OYAK krizde fırsat kollayacak beş sektöre 'asla' girmeyecek

OYAK krizde fırsat kollayacak beş sektöre 'asla' girmeyecek

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

İSTANBUL - Bugün cebinde 3,5 milyar dolarlık nakiti bulunan OYAK Grubu başta Avrupa ve ABD pazarlarında krizle ortaya çıkacak fırsatlara bakıyor. Yurtiçinde çıkabilecek yatırım fırsatlarını da gözardı etmeyen grup, özellikle sanayi yatırımları ile ilgilenirken turizm, tekstil, medya, müteahhitlik ve perakende sektörlerini radarının dışında bırakıyor. OYAK Genel Müdürü Coşkun Ulusoy, "Biz yapılması daha zor, daha karmaşık ve Türkiye'yi bir yerlere götürecek alanları hedefliyoruz" dedi. Bir private equity şirketi gibi hareket ettiklerini anlatan Ulusoy,ERDEMİR ve OYAK Renault yatırımlarını ise temel direkler olarak niteledi. OYAK ve iştiraklerinin 2007 yılı faaliyet sonuçlarının ve yeni hedeflerin paylaşıldığı bu yılki toplantı ERDEMİR tesislerinde gerçekleştirildi. 'OYAK Hepimizin' gemisiyle Karadeniz Ereğlisi'ne yapılan seyahatte Ulusoy, çalışanlara ve basın mensuplarına 'Hepimiz aynı gemideyiz' mesajı verdi. ERDEMİR'in yeni fırın yatırımının da tanıtıldığı ziyaret öncesi basın mensuplarıyla bir araya gelen OYAK Genel Müdürü Coşkun Ulusoy, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Moody's ve Standard and Poors'tan Türkiye devletinden bir kademe daha yüksek kredi notu alan OYAK Grubu'nun artık 'fabrika yapan fabrikalar çizgisine' ulaştığını kaydetti. Ulusoy, ERDEMİR'in alımı, ERDEMİR ve isdemir'e yapılan yatırımlar ve Oyakbank'ın satışı ile beraber grubun Türkiye ekonomisine 9 milyar dolarlık katkı sağladığını anlattı. Krizin daha bitmediğini ikinci ve üçüncü evresinde Avrupa ve AB'den uygun fiyattan yatırım fırsatı çıkacağını öngördüklerini belirten Ulusoy, "Biz dünyadaki krizin kötüye gideceğini, daha iyileşmeyeceğini, burada fırsatlar doğacağını ve bunu kullanabileceğimizi düşünüyoruz. 3,5 milyar dolarlık nakit döviz varlığımızı bekletiyoruz. ABD'de ve Avrupa'da krizin ikinci ve üçüncü boyutu yaşandığında değeri düşecek birçok şirket olacak kaynağımızı bunlara yatırabiliriz. Bayrağımızı orada dalgalandırabilmek önemli. Neden biz Türkler oralara gidip, o ülkelerin, sıkıntıya giren ve ucuzlayan o kuruluşlarını uygun fiyatlardan, kar edebileceğimiz fiyatlardan satın almayalım. Neticede biz elimizde 3.5 milyar dolar var diyoruz. Bu parayı bir anda götürüp yurtdışına yatıracak değiliz. Uygun şartlar oluştuğunda, bu hareketleri de yapabiliriz diyoruz" dedi. Türkiye'de de fırsat pencerelerinin açılabileceğine dikkat çeken Ulusoy, "Böyle fırsatların doğması bizi mutlu etmez, ama oluşursa müdahale etme, ülkede üretimin devamını sağlama şansına sahibiz" diye konuştu. OYAK'ın yatırım yapmayı ve yapmamayı düşündüğü sektörleri de çok net olarak açıklayan Ulusoy, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye'nin içinde ve dışında girmeyi düşünmediğimiz alanlar turizm, tekstil, medya, müteahhitlik ve perakende. Altyapı yatırımları, sanayi, enerji, madencilik, commodity'de (mal piyasaları) ise olmak istiyoruz. Biz yapılması daha zor, daha karmaşık ve Türkiye'yi bir yerlere götürecek alanları hedefliyoruz. Perakende de olmak istemiyoruz derken, yani alışveriş merkezleri, mağazalar, büyük marketlerde olmak istemiyoruz. Zaten bankacılıktan da bu nedenle çıktık. Herkesin içinde olabileceği ufak yatırımlar yerine, hem bizim, hem ülkenin karlı çıkacağı yatırımlar yapalım diye düşünüyoruz." OYAK Grubu'nda 15 kişiden oluşan yeni yatırımlar birimi olduğunu açıklayan Ulusoy, "Bu ekip sadece yeni yatırımlar için ne yapılabilir diye bakıp, fizibilitelerini hazırlayıp, yeni fikirler üretiyorlar. Yeni fikirlere her zaman açığız. Bu arada yurtdışına gidiyorum ve bazı programlara katılıyorum... Televizyonlarda konuşmalar yapıyorum, onlara yeni yatırımlar yapmak istediğimizi açıklıyorum ve davet ediyorum" bilgisini de verdi. OYAK ve iştirakleri hakkında da bilgi veren Ulusoy, ERDEMİR'in 2008 yılını yaklaşık 1 milyar YTL, OYAK'ın ise 1,5, 2 milyar YTL'lik net karla kapatmasını beklediklerini söyledi. Ulusoy, grubun faaliyetleri ve 2008 yılına ilişkin beklentilerini şöyle sıraladı: ŞİMDi OYAKBANK'I 2,7 MiLYAR DOLARA SATAMAZDIK: Bizim stratejimiz doğru zamanda, doğru pozisyonları sağlayarak kazanç elde etmeyi hedefliyoruz. Doğru pozisyonlama değeri düşen bir varlıktan çıkarak, değeri yükselecek olana gitmektir. Oyakbank'ın ING'ye satışından 2.7 milyar dolar gelir elde ettik. Doğru zamanda doğru hareketi yaptık. Şimdi aynı bankayı dünyadaki finansal kriz bu boyutlara geldiğinde satabilir miydik? Hayır. YURTDIŞINDA BANKA SATIN ALMAYI DÜŞÜNMÜYORUZ: Yurtdışında banka almayı düşünüyor muyuz? Şu aşamada değil. Bankacılık o konuda uzlaşmış kuruluşların işi olmalı. OYAK ise 'ben beyaz eşyacıyım', ben müteahhitim dememeli, ben yatırımcıyım demeli. Bankacılık gittikçe zorlaşacak eğer dünya devi olmazsanız. Basel II kurallarını okuyun. Muazzam sermaye koymanız gerekiyor. Bu kurallar Türkiye'ye geldiğinde işler değişecek. Onun için OYAK olarak uzman olmadığımız bir konuda olmak istemiyoruz. ARTIK ERDEMİR'E YABANCI ORTAK İSTEMiYORUZ: ERDEMİR'e yabancı ortak almak kosununda artık istekli değiliz. ERDEMİR'i ilk aldığımız günlerde o günün şartları içerisinde bir değerlendirmeydi. İlk aşamada acaba uluslararası bir tecrübeye sahip ortak iyi olabilir mi diye düşünmüştük. Bu konuda finansal kaynak elde etmek zaten hedeflenmemişti. Ortaklık düşüncemiz gerçekleşmedi ve o konu kapandı. Bizim artık ERDEMİR'e ortak almamız söz konusu değildir. Geçtiğimiz iki yılda ERDEMİR'in değerinin her geçen gün arttığını gördük. Bu kadar iyi değer yaratıyorsak ki dünya fiyatları bu kadar iyi iken, ayrıca üretimimizde yüzde 30'a varan artışlar yaşanırken karlılığımız ve değerimizde buna bağlı artıyor. Bunlar çok iyi. Hem üretim, hem fiyat artınca güzel bir başarı ortaya çıktı. Artık bunu başkalarıyla paylaşmak istemiyoruz. Şu anda ERDEMİR'in yüzde 50 küsür hissesi bizde. Küsüratın ne olduğunu söylemek istemiyorum. Ama geri kalan halka açık hisselerin önemli bölümü ise yabancı yatırımcıların elinde bulunuyor. İsteyen gitsin İMKB'den alsın, biz satmak istemiyoruz. 3.5 MiLYAR DOLARIMIZ DÖViZ OLARAK NAKİTTE TUTUYORUZ: 3.5 milyar doları dövizde tutuyoruz, ama bunu swap yapıyoruz, repo yapıyoruz. Dövizde ve likitteyiz, çünkü Avrupa ve ABD'de önümüze çıkacak fırsatları kaçırmak istemiyoruz. Türkiye'ye yabancı girişi devam ettiği sürece, büyük bir talep olmadığı sürece kurlarda var olan resim, devam eder. Bu resim devamı için birtakım aktiviteler bilinç bir şekilde yapılırsa da, bunu Merkez Bankası yapar. Ben bazı şeylerin suni olarak olmayan değerlerde gitmesinin doğru olmadığını düşünüyorum. RENAULT VE ERDEMİR TEMEL DİREK SATMAYIZ: 1960'tan bu yana Renault'u hiç elimizden çıkarmayı düşünmedik. Ama kim gelir bizimle oturur, iyi teklif verirse bunu yapabiliriz, çünkü biz bir private equity şirketiyiz. Dolayısıyla teorik olarak bizim satamayacağımız hiçbir şirketimiz olmamalı. Ama ERDEMİR ve Renault temel direkler. Ama etraftaki diğer direkler değerlendirilebilir. şartların oluşması, fiyatın doğru olması halinde buna karşı değiliz. Değerlendirmeye de her an hazırız. ÇİMENTOLARA HERGÜN TEKLİF GELİYOR: Bizim en çok talep gören şirketlerimiz çimentolar. Teklif gelmeyen gün yok. Biz görüşürken niyetimiz yok diyoruz ama 100 milyonluk bir şirketimize biri 1 milyar veriyoruz derse, vermeyiz demememiz lazım. GEMi VE UÇAK FİLOSU KURACAĞIZ: Lojistik Türkiye'de ve dünyada yükselen yıldız olacak. Lojistikteki faaliyetlerimizi temel olarak tırlar ve demiryollarıyla yapıyoruz. Biz trenle sadece Renault'u değil, Ford ve Fiat'ı da taşıyoruz. Burada çok önemli faaliyetlerimiz var. Yaptığımız çalışmalara göre önümüzdeki yıl buraya sizi kendi gemimizle getirebiliriz. Kendi uçaklarımızla uçabiliriz. Buna yönelik olarak iki şirketin kuruluş çalışmalarını yapıyoruz. Gerek uçak gerekse gemi konusunda bir veya iki tane değil, filo düzeyinde yatırım planlıyoruz. Ancak şu an almak mı, kiralamak mı onun kararını vermeye çalışıyoruz. NÜKLEER SANTRAL YATIRIMI ÇOK RİSKLİ: Nükleer santral konusunu değerlendiriyoruz ama henüz kesin kararı vermiş değiliz. Nükleerin yükümlülükleri çok büyük. İşler yanlış giderse, bütün üyelerin parasını beraberinde götürebilir. Sigorta şirketleri nükleer santralların tamamını sigortalamıyor. Henüz kesin kararı veremedim. Ayrıca geri dönüşü çok uzun bir yatırım. Üyelerin parasını bu kadar uzun bir süre bağlamak konusunda da kararsızız. Karda, Oyakbank satışının payı büyük 2007'yi son 7 yıldır yürütülen çalışmaların taçlandığı bir sene olarak niteleyen Coşkun Ulusoy, 236 bini aşkın üyelerinin sahip olduğu varlığı artırmak, tasarruflarını en iyi getiri sağlayacakları şekilde büyütmek için çalıştıklarını anlattı. Toplam kurum varlıklarının 5 milyar 985 milyar dolara aktüeryal karlarının ise 2 milyar 51 milyon dolara ulaştığını kaydeden Ulusoy, nema oranlarının yüzde 54,2 olduğunu belirtti. Buna göre OYAK Grubu'nun yarattığı nema oranının ÜFE'nin 9,2, TÜFE'nin 6,5 kat üzerinde olduğuna dikkat çeken Ulusoy, "1961-1999 yılları arasında her yıl elde edilen nemayı alıp dolara çevirseydik 2,8 milyar dolar kazanç elde etmiş olurduk. Yeni bakış açımızı uyguladığımız 2000-2007 yılları arasında elde ettiğimiz kazanç 5,6 milyar dolar. Risk aldık, riskli