27 °C

"OSTİMTECH, meslek yüksekokulu algısını değiştirecek”

Ankara Sohbetleri'nin bu haftaki konuğu OSTİM Teknik Üniversitesi'nin Rektörü Prof. Dr. Murat Yülek oldu...

OSTİMTECH, meslek yüksekokulu algısını değiştirecek”

YEŞİM ARDIÇ

ANKARA - Yeni kurulan OSTİM Teknik Üniversitesi’nin (OTÜ/OSTİMTECH) 2019-2020 döneminde öğrenci kabulüne başlaması planlanıyor.

Kurucu Rektör ve DÜNYA Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Murat Yülek, “OSTİMTECH’i  ‘yapan üniversite’ olarak tasarladık, iş dünyası, özellikle sanayi ve ihracatçı ile içiçe olacak. Öğrenciler, ilk günden itibaren fikir ve tasarımları ürüne dönüştüren bir ekosistem ve işbirliği ağına dahil olacak. Bu sayede, inovasyon, prototipleme, teknolojik ticarileştirme ve kuluçka merkezi olan OSTİM Teknoparkı da imalathanelerle entegre hale getirmiş olacaklar” dedi. Yülek, “3 kilometre çapında, yaklaşık 15 bin imalathane ve birkaç teknoparkın bulunduğu alanda kurulan OTÜ’nün öğrencileri, daha birinci sınıftan itibaren bu imalathanelerde hayata hazırlanacak, geleceğini tasarlayacak ve aktif stajlarla girişimci potansiyelini keşfedecek” ifadelerini kullandı.

Meslek yüksekokullarının itibarıyla ilgili düşüncelerini de ifade eden Yülek, “Ülkemizde algı ekseni kaymış, bu yüzden ülke üretimini sıkıntıya bile sokmuş konulardan birisidir meslek yüksek okullarının itibarı. Az öncesinde de bahsettiğimiz gibi diploma kadar, hatta hadi diyelim diplomanın da önüne geçen yetkinliklerin önem kazandığı bir dönemde sırf bu üzerinde kafa yorulmamış yanlış sosyal algı yüzünden programlar gelişmiyor, gençler tercih etmiyor” dedi.

Yülek, Ankara Temsilcimiz Ferit Parlak’ın, OTÜ’nün kurulma nedenleri, farklılıklar, ‘ara eleman’, girişimcilik ve mesleki eğitimle ilgili sorularını yanıtladı.

İlk sorum, OSTİM Teknik Üniversitesi neden kuruldu? Diğer üniversitelerden ne farkı olacak?

 OSTIMTECH, tasarlayan, yapan, yenilikçi, girişimci bir üniversite olacak. Tam merkezinde olduğu iş dünyası, sanayi ve ihracatçı ile iç içe olacak. OSTİM Teknik Üniversitesi deyince bir üçüncü nesil üniversiteden bahsediyoruz.

Birinci nesil üniversite hoca-öğrenci yakın ilişkisi üzerine bina edilmişti. İkinci nesil üniversite, 18. yüzyıldan sonra yaşanan işbölümü devriminin etkisiyle daha çok bilimsel araştırma ve eğitimi hedeflemişken, geliştirilen bilgilerin uygulamaya, üretime dönüştürülmesi şirketlere bırakılmıştı. Üçüncü nesil ya da girişimci üniversite ise bu katı duvarları toplumun faydasına ortadan kaldıran, üniversiteyi, sanayi ve hizmet üretimi ve yenilikçilik sürecinin merkezine oturtan bir yaklaşımdır.

Sanayi ile iç içe olmaktan bahsettiniz. Klasik, öğretmeyen staj sistemine bir alternatifiniz olacak mı? Öğrenciler gerçekten, okulu bitirdiği zaman, iş hayatına hazır olabilecekler mi?

Aslında tam da en doğru yerinden başladık. Manidar ifadenizle öğretmeyen staj ifadesini kullandığınız sistemde, eğitim ve işbaşı eğitim iki parça gibi ifade ediliyor. Uygulama ve işbaşı eğitim, eğitimin esası içinde değil de tamamlayıcı bir parça gibi algılanıyor. Dolayısıyla önce “bizim üniversitemizde sadece staj yok, sürekli uygulama, deneyimleme ve işbaşı eğitim var” diyerek biraz daha bu ezberi bozmak istiyoruz. Çünkü hedefimiz  “4 yıllık tecrübeli (ön lisans öğrencileri için 2 yıl ), girişimci ruhlu yeni mezunlar” yetiştirmek. Eğitim hayatının 4-5 yılını üniversite sıralarında geçirmiş bir öğrencinin uygun bölümdeyse 2 sınıftan itibaren değilse, son sınıfta yapacağı 20 işgünü stajla tecrübe kazanacağını beklemek beyhude.

Kariyer planını okulu bitirdikten sonra yapan gençlerimiz var. Ve tabiiki bu gecikme sonrasında zorlanıyorlar. Psikolojileri de olumsuz etkileniyor. Bu öne çekilebilir mi?

Yeri gelmişken özellikle altını çizmek istediğim bir husus var:  Üretim dünyasının kurduğu bir üniversite olarak elbette mezunlarımızın ekonomik değer üretmesini, özellikle bölgemizin ve ülkemizin iş dünyasında donanımlı bireyler olarak yer almalarını istiyoruz. Evet bu doğru ama eksik. Önceliğimiz önce öğrenci, sonra akademisyen ve paydaşlarımızın kendi  potansiyel, yetenek ve eğilimlerini keşfetmeleri ve kendinden başlayarak çevresine, ülkesine ve insanlığa değer katabilen farkındalığı yüksek ve mutlu bireyler olmalarıdır.

OSTİM Teknik Üniversitesi’nde meslek yüksekokulu da olacak galiba. İngilizce eğitim mi vereceksiniz o bölümlerde de?

Evet şüphesiz. Üniversite olarak özellikle meslek yüksek okullarına önem veriyor hatta özellikle Ankara’da birçok vakıf üniversitesinin finansal ve sosyal nedenlerle cesaret edemediği ön lisans programlarını  açıyoruz.

Ülkemizde algı ekseni kaymış, bu yüzden ülke üretimini sıkıntıya bile sokmuş konulardan birisidir meslek yüksekokullarının itibarı. Az öncesinde de bahsettiğimiz gibi diploma kadar hatta hadi diyelim diplomanın da önüne geçen yetkinliklerin önem kazandığı bir dönemde sırf bu üzerinde kafa yorulmamış yanlış sosyal algı yüzünden programlar gelişmiyor, gençler tercih etmiyor. Üniversite olarak meslek liselerinden başlayarak bu alandaki farkındalık ve itibarın artması için özel çaba ve mesai harcıyoruz. Zira bu yıl özellikle bu alanda bursluluk oranlarını da yüksek tutuyoruz.

Hayat Boyu eğitim Merkezimizle yeni nesil teknolojiler, tasarım ve ileri imalat teknikleri odağında gerçekleştirdiğimiz mesleki ve teknik eğitim hizmetlerinin yanısıra 21.yüzyıl kişisel ve yönetsel becerilerini de toplumun tüm kesimlerine kazandırmayı amaçlıyoruz.

Umman’da şahit olmuştum mesela. Evinde sabun üreten bir ev kadını, sabunu kesmekte zorlanmış ve bu merkezden yardım istemiş. Ve o kadının da katıldığı bir programla, sabun kesme makinesi geliştirmişler. Sonra o kadın, sabun üretiminden vazgeçip, sabun kesme makinesi üretim ve pazarlamasına başlamış. Şimdi de yine aynı merkezde makineyi geliştirmeye çalışıyor.

Bizdeki bir sıkıntıda ihtiyaca göre değil de, furyaya göre üretim. Birçok kişi aynı işe girince de karlar düşüyor, batışlar hızlanıyor. Bu kaynak israfı anlamına da geliyor. Bu davranış bozukluğu da giderilebilir mi eğitimle?

Bizim için girişimcilik, insanlık, ihtiyaç ve problemlerinin farkına varmak ve onu çözümlemeye talip olmaktır. Üniversitemize kayıtlı olan her genç, girişimcilik ruhuna ve deneyimine ilk adımı, girişimcilik vergi numarasına sahip olarak atacak. Girişimcilik karnesi uygulamamızla her öğrencimizin girişimcilik algısının gelişmesini ve üretime daha okurken başlamasını hedefliyoruz.

Farklı düşünebilmek, farklı düşünceyi, modeli hayata geçirebilme cesareti ve donanımına sahip olan bireyler, yani girişimciler arttıkça bir davranış değişikliği de doğal bir sonuç. Tabi burada  sanayi politikaları alanında çalışan bir kalkınmacı olarak üst politika ve yönlendirmelerin önemini de büyük fotoğraf olarak vurgulamalıyım.  

Mühendislik Fakültesi’nde hangi bölümler olacak?

 2019 – 2020 eğitim yılı için Makine ve İmalat mühendisliği, Bilgisayar, Yazılım ve Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümleri, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültemizde ise Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölümü planladık. En yakın zamanda ise mühendislik ve mimarlık bölümlerinin büyük bir çoğunluğunu hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Uluslararasılaşmaya çok önem veriyoruz. Her öğrenci hem de öğretim elemanları sevilerinde üniversitemize bir çok ülkeden katılım planlıyoruz.

AYRINTI

Katma değerli ürünün temeli...

Ferit Parlak ferit.parlak@dunya.com

350 kg fındık alınabilecek araziden 70 kg; 300 kg zeytin alınabilecek araziden 80 kg ürün almaya razı olmak...

Kamuda 1 kişinin yapabileceği iş için, 10 kişi çalıştırmak...

Sonra, “soğan 10 lira, dolar 6 lira” diye şikayet etmek...

Bu yapıdan kurtulmak için, önceliğimiz, gençlerimize kaybettirdiğimiz, çalışma kültürünü, yeniden kazandırmak olmalı...

Onlara, “Ben fikrimi, banka parayı koydu, işçi de çalışsın”, “kamuya kapağı atarım” kolaycılıklarını bıraktırmalı... 

Cümlelerimizi süsleyen ‘katma değerli ürün” kavramının, sadece bu yolla ulaşılabilir olduğu unutulmamalı...

 

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap