16 °C

TCMB doğru yaptı, devlet risk almalı

Ekonomist Ali Ağaoğlu ile ekonomi gazetecisi Hakan Güldağ, ekonomiye giderek daha sert biçimde yansıyan koronavirüs salgınının etkilerini hafifletmek için alınan önlemleri değerlendirdi.

TCMB doğru yaptı, devlet risk almalı

Ekonomist Ali Ağaoğlu ile ekonomi gazetecisi Hakan Güldağ, ekonomiye giderek daha sert biçimde yansıyan koronavirüs salgınının etkilerini hafifletmek için alınan önlemleri değerlendirdi. İkili, yatırımcıların merak ettikleri kimi soruları da ele aldı.

Güldağ: Bence bu hafta en önemli gelişmelerden biri, kısa çalışma ödeneğine başvuran firmaların sayısının 20 bini aştığı, yaklaşık 500 bin kişi için kısa çalışmaya başvurulduğu bir süreçte Merkez Bankası'nın İşsizlik Fonu'na nakit sağlamak için attığı tarihi adımdı. Geçen hafta bu badireden Merkez Bankası'nın kaynaklarına başvurmadan, parasal genişlemeye gitmeden çıkamayız diye konuşuyorduk. Özel tertip tahvil çıkarıp piyasaya nakit vermekten bahsediyorduk...

Ağaoğlu: Aynen... Merkez Bankası, işsizlik fonunun elindeki bonoların nakde çevrilmesi konusunda açık çek verdi. Çok da doğru yapıyor. Adının ne konulduğunun önemi yok. Şu anda piyasaya, kılcal damarlara kadar likidite verilmesi gerekiyor. Burada önemli olan nihai kullanıcıya para verilmesi. Bu şu demektir; maaş verilmesi lazım, ücret verilmesi lazım. Son kullanıcıya gelir sağlanması lazım.

Bu amaçla yola çıkıldığında işsizlik fonu en önemli kaynaklardan biri. ‘Ne işe yarar’ dersen? A- Borçlarının bir kısmını ödemeye yarar. B- Günlük ihtiyaçlarını karşılamalarını sağlar. C- Daha da önemlisi geleceğe dair endişelerini azaltır. Endişeleri azaltmak aslında bir güven problemi ve ekonomiyi çalıştıran en önemli unsur güvendir. Bu güveni zedelememek ya da yeniden kazanmak zor olsa bile, en azından var olan güveni sürdürebilmenin temel koşulu bu geliri elde edebilmeye devam edilmesi…

Güldağ: Tabii, bu kayıt içinde olan çalışanlar için geçerli...

Ağaoğlu: Doğru, kayıtlı istihdam kadar kayıtdışı istihdamı da düşünerek hareket etmeliyiz. Bir şekilde koruyor, gözetiyor olmamız gerekiyor. Bunun yönteminin ne olduğu bugün için çok da fazla önemli değil. Ama bu desteği ne yazık ki bağış kampanyalarıyla vermemiz çok zor.

Güldağ: Şimdi bir de ücretsiz izin dalgası başladı. Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak'ın çağrısı da buna yönelik. "Ücretsiz izne göndermeyin. Kısa çalışmaya başvurun. Bundan yararlanın" diyor sayın Bakan. Doğru... Ama başvuru koşulları hafifletilmesine rağmen sorunun ancak küçük bir kısmını çözebilir şu haliyle. Kayıtdışı çalışan milyonları geçtim. Bu bir Türkiye gerçeği. Son üç yılda 450 gün prim ödenen kaç kişi var Türkiye'de? Kapsayıcı ve işlevsel olabilmesi için sürenin yeniden aşağıya çekilmesi gerekiyor. Mesela kısa süre önce konuştum, MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan bu sürenin bir aya çekilmesini öneriyor. Sendikalar bir güne çekilsin diyor.

Ağaoğlu: Normal şartlarda işsizlik fonunun elinde para var.

Güldağ: Evet ama nakit yok. Merkez Bankası'nın son operasyonu da fona çığ gibi büyüyen başvuraları karşılamak için nakit sağlamak. Ve ben de aynen senin gibi doğru buluyorum yapılanı. Görünen o ki, işsizlik Fonu'nun elindeki para altyapı yatırımlarına ve diğer işlerdee kullanıldı. Para alındı, yerine DİBS dediğimiz, Devlet İç Borçlanma Senetleri verildi. Fon'da senet var, bono var ama nakit yok. Merkez Bankası devreye girdi. İyi de yaptı. Bankalara ‘Siz şimdi o DİBS'leri alın. Hiç merak etmeyin, değerini kaybetmeden ben de sizden alacağım. Onun yerine size kaynak vereceğim’ dedi. Para musluğu açıldı. Rahatlatır mı, tabii ki. Sadece sorun, mesele bizi sıkıştırdıkça adım atıyoruz. Parça parça hareket ediyoruz. Daha bütünlüklü ve kapsayıcı hareket edebilsek, endişeler büyümeden üstesinden gelmememiz için bir sebep yok.

Tabii kabul edelim ki, olmuş bitmiş bir olaydan bahsetmiyoruz. Süreç devam ediyor. Önümüze sorun çıktıkça çözmeye çalışıyoruz. O çabayı da görmek lazım. Ama yöneticilik sadece olana müdahele etmenin ötesinde biraz da öngörmeyi gerektiriyor. Mesela tarıma sorun çıktığında müdahele ederseniz, çok geç kalmış olursunuz. Şimdiden sahayı iyi okuyup tedbir almak gerekiyor. Zamanında ekim yapılmasını garanti altına almanız lazım. Böyle bir takım stratejik alanlar var. Bu çerçevede tarım, gıda çok önemli diye düşünüyorum.

Ağaoğlu: Buna yüzde 100 katılıyorum. Şöyle meseleyi bölük pörçük ele almaktansa bir planla ele almak ve A’dan Z’ye olmasa bile A’dan J’ye olan bölgeyi kapatacak kadar bir planla hareket etmemiz lazım. Bu planla ilgili A- Üreticiler, B- Lojistik, C- Bilim Kurulu, D- Tabipler Birliği, E- Medya’da olan insanların bir arada bu iletişimi sağlayacakları bir platformu gerçekten hayata geçirmemiz lazım. Mesela ben alınan önlemlerin yarısını ancak biliyorum. Bu önlemlerden kullanabileceğim var mı, birilerine tavsiye edeceğim var mı veya bu önlemlerin bir birimlik etkisi olurken benim bunu 5 birimlik etkiye çıkaracak şansım var mı diye baktığımda maalesef 'hayır' diyorum. Mümkünse büyük resimi görüp değerlendirebileceğimiz bir büyük paket olarak çalışılması ve sunulması lazım. Her soruna anında tepki vermek yerine; ‘bugünkü sorun, yarınki sorun, 3 gün sonraki sorun, 3 haftaki sorun ne olabilir ve biz buna nasıl tepki vermeliyiz. Biz buna nasıl önlem almalıyız’ gibi paket olarak anlatabilsek gerçekten şansımız var.

Mesela, çok önemli birşey yapıldı. 250 milyarlık KGF, 500 milyara çıkarıldı. İyi, çıkaralım da 45 milyar dolardan bahsediyorsun kim nasıl nerden fonlayacak bunu… Böyle önemli bir problem var. Bununla ilgili adım atıldı mı? Hayır. Ne oluyor? Bakıyorum piyasaya, 6.65- 6.75 dolar TL. Siz bunu verdiğiniz zaman karşılığında ortaya böyle bir problem çıkıyor. Bunun dövize gitmesini engelleyecek yol yöntem mekanizmaları da derleyip toplamamız lazım. Paranın kılcal damarlara gitmesini sağlayacak kanalları oluşturmak lazım.

Güldağ: Sonuçta devletin elinde en azından kayıtlı kesimlerin verileri var. 2019’da vergi beyannameleri var mesela. Madem mücbir sebep var, olağanüstü durum var, devlet ortaya çıkıp KOBİ'lere, büyük şirketlere de dese ki, ‘Biz sana geçen yıl kazandığın en az yarısı kadar para vereceğiz. Yeter ki sen çalışanı çıkarma, maaşlarını ver. Ben sana bu iş ne kadar sürecekse, o kadar para vereceğim, sen bunun için hayıflanma. Kimin ne durumda olduğunu, finansal durumunu da biliyor, istihbaratını da alabilir. Ona göre de mahsuplaşır. Devletin 'son kertede alcı' olduğu bir ortam, piyasayı çok rahatlatır, ekonomiye güveni artırır, endişeleri azaltır. Zengin ülkeler bunu farklı yönetmelerle yapıyor. Örneğin istihdam kaybı olmasın diye ücretleri karşılıyorlar. Kimi yüzde 70'ini kimi yüzde 90'ını... Bizim de üyesi olduğumuz OECD ortalaması yüzde 81 mesela... Bu iş düşünülenden uzun sürecek. Devletister istemez risk alacak. En iyisi risk büyümeden bu riski alıp olumsuzlukların önünü şimdiden kesmek...

Ağaoğlu: Kısa zamanda önlem almak, uzun zamanda önlem almaktan daha iyi. Enflasyonu artırmamak için ya da şu veya bu sebepten bu işi ertelersek, insanlar işlerini kaybedecekler daha doğrusu dükkanlar açılamayacak ve biz bu insanları daha sonradan istihdam etmek için çok daha fazla maliyete katlanmak zorunda kalacağız.

Nakitte kal, borsa için petrole bak

Güldağ: Borsa ile ilgili sana eşten dosttan soru geliyordur, ne diyorsun onlara?

Ağaoğlu: İşin ilginci hep alım yönünde sorular geliyor. Ben de diyorum ki, piyasalarda fırsat asla bitmez. Bir şey daha söylüyorum: Nakit de bir enstrümandır. Nakitte kalın en azından para kaybetmezsiniz. Borsaya yatırım yapılır mı, yapılmalı mı? O konuda da bir tek şey söyleyeceğim. Petrol, yeni dipler gördü. 17 dolara inme ihtimali var. Dünyanın her yerindeki depolama kapasitelerinin nerdeyse sonuna geldik. Ondan sonra petrol kuyuları kapanmaya başlayacak. Sonra yeni dönem başlayacak. Petrolde 35 dolara doğru bir hareketlenme görülmediği takdirde hem Borsa İstanbul’da, hem yurtdışı borsalarında herhangi bir hisse senedi yatırımı yapmak için beklemek gerektiğini düşünen taraftayım.

Kur yükselir ama hareket azalır

Güldağ: Kur ve ona paralel olarak enflasyon konusunda nasıl bir seyir öngörüyorsun?

Ağaoğlu: Enflasyon canımızı çok sıkmayacak. Benim ıspanak ceviz endeksinde bir problem yok. Çünkü talep yok. O yüzden enflasyon tarafında bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Enflasyon cuma açıklanacak ama ben yıllık yüzde 12’nin üzerinde olmasını bekliyorum. Ama öyle önü alınamaz, ortalığı yakıp yıkacak, Merkez Bankası’nın sert faiz adımlarını gerektirecek bir durum olacağını düşünmüyorum. Benim tahminim yıl boyunca negatif faiz devam edecek. Gelelim döviz tarafına, orada şöyle bir sıkıntı var. Dünyada küresel kriz yaşanırken hemen hemen dolar dışındaki her şey değer kaybetti. Şimdi yavaş yavaş doların da değer kaybetmesi için uğraşılıyor. İşe yarar, yaramaz ayrı mesele ama dolarda akışkanlıkla ile ilgili bir sıkıntı var. Talep ondan. Fed yeni yeni merkez bankaları anlaşmaları yapmaya başlayarak dünyaya dolar likiditesi sağlamaya çalışıyor. Eğer bunların arasında biz katılırsak -ki bu biraz düşük bir ihtimal- dolar tarafında akışkanlık sıkışıklığı bir parça azalırsa kur üzerindeki baskı görece olarak daha az hissedilir. Lakin ekonomi düşük viteste çalışacağı için önümüzdeki dönemde dolar talebi görece olarak azalır. Hareketlilikde görece olarak daha sınırlı olacak.

Güldağ: Yakın zamanda dolar yükselir diyorsun...

Ağaoğlu: Yakın zamanda öyle. Yakın zamandan kastım, 2 haftalık süreç… Bu iki haftalık süreçte içinde bulunduğumuz salgının tepe yapacağı dönem…

Altının yönü kısa vadede aşağı

Güldağ
: Altında önümüzdeki dönemde yeni ralli bekleyenler var...

Ağaoğlu: Altında geçen hafta konuştuğumuzdan başka bir sorun daha çıktı. Şu anda altının onsu bin 587 dolarlarda, daha gerilemiş durumda. Gümüş de gerilemiş durumda. Güvenli liman gibi görünmekle birlikte aslında nakite dönmekte sorun düşüncesiyle altın tarafında bir sıkıntı var. Nakite dönemiyorsunuz çünkü dönebileceğiniz karşı taraf yok. Dengesizlik var piyasada ama nihai bir dengesizlik değil. Kısa vadede altını aşağı yönlü olarak görüyorum. Fiziki hareketin yaratmış olduğu sıkıntıdan dolayı bu iş kısa vadede altın açısından negatif. Orta-uzun vadede daha pozitif seyir izleyeceğini düşünüyorum.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap