Pandemi anıları veri kaynağı olması için toplanacak

Türk Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım Derneği ve Nobel İlaç, başta sağlık personeli olmak üzere, sağlık paydaşlarının ve halkın salgın döneminde yaşadıkları anıları ve gözlemleri derlemek üzere “Pandemi Anıları” projesini başlattı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Türk Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım Derneği ve Nobel İlaç, başta sağlık personeli olmak üzere, sağlık paydaşlarının ve halkın salgın döneminde yaşadıkları anıları ve gözlemleri derlemek üzere bir proje başlattı. “Pandemi Anıları” projesinde, online olarak kurulan platform aracılığıyla sağlık çalışanları, paydaşlar ve isteyenler anı ve gözlemlerini yazabilecek. Oluşturulacak arşivin gelecek nesillere veri olması amaçlanıyor. Anılardan yapılacak bir seçkinin kitap haline getirilmesi de planlanıyor.

Türk Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım Derneği Başkanı Doç. Dr. Melda Türkoğlu ile Nobel İlaç Genel Müdürü Hakan Şahin, online olarak düzenledikleri bir basın toplantısıyla projeyi tanıttı.

Nobel İlaç Genel Müdürü Hakan Şahin, COVID-19 salgınının dünyada derin izler bıraktığını vurgulayarak, ekonomik, sosyal, siyasal olarak etkileri bulunduğunu vurguladı.

Salgında sağlık personelinin olağanüstü şartlarda fedakarca çalıştığını belirten Hakan Şahin, bu kişilerin anılarının, gözlemlerinin gelecek nesiller için de bir kaynak olduğunu kaydetti. Şahin, “Pandemi Anıları projesi hem bu zorlu süreçte yaşananlara birebir şahitlik etmemizi sağlayacak hem de geleceğe bırakılacak bir arşiv niteliği taşıyacak. Proje, tüm sağlık meslek mensuplarına bir teşekkür projesi olmakla birlikte gelecek kuşaklara bu dönemde neler yaşandığını aktaracak, tarihe iz bırakacak önemli bir arşiv kitap projesidir.” diye konuştu.

www.pandemianilari.org internet adresiyle ulaşılabilecek portalın vatandaşların da katılımına açık olduğu belirtildi. Platforma, fotoğraf, video ve yazı yüklenebilecek.

Doç. Dr. Melda Türkoğlu: Korktuk ama çok çalıştık

Türk Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım Derneği Başkanı Doç. Dr. Melda Türkoğlu da projenin paydaşı olmayı önemsediklerini vurgulayarak, “Tıp dünyasında 100 yılda bir görülebilecek bu salgına bizler şahit olmuştuk. Ancak yaşadıklarımızı, tecrübelerimizi, duygularımızı sonraki nesillere aktarmak en büyük görevimiz olmalıydı.” dedi.

Melda Türkoğlu, yoğun bakım sağlık çalışanlarının salgında hastalarla birebir temas halindeki grup olduğunu hatırlatarak, “Korktuk ama virüsten değil, yetememekten, yetiştirememekten korktuk, sonra yakınlarımızdan korktuk. And içtiğimiz mesleklerimizi icra ederken annemize babamıza, eşimize, çocuklarımıza zarar vermekten korktuk ve en son bu uğurda canını kaybeden meslektaşlarımız oldukça bizler de kendi hayatımızdan korktuk” dedi.

Salgının en üst düzeyde seyrettiği dönemde, yakınlarına, ailelerine zarar verme endişesiyle uzak kaldıklarını belirten Türkoğlu, bu dönemde büyük özlem duyduklarını kaydetti. Türkoğlu, “Sonra panik olduk… Bu virüsün yeni olması, yayılımından korunmaya, tanısından tedavisine her bilginin yeni ve denenmemiş olması bizleri bilgi edinme konusunda korkunç bir paniğe itti. Korkunç bir literatürün içinde boğulduk. Bunların hangisi doğruydu, hangisini hastamızda uygulamalıydık, nasıl korunacaktık, hangi maskeyi takacaktık vs. bunca işin arasında bunları da değerlendirmek ve doğrusunu seçmek durumundaydık” diye konuştu.

Doç. Dr. Melda Türkoğlu, hayatını kaybeden hastaları gördükçe üzüntülerinin de arttığını belirterek, “Üzüldük… Kimi genç yaşta olan nice ölümler gördük, değişik öykülere tanık olduk. Yoğun bakıma hasta yatırmak üzere değerlendirmeye gittiğim, nefes almakta ileri derecede zorluk çeken hastanın, yoğun bakımdan geldiğimi söyleyince, kendini hiç düşünmeden bana yoğun bakımda yatan eşini sorduğunda neler hissettiğimi ya da anne ve babası hastanede COVİD-19 nedeniyle tedavi görürken babasını kaybeden bir kız çocuğunun “ne olur bari annemi yaşatın” dediğinde hissettiğim duyguyu tarif etmem mümkün değil.” diye konuştu.

“Çok yoğun çalıştık”

Salgının en yoğun olduğu dönemde, yoğun bakım servislerinde sürekli can kaybının yaşandığı ve sürekli yeni hastanın geldiği, COVİD-19 vakaları dışındaki vakalarla birlikte çok sayıda kişiye bakmak zorunda kaldıklarını belirten Melda Türkoğlu, “Çok yorulduk… Bir yandan COVİD-19 hastaları, bir yandan diğer hastalar devam ediyordu. Aynı mesai içinde normalin iki katı iş yapmak durumundaydık. Alışkanlıklarımız ve çalışma düzenimiz, mesai arkadaşlarımız her şey değişti. Hastanelerin farklı salgın planlamaları içerisinde farklı disiplinlerden farklı sağlık çalışanlarıyla çalışmak durumundaydık. Birbirine alışık olmayan kişiler kısa sürede adapte olarak bir ekip kurmak zorunda kaldı. Zaman zaman gerildik, ancak sonrasında alışkanlıklarımızı bir kenara bırakıp, mevcut ekiple hoşgörü ile çalışmayı da öğrendik” dedi.