Özel tertip tahvil 'çare' olabilir

Ekonomist Ali Ağaoğlu ile ekonomi gazetecisi Hakan Güldağ, bu hafta koronavirüs ana gündemi etrafında dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmeleri değerlendirdi...

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ekonomist Ali Ağaoğlu ile ekonomi gazetecisi Hakan Güldağ, bu hafta koronavirüs ana gündemi etrafında dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmeleri değerlendirdi. İkili, virüsün ekonomide hasar bırakmaması için ABD ve Avrupa'dan sonra Türkiye'nin hangi ilave adımları atması gerektiğini ele aldı.

Hakan Güldağ: Koronavirüsün ekonomik etkileriyle mücadelede herkes kendi elindeki imkan setine göre önlem açıklıyor. Almanya 700 milyar euronun üzerinde paket açıkladı. ABD 700 milyar dolara başladı, sonra el yükseltti paketi 2 trilyon dolara çıkardı...

Ali Ağaoğlu: Aslında iki parça... Fed, ‘ne getirirseniz alacağım’ dedi. Ucu açık. Fed bankacılık ve iş dünyasına hizmet edecek. 2 trilyon dolar da, sokaktaki adama hizmet edecek...

Güldağ: Başka yol bulamadılar, muslukları sonuna kadar açtılar...

Ağaoğlu: 'Yapmasalardı ne olacaktı' diye baktığımda her şey kitleniyor. Bu kargaşanın içinde piyasalar ne yaparsa yapsın diyecek halleri yoktu. Özellikle ABD’nin yoktu. Fed’in attığı adımlar, bir anlamda çaresizlik ama ABD tarafını da başı boş bıraksaydınız, hakikaten nereye gideceğini kestirmek çok zor.

Güldağ: Bir kere ucu kaçtı mı, Amerika'da ipin ucunu yakalamak çok daha maliyetli olacaktı.

Ağaoğlu: Kesinlikle... Tekrar toparlaması daha da zor olacak bir işti. Şimdi koronavirüs krizinin merkezi kayıyor. Önce Çin ve Uzak Doğu'ydu, İtalya üzerinden Avrupa oldu. Şimdi ABD’ye sıçramış durumda. ABD'de parası olan hizmet alabiliyor. Sigorta sistemi çok pahalı. Herkesin ulaşamadığı bir sağlık sistemleri var. Hastaların sayısı artığı takdirde İtalya’da ki gibi doktorların yaşam konusunda hasta tercihi yapmak zorunda kaldığı andan itibaren ben ABD’de başka riskler daha görüyorum. Sosyal alanda yıllardır yaşadıkları beyaz-siyah ayrımlarının nereye varabileceği, bununla ilgili haberlerin ortaya saçılması durumunda nasıl bir tepki geleceği ile ilgili endişelerim var. .

Güldağ: Baksana New York'u bile ancak asker koruyabilir diye düşündüler ki, orduyu sokağa çıkarttılar. Yağmalamadan da korkuyorlar. Silah satışları da ciddi artmış...

Ağaoğlu: İşte böyle bir ortamda benim endişe ettiğim taraf şu anda ABD. Çünkü böyle bir kaosa girerse, ABD’nin zaten zayıf olan sosyal kontratı iyiden iyiye zayıflayacak. İş anarşiye gidebilir. O yüzden Fed bu tür adım attı. Yoksa para basmak virüse tedavi mi? Hayır değil ama yapmasa daha kötü olacağına göre bunun yapıp en azından piyasalardaki kan kaybını durdurdu.

Güldağ: Tabii, ABD yapısı nedeniyle böyle bir anarşik duruma daha yakın ama bir çok toplumda bu var. Bir çok ülkede sağlık sistemleri acımasızca ticarileşti. Neyse, sonuçta ABD ayı piyasasına fiilen girdi. Zaman zaman yükselişler gelir ama şu sıralar sürdürülebilir olmaz. Dördüncü çeyrek 2.1 geldi ABD büyümesi ama bunu da önümüzdeki dönemde sürdürmek pek mümkün görünmüyor.

Ağaoğlu: Kısa zamanda ekonominin toparlanması mümkün değil. Dünya 15 Mayıs'a kadar bu işi halledebilirse, sokağa çıkmayı başarabilirse, uçaklar uçmaya başlarsa bu bence iyimser tahmin olur. O zaman beklentiler de düzelir. Yoksa, şu anda sokağa çıkamayan insanların olduğu bir dünyada hani parayı versek de harcayacak halleri yok. Açıkçası ben de cebimdeki paraya iki haftadır pek dokunmadım...

Güldağ: Ne yapacaksın ki, zorunlu harcamalar dışında, restorana gitsen kapalı.

Ağaoğlu: Evet. İstediğiniz kadar faizleri düşürün. Brezilya 21 gün ilan etti. Suudi Arabistan 21 gün ilan etti. Hindistan mesela 1.2 milyar insanı evde tutuyor.

Güldağ: Avrupa da aynı. Almanya çok büyük paket açıkladı. Hiç yapmazlar oysa ki. PMI verilerine bakınca nedeni ortaya çıkıyor. Avrupa'da satın alma müdürleri endeksi tarihi dip noktasında. Nereye baksan sallanıyor.

Ağaoğlu: Benim gördüğüm şu anda dünyada bir liderlik problemi var. Dünkü G-20 toplantısından da net bir karar çıkmadı. Bir hafta önce toplanıp net kararlar ortaya koymuş olmaları gereken tek kurum şu anda…

Güldağ: Dünyadaki büyük sıkıntı Türkiye'ye de ciddi şekilde yansımaya başladı. Rakamlara henüz yansımadı ama dış ticaretin çok yavaşladığını tahmin ediyorum. Ekonomi de ister istemez durgunlaşacak. Zengin ülkeler gibi büyük miktarda nakit para enjekte etmemiz de kolay değil...

Ağaoğlu: Bundan sonra ne yapmamız lazım diye baktığımız da özel tertip tahvil çıkaracağız büyük ihtimalle. Çünkü biz bu krize yanlış ayakta yakalandık.

Güldağ: Ters ayakta yakalandık. Birden fazla dertle uğraşıyoruz...

Ağaoğlu: Suriye meselesi ile uğraşıyorduk. Açıkçası bir an evvel çekilmemiz lazım. Çünkü bir taraftan sağlık durumu var. Bir taraftan Türkiye’nin şu an ciddi kaynak ihtiyacı var. Bir tahvil çıkarıp Merkez Bankası kanalı ile piyasaya bir miktar likidite verilmesi gerekiyor. Şu ana kadar açıklanmış önlemler sadece koronanın etkilerini 2-3 ay sonrasına erteleme çabası. ABD için geçerli olan bizim için de geçerli. Ekonomi ani duruşa geçtiğinde, onu tekrar çalıştırmak çok zor.

Güldağ: Orası çok önemli. Ekonomide basalım düğmeye tekrar çalışsın gibi bir işleyiş yok. Baştan hasarı engellemek gerekiyor. Ekonomik işleyişin kırılmasına müsaade etmemek gerekiyor. Hayatiyetini yitiren şirketlerin büyük bölümü değer zincirinden çıkacakları için diğerlerini de ciddi şekilde etkileyecek. İşsizlik de alıp başını gidecek. O zaman net söylemek gerekir; para basmaktan başka yolu yok.

Ağaoğlu: Tahvil ihracı zaten dolaylı olarak para basmak demek. Bunu halka da satabilirsiniz… Burada dikkat etmek gereken bir şey var. Bu krize özel bir tahvil olması, nereye gideceğinin baştan çok net ortaya koymuş olmamız ve gittiği yerden de geri gelecek yöntemleri belirlemiş olmamız lazım. Bütçeye koyup nereye gittiği belli olmayan bir şekilde yaptığımız zaman bambaşka dünyaya gider. Bunun hakikaten çok disiplinli şekilde yapılması lazım. İnsanları ikna etmeniz lazım. ‘Bu zor bir dönem, gerçek anlamda dayanışma için böyle bir tahvil çıkarıp, bu tahville şu işleri yapacağız’ diyerek raporlamamız lazım. Ama şeffaf ve samimi yapabilmemiz lazım ki ekstra tahvil ihtiyacı çıkarsa onu da satabilelim.

Güldağ: Orada şeffaflığın da çok büyük önemi var. Hafta başında- Güven Sak ve Prof. Fatih Özatay’ın DÜNYA’daki ortak yazılarında kaleme aldıkları öneriler çok ses getirdi. Onlar da usulünce bir tür para basmayı öneriyor. Hazine, gerekli kaynağı Merkez Bankası’ndan alacak. Ama nereye verecek bu önemli. Paranın dövize gitmemesi lazım. İstihdamı ve piyasada ödemeler sistemini koruyacak, şirketlerin yaşamlarını sürdürmelerine yardımcı olacak sıra dışı bir yöntem gerekiyor. Klasik diyebileceğimiz, kredi erteleme, af gibi önlemlerle içinde bulunduğumuz durumdan çıkmamız giderek zorlaşacak.

Ağaoğlu: Çok önemli bu. Şirketlerin çalışanlara para ödemesi zorlaşacak. Çünkü tahsilat yapamıyor. Fatura kesemiyor. Evet bir takım destekler gereken dönemdeyiz. Bugün KGF günü aslında, 25 milyar artırıldı. Bence 100 milyar daha artırılması lazım. Hem de hızla...

Güldağ: Kısa çalışma kuralları açısından hızlı adım atıldı ama...

Ağaoğlu: O da önemliydi. Aslında sokaktaki adamı da dokunacak bir takım adımlar atılması lazım Doğalgaz faturalarının ertelenmesi gibi...

Güldağ: Stratejico ile işbirliğinde yaptığımız anket, işsiz kalma korkusunun virüs endişesini geçtiğini ortaya koydu. Öte yandan, 'Evde kal' çağrısı ile beyaz yakalılar önemli ölçüde evden çalışmaya geçti. Ama mavi yakalılar da tedirgin doğal olarak. İşe gelse de aklı evde. Denizlili iş insanları bu duruma dikkat çekti geçenlerde. 'Stratejik sektörler, gıda, sağlık, lojistik çalışmaya devam etsin, geri tarafını bir süre kapatalım ama sokağa çıkma yasağı da getirelim yoksa bir işe yaramayacak' diyorlar. Ama kolay karar değil, ya herkes uyacak...

Ağaoğlu: Biraz evvel dedim ya dünyanın lideri yok. Aslında bütün dünyayı ortak harekete geçirecek bir mekanizma gerekiyor. Herkesi 2-3 hafta hakikaten durdurmamız gerekiyor. Ben ona ‘bankacılık tatili’ dedim. Bankacılık tatili ilan ederseniz, özellikle ABD ilan ederse, bütün ödeme sistemlerini dondurursunuz. Ama tek başında bir ülke ilan ettiğinde fayda sağlamıyor. Öte yandan, bu tahvil, senin para basmak dediğin mesele enflasyon yaratır deniyor. Biliyoruz da, satın alma gücü azalan bir gelir elde etmek mi isterim yoksa enflasyonun düşük ama benim de hiç param olmadığı bir hayat mı isterim’ dediğimizde birincisine razı olacağız.

Güldağ: Ayrıca yaratırsa yaratsın. Fakat bizim asıl derdimiz istihdamsa, çok yaratacağını da düşünmüyorum. Eğer ne yaptığımızı biliyorsak, bunu da kontrol altına almak mümkün.

Ancak petrolün varili 35 dolara çıkınca kurtuluruz

Güldağ: Enerji dünya ticaretinde en büyük kalem hala. Onun içinde de petrol barometre niteliğinde. Petrolde son dönemdeki hareket malum. Peki sence petrol kaç dolar olursa biz ‘bu işten kurtuluyoruz’ diye ümitlenebiliriz?

Ağaoğlu: Şimdi yeni raporlar da geliyor. Tahmin yapan birçok uluslararası finans kuruluşları petrol fiyatını 20 dolara indirdi.

Güldağ: Bir ara fiyatların yeniden çıkmasına rağmen mi?

Ağaoğlu: Evet çıkmasına rağmen. Tahminler çok da hatalı değil çünkü artık inanılmaz bir stoğa üretim var. Bir de o stoğun erimesi gerekecek. Petrol tarafı şu sırada müthiş bir talep şoku yaşıyor. Bir süre sonra depolama kapasitelerini zorlayacak. Petrolde biri uzakta diğeri elinin altında iki depolama var. İkincil depolama kapasitesi de dolduğunda, petrol üretimi ister istemez duracak. Sokağa çıkmaz, bir şey tüketmezsek, uçak uçmazsa o tarafta ciddi düşüş ihtimali var. O nedenle yılın ikinci çeyreği için varil başına 20 dolar tahminleri var.

Güldağ: Petrolün çıkarma maliyeti ne kadar ki zaten...

Ağaoğlu: Ortalaması 7 dolar civarında fakat o çok bir şey ifade etmiyor. İhraç edilebilir petrol önemli. Onun maliyeti 35 dolar civarında… Petrol ne zaman 35 dolara gelirse artık işler normale dönmüştür diyeceğiz. Önce ucuzlamış bir petrol göreceğiz. Yavaş yavaş stokları, kullanma başladıkça, stokları yeniden yerine koymak için talepler oluşmaya başlayacak. Petrol fiyatları da tekrar yukarı çıkacak. Benim gördüğüm bu yıl için 40 doların üzerine çıkmasını zaten bekleyen yok.

Güldağ: Ama ne zaman olur onu kestiremiyoruz şimdiden. Vade vermezsek, petrol fiyatının mutlaka yükseleceğine ilişkin bahse bile girebiliriz. imdi bugün uyuyan birisi petrol fiyatının 35 dolar olduğunu gördüğünde uyyansın yoksa uyamaya devam etsin diyorsun.

Altın, Fed'in parasından nemalanıyor

Güldağ:
Bir zamanlar altın ile petrol birlikte hareket ederdi. Sonra bu korelasyon epey bozuldu. Şimdi her ikisi de hareketli. Petrol düşüyor, altın yükseliyordu, son dönemde altın da düştü. Nakit ihtiyacından denildi. Sonra tekrar yükseldi. Ne bekliyorsun?

Ağaoğlu: Eski çamlar bardak oldu diye bir laf vardır. Korelasyon pek kalmadı. Var olan da bir garip yerde... Mesela altın-gümüş oranı... Bir ons altının fiyatının, bir ons gümüş fiyatına bölünmesiyle oluşan bir parite var. Bir ara gümüş 50 dolara çıktığında 2014’te, 30 dolara kadar düştü bu parite ama normalde 55-65 arasında gidip gelirdi. Şu anda 130 dolara çıktı bu parite. Altın gümüşe göre çok değerli. Eski korelasyonlar bardak oldu hikayesi o yüzden... Altın konusunda aslında sıkıntı birden fazla. Bütün varlık fiyatları düşünce, özellikle kaldıraçlı olan işlemler büyük zararlar yazınca karlı oldukları pozisyonları boşaltıp, oradan gelen likidite ile buradaki zararları kapatmayı tercih etti piyasa. Altındaki son düşüşün sebebi o... Sonra dört gün gibi kısa süre içinde inanılmaz yükselmesinin sebebi de Fed. Sınırsız varlık alımı açıklayınca, bu para nereye gidecek diye bakıldı. Öyle ya, şirketler kolay kolay çalışmayacak. Birçok sektörde çarklar eskisi kadar hızlı dönmeyecek. Altın tarafı Fed’den gelecek paradan nemalandı. Fakat Salı günü enteresan bir şey oldu. Spot dediğimiz kısa vadeli fiyatlarla, bir ay sonraki fiyatlar arasında fark 70 dolara kadar çıktı.

Güldağ: Bu normal değil...

Ağaoğlu: Bugün altını kısa vadeli kontrattan alayım, uzun vadeli kontratta satayım. Onsta 70 dolar para kazanıyorsunuz. Yüzde 30 civarında bir faiz gelirine denk geliyor. Araştırdım ki, kısa vadeli olan kontratta nasılsa arkasındaki altını talep edemeyeceğim diye kimse ilgi göstermemiş. İşlem olmadığı için öylesine bir fiyat oluşmuş orada… Hem İsviçre’deki altın rafineleri kapalı olduğu için İsviçre’deki altın bir yere gidemiyor. Hem de Londra’daki altın ABD’ye gidemediği için fiziki altın alamayacak olanlar ilerde nasılsa açılır deyip bir sonraki vadedeki kontratı tercih ediyorlar. Böylece fiyatı gereğinden fazla yükseltmişler. Şu anda kısa vadeli de arttı tabii.