Şirket bilgisayarlarının kopyası alınıp incelemeye tabi tutulacak

Meclis’te kabul edilen 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da yapılan değişiklik ile piyasada rekabeti kayda değer ölçüde kısıtlamayan ‘de minimis’ uygulaması Türk Rekabet Hukuku mevzuatına girdi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Canan SAKARYA - ANKARA

Rekabet Kurulu’nun şirketlerle olan ilişkilerini yeniden düzenleyen, Rekabetin Korunması Kanunu’nu Avrupa Birliği mevzuatı ile uyumlaştıran yasa teklifi Meclis’te kabul edildi. Yapılan kanun değişikliği ile piyasada rekabeti kayda değer ölçüde kısıtlamayan ‘de minimis’ uygulaması Türk Rekabet Hukuku mevzuatına girdi. Avrupa Birliği mevzuatına uyum sağlanan bu düzenlemeyle; rakipler arasında fiyat tespiti, bölge veya müşteri paylaşımı ve arz miktarının kısıtlanması gibi ihlaller hariç olmak üzere, Rekabet Kurulu’nca belirlenecek pazar payı ve ciro gibi eşikleri aşmayan anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları soruşturma konusu yapılmayabilecek. Tebliğ ile belirlenecek pazar payı ya da cironun altındaki ihlal iddialarında Rekabet Kurumu konuyu soruşturma açmaksızın çözüme kavuşturabilecek.

Getirilen diğer bir değişiklikle, belirli ölçeğin üzerindeki birleşme ve devralma işlemleri için Rekabet Kurulu’ndan izin alınması sırasında uygulanan “hâkim durum testi” yerine AB hukukunda kabul edilen “etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması” testine geçilecek. Buna göre, bir ya da birden fazla teşebbüsün, başta hakim durum yaratılması ya da mevcut bir hakim durumun güçlendirilmesi olmak üzere, ülkenin bütünü veya bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin, diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü, bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras hariç olmak üzere devralması hukuka aykırı ve yasak olacak.

Kartelleşmeyi önlemek için yapısal tedbirler alınacak

İhbar, şikâyet ya da bakanlığın talebi üzerine Rekabet Kurulu, kartel kuran ya da hakim durumu kötüye kullanan bir şirketi soruşturup tespit ettikten sonra idari para cezasının yanında firmalara belirli faaliyetlerini ya da malvarlıklarını devretmeleri şeklinde yapısal tedbirler alabilecek. Davranışsal tedbirlerin sonuç vermediğinin nihai kararla tespit edilmesi halinde ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerine, yapısal tedbire uyması için en az 6 ay süre verilecek.

Uzlaşma imkânı ve taahhüt mekanizması

Rekabet Kurumu, AB’de olduğu gibi şirket bilgisayarlarının kopyalarını alıp inceleyebilecek, bunların kopyalarını ve fiziki örneklerini alabilecek. Kabul edilen kanunla vergide olduğu gibi uzlaşma imkânı ve taahhüt mekanizması getiriliyor. Yürütülmekte olan bir ön araştırma ya da soruşturma sürecinde ortaya çıkan rekabet sorunlarının giderilmesine yönelik olarak ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birliklerince taahhüt sunulabilecek. Kurul söz konusu taahhütler yoluyla rekabet sorunlarının giderilebileceğine kanaat getirirse bu taahhütleri ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri açısından bağlayıcı hale getirerek soruşturma açılmamasına veya açılmış soruşturmaya son verilmesine karar verebilecek. Rakipler arasında fiyat tespiti, bölge veya müşteri paylaşımı ya da arz miktarının kısıtlanması gibi açık ve ağır ihlallerle ilgili olarak taahhüt kabul edilmeyecek. Kurul bir karar verdikten sonra, “kararın alınmasına temel teşkil eden herhangi bir unsurda esaslı değişiklik olması”, “ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin verdikleri taahhütlere aykırı davranmaları”, “kararın taraflarca sunulan eksik, yanlış veya yanıltıcı bilgiye dayanılarak verilmiş olması” halinde tekrar soruşturma açabilecek.

İdari para cezasında yüzde 25 indirim

Kurul, hakkında soruşturma başlatılan ve ihlalin varlığı ile kapsamını kabul eden teşebbüs veya teşebbüs birlikleri ile soruşturma raporunun tebliğine kadar uzlaşabilecek. Kurul, hakkında soruşturma açılan taraflara, ihlalin varlığını ve kapsamını kabul ettikleri bir uzlaşma metni sunmaları için süre verecek. Verilen süre geçirildikten sonra yapılan bildirimler dikkate alınmayacak. İhlal tespitinin ve idari para cezasının yer aldığı bir nihai kararla soruşturma sonlandırılacak. Yürütülmekte olan bir ön araştırma ya da soruşturma sürecinde ortaya çıkan rekabet sorunlarının giderilmesine yönelik olarak ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birliklerince taahhüt sunulabilecek. Kurul söz konusu taahhütler yoluyla rekabet sorunlarının giderilebileceğine kanaat getirirse bu taahhütleri ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri açısından bağlayıcı hale getirerek soruşturma açılmamasına veya açılmış soruşturmaya son verilmesine karar verebilecek. Kurul bir karar verdikten sonra, “kararın alınmasına temel teşkil eden herhangi bir unsurda esaslı değişiklik olması”, “ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin verdikleri taahhütlere aykırı davranmaları”, “kararın taraflarca sunulan eksik, yanlış veya yanıltıcı bilgiye dayanılarak verilmiş olması” halinde tekrar soruşturma açabilecek. Uzlaşma usulü sonucunda idari para cezasında yüzde 25’e kadar indirim uygulanabilecek. Sürecin uzlaşma ile neticelenmesi halinde, idari para cezası ve uzlaşma metninde yer alan hususlar uzlaşmanın taraflarınca dava konusu yapılamayacak.

Yapısal tedbirler mülkiyet hakkına müdahale mi?

Prof. Dr. Erdal Türkkan / Rekabet Derneği Başkanı: Endişe verici bir yetki

Türkiye’ de eğer Rekabet Kurumu bağımız bir kurum olsaydı bu madde bu kadar endişe verici olmazdı. Bağımsız olmayan siyasi iktidarın tamamen talimatlarıyla hareket edebilme durumu olan bir kuruma böyle bir yetkinin verilmesi endişe verici.

'Mülkiyet hakkına müdahale midir?' diye bakarsak, bir malın bedeli ödenir ise mülkiyet hakkının özüne dokunulmamış olur kullanım şekli bir anlamda değiştirilmiş olur. Dolayısıyla bu mülkiyet hakkını özüne aykırı değildir, görüşüne ben şahsen daha yakınım..
İkinci bir konu bir malın devri piyasa işlemidir, piyasanın yabancı olmadığı bir işlemdir öyle ki bazı firmalar faaliyetlerini başkalarına zaten devrediyorlar. Burada da devlet “Senin piyasa ile yaptığın iş bölümü rekabeti aksatıyor, bu iş bölümünü değiştir’ diyor orada firmaya biraz daha süre tanınması çok iyi olabilirdi verilen süre çok kısa. Kime devredilecek bu konuda bir açıklık yok. Hükümet alıp da kendi adamına devrede de bilir orada kötüye kullanıma açık. Burada gönülsüz ve zoraki bir devir işlemi söz konusu bu kesin. Zorunlu ve gönülsüz bir devir olduğu için mülkiyet hakkının ihlali özelliğini yine de taşır. Mülkiyet hakkının korunması geniş anlamda en önemli rekabet politikalarından bir tanesidir. Özelikle Türkiye gibi mülkiyet hakkına saygı duyulmayan bir ülkede mallara mülklere çok kolayca el konula bilen bir ülkede, mülkiyetin kolayca gönülsüzce devrine yol açılması kazanma motivasyonunu yıpratır, risk alma güdüsünü azaltır, piyasanın derinleşmesini engeller. Mesela insanlar 1 milyar liralık servete kadar gider ama daha fazlası için yurtdışına gider mülkiyete kolayca el konulan bir ülkede girişimciler uzan vadede çok büyük servetler edinmek istemezler. O ülkeye yatırım yapmak istemezler, dolayısıyla bu tür yan etkileri var bu işin.

Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Fatih ÖZKAN / Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi: Yapısal tedbirler AB’de de var, Türkiye’ye özgü değil

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da yapılan değişikliklerden belki de en önemlisi Rekabet Kurulu’na soruşturma konusu teşebbüsler hakkında yapısal tedbirler uygulayabilme yetkisi verilmesidir. Aslında değişiklik öncesinde de Kurul, birleşme ve devralma işlemleri kapsamında, teşebbüsler ile işbirliği suretiyle onların bazı malvarlıklarını devretmeleri, bazı davranışlarda bulunmaları veya bulunmamaları gibi birtakım davranışsal ve yapısal değişiklikler suretiyle işleme izin vermekteydi. Değişiklikle birlikte Kurul’a bu yetki, rekabeti kısıtlayıcı anlaşmalar ve hâkim durumun kötüye kullanılması dosyalarında da tanınmış oldu. Bunun sonucunda teşebbüslerin işbirliğine ihtiyaç duymadan Kurul, tek taraflı olarak yapısal tedbir uygulama yoluna gidebilecektir. Yeni düzenlemede bunun ciddi koşullara, hatta belli bir takvime bile bağlandığı görüyoruz.

Yapısal tedbirler, mehaz AB hukukunda da var, dolayısıyla yeni icat edilmiş veya Türkiye’ye özgü bir müessese değil. İş dünyasının hassasiyetlerini anlayışla karşılıyorum, ancak düzenlemenin mevcut hali uyarınca yapısal tedbirlere çok istisnai hallerde hükmedilebileceğini düşünüyorum.