Tekstilde atıl kapasite %50'ye ulaştı

İç piyasadaki yüksek hammadde fiyatları nedeniyle yurtdışından alıma yönelen hazır giyimcilerin iplik ithalatını rekor düzeye taşıması, tekstil sanayinde daralmaya yol açtı. Sektörde kapasite kullanım oranı ve PMI endeksinde sert gerilemeler yaşanırken yeni yatırımlarda atıl kapasitenin de yüzde 50’lere ulaştığı belirtildi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Türkiye’de düşen alım gücüne dünyada yaşanan durgunluk eklenince hazır giyim sektörüne hammadde sağlayan tekstilde hem kapasite hem de fiyatlar düşmeye başladı. Pamuk fiyatları 2 ay öncesine göre yüzde 30’a yakın gerilerken, iplik fiyatlarında ise düşüş oranı yüzde 25’i buldu. Sektör temsilcileri düşük talebin yol açtığı aşağı yönlü hareketin önümüzdeki dönem de sürmesini bekliyor. Öte yandan sektör ilk yarıda değer olarak ihracatta artış yaşasa da miktarda aynı başarıyı gösteremedi. Ocak-Haziran döneminde sektörün ihracat miktarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,9 oranında gerileyerek 1 milyon 414 bin tondan 1 milyon 360 bin tona düştü. İthalatta ise rekor geldi. Geçtiğimiz yıl iç piyasada ipliği daha pahalıya temin etmekten şikayetçi olan sanayicilerin bu yıl dış piyasaya yönelmesi, ilk yarıda iplik ithalatının rekor kırmasına yol açtı. İplik ithalatı yılın ilk yarısında 2021’in aynı dönemine göre yüzde 43 artarak 1,3 milyar dolardan 2,3 milyar dolara çıktı. Tekstil sektörünün toplam ithalatı ise aynı dönemde 2,5 milyar dolardan 3,1 milyar dolara yükseldi..

Girdi alımı ve istihdam azaldı

Söz konusu gelişmeler sektörün hem kapasite kullanım oranı hem de PMI verilerinde kendini gösterdi. Merkez Bankası verilerine göre tekstil sektöründe kapasite kullanım oranı geçen ay yüzde 77,6’dan yüzde 76,6’ya gerileyerek Ekim 2020’den bu yana en düşük seviyeyi gördü. İSO tarafından açıklanan temmuz ayı PMI verileri 41,3 ile 10 sektör arasında en sert düşüşü yaşadı. Sektör PMI’ı Şubat ayında 51,4 olması gerilemenin boyutunu da gözler önüne seriyor. Tekstilin ardından ikinci en sert gerileme giyim ve deri ürünlerinde yaşandı. Tekstil sektöründe yeni siparişlerde salgının ilk dalgası hariç 2016’dan bu yana en belirgin yavaşlama görülürken, ihracat siparişlerinde de benzer şekilde ivme kaybı yaşandı. Sektörde gelişmelere bağlı olarak üretim, Mayıs 2020’den bu yana en yüksek hızda gerilerken firmalar istihdam düzeylerini ve girdi alımlarını azalttı. Birikmiş işlerde de düşüş kaydedildi.

“500 bin ton atıl kapasite var”

Bilindiği üzere salgın döneminde değişen tedarik zincirine bağlı olarak öne çıkan Türk tekstil sektörü, tarihinin en büyük yatırımlarına imza atmış ve toplam kapasitenin yüzde 20’si kadar yeni yatırıma imza atmıştı. Bu yıl bu yatırımlar peyderpey faaliyete geçmeye başlamıştı. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Öksüz, son gelişmelerin sektörde önemli oranda atıl kapasitenin oluşmasına yol açtığını dile getirdi. Özellikle iplikte bu oranın çok daha yüksek boyutlara ulaştığını kaydeden Öksüz, “Bunun nedenlerinden biri de ithal ürünlere yönelim. Geçen senenin aynı dönemi ile kıyaslandığında özellikle iplik ithalatında yüzde 100’ün üzerinde artış var. Sıkıntılı bir süreç iplik üreticileri için. Örme kumaşta da yavaşlama var. Dokumada biraz talep var ama o da ucu ucuna yetiyor. Fiyatlar da geriledi. Ciddi şekilde maliyetin altında satışlar söz konusu. İplik ortalama 6 dolarlarda idi 4,5 dolarlara düştü” dedi. Sektör temsilcilerinin verdiği bilgilere göre iplikte günlük atıl kapasitenin bin 500 ton olmak üzere yıllık 500 bin tonu geçtiği belirtildi.

“Vergiler gözden geçirilmeli”

Önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri noktasında Öksüz, şöyle konuştu: “Bu biraz global risklere de bağlı. Resesyon konuşuluyor. Bu da bizi olumsuz etkiler. İç piyasa turizmin de etkisi ile biraz canlı ama dış pazarda talepte bir daralma söz konusu. Zor süreç yaşıyor sanayici. Kapasiteleri tam dolduramıyoruz. İthalatı da bu süreçte masaya yatırmak lazım. Yerli üretimi etkileyecek ithalat noktasında vergilendirme çalışması yapılabilir. Zira bazı kategorilerde yüzde 100 artışlar söz konusu. Sektör yıla çok yeni yatırımlar ile girdi. Bu yatırımların karşılığını bulamıyoruz. Sıkıntı yaşıyoruz. Birçok yeni yatırım atıl şu anda. İplik tesislerinde yüzde 50 daralma var. Dünyada da sıkıntı olunca üreticiler gözlerini hemen Türkiye pazarına çeviriyorlar. Geçen sene konfeksiyon sektörü iplik bulamıyoruz diyordu şu an tam tersi bir durum söz konusu.”

Giyimde fiyat artış hızı düşecek

Hazır giyim ürünlerinde toplam maliyetin yüzde 60-65’e yakınını hammadde oluşturuyor. Peki hammadde fiyatlarında yaşanan gerileme son ürün fiyatlarını etkileyecek mi? TOBB Hazırgiyim ve Konfeksiyon Sektör Meclisi Başkanı Şeref Fayat, gerilemenin fiyatlara yansıması konusunda şu ifadeleri kullandı: “Bu konuda iki türlü problem var. Birincisi hammaddelerin bağlantıları, 3-6 aylık olur. Dolayısıyla kontrat yapılmıştır. O stoklar bittiğinde yeni stoklar ile gelen malların devreye girmesi de 2-3 ay alır. Bir de hammadde geri gelse bile enerji krizi devam edip enerjiye ulaşım maliyetleri arttığı sürece o gerilemenin hammaddedeki gerileme oranında olmadığını göreceğiz. Ama her şeyden önemlisi taleptir.” Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ramazan Kaya ise, “Son etiketler ile bir önceki seneyi karşılaştırdığımız zaman yüzde 100’lere varan fiyat farkları oluşmuştu. Şimdi böyle bir fiyat farkı olacağını düşünmüyorum. Yüzde 20-30 farklar ile geçileceğini düşünüyorum. Tekstil ürünleri fiyatında geriye geliş var ama bunun da açığını işçilik ve diğer maliyetler kapatıyor. Neticede nihai işçilik maliyeti yüzde 30 arttı ama tekstil ürünlerinde yüzde 15 gerileme söz konusu” diye konuştu.

Bu konularda ilginizi çekebilir