stratejiler uyguladık tenkitler aldık ama 2000'den beri uyguladığımız stratejinin taçlandığı yıldır 2007" dedi. 2007 yılı performansında Oyakbank'ın 2,7 milyar dolara ING Grubu'na satışının önemli bir payı olduğunu da vurgulayan Ulusoy, bu satışın Dünya Bankası tarafından en büyük ikinci varlık satışı seçildiğini de hatırlattı. Ufak bir tarladan daha çok meyve alıyoruz 2008 yılı kar öngörüsü 2 milyar YTL Coşkun Ulusoy, daha önceki yıllarda olduğu gibi OYAK Grubu'nun mali performansını Koç ve Sabancı Grupları ile karşılaştırdı. Ulusoy, diğer gruplarının varlıklarının kendilerinden daha büyük olduğunu belirterek "Ufak bir tarladan biz daha fazla meyve alıyoruz" dedi. OYAK Grubu ayrıca bu yıl sonunda 2 milyar YTL'lik kar öngörüyor. Konsolide bilanço (Bin YTL) OYAK Koç Sabancı Net dönem karı 2,865,088 2,295,419 969,487 özsermaye 8,131,893 7,852,062 8,549,695 Net kar/özsermaye %35,23 %29,23 %11,34 Varlıklar 22,407,162 59,707,085 79,330,180 Net kar/varlıklar %12,79 %3,84 %1,22 Fiyatları kontrol edemezsiniz krizleri öngörüyoruz, hazırız 2000 yılında krizin ayak seslerini duyduklarını ve stratejilerini buna göre düzenlediklerini anlatan Ulusoy, hemen yatırımlarını durduklarını ve nakite hatta dövize geçtiklerini aktardı. Ulusoy, "Ben üniversitede ders verirken öğrencilere fiyatları kontrol edemezsiniz. Bir kişi için geçerli olan kitleler için geçerli değildir diye anlatıyordum. O zaman Türkiye ne yapıyordu kurları baskı altında tutuyordu. Bir fiyat eninde sonunda olması gereken yere çıkar. O dönemde hemen nakde döndük ve hazır ucuzken döviz yatırımı yaptık. Ondan sonra Türkiye'de 2000 yılında faizler yüzde 1,000'lere 2001'de ise ortalama 2,030'lara kadar çıktı. Hatta o dönemde OYAK Grubu üyelerine kredi desteği veriyordu bunu da diğer bankalara yönlendirdik" diye konuştu. ABD'de başlayan ve tüm dünyayı etkisi altına alan krizi de öngördüklerini de kaydeden Ulusoy, bu krizin Türkiye'deki şirketlerin yurtdışından borçlanma ile sağlayacakları kaynakların maliyetini artırdığını ve artırmaya devam edeceğini anlatarak "ABD ve Avrupa'da panik yaşanmaması için yetkiler gidişat hakkında çok olumlu açıklamalar yapıyor ama daha krizin birinci evresindeyiz. Bu kriz daha sürecek. Biz bu krize de hazır girdik. Bu finansal kriz ilerledikçe, bankalar kredi veremez duruma geldikçe, bankalar kredi vermekten korkup fiyatları artırdıkça, reel sektörde bazı sıkıntılar başlayacak. Reel sektörde sıkıntı başlaması demek, tekrar finans sektöründe sıkıntı başlaması anlamına geliyor. Gidin bugün bakalım 400 milyar dolarlık aktif satacağını açıklayan Citibank'tan kredi alın, kolay mı? 2008'i ilk yarısını bitirdik, ikinci yarının da kolaylaşacağına dair bir belirti yok. 2009'un da çok kolay geçmeyeceğini söyleyebiliriz. Dünyada da durum böyle. Yakın zamanda CEO'ları katıldığı uluslararası bir toplantıdaydım. Oradaki CEO'lar ise 'herkes 2009 diyor ama herkesin böyle beklediği bir dönemde sorunlar 2010'a sarkabilir' görüşünü ortaya attı" ifadelerini kullandı. OYAK'ın fonları üyelerini ihya ediyor OYAK'ın üyelerin temel maaşının yüzde 10'unu aldığını bununda fiili maaşın yüzde 6-7'sine denk geldiğini anlatan Ulusoy, "Emekli Sandığı'nın verdiğinin 5-6 mislini kazanarak, emekliye ayrılıyorlar" bilgisini verdi. Unvanı ve aidat toplamı 30.08'de OYAK'ın Devletin mezuniyet yılı vereceği para ödediği rakam Tüm general-1972 14,372 337,084 59,499 Kd. Albay-1978 12,662 218,019 53,366 Kd. Başçavuş 10,607 172,228 47,067 2008 yılı emeklilik yardımlarına kar payı dahil edilmiş olup nema oranı tahmini olarak %20 alınmış. Ziraat, Halk, Vakıf ve İş Bankası birleşir ve bir dev yaratılırsa, o dev dünyada rekabet edebilir Türkiye'de ulusal bir bankacılıktan bahsetmek için Ziraat Bankası, İş Bankası, VakıfBank ve Halkbank'ın birleştirilmesi gerektiğini söyleyen Coşkun Ulusoy "Eğer bu dört banka birleştirilebilirse dünya çapında sermayesi ve şube ağı bulunan dev bir banka yaratılabilir. Bu banka yalnız yurtiçinde değil, yurtdışında da rakipleriyle rekabet edebilir. Ufak tefek bankalarımızın uzun vadede başarılı olması mümkün olmaz" dedi. Ulusoy, küçük bankaların artık ayakta kalmasının zor olduğunu belirterek milli bankacılık için öneride bulundu: "Ulusal bankacılık konusunda değerlendirme yapmak bana düşer mi bilmiyorum. Ama bir TC vatandaşı olarak ve geçmiş zamanda finans sektörüne emek vermiş bir kişi olarak bazı görüşlerimiz var. Türkiye'de ulusal bankacılıktan bahsetmek istiyorsak, ben karar verici olsaydım, şunu yapardım. Ziraat Bankası, İş Bankası, VakıfBank ve Halkbank'ı birleştirirdim. Bu mümkün mü? Dünyada mümkün olmayan hiçbir şey yok. Evet zor olabilir, bazı hukuki boyutlarda sorunlar olabilir. Bunun arkasında siyasi irade ve inanç varsa, olmayacak bir şey yok diye düşünüyorum. Eğer Türkiye bu dört bankayı birleştirebilirse dünya çapında sermayesi, ağı olan bir banka olurdu. Bu bankanın dağıtım ağını bir düşünün. İşte bu banka yabancılarla rekabet edebilir. Yüzde 3'lük pazar payı ile ufak tefek bankalarınızın uzun vadede başarısı mümkün olamaz. İş Bankası Genel Müdürü arkadaşım ne dedi? İş Bankası 2 milyar dolarlık varlık satacak. Peki yarın ne olacak? Bu büyüklükte bir banka yalnız yurtiçinde değil, yurtdışında da rekabet eder. Bu oyun kolay değil, zor. Takdir ilgili kuruluşlarındır." 'Ordu elektriğimi kestirdi dedirtmem' OYAK'ın O harfinin Ordu kelimesini temsil ettiğini söyleyen Coşkun Ulusoy, perakende sektöründen çıkmak isteme nedenlerinin de bu olduğuna dikkat çekip şu örneği verdi: "Perakendede yer almak istemiyoruz. Örneğin elektrik dağıtım ihalelerine girmeyeceğiz. Neden. Borcunu ödemedi diye elektriğini kesmek zorunda kalacağımız bir vatandaşımız 'Ordu benim elektriğimi kesiyor' diyecek. Perakende de yer almak istemediğimiz Bankacılıktan da bu nedenle çıkmayı tercih ettik." Bu arada verilen bilgiye göre OYAK'ın Sugözü'ndeki elektrik santralı Türkiye'deki elektriğin yüzde 6-7'sini üretiyor. Herkes korku içinde kimse ödemelerini yapamıyor Türkiye'nin global krizden olumsuz etkilendiğini faiz, enflasyon ve cari açığın yükseldiğini hatırlatan bir gazeteci 'buna bir de siyasi belirsizlik eklendi 2008 sizce nasıl bir yıl olacak' sorusuna Coşkun Ulusoy şu yanıtı verdi: "2008 hem dünya, hem Türkiye için zor bir yıl oluyor. Şu anda esnaf ve orta ölçekli kuruluşların birçoğu sıkıntıda. Bunların birçoğu yapması gereken ödemeleri, vecibeleri yapamaz durumda. Herkes korku içinde. ödemelerimi ne kadar geciktirebilirim diye düşünüyor herkes. Devlet de böyle düşünmeye başladı. Bizim aldığımız marka Godiva kadar tanınmayabilir 'Ülker Godiva'yı aldı, siz de böyle bir dünya devi markayı Türkiye'ye kazandıracak mısınız?' sorusuna çoşkun Ulusoy, "Biz perakende sektöründe yer almak istemediğimiz söylemiştik. Dolayısıyla gidip bir şirket almamız durumunda, bunun kamuoyu tarafından tanınma ihtimali çok yüksek değil. Gidip Avrupa'da çok tanınmış bir enerji şirketini satın alsak, bunun Türkiye'de tanınması ihtimali çok yüksek değil. Örneğin bir şehrin sulaması veya elektriğini aldığımızda, o şehir için büyük bir markadır ama Türk halkı bunu muhtemelen bilemeyecektir. Yani bizim bir Godiva bulup da bunu Türkiye'ye getirip ve Türkiye'de 'ooo ne almışlar' diyecek bir marka almamız zor. Daha sanayi, daha teknik, daha global bir şirket alacağımız için bu çok kolay görünmüyor" yanıtını verdi. Nice durgun denizlerde boğulan şirketler var Ulusoy'un Oyakbank'ın satışından sonra batık yedi bankayı birleştirerek 2,7 milyar dolarlık değer yarattık sözlerine Başbakan Tayyip Erdoğan'ın o değeri sen değil, Türkiye yarattı sözlerinin hatırlatılması üzerine Coşkun Ulusoy şu yanıtı verdi: "Türkiye'de birçok ufak banka var. O dönem içerisinde bu ufak bankalar, ufak banka olarak kaldı. O ufak bankaların bizim ulaştığımız değere ulaşamadığını söyleyebilirim. Muhakkak içinde yaşadığımız değerin katkısı oldu. Ama katkıyı da değerlendirmek bize düşer. Şu anda bir teknede ve deniz üzerinde olduğumuza göre şu örneği verebilirim, 'Denizin durgun olması, boğulmayacağın anlamına gelmiyor. Deniz dalgalıysa denizde boğulma şansın daha fazla. Denizin durgun olması, Türkiye ekonomisinin stabil olmasının katkısı var ama ben bu stabil ortamda boğulmuş çok şirket biliyorum. Dolayısıyla biz doğru yaptığımıza inanıyoruz. Bizim başarımıza katkısı olan herkese, bu stabiliteyi yaratanlara, Türk halkına burada teşekkür etmek lazım. Daha öncede biz hepimiz aynı gemideyiz demiştim. Ortada bir başarı varsa, hepimizin başarısıdır." AB'ye gittik kendimizi anlattık ve ikna ettik 2001- 2004 yılları arasında AB'ye gidip komiserlik düzeyinde kendinizi anlattık ve AB'ye uygunluğumuzu ortaya koyduk. 2004 yılında AB'ye uygun olmadığınıza ilişkin raporlar yayınlandı. Ama bu doğru değildi, algılamalar yanlıştı. insanların en kolay yaptığı şey klişelere sarılmak ve böyle paradigmalarla hareket etmek. Çünkü tam bilgi sahibi değiller. Orada da doğru bir bilgiyle hareket etmek isteyenler olduğunu düşünerek, kendilerine anlattık. 'Bizim bakış açımız bu, yönetim çizgimiz bu, yaptıklarımız bu, yöneticilerin kişilikleri, inançları bu', adamlar bütün bu çalışmaları gördükten sonra biliyorsunuz rapordan ismimiz çıktı. Sadece doğruyu anlattık. Türkiye'de biraz zor oluyor ama orada doğruyu anlatınca onların paradigmaları, önyargıları Türkiye'deki kadar kesinleşmiş değil gibi görünüyor.