilerden, sanayicilerin ise karar alıcılar dışında OSB yönetimlerinden beklentileri var. Bu beklentiler standart olarak karşılanabiliyor mu? Karşılanmıyorsa neler yapılabilir?

Yönetsel ve ekonomik bağımsızlığını kazanmış, kendine kaynak yaratabilen belli başlı az sayıdaki OSB’ler dışında, ne yazık ki bu beklentileri karşılama olanağı yoktur. Bunun en temelinde kaynak problemi yatmaktadır. Yeni nesil OSB olarak tarif edilen yapıların kurulması için ciddi bir kaynak gerektiği gibi bu çalışmaların sürdürülebilmesi içinde istikrarlı ve yeterli kaynaklar üretebilecek modellere de ihtiyaç var.  

Bu şartların sağlanması için ülke ekonomisine pek çok kanaldan kaynak yaratan, katma değer sunan OSB’lerin aynı zamanda kendilerine yönelik düzenli ve yeterli gelir kaynağı sağlama imkanları yoktur. Bugün bir sanayi tesisinin kurulmasından, üretime, üretimden iç veya dış pazara çıkmasına kadar olan süreci şöyle bir düşünelim. Hammadde temininden, istihdam, ulaşımdan iletişime yüzlerce alanda vatandaşlara iş ve aş, devletine ise dolaylı ya da direk vergi ve diğer ödentilerle ciddi bir kaynak yaratmaktadır. Peki OSB’lerin yarattıkları bu muazzam kaynaktan yararlanma ya da pay alma şansları var mıdır? Ne yazık ki, hayır.

Üretken OSB’lerin ortaya çıkması için kaynak sorununun da yanında aşılması gereken bir diğer husus da OSB’lerin yönetim yapılarıdır. OSBDER olarak yıllardır şunu söylüyoruz, OSB’ler, o bölge içinde yaşayan sanayiciler tarafından yönetilmelidir. 

Her OSB için, o bölgenin sorunlarını bilen, yaşayan ve bu sorunların çözümü için en uygun çözümleri üretebilecek yönetim yapıları oluşturulmalıdır.

OSB’lerin gelişimi, üretkenliği ve verimliliğinin artması, kaynak sorununun çözülmesi ve bu kaynağı doğru kişilerin yönetmesi ile mümkündür.

Bu koşulların oluşmasında özellikle mevzuat bakımından görünen temel eksikler sizce nelerdir?

Ülkemizde OSB’lerin varlığını ve önemini kimse tartışamaz. Ancak bu varlığın mevzuat üzerindeki durumuna baktığımızda durum bu kadar net değildir. Hala mevzuatta OSB’ler tanımlanmamakta, vakıf mı, dernek mi gibi kıstaslar ile değerlendirilmektedir. Ortada bir OSB yasası olmasına rağmen, mali, idari, hukuki birçok alanda mevzuatlar birbiriyle örtüşmemektedir. Yani bir uygulama bütünlüğü yoktur. OSBDER olarak önümüzdeki günlerde atacağımız en önemli adımlar biri uygulama bütünlüğünün sağlanması hususunda ciddi çalışmalar yapmak olacaktır. 

Organize Sanayi Bölgelerinin mesleki ve teknik eğitim alanındaki çalışmalarında engeller var mı?

Ülkenin neresine giderseniz gidin, girdiğiniz her işletmede, sanayi tesisinde sohbet ettiğinizde karşınıza ilk çıkan sorunlardan biri o işlere uygun, yetişmiş insan gücü bulamamaktır. Çalışanlarımızın mesleki ve teknik gerekliliklerinde istenilen bir düzeyde değiliz. Bugüne değin yaşananlar bizlere bu sorunun çözümünü sadece devletten beklemenin hem yanlış hem de haksızlık olduğunu göstermektedir.

Bugün işletmelerimiz için nasıl en uygun araziyi arıyor, en uygun makinayı seçiyor, en iyi şartlarda hammadde temin etmeye çalışıyorsak, işletmelerimizin ihtiyaç duyduğu çalışanları da bulmak, eğitmek ve yetiştirmek zorunda olduğumuz ortadadır.

Nasıl OSB’leri sanayiciler yönetsin diyorsak, sanayiciler de kendilerinin ihtiyaç duydukları insan kaynağının temini hususunda işin içine girmeli ve ellerini taşın altına koymalıdır.

OSB’ler diğer pek çok hususta olduğu gibi sanayiye yönelik mesleki ve teknik eğitim içinde birer kümelenme alanıdır.

Her OSB kendi içindeki sektörlerin insan kaynağı ihtiyacını tespit ederek, bu insan kaynağının yetişmesine uygun fiziki mekanları sağladığı gibi, oluşturacağı eğitim kadroları ile bu ihtiyaçları karşılayabilecek eğitilmiş insanları yaratmak zorundadır.

Sonuçta elektrik, su gibi temel girdiler olmadan üretim olmazsa, sayı ve kalite olarak yeterli insan kaynağını sağlayamadığınız takdirde, rekabet edebilecek düzeyde bir üretim yapmakta mümkün değil.

Bugün ülkemizdeki pek çok OSB’de bu gerçek anlaşılmış ve kabul görmüştür. İmkanı olan OSB’ler kendi okullarını kurmuş ve yürütmektedir. Tabii bu sistemin OSB’ler içinde oturması için devletin verdiği desteklerin de önemi asla göz ardı edilmemelidir. Verilen bu destekler OSB’lerimizi cesaretlendirmiş ve bu yönde adım atmalarını teşvik etmiştir.

Bu noktada en önemli konu, OSB’lerin eğitim-öğretim hayatına kattığı bu okullarımızın aynı vizyonu sürdürebilecek yönetimsel ve mali kaynaklara kavuşturulmasıdır. Okul yapıp, sonra yürütemeyip o okulu tekrar sistemin içine atmak, emeklerin yazık olmasına neden olacaktır.

Biz İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi olarak, kurduğumuz Mesleki ve Teknik Anadolu Lisemiz ile yine Çerkezköy OSB’de kurulan Meslek ve Teknik Anadolu liselerimizle pek çok övgü alıyoruz. Ancak diğer yandan da okullarımızın sürdürülebilir başarısı ve varlığı için finansal ve yönetsel planlamaları da yapıyoruz.       

OSB’ler, bir çok sorunumuz için çözüm yoluydu

Ferit PARLAK - ferit.parlak@dunya.com

2006 yılının Ekim ayıydı. Dönemin Sanayi Bakanı Ali Coşkun, Ankara Sohbetleri’ne konuk olmuş, 3 yılda yapılanları sıralamış ve can alıcı örneği vermişti,

“OSB’lerde son 3 yılda, önceki 43 yılda yapılan fabrika sayısı kadar fabrika yapıldı.”

“Ama” deyip eklemişti, “Altyapı yatırımları yetersiz kalırsa, bu kadar yatırımın hiçbir anlamı kalmayacak! Bu nedenle OSB yönetimlerine altyapı yatırımları için yardım etmeliyiz.”

*         *         *

Kümelenme, ortak/birlikte yönetim/yatırım/pazarlama gibi özellikleriyle verimlilik, yüksek maliyet, kapasite kullanımı, kayıt dışı gibi sorunlarımızın çözümü için umut olmuştu OSB’ler…

Daha da güçlendirilmeli, cazibesi/avantajları daha da artırılmalıydı…

Anlatılanlar ve gördüklerimiz, “tam tersi” bir yol izlediğimizi, birçok sorunumuzun çözümü için umudumuz olan bu yapının da sorun yumağına dönüştüğünü gösteriyor…

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap