Piyasa krediyi açtı; fırsat kaçmasın

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, Şans Sohbetleri’nde bu hafta yeni atanan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ve Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal'ın göreve gelmesinin piyasaya yansımalarını değerlendirdi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, Şans Sohbetleri’nde bu hafta yeni atanan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ve Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın göreve gelmelerinin piyasaya yansımalarını değerlendirdi.

Altındaki son gelişmelere de değinen ikili, ekonomi yöneticilerinin geçmiş krizlerden ders çıkarması gerektiğini ifade etti.

Güldağ: Geçen haftasonunda epey hareketli zamanlar geçirdik. Klasik tabiriyle, hem paranın hem de ekonominin patronu değişti. Bir taraftan bakıyorsunuz, memlekette Merkez Bankası Başkanı değişiyor, Hazine ve Maliye Bakanı görevinden ayrılıyor, dolar da euro da düşüyor. Piyasalarda olumlu bir hava oluşuyor. Başka yerde olsa, haydi kriz demeyelim ama piyasalarda ciddi alt üst oluşların yaşanması lazım. Gerçi dalgalanmalar oldu ama kurların artışı yönünde değil düşüşü yönünde. Risk primimizi gösteren CDS'ler de düştü. Önce Naci Ağbal'ın Merkez Bankası Başkanlığına gelmesi ile, hemen arkasından Lütfü Elvan'ın Hazine ve Maliye Bakanlığı'na getirilmesi ile hava olumlu yönde değişti. Yeni gelen isimler üzerinden beklentiler pozitife döndü. Bunun üzerine bir de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi politikalarında köklü değişikliklere gidileceğinin işaretlerini verdiği AK Parti Grup toplantısındaki mesajları ile piyasayı iyice pozitif hava sardı. TL yüzde 5 civarında değer kazandı. Borsa hızla yükseldi. Piyasa bu değişimi, stratejide olumlu değişikliklerin habercisi olarak değerlendirdi bir nevi...

Ağaoğlu: Değişikliklerin habercisi midir diye sorduğumuzda, ben bunun öyle olmasını umut eden taraftayım. Öyle olacağını da düşünen taraftayım. Neden derseniz, zamanlama ile ilgili bir farklılık oldu. Yani Ağbal’ın atanmasıyla Albayrak’ın ayrılması arasında bir farklılık oldu. Ben eğer Bakan Albayrak daha önce ayrılmış olsaydı, bakanlığa Sayın Ağbal’ın getirileceğini düşünürdüm. AK Parti kadrolarının içinde piyasanın kabul edebileceği iyi isimlerden birisi Ağbal. Piyasa daha önceki tecrübelerini önemsiyor. Teknokrat tarafının yanında bizzat bakanlık yapmış bir isim. Yıllardır piyasanın içinde olan birisi olarak, ben pozitif bakarım böyle durumda... Bu pozitif bakışın piyasalara da yansıyacağını düşünüyordum. Fakat, Ağbal’ın Merkez Bankası başkanlığına atanması Bakan Albayrak’ın istifasını tetiklemiş gibi görünüyor. Bu çerçevede, zamanlama olarak bir sorun yaşanmış görünüyor. Tabii bu durumda, Cumhurbaşkanı, Lütfü Elvan’ı bu işe atamış durumda. Sayın Elvan’ın da ayağının tozuyla yayınlamış olduğu bir duyuru var. O duyuru çok güzel bir duyuru. Hakikaten hepimizin destekleyeceği bir manzume. Bana Ali Babacan’ın görevdeyken Sermaye Piyasaları Birliği’nin açılışında yapmış olduğu 10 madde içeren bir açıklaması vardı, bir tür manifesto niteliğinde, onu hatırlattı. Nasıl o açıklamayı makul bulduysak Sayın Elvan'ın açıklamalarını da desteklenebilir buluyorum.

Güldağ: Para piyasalarının yanı sıra iş dünyası da olumlu buldu...

Ağaoğlu: Öyle görünüyor. Lakin bundan sonra işin daha büyük bir parantezi var. Sayın bakanın söylediklerini yapması çok önemli olacak. Çünkü bunun çetelesi tutulacak. Sayın Elvan’ın güven ve istikrar tesisine yönelik bir hamlesi beklenecek. Bence en önemli yol haritası bu.

Güldağ: Neden en önemlisi? Ağaoğlu: Bakın, geçtiğimiz hafta ben bir tweet attım. Bu konuyla doğrudan ilgili değildi ama tam da neredeyse cuk oturdu. Orada dediğim şuydu; “İstikrar ve güven… Daldan toplanmaz, pazardan alınmaz.” Bugün hem Sayın Elvan hem de Sayın Ağbal için aynı şey geçerli. Yaptıkları işler itibariyle belli bir güvene sahip isimler ama bulundukları yeni pozisyonlar itibariyle önümüzdeki dönemde ne yapacakları çok önemli olacak. Yaptıklarıyla sözlerinin birbirine denk gelmesi lazım.

Güldağ: Geçen haftada konuştuk, “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” diyordun...

Ağaoğlu: Aynen. Ne yapacakları çok önemli. Piyasa gelişlerini kutladı. Çok büyük bir kredi açtı. Bundan sonraki ilk aşama Sayın Ağbal’a düşecek, 19 Kasım’da yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında nasıl bir karar alınacağı önemli. Tabela faiziyle işgören faizini eşitlemeniz lazım. En önemli konu bu. Ve yeni başkana düşen ilk ve en önemli görev de bu. 'Neden' dersen tabela faizi şu an 10.25’te... Geç likidite 14.75’te. Öte yandan, kredi faizleri 18-19 seviyelerinde. Mevduat faizleri 14-15 seviyesinde. Bu demektir ki Merkez Bankası piyasanın çok ama çok gerisinde kalmış. Önüne geçmesi gerekir mi? Bence mutlaka. Çoklu faiz ortamının tekli faiz ortamına getirilmesi şart. Aksi takdirde Başkan Ağbal’ın bundan sonraki dönemde işinin çok zor olacağını düşünürüm.

Güldağ: Nedir tahminin? 200 puandan 700'e kadar çıkıyor beklentiler...

Ağaoğlu: Politika faizini en azından şu anda piyasadaki mevduat ve ticari kredi faizinin arasında bir yere, 15 ile 17 arasında bir yere oturtulması, para politikasının sadeleştirilip, tekrar ana yola çıkarılması, tali yollarla uğraştıracak politikadan vazgeçilmesi gerekiyor.

Güldağ: Ama tek çare de faiz yükseltmesi olamaz. O da yoruyor iş dünyasını...

Ağaoğlu: Evet, bana da diyor ki arkadaşlarım, 'faiz yükselirse ekonomi virüs döneminde çok zarar görür'. İyi ama 10.25’ten kredi verecek biri var mı? Yok. Mevduatımı 10.25’ten hatta ve hatta 14’ten verir miyim? Hayır. Şimdi nasıl olacak da biz bu ekonomiyi çalışır durumda tutacağız? Öngörülebilir ve hesap yapılabilir olarak tutacağız? Yani tabela faizi ile işgören faizinin birbirine yaklaşması lazım. Hatta tek faize gelmesi lazım.

Güldağ: Piyasaların beklentilerini boşa çıkaracak bir karar çıkmaması önemli...

Ağaoğlu: Merkez Bankası'nın 19 Kasım'da atacağı önden yüklemeli adım çok önemli olacak. Eğer 'hele bir 200 yapayım, sonra bir 300 yapayım, 200 daha yaparım derseniz, piyasaya verilecek mesaj çok hatalı olur. Bu mesajın çok net, açık, şeffaf verilmesi lazım ki, piyasa da bunu net anlasın. Aksi takdirde piyasanın nereye gideceği ile ilgili pek bir fikrimiz olmayacak. O zaman, burada 100 baz puanın hakikaten hesabı olmaması lazım.

Güldağ: Ağır hastalıklarda, hastanın kendisini çabuk toparlayabilmesi için tedavi edici ilaç olarak bir depo doz verilir. Sonrasında belli bir rutine bağlı gider ilaç alımı. Bu gerçekten önemli bir mesaj olabilir. Tabii enflasyon boyutuna bakınca işin, zaten Merkez Bankasının kendi raporunda sene sonu öngörüsü 12'nin üzerinde. 2021'in ilk aylarında 13'e kadar çıkabilir deniliyor. Ayrıca üretici fiyatlarındaki artış henüz tüketici fiyatlarına yansımış değil. Bu noktada piyasada 400 baz puanın altındaki politika faizi artışının yetersiz kalacağı görüşü hakim. DÜNYA'daki dünkü yazısında Tuğrul Belli de 'Piyasaların açtığı krediyi yanlış okumayalım lütfen' diyordu...

Ağaoğlu: Ayrıca Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Elvan’ın da buna ihtiyacı var onu da söyleyeyim...

Güldağ: Şimdi orada iki konu var bence de. Bir, Merkez Bankası’nın her ne karar alacaksa, bunu fiyat istikrarına dönük, piyasanın ve ekonominin ihtiyaçları gözetilerek ve tamamen bağımsız bir şekilde alması kritik önemde. Verilecek mesaj, oluşacak algı, iletişim kanallarının yeniden tesisi, her ne derseniz, bu cephede işlerin düzelmesi için kritik. İkinci konu da ekonomi yönetimiyle, Merkez Bankası'nın tandem çalışması da başarı için çok kritik. Hani, çift pedallı bisikletler olur ya... Bu birbirini destekleyen tandem çalışma Merkez Bankası'nın bağımsızlığına bir halel getirmez. Ama memlekette işlerin hızla düzelmesine çok fayda sağlar.

Ağaoğlu: İkna edici olmaları ve bizi daha az canımızın yanacağı bir döneme taşımaları lazım. Eksi rezervdeki bir Merkez Bankası’nın uzun süre politikalarını sürdürebilmesi mümkün değil.Önümüzdeki hafta yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısına büyük bir kredi açtı piyasa. Desteğini veriyor. Bu da esas olarak, 'artık eski söylemlerden vazgeçilecek ve herkesin anladığı temel prensiplere dönüyoruz' varsayımına dayanıyor. Piyasa gerçekten ciddi bir kredi açtı ve bu algı devam ettiği sürece de devam edecektir. Bu fırsatın kaçmaması lazım. Sözlerle icraat birbirini desteklemeli. O noktaya geldikten sonra ben piyasanın krediyi uzun bir dönem sürdüreceğine inanıyorum. BDDK’nın son yaptığı Swap düzenlemesi de aslında bunu biraz destekler nitelikte ve umut verici bir adım oldu. Acil ve hızlı bir şekilde aktif rasyonun ya ortadan kaldırılması ya da oranlarının hızlı bir şekilde düşürülmesi gerekir ki, bankacılık sektörü kendine gelsin ve yeniden yola çıkabilsin. Bunlar yapılabilirse döviz kuru istikrara kavuşabilir hatta ve hatta sene sonunu daha düşük kur seviyelerinde kapatabiliriz.

Güldağ: Şimdi birikimli ve deneyimli isimler paranın ve ekonominin dümenine geçtiğine göre, çizilen yeni hattın savunulması daha rahat yapılabilir. Benim gördüğüm işleri hem kolay hem zor. Piyasanın açtığı kredi ellerini rahatlatıyor. Ama öte yandan fırsatın kaçmaması için titizlikle piyasanın nabzının tutulması ve ihtiyaçların iyi gözlemlenmesi gerekecek. Çünkü hata kabul etmeyecek bir noktadayız. Bir de çok sık paket açıklanıyor ve paketler kanıksandığı için umulan etkiyi yaratmıyor. Buna da dikkat etmek gerekiyor. Doğrudan amaca yönelik ve işlevsel adımlara ihtiyaç var. Çok adıma değil...

Ağaoğlu: Yapılacak şey gerçekten çok basit. Şeffaf ve adil olmak... Kantarın bir kefesine kasıtlı olarak yüklendiğinizde, adalet ortadan kalkıyor ve adil kararlar veremiyorsunuz. Çok basit bir şey. Dürüst olup, şeffaf olup, adil olunduğu takdirde gerisini hep beraber hallederiz burada çok ciddi bir sorun yok. Evet bir süre canımız yanacak. Eksi rezervleri artıya çıkarana kadar, faizleri makul diyeceğimiz seviyelere indirene kadar canımız yanacak. Ama güven tesis edildiğinde para bulmak zor değil. Eğer radikal bir faiz artışı gelirse ben bankacılık sektörü başta olmak üzere Türk borsasının gayet iyi performans göstermesini bekliyorum.

Etiketler