23 °C

"Türkiye’de çalışanların yüzde 20’si 60 saatin üstünde çalışıyor"

Yeni ekonomik ortamda ileri yaşlarda iş kayıpları olacağını ve ülkelerin buna hazırlanması gerektiğini vurgulayan ILO Türkiye Direktörü Numan Özcan, Türkiye’de çalışanların yüzde 20’sinin 60 saatin üstünde çalıştığını dile getirdi.

Türkiye’de çalışanların yüzde 20’si 60 saatin üstünde çalışıyor

Mehmet KAYA
Ankara – ILO Türkiye Direktörü Numan Özcan, ILO’nun “İşin Geleceği” başlığı altında yaptığı çalışmanın en önemli bulgularından birinin sürekli olarak insanların uyum sağlaması gereken bir sürecin içine girilmesi olduğunu söyledi. DÜNYA’nın sorularını yanıtlayan Numan Özcan, “İleri yaşlarda insanlar işini kaybedecek. Bu insanların yeniden işe uyumu, iş bulması, eğitimi gerekli olacak. Buna yönelik uyum sağlanmalı” dedi. Özcan Türkiye’nin geliştirmesi gereken yönleri olduğunu da belirterek, yeni ekonomik ortama uyum yanında, Türkiye’de hala çok uzun saatler çalışma bulunduğunu, işin kalitesinin artırılması ve kayıtdışı çalışmanın önlenmesi gerektiğini vurguladı. Özcan ayrıca, ILO’nun Türkiye’ye yönelik eleştirilerin önemli tespitlere dayandığının altını çizdi.

Gelecek: İnsanların sürekli iş değiştirmek ve uyum sağlamak zorunda kalacağı bir ortam

Numan Özcan, ILO’nun İşin Geleceği raporunda mevcut durumu analiz edip, buna uyum sağlamak için bir dizi öneride bulunduğunu hatırlattı. Reel olarak iş dünyasını ve çalışanları yakından ilgilendiren olgunun, insanların değişen şartlar nedeniyle işini sürekli kaybedip, yeni beceriler elde etmek zorunda kalacağı bir süreç olduğunu kaydeden Özcan, “Otomasyonla, bazı işler kaybolacak diye düşünülüyor. Bunun ötesine bakmak lazım. İleride insanların çalışacağı işler olacak ama insanların becerileri sürekli olarak geçersiz hale gelecek ve işlerini kaybedecekler. Sonra yeni beceriler edinip tekrar iş bulacaklar, sonra onu da kaybedecekler. Bu sürekli olacak. Baktığımızda çok stresli bir durum. Özellikle şu anda 30+ işgücü, işini kaybedince onları yeni işe adapta etmek, hele teknoloji yoğun işe adapte etmek zor. Önemli bir sorun. Teknoloji fırsat getiriyor ama büyük riskler de getiriyor.” yorumunu yaptı.

İşverenler açısından: Tercih hakkı yok, her bir çalışan için 101 gün ilave eğitim gerekli

Otamasyon ve sayısallaşmanın getirdiği yeni ortamın işverenlere “tercih şansı vermediğini” belirten Özcan, “uyum sağlayamayanlar zaten yok olacak” dedi. Sürecin sanıldığından çok daha hızlı ilerlediğini belirten ILO Türkiye Direktörü, “Toplum ve devletler değişime adapte olamıyor. Ne olduğunu anladığımız anda değişim gerçekleşmiş oluyor. Dünya Ekonomik Forumu, şu anda çalışan pek çok kişinin 5 yıl içinde işlerinin büyük kısmının değişeceğini düşünüyor. Kamu otoriteleri ve şirketler hızla adapte olmalı, eğitimlere başlamalı. Yine işini kaybedecek kişilerin yeni ortama uyum sağlaması için alması gereken eğitimi hesaplamışlar, her bir işçi için 101 gün olarak çıkmış. Büyük bir zaman. Aynı zamanda ciddi bir maliyet demek” diye konuştu.

ILO “gelecek henüz yazılmadı, nasıl bir gelecek istiyorsak onu tasarlamalıyız” diyor

Küresel krizde kamunun ve şirketlerin borcunun ana sorun olduğu bir ortamda dönüşüm için kaynak nasıl sağlanacak? sorusuna ise Numan Özcan, özel sektör açısından dönüşümün varolma-yok olma anlamına geldiği yanıtını veriyor. Kamu açısından ise “Sorun daha çok yatırımları nereye yönlendireceği. Mesela Türkiye çok ciddi teşvik veriyor, aktif istihdam pogramı uyguluyor. Bunların doğru kanallara tercih edilmeli. Yeni yatırım, yeni mali yük değil. Sektörlerin iyi seçilmesi, katmadeğerin artışı.. Mesela inşaat ve bakım ekonomisini (çocuk, yaşlı bakımı) karşılaştırdık. İnşaata yapılan yatırımla, bakıma yatırılan paranın ekonomik getirisi bakımından birkaç kat (bakım lehine) fark var. Bakım ekonomisi, kadınlara iş yaratıyor, kendi kendine istihdam oluşturuyor. Mesela böyle bir yatırım. Özel sektör açısından da dijital dönüşüm tercih olmaktan çıkacak. Buna uyum sağlayamayanlar muhtemelen hayatta kalamayacak” yorumunu yaptı.

İşin Geleceği: 3 başlıkta 10 öneri

Numan Özcan, Türkiye’nin de kendi yol haritasını hazırlama sürecinde bulunduğu, Haziran ayındaki genel kurulda kabul edilecek Ocak ayında yayınlanan İşin Geleceği raporunu da anlattı. ILO’nun bu raporla “toplumsal sözleşmeye” dönme çağırısı yaptığını belirten Özcan, “İşçi, emeğimi ortaya koyup değer oluşturuyorum, büyümeye katkı veriyorum, bundan da adil bir pay bekliyorum. Bu toplumsal sözleşme haline gelmeli. Bu ciddi bir erozyona uğradı. İnsanlar adil pay alamadığını düşünüyor bu nedenle toplumsal sözleşmeyi canlandırmak lazım. Bu demokrasiye, devlete, kurumlara güveni sarsıyor.” dedi. ILO İşin Geleceği raporundaki başlıklar ve temel öneriler şöyle:

İnsan kabiliyetlerine yatırım

Yaşam boyu öğrenme hak olmalı. 20 yaşına kadar alınan eğitim 60 yaşına kadar bize yetmeyecek. Özellikle sürekli iş değiştirme, yeni beceri kazanma zorunluluğu altında sürekli eğitim alabilmek önemli. İnsanlar iş değiştirmek zorunda olduğu dönemlerde psikolojik, eğitim ve gelir olarak desteklenmeli. Cinsiyet eşitliği sağlanmalı. Doğumdan ölüme kadar evrensel koruma sağlanmalı. Burada kasıt asgari gelir desteği değil, insanca yaşam için gerekli bir çalışmanın sağlanmalı. Sosyal yardımlar sürekli incelenerek işten caydırıcı olması önlenmeli.

İşin kurumlarına yatırım

Toplu sözleşmeler, mevzuat ve denetimler yeni ortamla uyumlu hale getirilmeli. Herkesin yaşam ücreti, çalışma süreleri ve iş sağlığı-güvenliğinden oluşan evrensel emek garantisi verilmeli. İş-yaşam dengesi işçi lehine daha iyi hale getirilmeli.

İşçi işveren ve hükümet sosyal diyalog sistemi değiştirilmeli. Dijital sektörlerde neredeyse örgütlülük yok. Sendikalar yeni hizmet modelleri geliştirerek örgütlülüğü artırmalı. Yapay zeka mutlaka insan kontrolünde olmalı.

İnsana yakışır işlere yatırım

Kamu ekonomik dönüşümü algılayıp, iyi işler nerede yaratılacaksa oraya yatırım yapmaı. Yeni yatırımlar değil, mevcut yatırımlar daha odaklı ve akılcı olmalı.

Kırsal ekonomi yeniden canlandırılmalı. ILO kırsal ekonomiyi kritik olarak görüyor. Kamu teşvikleri yeniden odaklanmalı. Hedef odaklı verilmeli ve sürekli raporlanmalı.