Şans Sohbetleri: Pozitifte kalmaya devam...

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ bu hafta Şans Sohbetleri'nde, atılan yeni adımların olası etkilerini ele aldı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ bu hafta Şans Sohbetleri'nde, atılan yeni adımların olası etkilerini ele aldı. Moral bozacak bir gelişmenin olmadığına dikkat çeken ikili, ayrıca altın, gümüş, petrol gibi emtiaları da değerlendirdi.

Güldağ: Yeni söylem devam ediyor mu, siyasetteki son gelişmelere bakınca o kadar emin değilim ama ekonomide yeni dönem devam ediyor. TÜSİAD'dan sonra bakanlarımız TOBB Sektör Meclisleri ile de bir araya geldi. Her iki buluşmaya Merkez Bankası Başkanı da katıldı. Gördüğüm kadarıyla yaklaşım pozitif. Sorunları dinleme ve birlikte çözme yaklaşımı ve iradesine dikkat çekti bu toplantılara katılanlar. Piyasanın olumlu bulduğu adımlar da devam ediyor. En son reel kredi büyümesiyle zorunlu karşılıklar arasındaki ilişki sona erdirildi. Öte yandan, kurlar bu adımlara karşın hala yüksek kaldı...

Ağaoğlu: Pozitiflerle, negatifleri ayıralım. İyi yapılan işleri atlamıyor olalım. Faiz artışı, para politikasında ana yola geri dönüş derken arka arkaya yapılması gerekenler yapılmaya başladı. Aralık sonu itibariyle aktif rasyo kaldırıldı.Hemen kaldırılmaması da iyi birşey oldu.

Güldağ: Evet, aktif rasyosu kalkıyor, demek ki, bol keseden kredi de olmayacak. Aşırı kredi genişlemesinin yarattığı piyasa olmayacağı için bankalar arasındaki rekabet canlanabilir. Mevduat toplama yarışı yeniden başlayacak. Mevduat faizleri olması gereken yerlere yaklaşıyor. Artı, riskler de faize yansıtılacak. Bu da kredi faizleri yükselmeye devam edecek demek. Bu arada aktif rasyosunun kaldırılması neden aralık ayına bırakıldı diye soranlar da çok...

Ağaoğlu: O doğru değil... Güldağ: Neden?

Ağaoğlu: Şu anda aktif rasyoya göre ayarlanmış bir bilançoları var bankaların. Bunları sıfır aktif rasyoya göre ayarlamaya kalktıklarından piyasaya inanılmaz tahvil satmaları gerekiyor. Bu sefer tahvil faizlerini gereksiz yükselteceksiniz. Bir de ben inşallah ileriye dönük bir geleneğin başlangıcı olur diyorum. Şimdiye kadar bütün uygulamalar ‘ben yaptım oldu şimdi derhal başlayın’ diye geliyordu. Bir hazırlık imkanı tanımıyordu...

Güldağ: Bu arada atlamayalım, swaplarla ilgili bir esneme getirildi.

Ağaoğlu: Türk bankaların yurt dışında olan iştirakleriyle olan ilişkilerini bir hayli esnettiler. Zorunlu karşılıklarda bir artış geldi. Parasal genişlemeyi azaltıyoruz demiyorlar ama hızını yavaşlatıyoruz diyorlar. Yavaş yavaş piyasadan para çekerek, likiditeyi azaltıyorlar.

Güldağ: Bu gidişle, piyasaya fazla müdahale etmeden, kuru, faizi ve yabancı girişi normalleşirse, bankalar tarafı da toparlar inancı oluşmaya başladı piyasada. Bu önemli. Ne de olsa bankacılık Türkiye'de finansmanın kalbi. Kalp pompalayacak ki... Ritim düşecek hiç şüphesiz ama bu da iyi bir şey...

Ağaoğlu: Bu arada kur neden yüksek kaldı meselesine gelince bu işin negatif tarafı… Arka arkaya güven artırıcı adımlar atılması lazım. O yönde atılmış güzel adımlar var ve inşallah devamı gelir. Ama piyasada ‘gelir mi gelmez mi’ endişesi halen devam ediyor. Bu da güvensizliğin devamı anlamına geliyor. İkincisi kasım ayı yurtdışındaki birçok fonun bilanço kapanış tarihi. Artık bunlar kendi bonuslarını hesaplamaya başlıyorlar. Şükran Günü'yle başlayan bir dönemdir bu, önce Noel gelecek ardından yeni yıl gelecek böyle bir durağan döneme giriyoruz. O döneme girmeden pozisyonlarını kapatamamış olanların bir kısmı 30 Kasım itibarıyla görüldüğü gibi hem borsada önemli bir satış yaptılar hem de karşılığında valörlü de olsa döviz aldıkları için kurda yükselme oldu. Durmuş Yılmaz’ın dönemini yeniden hatırlatmak istiyorum. Beklentileri yöneterek kuru aşağıya çekmesi 1.5 yılını almıştı.

Güldağ: Bugünden yarına olacak bir şey değil...

Ağaoğlu: Aynen. Ama şurası önemli: Şimdi kur kopup gidecek diyen insanların sayısı azaldı. Önce buna ikna etmemiz lazım insanları. Sonra yavaş yavaş TL faizinin cazip olduğu dövizde kalarak para kazanmadıklarını görmeleri, hissetmeleri, hatta ceplerinin yanması gerekiyor. Bu bir süreç. İnsanları kolay kolay ikna edemezsiniz, bu kadar ağır darbeler, şoklar geçirdikten sonra…

Güldağ: Muhtemelen TL mevduatlarda 31 Aralık'ta bitecek olan stopaj avantajı da uzatılacak. Bu arada faizler de yükseliyor. Kredi faizleri yükselmeye devam edecek. Ama zeten kredilerin bu yıl salgın dönemindeki gibi hızlanması mümkün değil. Ne de istenir...

Ağaoğlu: Evet, mevduat faizleri yüzde 16’lara geldi. Kredi faizleri 20’lerde. İkisi birbirine yakınsıyor bu da güzel bir haber. Ancak mevduat faizlerinin insanları ikna etmesine biraz daha vakit var gibi görünüyor. O yüzden bu yılı geçiririz. Yılın sonuna doğru bilanço düzeltmeleri ile ilgili bütün bankaların ortak ruh hali içinde olacaklarını düşünerek kurun ben bir parça daha gerilemesini bekliyorum.

Güldağ: Zaten ekonomi yönetiminin de niyeti ilk aşamada kuru dar bir alanda durdurmak, stabilize etmek olacak anlaşılan. Tabii, kolay olmayacak. Döviz talebi sürüyor. Bir, ekonominin kendi işleyişi içerisinde sürüyor. İki, döviz borcunu ödeyecek veya dövizle iş yapacak şirketlerin de döviz talebi olacak. Üç, hane halkının da döviz talebinde de bir gerileme yok. Ama bir süre sonra hane halkının döviz ve de altın tutma davranışında bir değişiklik olabilir. Bazı emareleri görüyoruz. 'Altından çıkalım mı, satalım mı' soruları da artmaya başladı...

Ağaoğlu: Dolarda yıl sonu hedefim halen daha 7.55 TL. Değiştirmedim. 8.50’ye gitmeden de 7.55 demiştim, gittikten sonra da diyorum. Güldağ: Tutarlısın maaşallah... Ağaoğlu: Tutarlıyım, tabii... Ama bu kadar hızlı bir iyileşmeyi lütfen kimse beklemesin. Ayrıca, yavaş düzeltme daha iyidir. Pozisyonların ayarlanması, bilançoların düzeltilmesi, tasarruf sahiplerinin ikna olması için biraz süreye biraz güvene, arka arkaya yapılan doğru işlere ihtiyacımız var. Hala pozitif tarafta kalmaya devam ediyorum, henüz daha benim moralimi bozacak, fikrimi değiştirecek kadar önemli hareketler gelmedi.

Güldağ: 10-11 Aralık’ta AB’nin toplantısı var. Avrupa'dan gelebilecek yaptırımlar havayı bozabilir...

Ağaoğlu: Piyasada onun da getirdiği bir gerginlik var. Fransa’nın yaptırım uygulanması ısrarı gibi konuları piyasa negatif taraftan fiyatlamayı tercih ediyor. Çok büyük bir yaptırım gelmezse, -ki ben köprülerin atılacağı bir yaptırım geleceğini zannetmiyorum. AB’nin Türkiye’yi kolaylıkla defterden silebileceğini düşünmüyorum. Bu bakımdan çok endişeli değilim.

Güldağ: Bu yılı üç aşağı beş yukarı 30 milyar dolar cari açıkla kapatacağımız anlaşılıyor. Öte yandan, 2021’de yine bir 30 milyar dolar daha cari açık verme lüksümüzde yok gibi görünüyor. Turizme bakarsan, diğer konulara bakarsan bu imkanımız pek olmayacak. Bu da kurun üzerinde baskı oluşturur.

Ağaoğlu: Bu baskı zaten yaşandı bitti...

Güldağ: Cari açık 2021'de sert biçimde düşebilir öte yandan...

Ağaoğlu: Cari açığın karşılığında bizim rezervlerimizin olması lazım. Şu anda rezervlerimiz yok. Rezervlerimiz olsa dahi bu ve benzeri problemleri yaşayacaktık, işin enteresanı yine o rezervleri harcayacaktık. Bunun en iyi örneği Rusya’nın başına geleni söyleyeyim, petrol 70 dolardan 35 dolara düştü, dolar 35 rubleden 70 rubleye çıktı. 600 milyar dolarlık petrol fonunun içinde 300 milyar doları yaklaştı Rusya, hiçbir işe yaramadı. Faizi 19’a çıkardılar. Şimdi rezerviniz olsa da bunun bir önemi yok, önemli olan ülkeye güvenin artması, Rusya için de bizim için de geçerli. Bunu da CDS’lerden izliyoruz. İyileşme var.

Petrolde anlaşma gelir...

Güldağ: Petrolde kısıntıda bir türlü anlaşamadılar. Birleşik Arap Emirlikleri bir hayli direnç gösteriyor.

Ağaoğlu: Kazakistan’ı ekleyelim o bloka... Bu ertelemenin kısa kalmasını talep ediyorlar, üretim artışı istiyorlar. Çünkü onlara fiyatlar teknik olarak yeterli görünüyor. Hem Libya’daki 1.2 milyon varilli artış, hem de diğerlerinin üretimi bir tık artırmaları bile arzın artışı anlamına gelir. Fiyatlar hızlı düşecektir. Rusya ve Suudi Arabistan bu kısıntının uzatılması tarafında baskı yapıyorlar halen daha. Var olan stoklar erimedi. Onların derdi bu stoklar eridikten sonra kısıntıyı bitirmek ama diğerlerinin de paraya ihtiyacı var anladığım kadarıyla... O didişme devam eder. Sonuçta, Rusya ve Suudi Arabistan ne derse o olacaktır diye düşünüyorum. Ayrıca çok majör bir yükseliş de beklemiyorum. Petrolün 2023-2024-2025 yılları itibarıyla vadeli kontratlarına baktığınızda 45 ila 50 dolar arasında. Demek oluyor ki petrolde müthiş bir zıplamayı piyasa fiyatlamıyor. Kısıtlamalarla 50 dolara kadar getirirlerse ciddi bir satış yiyeceğini düşünüyorum petrolün… Tekrardan 40-42 dolara gelir. Anlaşma sağlanamazsa üretim artışları da hızlı gelir yine OPEC+ sorgulanmaya başlar. Disiplin ortadan kalkar, 40-42 dolarlara yine geliriz gibi görünüyor. Kısıntı anlaşmasının uzatılacağını düşünüyorum.

Euro-dolarda 1.25 hedefi var

Güldağ: Dolar-euro da yo-yo gibi...

Ağaoğlu: Euro bu değeri haketmiyor. Fakat orada problem, bu COVID sebebiyle Biden’ın açıklayacağı paketin beklentisiyle, diğer ülkelerin para birimlerinin dolara karşı değer kazanacağı beklentisi. TL de dahil. Önümüzdeki yıl Çin yuanı da değer kazanacak ve bu önemli gelişmelerden biri olacak. Hal böyle olunca doların karşısındaki herşeyi değeri yükseliyor. Euro dolar paritesinde 1.25 hedefi var. Bu çok yüksek aslında… ABD'de paketin beklentisi, paketin yaratacağı dolar arzı, likidite veya dolardan kaçış etkisi olacak düşüncesiyle euro değer kazanıyor, bunu da haketmiyor. Dönüp dolaşıp AB’nin başına bela açacak onu da söyleyeyim. Değerli Euro onların ihracatta işlerine gelmeyecektir. Bizim ihracatımız için değerli Euro her zaman çok daha iyi. Türk ihracatçısını rahatlatacaktır.

Güldağ: Avrupa’ya ihracat yapanlara ne söylersin?

Ağaoğlu: Hesaplarını 1.18-1.20’den yapanlar kısa zamanda 1.25’e gelmişse hem geçmişi hem de gelecekteki döneme hedge etmelerini, euro 1.25’ten yavaş yavaş dolara dönmelerini, veya alacaklı kontratlarda hedge etmelerini önereyim.

Güldağ: Vade olarak? Mart mı olur? Ağaoğlu: Ben daha sonra, 3. çeyrekte bekliyorum. Paket önce gelecek, Euro üzerindeki etkisi kademeli olacak. Erken gelirse 1.25 mesela martta gelirse, o zaman hedge faaliyetine başlamalarına fayda var. Yüzde 30-60 bölgesinde hedge etmekte fayda var euro ihracatçıları açısından…

Altın ve gümüşte C dalgası

Güldağ: Altında düşmeye devam...

Ağaoğlu: Orada bir tezat var. Eğer dolar değer kaybedecekse, fiyatı dolarla işlem gören herşeyin dolara karşı değer kazanması lazım. Bu paritede başlamışken altın, petrol, emtia tarafındaki bütün her tarafta dolarla fiyatlanan şeylerin artması lazım. Fakat özellikle değerli metallerde bir gerileme var. Nedeni de aslında aşı, piyasadaki endişenin ortadan kalkmasıyla güvenli liman arayışını ortadan kaldırdı. Altınla bitcoin arasındaki ilişkide koptu. Eskiden birbirlerine yakınlardı. Altın 1820 dolarlarda, ben bir toparlanma arkasından düşük 1700 dolarlara inen hareket bekliyorum.

Güldağ: Sebebi sadece aşı mı sence?

Ağaoğlu: Aşı artı pozisyonlar fazlasıyla gümüş longlar var, onların azalması gerekiyor. Piyasa yukarı gidebilsin, onlar azalmazsa yataya geçer. Onun da kimseye faydası olmaz.

Güldağ: Satış getirir mi?

Ağaoğlu: O bir satış getirecektir ben ona düzeltmedeki C dalgası diyorum.

Güldağ: Ya sonra?

Ağaoğlu: Ondan sonra toparlayacak. 2000 dolarlara giden altını önümüzdeki yıl olmasa da 2022’de görürüz. Gümüş burada yine 20 dolarlara inerse daha hızlı hareket edecek. Altın gümüş birbirine yakın davranacak burada platin belki ayrışabilir. Çünkü diğerleri düşerken platin düşmedi. Belki platin özel bir performans gösterebilir ama arkasında temel olarak onu destekleyen bir şey yok. İçten yanmalı motorlarda çok fazla kullanılan bir metaldi… Onların kullanımı elektrikli arabaların öne çıktığı durumda platine olan talebin temel olarak çok artmasını beklemiyorum. Spekülatif olarak artması mümkündür.

 

Etiketler