Şans Sohbetleri: Enflasyonda hazirana kadar sabır

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ bu hafta Şans Sohbetleri’nde Merkez Bankası’nın faiz kararını ve mesajlarını değerlendirdi. İkili, Para Politikası Kurulu’nun değerlendirmelerini iyimser bulurken, enflasyon üzerindeki risklerin kolay kolay ortadan kalkmayacağını vurguladı. Güldağ, piyasanın 27 Ocak’taki Enflasyon Raporunu merak ettiğini söyledi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Güldağ: Piyasalar açısından haftanın en sıcak gündem maddesi faiz kararıydı. Gerçi sıcak gündem diyorum ama fazla da bir heyecanı kalmadı. Eskiden herkes ekranlara kitlenirdi. Bugün Bodrum’da BESİAD’ın davetlisiyim, onlar da aynı görüşteler. Merkez’in kararı ile ilgili olarak “Konuşulacak nesi var ki, zaten sabit tutacak” dediler, herkes de bildi. Sen nasıl yorumluyorsun?

Ağaoğlu: Doğru, sürpriz yok artık. Geçtiğimiz toplantılarda da açıklamıştı, “biraz bekleme dönemine gireceğiz” diye.

Güldağ: Toplantı metninde dikkatimi çeken noktalardan biri enflasyona dair beklenti oldu. Para Politikası Kurulu, baz etkisi geçince enflasyonda dezenflasyonist sürecin başlayacağını düşünüyor. Piyasa da dezenflasyonist süreç yönlendirmesini pek anlamlandırılamadı sanki. Fazla iyimser buldu.

Ağaoğlu: Benim de metinde dikkatimi çeken şu: “Kapasite kullanımı ve diğer öncü göstergeler yurtiçinde iktisadi faaliyetin dış talebi de olumlu etkileyerek güçlü seyrettiğine işaret etmektedir.” Bu, yeni enflasyon dalgasının habercisidir diye düşünüyorum. Yılsonunda yapılmış olan yönetilen ve yönlendirilen dediğimiz bölgelerdeki zamların ciddi artçılarını göreceğiz. Yani enflasyondan kurtulmamız öyle kolay olmayacak.

Güldağ: Enflasyon beklentilerine dair yazarımız Alaattin Aktaş’ın tahminlerine ve analizlerine güveniyorum. Yüzde 50’ler civarında gelecek gibi ocak ayı enflasyonu diyor. Sence bu yılın ortalaması nerelerde şekillenebilir, sene sonunda ne beklersin?

Ağaoğlu: Mart ayı itibariyle yüzde 50’yi geçmiş bir enflasyon görebiliriz. Yılı da yüzde 25’e indirebilir miyiz diye uğraşacağız. Tahminleri gözden geçirdiğimizde bayağı bir işkence ettik rakamlara, inmiyor, çok zor.

Güldağ: Enflasyonla ilişkili olarak döviz kurunu da sormak istiyorum. 20’ler ifade eden yabancı raporlar gördük. Bunlara ne kadar değer veriyorsun; 1 dolar 20 lira olarak kapatır mıyız seneyi?

Ağaoğlu: Yüzde 30 enflasyon desek, geçen senenin 13,5’lik kapanışının üzerine yüzde 30 koyduğun zaman 20’li rakamlara teorik olarak geliyor. Ama pratik olarak yanıtını, haziran ayına kadar sabır ve tevekkülle bekleyip göreceğiz galiba. Ondan sonra daha net bir resim ortaya çıkacak. Benim beklentim böyle bir seviyeye çıkmaması yönünde. Yani yüzde 25’lik bir artış dediğimiz zaman daha gördüğümüz seviyeleri görsek bile yıl içinde o seviyeden daha aşağıda bir seviyede yılı kapatacağız diye bir beklentim var. Onun için de koşullarım var, daha fazla politika faizleriyle oynamadığımız, bunu daha uzun bir süre 14’te, görüntüde de olsa götürdüğümüz.

Güldağ: Bu arada Türkiye, BAE ile yaklaşık 4.7 milyar dolarlık swap anlaşması yaptı. Dört swap anlaşmasıyla 28 milyar dolara ulaşıldı.

Ağaoğlu: Evet yeni swap haberleri de gelecek gibi. Daha önce de bu konu için ‘sünnetçi vitrinine konulan çalar saat’ değerlendirmesi yapmıştım hatırlarsan. Buna daha eski bir bankacı dostumuz ‘hatır senedi’ dedi. Onlar orada görüntüyü kurtaran birtakım rezervler, gerçek rezervlere baktığımızda eksi 55 milyar dolarlar seviyesindeydik. Bu rakamın kolay kolay değişeceğini yakın zamanda beklemiyorum.

Güldağ: Para Politikası Kurulu’nun dünkü mesajlarına dönersek… Enflasyona dair daha net mesajları 27 Ocak’taki enflasyon raporu sunumunda göreceğiz. Senin metinde dikkatini çeken başka noktalar oldu mu?

Ağaoğlu: Var… “Cari işlemler dengesindeki iyileşme eğiliminin güçlenerek devam etmesi fiyat istikrarı için önem arz etmekte, bu bağlamda ticari ve bireysel krediler yakından takip edilmektedir” deniliyor. Herhangi bir şey söylememekle birlikte esas benim dikkatimi çeken cari işlemler fazlasını biz bu yılda beklerken ne yazık ki cari işlemler açığı vermeye devam ettik. Umudumuz 2022’ye kalmış, Merkez Bankası da onu söylüyor.

Güldağ: 2021’de de Cumhuriyet tarihinin ihracat rekoru kırıldı ama ithalat rekorunu da kırmış olduk. 46 milyar dolarlık bir dış ticaret açığı oluştu. Bu sene de ithalatın çok ucuzlayacağına dair pek fazla sinyal yok. Gördüğüm kadarıyla navlunda çok ciddi bir gerileme olmayacak gibi. Şangay-Türkiye, Şangay-Avrupa diye bakınca 2,500 dolarlar civarında görülüyor. Geçenlerde forwarderlarla sohbet ettim. Gördüğüm kadarıyla 5 büyük konteyner şirket, forwarderlarla 3 yıllık anlaşmalar imzalamak peşindeler. “Yüzde 40’ını benimle yaparsan sana imkan veririm, kusura bakma ben 3 yıllık sözleşme yapma durumundayım” diye söyleniyor. Gemi fiyatlarında bir düşüş var ama, oligopol bu fiyat düşüşlerinden de olumsuz etkilenmemek için şimdi zemini kendi imkanlarına göre şekillendiriyor. Ve o şekillendirme de fiyatları yukarıda tutmak üzerine. İthalatta da enflasyonu almaya devam edeceğiz. Bu durumda, cari fazlaya çevirmemiz ancak ekonomiyi soğutmakla mümkün gibi görünüyor.

Ağaoğlu: Cari fazla vermemiz hayli zor, turizmin iyi gitmesi durumunda bile. Turizmi etkileyecek önemli konulardan biri de Ukrayna meselesi. Onun nereye evrileceğini bilemiyorum. Turizmi olumsuz etkilediği gibi işin kötüsü petrol fiyatlarını da olumsuz ekliyor. Bu açıdan bakarsak bizim cari açığımız neredeyse enerji ithalatımıza eşit. Ve biz sadece enerji ithal eden bir ülke olarak enerji fiyatlarının dünyada arttığı bir ortamda bunu turizmle nasıl kapatacağız bilemiyorum. Ve ben Merkez Bankası’nı bu konuda da biraz iyimser görüyorum. Ya da en azından objektif bir değerlendirmeden çok kendi politikasına uygun söylemlerle gittiğini düşünüyorum. Bu söylemlerin gerçek hayata uyma ihtimalinin de düşmekte olduğunu görüyorum.

Güldağ: Haklısın. Son dönemde de baktığımızda böyle isabetli bir tahmin yok. Belki de beklenti haline de dönüştü illa tutması gerekmez diye de bakıyoruz ama…

Ağaoğlu: Tabii ki bunlar tutsa iyi olur ama.

Güldağ: Doğru, güven inşa etmenin önemli bir noktası o.

Ağaoğlu: Enflasyonun gerçeği yansıtması, insanların bu rakamlara inanıyor olması, toplam dış borcunuzun bilinmiyor olması… Bunlar da önemli şeyler. Kur Korumalı Mevduat’ın 160 milyar lira olmasını iyi bir haber olarak gösteriyoruz ama artan bu mevduat aynı zamanda Hazine’nin üzerinde artan risk anlamına da geliyor. Bunun iyi tarafından bakarken tıpkı ihracat rekoru kırdığımız gibi ithalat rekoru da kırdığını söylemediğimiz gibi Kur Korumalı Mevduat rakamı artmaya devam ettiği zaman aynı anda Hazine’nin riskinin de arttığını biliyor olmamız lazım.

Güldağ: Bunun altını kırmızı kalemle çizmek lazım. Öte yandan kurlar bu seviyede kaldığı varsayımıyla alınacak faiz yüzde 17… Şimdi bankaya gittiğin zaman mevduata yüzde 21- 22 verebiliyor. Ya da 19-20 civarı rahatlıkla alınabiliyor. Böyle baktığımda 17 zayıf kalacak. Bir de kurlar hafif aşağı inerse… DTH’lar bozulduğunda resim değişebilir. Çünkü o yönde de bayağı bir çaba ve teşvik olduğunu biliyoruz. Böyle baktığımızda Hazine’nin üzerine o kadar bir yük gelmeyebilir.

Ağaoğlu: Gelmediği durumda dolarınıza yüzde 17 faiz alacaksınız demektir. Doların sabit kaldığını düşünelim, bu sefer de dolarınıza yüzde 17 faiz ödemiş bir piyasa düşünün. Bu arada biraz evvel konuşmaya başlarken BESİAD iş insanlarının ‘dert etme sabit kalacak’ dese bile onların da bildiği bir şey var ki Merkez Bankası faiziyle iş gören faiz birbirinden farklı yerde buluşuyor şu anda. Mevduat 17, 19, 20, 21’lerden söz ediyorsun, politika faizinin 14’te tutulduğu yerde. Bunun kredi bacağı var. Bu da 22,5-30 arasında.

Güldağ: Geçen hafta çok daha üzerindeydi.

Ağaoğlu: Yüzde 40’lardaydık. Güldağ: TL’yi teşvik edici ve enflasyona endeksli yeni ürünler de gelecek. Aslında daha önce test ettiğimiz politikaları, o zaman pek başaramasak da tekrar test etme içine girmiş olduk. Daha öncesinde aslında öyle isteye isteye de yapmıyorduk, başka çaremiz kalmadığı için yapıyorduk. Şimdi biraz isteyerek de yapıyoruz gibi Merkez Bankası kaynaklarına başvurmayı. Çok böyle dövizle borçlanmayı istemiyoruz. Baktığım zaman Türkiye’ye döviz arzında da ciddi bir azalma var. Şöyle bir 5 yıllık perspektifte de baksam 10 yıllık perspektifte de baksam ciddi aşağı doğru bir iniş var. Daha önceki sohbetlerimizde de konuştuk böyle bir çakıllı yollara doğru sürmüş olduk arabayı.

‘Hırçın çocuk’ hızlı yükseldi

Güldağ: Emtia ve değerli metaller bu hafta oldukça hareketliydi…

Ağaoğlu: Özellikle altın-gümüş 50 günlük, 200 günlük hareketli ortalamalarının üzerine sert çıktı. Yukarıya hareket başladı demek için biraz erken. Altın için 1860’ın geçilmesi gerekiyor, gümüş için de 24,20 şu anda kritik eşik. Gümüş biraz daha hızlı çıktı, ‘hırçın çocuk’ diyorum ben gümüşe. Bunlarda biraz daha hareket olursa ve petrol 87,4 doları aşarsa bizim enflasyon rakamlarında 50’leri de tutturmamız zor olabilir. Çünkü dışarıdan ithal ettiğimiz ve onun yarattığı beklenti bozulması işimizi daha da zorlaştıracak. Ama değerli metaller geçen sene çok üzmüşlerdi, şimdilik yıla iyi başladılar.

Petrolde majör düzeltme zor

Güldağ: Petrol fiyatlarında kısa vadede majör bir düzeltme bekler misin?

Ağaoğlu: Petrolde şu anda öylesine bir kritik eşikteyiz ki, 87,5’lerdeyiz. Ben buradan bir düzeltme gelmesini beklerim. Gelse de Ukrayna meselesi gündemde kaldığı sürece bu düzeltme çok majör olmayacak. İhtimaldir ki 72-75 dolarlara ya geliriz ya gelmeyiz. Her şey güllük gülistanlık olsa dahi ben bu yıl 65 dolarların altını görmüyorum. Bunun içine petrol piyasalarının kendi dinamikleri de dahil. Ama işin kötü tarafı, hem petrol piyasalarının kendi dinamikleri hem de Ukrayna’yı eklediğimizde 100 doları ya da 3 haneli rakamları görme ihtimalimiz çok yüksek.

Bu konularda ilginizi çekebilir