TÜRKONFED Başkanı Orhan Turhan: Çalışanları enflasyona ezdirmeyelim

TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan, Türkiye'nin artık enflasyonu gündemden düşürecek adımlar atması gerektiğini belirterek, "İş dünyası çalışanının onurlu, adil, sürdürülebilir, insanca yaşam hakkını sistemli bir şekilde savunmalı" dedi. Turan, KGF desteklerinin de piyasanın nefes alması için bir an önce devreye girmesini istedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Yener KARADENİZ

Son dönemde çalışanların artan enflasyon karşısında ezildiğine işaret eden Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanı Orhan Turan, bu durumun çalışan performanslarına da yansıdığını anlattı. Bu kapsamda iş dünyasının harekete geçmesi gerektiğini ifade eden Turan, “Çalışan memnuniyetini artırmadan müşteri memnuniyeti de artmaz” dedi.

DÜNYA’yı ziyaret eden ve Yönetim Başkanımız Hakan Güldağ ile bir araya gelen Başkan Orhan Turan, “Biz çalışanlarımızı enflasyona ezdiriyoruz. Eskiden enflasyon yüksekken 6 ayda bir zam yapılırdı. Şimdi de iş dünyası harekete geçmeli. İş dünyası çalışanının adil, sürdürülebilir, insanca yaşam hakkını sistemli bir şekilde savunmalı. Ben kendi şirketimde ocakta yapacağım zammı 6 ay erkene aldım ve ağustos sonunda zam yaptım” dedi.

Asgari ücrete ilişkin düzenlemeler konusunda da önerilerini paylaşan Turan, bölgesel ya da sektörel olarak farklı asgari cüret politikaları uygulanabileceğini söyledi. Turan, ayrıca Türkiye’nin gündeminden enflasyonu çıkartacak adımlar atılması gerektiğinin altını çizdi.

“Devletin yapması gerekeni biz yapıyoruz”

“Son aylarda çokça tartışılan bir diğer konu da nitelikli işgücü konusu” diyen Turan, özellikle ara elemanda insan kaynağının çok büyük problem olduğunu vurgulayarak, “Katma değerli ihracat diyoruz ama bu da nitelikli insan kaynağı ile olmalı. Şirketler kendi kadrolarını yetiştiriyor. Devletin yapacağını biz yapıyoruz. Beyin göçünü tersine çevirmemiz gerek. Yurtdışıdan beyin göçü yapılmalı ama bunun için de iklim oluşturulmalı” şeklinde konuştu.

TÜRKONFED Başkanı Turan, çok fazla belirsizliğin olduğu bir dönemden geçildiğini anlattı. Faiz oranlarının düşmesinin önemli olduğunu ancak ihracatta da ithalata bağlı bir yapı olması sebebi ile maliyetlerin arttığını anlatan Turan, “Döviz kuru artışı maliyetlere yansıyor. Her şey dolarla, Euro’yla dönüyor artık. Dolayısıyla bu tür adımlar öngörülebilirliği azaltıyor. Örneğin bir sene önce yüzde 7,5 ile borçlanıyorduk. Şimdi hem finansmana erişim zor, hem de faiz yüksek. Öte yandan işletme sermayesi de sıkıntılı. Yüzde 20 ile borçlanıyoruz. Gelecek sene kaça borçlanacağımızı iş dünyası olarak öngöremiyoruz. Bu da sanayicideki yatırım iştahının kırılmasına neden oluyor” dedi.

“Güveni kaybettiğinizde riski artırırsınız”

Artık faiz yerine riskleri azaltmaya yönelik adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Turan, “Enerjimizi bu yönde harcarsak çok daha etkili sonuçlar alırız” dedi. Turan, bir diğer önemli konunun ise kurumların bağımsızlığı olduğunu dile getirerek şöyle devam etti: “Merkez Bankası’nın attığı adımın siyasi temelle alındığı algısı yüksek. Bu da özellikle ülke risk primimiz başta olmak üzere pek çok olumsuzluk yaratacak. Çünkü güveni kaybettiğinizde riskinizi artırırsınız. Faizleri düşürseniz de geçmişte olumlu sonuçlar alamadığımız yolları yeniden denemenin bir faydası olmaz. O nedenle faizi indirmekten çok riski düşürmeye odaklanmalıyız.

Kurumların bağımsız, şeff af, hesap verebilir bir yapıda yönetilmelerinin tesis edilmesini sağlamalıyız. Bunun için de artık o anı kurtarabildiğimiz geçici çözümleri bir kenara bırakmalıyız. En başta hukukun üstünlüğü dahil yargıya güven gibi yapısal sıkıntılarımızın da giderilmesini sağlayacak reformları gerçekleştirmeliyiz. Söylemden eyleme geçmeliyiz” ifadelerini kullandı.

“KOBİ’lerin finansmana erişim kanalları tıkandı”

KOBİ’lerin sıkıntılarına da değinen Turan, uzun süredir devam eden birçok sorunun artık kangrene döndüğünü vurguladı. Turan, “Son 4-5 yıldır en büyük sıkıntı finansmana erişim ve ödeme... Pandemi ile birlikte bu sıkıntılar daha da arttı. Finansmana erişim kanalları tıkandı. Döviz kurundaki gelişmeler ve uluslararası emtia fiyatlarındaki artış da bunlara eklenince iş dünyamız hem finansman hem de rekabetçilik anlamında olumsuz etkilendi. Şirketlerin işletme sermayesine olan ihtiyaçları her geçen gün artıyor” dedi.

Hammadde fiyatı artıyor yine de zor bulunuyor

Geçen yıl kasım ayında 900 dolara alınan malzemenin bu yılın haziran ayında 2 bin 100 dolara çıktığını ve buna rağmen zor bulunduğunu aktaran Turan, bu durumun işletme sermayesi ihtiyacını artırdığını dile getirdi. Turan, “Merkezde alınan kararların sahaya tam yansımaması da büyük sorun teşkil ediyor” diye konuştu.

Bu ülkede üretmek suç mu?

Son aylarda hızla artan enerji maliyetlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan, artan maliyetlerin sektörlerin ihracatını da olumsuz etkilediğini aktardı. “Bedava enerji verilsin demiyoruz ama bu kadar da zam yapılmaz” diyen Turan, şunları söyledi: “Sanayiciye yükleniyoruz. Bu ülkede üretmek suç mu? Sanayicinin suçu ne? Bu ülkede en son yapılacak şey sanayicilik. Sanayicinin önünü açmalıyız. Benim Çorlu’da 4 doğalgaz sayaçlı fabrikam var. En az doğalgaz tüketimi olanın birim fiyatı en düşük. En yüksek olanın ise en yüksek. Doğalgaz tüketimine göre fiyat belirleniyor. Çok tüketenden çok almamalısınız” dedi.

Öte yandan enerjide yeşil ve sürdürülebilirliğe doğru bir yönelim olması gerektiğini de aktaran Turan, “Oraya doğru gidiliyor. Sanayici de, turizmci de enerjiyi nasıl etkin ve verimli kullanacağının yolunu aramalı. Sanayici de kendine çeki düzen vermeli.”

İhracatta nicelik değil, nitelik önemli

Ekonominin en önemli sac ayaklarından biri olan ihracat stratejisinin de gözden geçirilmesi gerektiğini aktaran Turan, ihracatta nicelik değil niteliğin önemli olduğunu aktardı. Turan, “Firma sayısını elbette artıralım ama katma değeri yükseltmeliyiz. Ölçek yakalanmalı. Ölçek ve katma değerli ihracat artmalı. İhracatçı sayısının artması çok önemli değil. Politika gözden geçirilmeli. İhracatçı sayısından çok nitelikli ihracatçı önemli” dedi.

TÜRKONFED’den KGF Kartı önerisi

Şu anda en büyük beklentilerinin KOBİ’lerin finansmana erişimi olduğunu söyleyen TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan, Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) yeniden, daha ucuz maliyetli kredi kanalını KOBİ’lere açması gerektiğini vurguladı. Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan tarafından ağustos ayında açıklanan KGF destekli üç yeni mekanizmanın bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini aktaran Turan, bu konuda önerilerini ise şöyle sıraladı:

● Talep edilen miktarın yüzde 30’u işletme sermayesi olarak, nakit hesaba aktarılması.
● Kalan yüzde 70’lik kısım da bankaların kredilendirme şeklindeki gibi fatura karşılığı alışveriş yaptığı firmaya bankanın ödemesi olarak gerçekleşmesi.
● Tıpkı kredi kartı gibi yüzde 70’lik kısım KGF Kartı şeklinde olması. Firmanın mal aldığı yere kartla ödeme yapmasının sağlanması.

80’lerdeki gibi yatırım için ev araba alınıyor

Şu anda rekabetçi ülkelerde 50-60 bandından olan CDS’in Türkiye’de 430’a çıktığını belirten Turan, “Belirsizlik var. Kur, enflasyon artıyor. Faizlerin düşmesi olumlu bir şey ama dolar artacaksa da orda bir çelişki var. 40 yıldır faizler düşürmeye kalkmışlar ama bizim riskleri düşürmemiz lazım. Faizlerin düşük olması, finansmana erişimin kolay olması aranan şeyler bunlar. İnşaat maliyetleri, kiralar arttı. Önümüzdeki süreçte konut problemi olacak. Yeni proje ya da inşaat ruhsatları düşüşte. Finansman maliyeti arttı. 80’lerde yatırım için ev ve araba alınıyordu. Şimdi yine benzer bir durum var. enflasyon yüksek olduğunda stok artıyor. Çünkü oradan kazanıyorlar. Türkiye olması gereken yerde değil. Herkes bunu kabul etmeli” ifadelerini kullandı.

Yabancılar ucuza şirket alma peşinde

Türkiye’nin potansiyelinin çok büyük olduğunu belirten Orhan Turan, “ Bu potansiyel nedeniyle yabancıların gözü sanayi şirketlerimizde. Varlık fiyatları artacak. Borsa’da işlem gören sanayi hisselerinin artışları da bunu gösteriyor. Turan, önümüzdeki yıla ilişkin ise beklentisinin faiz oranlarının düşmesi, finansmana erişimin kolaylaşması olduğunu aktardı” şeklinde konuştu.

Seçimden sonra dövizin köpüğü erir

Orhan Turan, ayrıca Türkiye’de kısa vadede bir seçim beklemediği halde Türkiye’nin seçim havasına girdiğini dile getirerek, “2022’de para bolluğu olacağını düşünüyoruz. Dövizin üzerinde bir köpük var. Seçimden sonra bu köpüğün de eriyeceğini öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.

OSB'lerin yapısını değiştirmek sakıncalı

Geçtiğimiz haftalarda DÜNYA Gazetesi’nin gündeme getirdiği OSB’lerin yönetiminin valilere devriyle ilgili kanun taslağına da değinen Orhan Turan, şu anda OSB’lerin zamanı, bürokrasiyle ilişkileri ve yatırımları çok iyi yöneten bir yapıda olduklarını savundu. Turan, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın OSB Kanunu'nda yapmayı planladığı değişiklik ise tamamen bu bölgelerin yapısını değiştirmeye yönelik. Biz bunu TÜRKONFED olarak çok sakıncalı buluyoruz. Sanayicilerin, ilgili kuruluşların itirazlarına ve haklı gerekçelerine rağmen bu taslağın kanunlaşması sanayiye ciddi zarar verecektir. Bu itirazların sağduyulu bir şekilde değerlendirileceğini ve bu yanlış karardan dönüleceğini umuyorum” diye konuştu.

Sınırda karbon vergisi yüzde 15 maliyet getirir

TÜRKONFED Başkanı Turan, geçen hafta Paris iklim Anlaşması’nın meclisten oybirliği ile geçmesinin olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Anlaşmanın, iş dünyasının ve özellikle ihracat odaklı KOBİ’lerin yeşil dönüşüm fonlarından yararlanmasının önünü de açacağını belirten Turan, “Bununla birlikte AB İklim Yasası çerçevesinde Sınırda Karbon Düzenlemesi (SKD) mekanizmasına da hızla odaklanmalıyız. Eğer biz üretimimizi SKD’ye uygun hale getirmezsek, emisyonlarımızı düşürmezsek AB’ye yapacağımız ihracatta 2 milyar Euro’luk ek karbon vergisi yükünü üstlenmek zorunda kalacağız. Bu da ekonomik açıdan çok büyük bir yük. AB’ye ihracat yapan şirketler içinde yüzde 15 maliyet artışı anlamına gelir ” dedi.