24 °C

Türkiye'den 'unicorn'lar çıkaracak proje

TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski, Sanayide Dijital Dönüşüm (SD2) Programı'nı başlattıklarını belirterek, "Programın ülkemizden teknoloji unicorn’ları çıkarmaya ve küresel ölçekte yenilikçi çözümler üretmeye aracılık etmesi de en büyük dileğim." dedi.

Türkiye'den 'unicorn'lar çıkaracak proje

Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) tarafından düzenlenen 11. Rekabet Kongresi'nin açılışında konuşan Kaslowski, "rekabete, rekabet öncesi iş birliği ile hazırlanma" kültürünün geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Sınırlı olan kaynakları en etkili şekilde kullanmaları ve bütünleyici işlerle ülkeyi daha ileriye taşımaları gerektiğini dile getiren Kaslowski, "Dijital teknoloji çözümleriyle rekabet gücünü artıran örnekleri çoğaltmalıyız. Dijital dönüşümün sürdürülebilirliği ve inovasyon ekosisteminin güçlendirilmesi için yerelde teknoloji üretimini desteklememiz gerekiyor. Tüm bu hedefleri gözeterek Sanayide Dijital Dönüşüm (SD2) Programı'nı başlattık." diye konuştu.

Bu programın rekabetin birçok farklı unsuruna hizmet ettiğini belirten Kaslowski, şunları kaydetti:

"TÜSİAD SD2'de farklı sektörlerden büyük şirketlerin ihtiyaçlarını KOBİ ölçeğindeki teknoloji tedarikçilerinin dijital çözümleri ile buluşturuyoruz. Bu bir misyon projesi ve aldığımız olumlu geri dönüşler bizi daha da cesaretlendiriyor. Oluşturduğumuz platforma halihazırda kayıtlı yaklaşık bin 300 teknoloji tedarikçisi ile kıymetli bir platform oluşturduğumuza inanıyorum. Programın ülkemizden teknoloji unicorn’ları çıkarmaya ve küresel ölçekte yenilikçi çözümler üretmeye aracılık etmesi de en büyük dileğim."

"Yüksek teknolojide kaydedeceğimiz uzun yol var"

Simone Kaslowski, farklı alanlarda yeni "unicorn" ülkeler gördüklerine işaret ederek, "Bilişimde Estonya, sanayide Polonya, tarım teknolojilerinde İsrail öne çıkıyor. Bundan 10 yıl önce küresel arenada olmayan ülkeler dijital dönüşüm rüzgarını doğru zamanda yakaladıkları için kendi markalarını yaratabiliyor, kendileri de birer marka olabiliyorlar." dedi.

Türkiye'nin de fırsatları ve riskleri doğru analiz ederek harekete geçmekten başka bir alternatifi olmadığına dikkati çeken Kaslowski, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ekonomik büyümeyi ele aldığımız çalışmalarda gerek ihracat gerek sanayi verileri bize son yıllarda orta-yüksek teknolojiye doğru bir sıçrama yaptığımızı gösteriyor. Yüksek teknoloji bağlamında hala kaydedilecek uzun bir yol var. Öte yandan, yüksek teknolojili sektörlerde gördüğümüz verimlilik artışını ne yazık ki orta teknolojili sektörlerde göremiyoruz. Bu durum da maalesef genel verimlilik artışını kısıtlıyor."

Kaslowski, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan Sanayi ve Teknoloji Stratejisi'ni kıymetli gördüklerini ifade ederek, "Dünyada rekabetçilik konusunda farklı ülkeler arasında büyük uçurumlar olduğunu ve bunun daha da büyüyebileceğini görüyoruz. Bu noktada Dördüncü Sanayi Devrimi'nin getirdiği fırsatları iyi kullanmak bizim elimizde. Dönüşüm sürecini, rekabetçiliğimizin temellerini güçlendirecek; ekonomik sıçramayı ve sürdürülebilir büyümeyi mümkün kılacak bir eksende konumlandırmamız şart." şeklinde konuştu.

İklim krizinin yaşamsal ihtiyaçlar, coğrafya, doğal kaynaklar üzerindeki baskısını doğru analiz ederek karbon nötr bir kalkınma modeli üzerinde geleceği inşa etmek için harekete geçilmesi gerektiğini vurgulayan Kaslowski, şu değerlendirmelerde bulundu:

"İklim konusunun uluslararası ticarette tarife dışı engeller, sınırda vergi düzenlemeleri gibi konuları tartışmaya açması da rekabetin bir başka zorluğu... Zengin yenilenebilir enerji kaynaklarımızı, enerji verimliliğini artırma potansiyelimizi ve döngüsel ekonomi mekanizmalarını titizlikle değerlendirmeliyiz. Bu alanlarda Ar-Ge desteklerini de sanayinin sürdürülebilir ve rekabetçi büyümesi açılarından titizlikle geliştirmeliyiz."

"Ev ödevlerimizi eksiksiz yapmaktan başka çıkış yolu yok"

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan da 2019'u, küresel belirsizliklerin olumsuz etkilerinin yaşandığı bir yıl olarak hatırlayacaklarını, güvenlikçi politikalar ve korumacı tedbirlerin, yeni güç dengesi arayışlarının, bölgesel çatışmalar ve insani dramların yaşandığı bir yıl olduğunu söyledi.

Türkiye'nin askeri kapasitesi ve diplomatik yetenekleri kadar iktisadi gücünün, 2020 yılının nasıl geçeceğini belirleyeceğini ifade eden Turan, dünyada artan siyasi risklerin gelecekte değişken piyasalar ve kararsız sermaye akımları oluşturacağını, ABD-Çin ticaret savaşının etkilerinin gelişmekte olan ülke ekonomileri üzerinde baskı unsuru oluşturacağını vurguladı.

Turan, küresel ve yerel ekonomilerdeki yavaşlamalara işaret ederek, şunları kaydetti:

"Evet, zor ve çetin bir yılı geride bırakıyoruz. Önümüzdeki dönemde ev ödevlerimizi eksiksiz yapmaktan başka çıkış yolumuz görünmüyor. Ülkemizde birçok sektör talep daralması kaynaklı ciro küçülmesi yaşıyor. Bankacılık sektörünün yeni kredi verebilmesi için ödenmeyen kredilerle ilgili sorunun 2020 yılı içinde çözülmesi, finansmana erişimde özellikle KOBİ'lerimize nefes aldıracak bir adım olacaktır."

"Ekonomimiz sıkıntılara rağmen dirençli olduğunu kanıtladı"

Orhan Turan, ülke ekonomisinin yaşanan tüm sıkıntılara rağmen dirençli olduğunu kanıtladığını ancak son 10 yılda verimlilik yaratmada ciddi sorunlar yaşadıklarını anlattı.

İhracat ve enerji ithalatına ilişkin verileri paylaşan Turan, nicelik kadar nitelikli ihracatçı firmalar için yeni bir ekosistem inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

Turan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ülkemizin yüzde 5 ve üstünde sürdürülebilir bir büyümeye ihtiyacı var. Rekabetçilik gücümüzü artırmamız için sanayi odaklı, kalkınma ve üretim odaklı yeni bir hikaye yazmamız gerekiyor. Bu hikayenin topluma, ekonomiye, uluslararası yatırımcılara ve piyasalara güven verebilmesi için de ülkemizin 3 önemli tuzaktan kurtulması gerektiğini düşünüyoruz. Orta gelir-orta demokrasi ve orta eğitim tuzaklarından kurtulmuş bir Türkiye'nin sürdürülebilir, rekabetçi ve kapsayıcı bir kalkınmayı sağlayacağına inanıyoruz."

22 milyar dolarlık fırsat

TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Turan, dijital yeni bir dünya kurulduğunu ve ekonomilerini dönüştüren ülkelerin rekabetçilikte öne geçtiğini belirterek, "Kaybedecek bir saniyemiz dahi yok. Çünkü artık ekonomilerin, sektörlerin ve işletmelerin rekabetçiliği dijitalleşme çerçevesinde belirleniyor." dedi.

Ülke ekonomisinin ve özellikle KOBİ'lerin, risklerini yeni bir iklim gerçeğinde yönetmesi gerektiğini aktaran Turan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Çünkü dayanıklılıkla ilgili yatırımlar ve stratejik ortaklıklar, uzun süreli rekabet gücü ve başarının anahtarıdır. Konut, tarım ve işlenmiş gıda başta olmak üzere sektörlerimizin iklim değişikliğine dayanıklı hale getirilmesinin yaratacağı yeni ürün ve hizmetler, 22 milyar dolarlık bir fırsat da ortaya çıkartıyor. Dayanıklılık konusunun, rekabetçilikte yeni dönemin önemli kodlarından biri olduğunu düşünüyoruz."

"Rekabet Kongresi marka haline geldi"

SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Avcı ise 15 yıl önce kurulan federasyonun tarihçesini anlatarak, yaptıkları ulusal ve uluslararası iş birliklerinden, gerçekleştirdikleri faaliyetlerden, hazırladıkları raporlardan ve düzenledikleri etkinliklerden bahsetti.

Üye derneklerinin iş dünyasında 5 binden fazla kurumu ve çok sayıda iş insanını temsil ettiğini belirten Avcı, çok farklı sektörlerde faaliyet gösteren derneklerin iş dünyasına güç kattığını söyledi.

Avcı, "SEDEFED; ülkemizin ve iş dünyamızın rekabet gücünü ortaya çıkartmayı, yatırım ve faaliyetleri daha verimli kılmayı, kurumlarımızı geleceğe hazırlamayı hedeflemektedir." dedi.

Otomotiv, dijitalleşme, tedarik zinciri ve akıllı şehirler gibi alanlarda hazırladıkları sektörel raporları ve aylık vergi bültenlerini kamuoyunun yararına sunduklarını aktaran Avcı, bugün 11'incisini düzenledikleri Rekabet Kongresi'nin de artık marka haline geldiğini söyledi.

"Sektörlerin büyümesi inovasyon, doğru yatırımlar ve veri temelli yaklaşımlarla mümkün olacak"

Ali Avcı, Türkiye'nin ve bölgesinin, büyük bir değişim ve dönüşümden geçtiğini belirterek, küresel dünyada alışılagelen büyüme modellerinin geçerliliğini yitirdiğinden, teknolojinin ve dijitalleşmenin ülkelere avantajlarından bahsetti.

Ülkelerin yanı sıra artık kentlerin, bölgelerin, sektörlerin ve şirketlerin kıyasıya rekabet halinde olduğunu vurgulayan Avcı, "Diğer yandan, enflasyon, büyüme, sanayi üretimi, ticaret ve güven endeksi gibi ekonominin nabzını ölçen veriler, Türkiye'nin 2019'u geride bırakırken yeniden bir büyüme dönemine girebileceğine işaret ediyor." dedi.

Bu dönemi tetikleyecek en önemli faktörlerin dijitalleşme, otomasyon ve Endüstri 4.0 olarak öne çıktığını aktaran Avcı, bu faktörlerin yakın gelecekteki sanayi politikalarını ve özel sektör reformlarını bugünden şekillendirdiğini söyledi.

Avcı, "Bu politikalar doğrultusunda Türkiye'de sektörlerin büyümesi ancak inovasyonla, doğru yatırımlarla ve veri temelli yaklaşımlarla mümkün olacaktır. Ekonomimizin, teknoloji odağında değişen pazar koşullarında yükselmesi; öngörülebilir bir iş ortamı oluşturmaktan, istikrarlı ve dengeli makro politikalardan ve etkin bir tedarik zincirinden geçmektedir." diye konuştu.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap