19 °C

OSTİM Başkanı Aydın: 5G’de Avrupa’dan iyiyiz

Sanayi Strateji Belgesi ile 11. Kalkınma Programı’nın üretimin ve ihracatın önünü açacağını dile getiren OSTİM Başkanı Orhan Aydın, “İki planın harfiyen uygulanmasının yerlileştirmeyi hızlandıracağına inanıyoruz. Yerli üreticinin geliştirip üretmesi için, ödeme çok daha önceden yapılmalı ” dedi.

OSTİM Başkanı Aydın: 5G’de Avrupa’dan iyiyiz

FERİT PARLAK

OSTİM Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, 11. Kalkınma Planı ve önceki yıl Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan Sanayi Strateji Belgesi’nin harfiyen uygulanmasının üretim ve ihracatın önünü açacağını dile getirdi. Aydın, “İki planın harfiyen uygulanmasının yerlileştirmeyi hızlandıracağına inanıyoruz” dedi. Aydın kısa dönemde de yapılacaklar olduğuna dikkat çekerek, “Örneğin yabancı ürün için anında akreditif açan kamu kurumları, yerli ürün için 9 ay-1.5 yıl vade teklif ediyor. Yerli üretici desteklenecekse, geliştirip üretmesi için, ödeme çok daha önceden yapılmalı. Medikalden makinaya kadar her sektörümüzde üreticimiz aynı sorunu yaşıyor” şeklinde konuştu. Aydın, DÜNYA’nın sorularını şöyle yanıtladı.

• Gelinen aşamada, üretici ve ihracatçı için ne yapılmalı?

11. Kalkınma Planı da, sonrasında geçtiğimiz yıl açıklanan Sanayi Stratejisi de gayet güzel planlar olmuştu. Hakikaten üzerinde iyi çalışılmış. Ülkenin ihtiyaçları, sektörlerin seçimi dört dörtlük. Oradaki başlıkların birçoğu, bizim de üzerinde çalıştığımız başlıklar. Bütün olay, bu planların hayata geçirilmesi. Bir devlet politikası gibi alınıp, bunu bir zaman planına da bağlayıp sonuna kadar uygulamak. Nelerin yapılması gerektiği var, bunu nasıl ve ne zaman, kim yapacak. Bu 3 sorunun yanıtlarım da hemen açıklayarak, istikrarlı bir şekilde yapabilirsek bunun çıktısı olur. Yoksa bugüne kadar yazılan planlar kitap halinde duruyor. Sanayici olarak biz 11. Kalkınma Planı’na çok katkı verdik. Stratejide de başlıkların çoğu 11. Kalkınma Planı’ndan. Yerli üretime öncelik verildiği, önemsendiği gözüküyor. İnşallah 11. Kalkınma Planı da, Sanayi Stratejisi de harfiyen uygulanır.

• 5G’nin yerli imkanlarla gerçekleşmesi için yoğun çabanız oldu. Hangi aşamadasınız?

1980’li yıllarda serbest piyasa diye bir şeyin var olduğuna bizi inandırdılar. “Serbest piyasada her şey kendini düzenler, regüle eder, herkes kalkınır, gelişir, uçar” dediler. Böyle bir şey yok. Böyle bir şey olmadığını, yeni dünyada, daha iyi anlıyoruz. Ne Çin’de, ne Amerika’da, ne Almanya’da serbest piyasa var. Serbest piyasa kavramı gelişmiş ülkelerin, gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelere, “Kapılarınızı açın, ürünlerimiz piyasanızda hiçbir engele takılmadan dolaşsın” demesidir. Kendilerinde ise, bilmediğiniz bir koruma ve kollama var. Hatta biz bunun raylı sistemlerde tartışmasını yapınca, “AB itiraz ediyor” dediler. “Peki” dedik. Peki ama biz neden oralarda malımızı satarken önümüze birtakım sıkıntılar çıkıyor. Mesela bizim bir firma, ABD’de metro aracı satacağı zaman diyorlar ki, “Geleceksin burada yatırım yapacaksın, bunun yüzde 60’ını benim ülkemde üreteceksin”. O bunu yapıyor da biz neden yapamıyoruz? Bizim bir firmamız iş kazandı, ihale kazandı. Oraya gitti sözleşmeyi imzalama aşamasında ona dediler ki, “Sen Felemenkçe biliyor musun?”. “Bilmiyorum” deyince ihale iptal oldu. Peki, “biz neden yapmıyoruz?” dedim. Bu engelleri kağıt üzerine yazmıyorsunuz ama zihinler de yapabiliyorsunuz.

5G’de de böyle bir süreç yaşandı. Yüzde 45 yerlilik oranı belirlendi. Ancak o yüzde 45’in uygulanmaması için de bir dirençle karşılaştık. Bir liste geldi, Türkiye’de üretilebilecekler diye. Baktım listeye, mühendisim ama benim bildiğim bir tane parça/tabir yok. Yani yerli üretmeyelim diye yapılan bir liste geldi. Sonrasında üreticilerimizle bir araya gelerek 5G’yi yapacak milli takımı kurduk. Bürokraside bize inananlar oldu ve bizimle birlikte bu konu için savaştı. GSM şirketlerinin yetkilileriyle birçok toplantı yaptık ve bir noktaya geldik. Yaptığımız çalışmalar neticesinde bugün ABD ve Avrupa’dan öndeyiz.

• Kümelenmelerde son durum nedir?

Çok iyi durumda. Öngörmediğimiz kadar kümelerin verimliliğini görebiliyoruz. Ama bu üreticilerimizi, verimliliği görmek istemeyenler de oluyor. Bu son yaşadığımız pandemi döneminde de yaşadık. 10 yıldır kümeden itibaren medikal sektörü stratejiktir diyoruz. Ancak üreticimiz ürünü üretiyor, hastaneye veriyor, parasını 1.5 yılda alıyor. Bütün politika metinlerinde bu sektör desteklensin deniyor. Ancak parasını 1.5 yılda alan adam nasıl üretim yapacak? Savunma, enerji, sağlık tüm sektörlerde bu var. Biz bu sektörlerde örgütlenmeye de stratejiktir diyoruz. Bu sektörler her şeye rağmen, yeri tırmalayarak, yaşıyor, üretiyor, dışarıya satarak hayatını sürdürüyor. Şehir hastaneleri yapıyoruz, bunlardan ürün almıyoruz, aldığımız ürünün parasını geciktiriyoruz sonra da COVID-19 gelince “bizim firmalarımız nerede?” diyoruz. Tamam da bugüne kadar şehir hastanelerine bu yerli firmadan ne aldın da şimdi ondan bir şeyler istiyorsun?

• Belirsizliklerle dolu süreçten geçiyoruz. Bölge olarak neler yapıyorsunuz?

Biz, “Bu süreçte ve sonrasında neler yapabiliriz?” diye kendimize sorduk. Aklımıza ilk ihracat geldi. Ve hemen bir planlama yaptık. Dış ticaret bölümlerinden mezun olmuş, alanı bilen, yabancı dil bilen ve iş arayan 30 tane dış ticaret elemanını işe aldık geçtiğimiz yıl. Sonra firmalarla konuştuk. İhracat potansiyelini artırmak isteyen firmaları bulduk. Bunları eşleştirdik. Ticaret Bakanlığı’ndan emekli olan bir uzmanımızı da işin başına koyduk. “Bu firmalardan ve ihracatlarını artırmasından sen ve ekibin sorumlu” dedik. Firma sahibine, “Çalışanına eğitim verelim” dediğimiz zaman, sürdürülebilir bir sistem olmuyor. Bölgede istihdam ettiğimiz elemanlardan birini, talep eden firmaya yerleştirip, “Sen bu firmanın dış ticaret departmanının uzmanısın, bu firmanın ihracatını artıracaksın. Ona göre oku, ona göre dinle” dedik. Sonuç odaklı bir çalışma başlattık ve şimdi ikinci gruba başladık. OSTİM Teknik Üniversitesi’nin sürekli eğitim merkezini de bu işe dahil ettik. Üniversitenin dış ticaret öğrencilerini de sisteme dahil ettik. Bugün OSTİM OSB’deki elektrik tüketimi normal dönemleri yakalıyorsa, bölgedeki sinerjiden, bu adımlardan kaynaklanıyor.

OSTİM Başkanı Orhan Aydın, Yönetim Kurulu Başkanımız Hakan Güldağ, Genel Koordinatörümüz Vahap Munyar ve Ankara Temsilcimiz Ferit Parlak’ın sorularını yanıtladı.

“OSTİM’in elektrik tüketimi ekonominin nabzını gösteriyor”

OSTİM olarak iyimser olmak istediklerini dile getiren Orhan Aydın, "Kendi kendimizi yok eden sürece girmek doğru değil” dedi. Aydın, bölgenin pandemi sürecindeki durumunu şöyle anlattı: "Aybaşlarında bilgisayar başına koşuyorum, 'Elektrik tüketimimiz ne olmuş?' diye bakıyorum. Orada bizim ve Türk ekonomisinin nabzı gözüküyor. Her yıl yüzde 5-10 yükselirdi. Bölgenin firma sayısı pek değişmiyor ama üretim, tezgah ve elektrik tüketimi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5-10 yukarı gidiyordu. Geçen yıl düştük. Tezgah çalışmayınca, çalışan sayısı da azalıyor, para da azalıyor, bankalar yavaşlıyor. Yani bu sıkıntılardan tezgahları çalıştırarak, üreterek çıkarız. Ürettiğini satarak ve ihraç ederek çıkarız. Çıkış noktası bize göre bu. Neden bu hale geldik. Ankara'da parayı teknoloji üreten fabrikalar yerine, döviz üreten fabrika yerine park yapmaya harcarsan, esas lazım olan yere paramız kalmaz. Ankara'da şu anda kullanılmayan parka harcanılan parayla, ihracatımızı ikiye katlardık. İlk bulduğumuz parayı üretime harcamamız lazım.”

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap