12 °C

"Türkiye, Alman ekonomisi için çok önemli"

Almanya TSO Birliği CEO'su Martin Wansleben, ABD ve Çin'in Avrupa aleyhine sonuçlanabilecek işbirliği ihtimaline karşı Almanya'nın çok yönlülüğüne işaret ederek, "Almanya ekonomisi için Rusya ve Türkiye son derece önemli" açıklamasını yaptı. (Mehmet Kara)

Türkiye, Alman ekonomisi için çok önemli

MEHMET KAYA

Avrupa ekonomisinde büyüme hızına yönelik tartışmalar sürüyor. Almanya da yavaşlama eğiliminde. Küresel çapta ise ticaret savaşları riski sürüyor. Ülkeler, kısa ve uzun vadede yeni işbirlikleri arayışı içinde. Ekonomi alanında Almanya'nın en saygın isimlerinden Almanya Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği CEO'su Martin Wansleben, DÜNYA'ya önemli açıklamalarda bulundu. Wansleben, Almanya ekonomisine yönelik örneğin ABD ve Çin'in Avrupa aleyhine sonuçlanabilecek işbirliği ihtimali gibi "şaşırtıcı olabilecek" olasılıklar ve riskleri sıralarken, Başbakan Merkel'in "Almanya'nın çok taraflılığı" na atıfta bulundu ve her ikisi de ABD yaptırımı tehdidi altındaki Türkiye ile Rusya'nın adını Almanya ile birlikte andı. Dr. Wansleben Ankara Temsilcimiz Ferit Parlak'ın sorularını yanıtladı.

- Avrupa ekonomisinde yavaşlama işaretleri var. Ticaret savaşları gibi bir dizi küresel risk de sözkonusu. Bu ortamda iki ülkenin birbirine ihracatı açısından ekonomik aktivitenin durumu önemli. Siz manzarayı nasıl görüyorsunuz?

Almanya'da yaklaşık 10 yıldır süren bir büyüme var. Olağanüstü, alışılmışın dışında bir durum. Sonuç itibariyle 10 yıllık büyüme döneminin günün birinde yavaşlaması ya da durması normaldir. Bunun dışında bizi güvensizliğe götürebilecek bir takım faktörler var.

Almanya açısından baktığımız zaman bu faktörlerin en önemlilerinden biri Brexit olayıdır. Büyük Britanya Almanya'nın en büyük beşinci müşterisi. Peki, Brexit ne olacak? Sanıyorum hiç kimse şu anda net yanıt veremez. Öte yandan bu sorunun Alman ekonomisi açısından net bir yanıtı var: En iyisi Brexit'in olmaması. Onun dışındaki her türlü alternatif Almanya ekonomisi için daha kötü. Brexit olacaksa, planlı bir Brexit, plansız, düzensiz bir Brexit'ten daha iyidir.

Ekonomiyle ilgili diğer bir faktör de ABD ile Avrupa arasındaki ticari ilişkiler ne olacak. Almanya bildiğiniz gibi çok büyük otomobil üretici bir ülke. ABD'ye yapılacak ihracata yüzde 25'lik ek verginin getirilmesi büyük bir sorunu beraberinde getirir. Sormamız gereken bir diğer soru, Çin ile ABD arasındaki ticari ilişkiler ne durumda olacak. Almanya'nın Avrupa dışında en büyük müşterileri Çin ve ABD. En büyük iki müşteri kavga ederse, ihtilafa düşerse, tedarikçinin sevinmesi söz konusu olamaz. Bir olasılık daha var: Çin ve ABD aralarında anlaşıp Avrupa'nın aleyhine bir takım kararlar alabilir!

Avrupa'da iklim politikaları büyük önem taşıyor. Sonuçta şu soru sorulması gerekir: Enerji dönüşümü nasıl yapılacak. Kömür kullanımından geri çekilmeliyiz. Otomotivde içten yanmalı motorlardan kaçınabilecek miyiz. Sayısallaşmanın getirdiği sorunlarla nasıl baş edeceğiz. Ayrıca Almanya'da sürekli yaşlanan bir nüfusumuz var.

Sonuç itibariyle kimse "sınamalar var ama sorun yok" diyemez. Sınama varsa sorun da vardır. Örnek olarak, bir Alman orta ölçekli şirketin elektrik gideri, Fransa'daki orta ölçekli şirketin iki katıdır. Bununla ilgili olarak iki noktayı daha belirtmek isterim: Almanya ekonomisi için Rusya ve Türkiye ile ilişkiler son derece önemli. Bu cümle, akla uygun (rasyonel) değerlendirmelerin bir sonucu olarak söylemiyorum. Rasyonelliğin yanı sıra (Almanya'nın) tarihsel ve duygusal bağları var iki ülkeye karşı. Bu nedenle de siyaset ve ekonominin bir arada durduğunu düşünürsek; Türkiye Almanya arasındaki ilişkileri de bu şekilde açıklayabiliriz. Türkiye'de olup-biten bizim için çok önemlidir.

- Çin ve ABD'nin Avrupa aleyhine anlaşması ilginç bir olasılık?

Diyelim ki bu iki büyük süper güç anlaştılar ve dediler ki; "Çin, alışverişini Avrupa'dan ziyade daha çok ABD'den yapacak." (Bu olasılığa ilişkin) Ekonomiye etkisinden bahsederken, özellikle büyümeden bahsederken 1,2,5 yüzde bu kadarlık pazar payından bahsediyoruz. Çok geniş alana yayılmış etkiler sözkonusu değil, sadece büyük birkaç firmayı etkileyen bir sonuç olacaktır. Diyelim ki yüzde 1'lik bir büyüme etkisi sözkonusu olsun, o yüzde bir sıfır da oluverir. Sonuçta burada var olmak ya da olmamak sorusuyla karşı karşıya değiliz.

-Zorluklarla dolu olasılıklar sıraladınız?

Evet, mevcut dünya ekonomisinin zorluklarını da göz önünde bulundurursak, bu zorlu günleri nasıl atlatabileceğiz. Benim bu konuda Türkiye'ye bir mesajım olabilir: Avrupa için, bu yıl için konuşmamız gerekirse, iyi zamanları geride bıraktık, doğal olarak durum biraz daha zorlaştı. Ancak (olumlu tarafta), şunu da hemen eklemek durumundayız: Brexit beklediğimizden daha iyi bir ortamda ilerliyor. ABD ile Çin arasındaki anlaşma beklediğimizden daha iyi durumda. Yine ABD ile Avrupa arasındaki ilişkiler de beklediğimizden daha iyi durumda. Sonuç itibariyle benim önceki söylediklerim (riskler) bir yana, daha iyi sonuç ile de karşılaşabiliriz. Böyle bir durumda da her bir yapı taşının çok önem taşıdığını söyleyebilirim. Türkiye için Almanya'daki durumun iyi olması ne kadar önemliyse, Almanya açısından baktığımızda Türkiye'deki ortamın iyi olması önemli.

- Almanya, Rusya ve Türkiye'ye yönelik görüşlerinizi biraz açar mısınız?

Elbette ben siyasetle uğraşmıyorum, sadece ekonomiyle ilgiliyim. Ekonomik açıdan baktığımızda şunu düşünmemiz lazım: Bahsettiğimiz ilişkiden dolayı, (Benim açımdan) Alman şirketlerinin durumu ne olacak ilk soru bu. İkinci soru, bu yaklaşımdan dolayı Rusya, Türkiye, Almanya, arasındaki veya Rusya Türkiye Avrupa arasındaki ilişkiler nereye gidecek.

En son Münih'teki güvenlik konferansında da Başbakan Merkel söyledi: Biz çok yönlüyüz. Bu iki anlama gelmektedir. 1-Başkalarının arasının iyi olmasını biz iyi olarak niteleriz. 2-Böyle iyi ilişkilerden dolayı herkesin daha iyi anlaşabilmesi ise en çok istediğimiz şey.

Almanya olarak çok yönlülüğe neden bu kadar önem veriyoruz? Bu çok tarafl ı ilişkileri benimsememizin en önemli nedenlerden biri, Almanya'daki şirketlerin büyük kısmının orta ölçekli olması. Bu arada küçük şirketlerimiz de 100-200 kişi çalıştıran şirketlerimiz de uluslararası platformda kendi başlarına var olmaya çalışıyorlar. Böyle bir ekonomik yapıya bakınca, KOBİ'lerin çoğunlukta olan bir ülke için bütün dünyada ortamın iyi olması ve aynı kuralların geçerli olması o şirketler için çok önemli. Deneyimlerimizden de biliyoruz ki herkesin kendi uzmanlık alanı olsa ve herkes uluslararası çapta o deneyimlerine göre hareket edebilse, oldukça yüksek başarı elde edebiliriz.

En iyisi şu şekilde söylemek isterim: Terzi elbise diksin, fırıncı ekmek yapsın. Fırıncı yapamadığı halde elbise dikmeye kalkarsa kötü sonuç çıkar. Bütün bu çerçevede, engeller çıkarsa, sınırlar kapanırsa olumlu sonuçlara, başarılara ulaşmak mümkün olmayacaktır.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap