19 °C

“Savunma sanayi için girişim sermayesi zamanı geldi”

Savunma sanayi ile ilgili şu anda çok fazla çalışma yapıldığının altını çizen Savunma Sanayi Hukuku Uzmanı Avukat Şafak Herdem, bu konuya özel tıpkı ABD’de olduğu gibi bir girişim sermayesinin zamanı geldiğini söyledi.

“Savunma sanayi için girişim sermayesi zamanı geldi”

Selçuk ALTUN

Türkiye’de özellikle son yıllarda savunma sanayi ile ilgili oldukça ciddi çalışmalar yapılıyor. Savunmada uygulanan sanayileşme stratejileri sonucunda halen Milgem, Füze ve Roket Sistemleri, Altay Ana Muharebe Tankı, ATAK Helikopteri, insansız hava araçları, Hürkuş başlangıç ve temel eğitim uçağı gibi çok sayıda büyük çaplı proje devam ediyor.

Bu alanda bilinenlerin dışında irili ufaklı çok daha fazla çalışma olduğunu vurgulayan Herdem Hukuk Bürosu Kurucu Ortağı ve Savunma Sanayi Hukuku Uzmanı Avukat Şafak Herdem, bunların da fon bulma sıkıntısı yaşadığını belirterek “Savunma teknolojilerine ilişkin bir girişim sermayesinin zamanı geldiğini düşünüyorum, buna ihtiyaç var. Herhangi bir alandaki girişim sermayesi ile savunma sanayideki girişim sermayesi mantığı çok başka. Şu anda ABD'de sadece savunma alanında girişim sermayesi hizmeti veren bir yapı bulunuyor. Eğer bu mantık Türkiye’de de oturursa, savunmada yaptığımız Ar-Ge ve elde ettiğimiz fikri mülkiyet haklarının ticarileşmesi konularında katma değeri yüksek sonuçlar elde edebiliriz” dedi.

Herdem, şu anda Türkiye’de gerekli fonun bulunamaması nedeniyle pek çok projenin ticarileşme süreçlerini tamamlayamadığını dile getirdi.

“Birçok proje heba oluyor”

Savunma sanayide şu anda vakıf şirketlerinin ciddi bir ağırlığı olduğunu ifade eden Herdem, Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın çalışmalarının da genellikle vakıf şirketleri üzerinden gerçekleştiğini belirterek, start-uplar ve küçük firmaların ya alt yüklenici olarak kaldığını ya da hizmet sağlayıcısı konumuna geldiğini söyledi.

Bu konuda organizasyon ve odaklanma sorunu olduğunu dile getiren Herdem, şu şekilde devam etti;
“Bizim bir odak noktamız ve doktrinimiz yok. Mesela, savunma sanayi ile ilgili şöyle bir doktrin koyarsın ve dersin ki; bu firma şu konuda çalışacak ve geliştirme yapacak. Başka biri başka bir noktada geliştirme yapsın. Böyle bir savunma ekosistemi yaratırsın ve sonrasında fonlamasını da düzgün yaparak işi sonlandırırsın. Ama şu anda baktığın zaman çok dağınık, birbiriyle entegre olmayan bir durum söz konusu. Hem zaman hem maliyet ve kaynak aktarım bakımından heba edilen birçok proje var.”

“Hedef dünya pazarı olmalı”

Üniversiteler tarafında da benzer bir sorun yaşandığını dile getiren Herdem, “Bir üniversite bir konu üzerinde çalışırken, başka bir üniversite de belki aynı, belki de benzer bir şey üzerinde çalışıyor, ama birbirlerinden haberleri yok. Üniversiteler maalesef ne kadar fon alırım derdinde, globalde rekabetçiliği hedeflemiyor. Amacımız patent sayımız, nereden fon alacağımız değil, büyük fotoğrafta nerede rekabetçi olacağımız olmalı.” diye konuştu.

“Teknolojiyi transfer ettik, yeteneği unuttuk”
Türkiye’de sanayinin hemen her alanında yıllardır teknoloji transferinin konuşulduğunu hatırlatan Savunma Sanayi Hukuku Uzmanı Avukat Şafak Herdem, “Biz yetenek transferlerini hiçbir zaman görmedik, teknolojiyi transfer ettik ama yeteneklerimizi kaptırdık” dedi.
Türkiye’nin şu anda mühendislik konusunda çok iyi bir noktada olduğunu vurgulayan Herdem, “Teknoloji transferi politikasını sanayileşme hamlelerinde konuşuyoruz, bir şey alıyorsak karşılığında bize de bir teknoloji transferi yapın diyoruz, ama bu yetenek transferi hiçbir zaman ticarileşmenin bir fazını oluşturmadı maalesef. Öte yandan, dünya standartlarında mühendis yetiştiren üniversitelerimiz var. Fakat, üniversitelerle olacak bir konu değil bu. Mühendisleri yetiştirmek yetmiyor, elimizde tutalım, farklı ülkelerdeki farklı imkanlara kanmasınlar. Bence artık yetenek transferi politikasını da oturup düşünmemiz lazım” diye konuştu.