Pandemi ve vergi sisteminden beklentiler

Pandemi süreci vergi mevzuatının bu gibi durumlara hazır ve eksik yönlerini ortaya çıkardı. Mücbir sebep düzenlemesinin ne kadar önemli olduğu bir kez daha anlaşılırken, eksiklerin giderilmesi için vergi mevzuatının yeni düzenlemelere ihtiyacı var.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

COVID-19 pandemisi tüm dünyada değişimin bir başka adına dönüştü. Artık dünya dünden farklı bir yöne doğru ilerliyor. Salgının bize öğrettiği çok şey arasında mevcut yapıların bazen ne kadar öngörü ile aslında salgına hazırlıklı olduğu ve bazen ne kadar hazırlıksız kaldığıdır.

Vergi Usul Kanunu’ndaki mücbir sebep hallerinin, bugünler düşünülerek kaleme alındığı bir gerçek. Ancak örneğin geçici vergi gibi teknik alanlarda vergi sistemi pandemiye hazırlıklı mıydı? Bunu söylemek güç. Bunun nedeni, bir yanda devletin kaynak ihtiyacının karşılanması için vergilerin yaşamsal önemi, bir diğer yanda neredeyse mükelleflerin tüm şekli vergisel yükümlülüklerini sağlayan mali müşavirlerle özverili gayretleri var.

Öğrendiklerimiz, vergi sisteminin gözden geçirilmek zorunda oluşudur. Gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma değer vergisi gibi sistemin yapıtaşlarının ülke menfaatleri adına adil, adaletli ve hakkaniyetli bir vergi sistemine evrilmek zorundadır. Örneğin, menkul sermaye iradı hazine bonosu gelirlerinden sadece yüzde 10 gelir vergisi alınırken, ücret kazancı elde edenlerin yüzde 40’a varacak şekilde artan oranlı oluşundaki ironi devam edemez. Vergi sisteminin adaletli ve dengeli dağılımını gerçekleştirmek görev ve sorumluluğu, idarenin takdirinin ötesinde mecburiyete dönüşmüştür.

PEKİ NELER YAPILMALI?

- Öncelikle vergi yasaları sadeleştirilmelidir. Yazan kişi dışında bazen kimsenin anlayamadığı, uygulayıcıların aynı anda yüzlerce farklı yoruma ulaşabildiği alt mevzuat yığınağından kurtulmak gerekmektedir.

- Mükellef hakları kanunu çıkarılmalıdır.

- Bazı teknik konularda örneğin tahakkuk esası-tahsil esası tercihlerinde 2020 dünyasının gerçeklerine uygun çözümler bulunmalıdır.

- E-dönüşüm artık dönüşmeli ve gerçekleşmelidir.

- Kayıtdışı ekonomiyi sisteme entegre etmek için mali müşavirlerden destek alınmalıdır. Sürekli af kanunları çıkarılmasının faydasızlığı görülmeli ve herkesin adaletli ve dengeli vergilendirilmesi sağlanmalıdır.

- Vergi teşvik sistemi sadeleştirilmelidir.

Bu ve buna benzer pek çok başlık yeni normali yaşayacağımız günlerde Maliye Bakanlığı’nın gündemini oluşturmalıdır. TÜRMOB’un tüm bu konularda hukuk devleti ve sosyal devlet ilkesine bağlı öneri ve katkıları da dikkate alınmalıdır. Konunun muhatabı olmanın ötesinde TÜRMOB’un ülkemizde sağlıklı işleyen bir vergi sistemini devletle birlikte sağlayabilecek bir meslek örgütü olduğu aşikârdır. Ekonomik ve ticari hayatın gerçeklerinin devletin gerçekleriyle örtüşmediği noktada dengeyi sağlayan meslek mensuplarının vergi sisteminin geleceği olduğu unutulmamalıdır.