Türkiye, asgari ücret alanların diğerlerine oranında Avrupa birincisi

Yapılan araştırmalara göre, Türkiye'de çalışanların yarıya yakının asgari ücret aldığını söyleyen Artı365 Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Berat Süphandağ, "Yine araştırmalara göre asgari ücret alanların diğerlerine olan oranlarında ülkemiz, Avrupa birincisi konumunda bulunuyor." dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Asgari ücret ve istihdam teşviklerinde son durumu değerlediren Artı365 Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Berat Süphandağ, asgari ücretin yüzde 21 oranında artışla “asgari geçim indirimi” dâhil net 2.825,90 TL olduğunu hatırlattı.

Asgari ücretin vergiler ve sigorta primleri ile birlikte işverene toplam maliyetinin ise 4.203,56 TL olduğunu belirten Süphandağ, "Tabi yeni yılda uygulanacak asgari ücretin belirlenmesi özellikle bizim ülkemizde ayrıca önem taşıyor. Bunun sebebi ise asgari ücretle çalışanların diğer ücret gruplarına oranının çok yüksek olması. Her ne kadar çalışanların hangi oranda asgari ücretle çalıştıkları resmi kurumlar tarafında açıklanmıyor olsa da yabancı kaynaklar, yurtiçinden sivil toplum örgütü ya da sendika kaynaklı araştırmalar gösteriyor ki ülkemizde çalışanların yarıya yakını asgari ücret alıyor. Yine bu araştırmalara göre asgari ücret alanların diğerlerine olan oranlarında ülkemiz Avrupa birincisi konumunda bulunuyor." şeklinde konuştu.

Asgari ücretin “ortanca ücrete” oranında ikinci sırada

Asgari ücretin ülke genelini ne kadar ilgilendirdiğine dair bir başka göstergenin asgari ücretin “ortanca ücrete” oranı olduğuna dikkat çekken Berat Süphandağ, bu oranın ülkedeki ücretlerin asgari ücrete ne kadar yakın olduğunu gösterdiğini söyledi. OECD verilerine göre Türkiye'nin bu oranda 1.71 ile OECD ülkeleri içinde ikinci sırada yer aldığını belirten Süphandağ, ilk sırada ise Kolombiya yer aldığını bildirdi.

Buradan hareketle Türkiye’de asgari ücretin genel olarak diğer ücretlere çok yakın durumda seyrettiğini kaydeden Süphandağ, "Dolayısıyla bu iki göstergeyi dikkate aldığımızda asgari ücretin seviyesinin çalışanların çok büyük kısmını doğrudan etkilediği sonucuna varıyoruz. Çünkü sadece asgari ücretle çalışanların değil maaşı asgari ücrete çok yakın olan büyük bir kesimin de maaşı asgari ücrete göre belirleniyor. Dolayısıyla asgari ücretin seviyesinde çalışanlar açısından ülkemizde diğer Avrupa ya da OECD ülkelerine nazaran kat ve kat önemli ise işveren maliyetleri açısından da benzer kritik bir öneme sahip. Yani asgari ücret alan ya da asgari ücrete göre belirlenen çalışan sayısı çok yüksek olduğundan belirlenen asgari ücret işveren maliyetini doğrudan etkiliyor." diye konuştu.

Bu konunun işveren tarafında "istihdamdan kaçış" ve "sigortasız çalıştırma" gibi iki şekilde ortaya çıtığını belirten Süphandağ, şunları söyledi: "Belirlenen asgari ücretin maliyetinin fazla olduğunu düşünen işverenin bu yollara başvurma ihtimali artırıyor. İşte tam da burada toplumda kritik öneme sahip olan, işsizliğin ve sigortasız personel sayısının artmasının önüne geçmek için uygulanan istihdam teşvikleri devreye giriyor. Burada bu amaca yönelik olan ilave istihdamı teşvik eden kanunlar işverenin sırtından bu yükü belli düzeyde alırken bir yandan da ilave istihdam sağlanması konusunda işvereni teşvik ediyor. Örneğin, yeni asgari ücret tutarına göre ücret alan bir personel için teşvikten faydalanması halinde 733 TL’den 1.341 TL ye kadar teşvik alınabiliyor."

"Teşviklerin orta ve uzun vadeli etkilerini de dikkate almak gerekiyor"

Sigortasız çalıştırmanın önüne geçmek konusunda ilave istihdam teşvikleri kısmen etkili olsa da 17256 sayılı teşvik doğrudan sigortasız çalıştırmanın önüne geçmek için yürürlüğe konduğuna dikkat çeken Berat Süphandağ, "Teşviklerin doğrudan ve kısa vadeli etkileri olduğu gibi orta ve uzun vadeli etkilerini de dikkate almak gerekiyor. Mevcut teşvikler yalnızca ilave istihdamı teşvik etmekle kalmıyor bunların dışında kadın, genç ve mesleki yeterlilik belgesine uygulanan teşvik ile genç ve kadın istihdamını ekstra teşvik ediyor. Ayrıca mesleki yeterlilik belgesi ile nitelikli işgücünü teşvik ediyor. Bunun yanı sıra 'İşkur İşbaşı Eğitim Programı' ile belli kriterlere sahip niteliksiz iş gücünü sisteme katıp işi öğrenene kadar (6 aylık süre boyunca) asgari ücrete tekabül eden tüm maliyeti işveren üzerinden alıyor. Bu da yine nitelikli iş gücünü arttırma adına önemli bir teşvik." şeklinde konuştu.

"Teşviklere amacının ötesinde bir görev yüklemek vahim bir hata olur"

Teşviklere amacının ötesinde bir görev yükleyerek işlevinin yeterli olup olmadığını değerlendirmenin vahim bir hata olduğunu söyleyen Süphandağ, teşviklerin, ana ekonomik ve sosyal koşulların uygun olması durumunda ilave istihdamı hızlandıracak, diğer bir deyişle işsizliğin azaltılmasını ivmelendirecek bir görev yüklenilmesi ve buna göre değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

"Mevcut durumdaki gibi ağır pandemi koşullarında işsizliğin artmasına kısmen de olsa etki edebiliyor mu? sorusuna cevap aranmasının önemli olduğunu belirten Süphandağ, "Bundan fazlasını beklemek hatalı olur. Zaten bunun adı da teşvik olmaz. Örneğin pandemi sebebi ile kapalı bir restoran ya da kafe, sırf devlet istihdamı teşvik ediyor diye ilave istihdam yapar mı? Ya da teşvik uygulamasında bu beklenmeli mi? Tabi ki beklenmemeli, zaten bunun için yürürlükte olan mekanizma 'Kısa Çalışma Ödeneği' ya da 'Nakdi Ücret Desteğidir' ki onun adı da teşvik değil 'destektir'. Bakanlık tarafından açıklanan rakamlara bakıldığında 3,5 milyon kişi için Kısa Çalışma Ödeneği vasıtası ile 20 milyar yardım yapılırken yaz sonunda yaşadığımız kısmi normalleşmede 2,1 milyon kişinin işe dönüşünü teşvik edip 1,7 milyar TL harcamış. Bu da uygun şartlar oluştuğunda teşviklerin ne kadar verimli olduğunu gösteriyor." dedi.