Türkiye turizmi ‘sığınak’ olacak

Alman Seyahat Acentaları Birliği (DRV) Başkanı Norbert Febg, 2021’de turistlerin eskiden bildiği tanıdığı destinasyonları ‘güvenli’ olarak sayacağı ve tercih edeceğini, Türkiye’nin de onlardan biri olduğunu söyledi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Turizmde aşılama henüz beklenen hareketi yaratmasa da Türkiye, kaynak pazarlarındaki turistlere, iyi bilinen destinasyon olarak ‘sığınak’ olacak.

TÜRSAB’ın bu yıl ilkini düzenlediği Uluslararası Turizm Forumu’u dün online gerçekleştirildi. Oturumlardan en önemlisi ise Türkiye’nin kaynak pazarları ve rakip destinasyonlarının bir araya geldiği ‘Yarış yeniden başlıyor’ paneli oldu. 

Moderatörlüğünü TÜRSAB Başkan Firuz Bağlıkaya’nın yaptığı panelde konuşan Alman Seyahat Acenteleri Birliği (DRV) Başkanı Norbert Fiebig, salgında tüm Avrupa'da durumun benzer olduğunu belirterek, bu durumun üstesinden gelebilmek için uzun vadede, aşılamanın yeniden kısıtlamalar olmadan seyahat edilebilmesini sağlayacağını ifade etti.

Fiebig, şunları kaydetti: "Şu anda nüfusumuzun yüzde 20'si ilk doza erişti, yüzde 7'sine ise 2. doz aşılandı. Alman Hükümeti oldukça temkinli seyahat etmemeyi öneriyor. Salgından en çok etkilenenler genç aileler oldu. Onlar tatile çıkmayı çok istiyor. Türk sektörü için ilk hedef aileler. Hem ödenen fiyat hem de bu fiyatın karşılığında aldıkları hizmet onları memnun ediyor. Bu onların odağında olmaya devam edecek. Bu belirsizlikleri nedeniyle tatile gidecekler her zaman bildikleri ve güvendikleri destinasyonlara yönelecek. Türkiye de bu noktada hem hijyen hem de güvenlik önlemleri açısından bu destinasyonların içinde yer alıyor."

Türkiye'de turizm çalışanlarının aşılanmasının Almanya'dan Türkiye'ye doğru hareketi hızlandıracağını söyleyen ve Almanya ile Türkiye arasında yazın ciddi bir trafik görüleceğini düşündüğünü aktaran Fiebig, bunun da karşılıklı iş ilişkilerini başlatmanın temelini oluşturacağını vurguladı.

“Yaz sezonunun 1 haftasını bile kaybetmek istemiyoruz”

İngiltere Seyahat Acenteleri Birliği (ABTA) İcra Kurulu Başkanı Mark Tanzer ise şunları söyledi: "Uluslararası seyahat 17 Mayıs'ta kaldırılacak. Bu hükümetin hedef tarihi. Ancak mayısın ilk döneminde yeni bilgi almayı bekliyoruz. Birleşik Krallık'taki aşılama çalışmalarıyla enfeksiyon oranları hastaneye yatırılma ve ölüm oranları çok düştü. O yüzden de kapanma plana göre azaltılarak devam ediyor” dedi.

Tanzer, Birleşik Krallık'tan yapılacak uluslararası seyahatlere ilişkin olarak, "Özellikle aşılama sertifikası şimdi yeniden seyahatin mümkün olması için uygulanacak olan metot gibi görünüyor ancak pek çok detay hala elimizde yok. Ülkelerdeki enfeksiyon oranı, aşılama oranı, orada COVID-19 varyantlarının olup olmadığı ve aynı zamanda bilgi güvenliği, verilerin doğruluğu gibi kriterlerin önemli kriter olacak. Her bir ülkenin hangi kategoriye düştüğüne buna göre karar vereceğiz. Artık istatistiki veriler değiştikçe, güncelleme gibi bir yönteme gideceğiz. Kırmızıdan sarıya, yeşile gibi bir düzenleme olacak. Hatta yeşil kategoride bile aslında çok fazla soru işareti var” diye konuştu.

Tanzer, sektörün yaz sezonunun 1 haftasını bile kaybetmek istemediği bir durumda olduğuna dikkati çekerek, "Türkiye'ye gelecek olursak, 2,5 milyon turist akışı var Türkiye'ye ki bu da gerçekten Britanyalı turistler için Türkiye'nin ne kadar çekici bir yer olduğunu gösteriyor. Elbette ki Türkiye'deki sağlık durumuna dikkat etmemiz gerekiyor ama bu diğer ülkeler için de geçerli. Bu işte onlar erişilebilir durumda değilseler, Türkiye'nin işine yarayabilir” dedi.

Yunanistan Seyahat ve Turizm Acentaları Birlikleri Federasyonu (FEDHATTA) Başkanı Lysandros Tsilidis, 2020’nin turizm açısından kötü bir yıl olduğunu belirterek, “Bu yıl aşılama çok önemli. Otobüs şoförlerine varana kadar aşılama yapılıyor. Ülkeye yalnızca aşılanmış ve de PCR testleriyle turist kabul ediliyor. Geçen yılın hatalarını tekrarlamak istemiyoruz” dedi. İtalya Seyahat ve Turizm Birlikleri Federasyonu (FIAVET) Başkanı Ivana Jelinic, İtalya’da 2020 yılının siyah bir olduğunu belirterek, kısa dönemde geleceğin de böyle olacak gibi göründüğünü belirtti. 

“Verilecek yeni destekler toparlanma sağlar”

Toplum bağışıklığının hızlıca elde edebilmesi için yerli aşının bir an önce devreye girmesinin çok önemli olduğunu belirten TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, tüm dünyada aşı savaşları yaşandığını, aşının adil ve eşit dağılımında çok uzak dünya olduğunu ifade etti. Bağlıkaya, yeni destekler verilmesinin sektörün kendisini toparlaması açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Turizm sektörünün tüm bileşenlerinin salgın etkilerini derinden hissetti. Her şeye rağmen aşılanma sürecinin başlaması hepimize umut veriyor" dedi.

Çalışanların aşılanması mayısta bitecek

Kültür ve Turizm Bakanı Yardımcısı Nadir Alpaslan de "Turizm çalışanlarına karşı yürüttüğümüz aşılama kampanyası, Turizm Geliştirme Ajansımızın koordinasyonunda başlatıldı. Mayıs bitmeden başvuru yapan bütün çalışanların aşılarını tamamlayacağız” dedi. 

Turizm sektörünün sağladığı döviz girdisiyle Türkiye'ye yıllarca olumlu etki sağladığına dikkati çeken Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak ise “Dijitalleşmenin turizm sektörüne nasıl yansımaları olacağı da ana konumuz” dedi. 

TİM Başkanı İsmail Gülle de turizm sektörün hizmet ihracatının oldukça önemli bir bölümünü gerçekleştirdiğini ifade ederek, şunları kaydetti: "Hizmet ihracatımız 3 yılda 63,6 milyar doları yakaladı. Uçuşlar tam anlamıyla başladığında turizmin öncülüğünde hizmet ihracatımızın yeni rekorlara imza atacağız. Çalışanlarını hızla aşılayan ve güvenli turizm sertifikası sahibi tesislerle öne çıkan ülkelerin, yeni döneme 1-0 önde başlayacak. Yakın gelecekte inşallah 100 milyon ziyaretçiyi ülkemizde ağırlayacağız.”

“Turizmde alacaklar, kredi teminatı olabilir”

Yönetim Kurulu Başkanımız Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde gerçekleşen "Ekonominin Yeni Yol Haritası" panelinde konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay, Sektörün sorunlarını ve ihtiyaçlarını bildiklerini ve hükümetin bu konular üzerinde çalıştığını belirterek, 2021 yılının bir 2019 olamayacağını ama yaraların sarıldığı bir yıl olacağını ifade etti. Turagay, “2019’da turizm Türkiye'ye 30 milyar dolarlık net döviz girdisi sağlayan bir sektördü. Türkiye'nin turizm potansiyeli çok yüksek. Biz eğer bu dönemi iyi atlatabilirsek önümüzdeki yıllarda anormal birikmiş bir tasarruf var. Bunlar aslında birikmiş bir talep olarak karşımıza çıkacak. Dünyada 20 trilyon doların üzerinde kaynak ve likidite aktarıldı piyasaya. Bu paralar bu likidite bir şekilde Türkiye'ye de gelecek. Gerek turizm olarak gerek yabancı sermaye olarak gelecek" diye konuştu.

TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Alp ise Türkiye’de turizm sektörünün finansmana erişimde zorluklar çektiğini vurgulayarak, şu öneride bulundu: “Turizm dünya ölçeğinde rekabetçi olduğumuz bir sektör kamu politikalarının daha çok verici olması gerekiyor. Burada iflasların peşi sıra gelmemesi için sektörün ciddi şekilde kredi ihtiyaçlarının gözetilmesi gerekir. Turizm sektörünün bir avantajı gelirlerini döviz cinsinden alması. Sektör, gelecekteki gelirleri teminat gösterilerek, 2-3 yıllık vadelerle borçlanabilirler. Eximbank veya kamu bankaları eurobond çıkarabilir. Alacaklarını menkul kıymetleştirilmiş borçlanma olabilir. Uluslararası tahvil ihraç edilerek finansman yaratılabilir. Turizm sektörü kazanır ve öder geçiş aşamasında bütçe imkânları kısıtlıyken bu uygun çözüm olabilir.” 

DÜNYA Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar da turizmde çoğunlukla kıyı kesimlerin konuşulduğunu belirterek, “Şehir otellerini unutuyoruz, İstanbul’da otellerin yüzde 20’si açık, açıklarında yüzde 20’si dolu. Buraların ayakta tutulması lazım. Bunlara dönük formüller de bulunması lazım. Kısa çalışma ödeneği turizm önceliğinde devam etmesini gerekiyor” diye konuştu.