TÜRMOB'dan "korona raporu': Daha derin kurumsal ve politik reformlara ihtiyaç var

TÜRMOB ‘Korona Salgınının Türkiye Ekonomisine Etkisi Değerlendirmeler Ve Öneriler Raporu’ yayınlandı. Raporda, daha derin kurumsal ve politik reformlara ihtiyaç bulunduğu tespiti yer aldı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) ‘Korona Salgınının Türkiye Ekonomisine Etkisi Değerlendirmeler Ve Öneriler Raporu’ yayınlandı. Raporda, krizin ekonomi üzerine olası etkileri değerlendirilirken, koronavirüs salgınının yaratmış olduğu sosyal ve ekonomik hasarı hafifletmek için daha derin kurumsal ve politik reformlara ihtiyaç bulunduğu tespitine yer verildi. TÜRMOB Genel Başkanı Emre Kartaloğlu, “Gelişmiş ülkeler gibi parası rezerv para olmayan ülkelerin, kamu maliyelerinin ihtiyaç duyduğu mali kaynağı para basarak yaratması, kısa vadede işe yarasa da, taşıdığı enflasyon yaratma riski gözetilerek, orta vadede bu paranın piyasadan nasıl çekileceği de açıklanmalıdır” dedi.

KOBİ'lere doğrudan kaynak şart

Kartaloğlu, “KOBİ'lere, esnafa, kredi kolaylıkları sunmak, istenen çözümü sağlamayabilir. Bu grup için, iş yapılmayan dönemdeki borçluluğu bir şekilde üstlenmek gereklidir. O yüzden şu an ihtiyaç duyulan şey, bu işletmelere kredi vermek, borç vermek değil, bu işletmelere doğrudan kaynak aktarmaktır.”

Kartaloğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: “Hükümetin atılması gereken adımlardan biri de, Ekonomik ve Sosyal Konsey’i toplamak olmalıdır. Dış alanda ise “uluslararası bir ekonomik pakt” çerçevesinin ortaya çıkarılması için diplomatik çaba harcanmalıdır. Türkiye’nin, bu krizi kamu kaynakları ile karşılamakta zorlandığı açıktır. Bu itibarla borçluluk ve kaynak akışının devamlılığı ihtiyaçlarını göz önüne alarak “mücbir sebep” koşullarının küresel çapta uygulanabilmesi için G20 nezdinde adım atmalıdır”.

Salgına yönelik 10 maddelik öneri paketi

1. Öncelikle, evde kalmak zorunda olanların, yerine getirmeleri gereken yükümlülükleri, yapmaları gereken ödemeleri erteleyecek, bazı zorunlu ödemeleri üstlenecek önlemler alınmalıdır.

2. Gelirsiz kalanlara mutlaka gereken nakit destek verilmelidir. Maaş, vergi, elektrik, su, doğalgaz, kira gibi ödemeleri için ilave destekler sağlanmalıdır.

3. İşsiz kalanların, tam olmasa bile kriz süresince hayatlarını idame ettirebilecek bir ücret almaları sağlanmalıdır.

4. 1, 2 ve 3’ncü şıkları gereği gibi yerine getirebilmek için “vatandaşlık gelirini ihdas etmeyi konuşmak ve gündeme getirmek, mümkünse uygulamakta büyük yarar vardır”.

5. Başta esnaf ve küçük orta boy işletmeler olmak üzere, nakit akışı bozulan bütün işletmelerin ayakta kalmalarını sağlayacak bir nakit akımı yaratılmalıdır. Bunların kredi vadeleri uzatılmalı, mali yükümlülükleri kriz sonrasına ertelenmelidir.

6. Kaçınılmaz olarak ortaya çıkabilecek olan iflasların, bankaları etkileyerek, sonraki aşamanın bir finansal kriz süreci olacağı dikkate alınarak, finansal sisteme sağlanacak destekler ile bu durum engellenmelidir.

7. Önlemlerin gerektirdiği kaynağı bulmak açısından, uluslararası kuruluşlar ve tüm alternatifler kullanılmalıdır.

8. Merkez Bankası parasal genişlemeyi sürdürerek finansal sistemin çalışmasını sağlamaktadır. İlaveten, kaynak yaratmak için devlete avans verilmesi (para basılması) opsiyonu dahil tüm imkanları kullanabilmelidir.

9. Sosyal güvenlik şemsiyesi, salgın sonlanıncaya kadar parasız olarak bütün yurttaşları kapsayacak şekilde genişletilmelidir.

10. Sağlık alt yapısının ve kapasitesinin kamu tarafından etkin bir şekilde tahkim edilmesi, bütün yurttaşların bedava sağlık hizmetine erişimi sağlanmalıdır.

Rapordan önemli tespitler…

• Bu küresel sağlık krizinin, ekonomilerin kendi dinamiklerinden kaynaklanmadığı doğrudur; ancak en iyimser tahminle, 3 ile 6 ay içinde kontrol altına alınsa bile, ekonomilerde yaratacağı hasar ve bunun zincirleme etkileri devam edecektir.

• Gelişen ülkelerde de düşük borçluluğu olan ve yapısal direnci yüksek olan ülkelerde farklı, yüksek borçluluğu olan ülkelerde farklı olacaktır. Doğal kaynak zengini olup kamusal bütçelerini buna göre tasarlayan ülkelerde de bu krizin etkileri farklı olacaktır.

• Salgın sürecinde ortaya çıkan ekonomik kriz için, talep şokunun, arz şokundan daha fazla etkili olacağı beklenebilir. Talep ve arz şoklarının ardından finansal şok (kriz) gelmesi olasılığı da güçlü biçimde durmaktadır.

• Tedbirler nedeniyle Türkiye’de nüfusun yüzde 50’den fazla kısmı tüm üretim ve tüketim faaliyetlerinden çekiliyor. Bu durum, tedarik tarafını aksattığı gibi, talep daralmasına da yol açıyor.

• Resesyon dönemlerinde zayıf şirketlerin batması normaldir ve bu sonuç beklenir. Ancak korona salgını, sorunu daha da derinleşdi. Bu kriz döneminde sadece ekonomik açıdan kırılgan şirketler değil, tedarik zincirindeki zayıf halkalardan etkilenen diğer işletmeler de batma riskine girdi.

Kartaloğlu: Eylül’e kadar yanlışlarda ceza uygulanmamalıdır

“Mali Müşavirlik ve Denetim Sektörü” mensuplarının sunduğu hizmetler artarken gelirlerde hem azalış hem devam eden gelirleri tahsil edememe riski doğmaktadır. Bu nedenle bu sektörün özellikle korunması ve desteklenmesi gerekmektedir. Tüm beyanlar için ve denetim standartlarındaki düzenlemelerde korona nedeniyle alınan önlemler dikkate alınarak eylül ayına kadar yapılacak tüm bildirimlerdeki yanlışların bu süre içinde düzeltilmesi durumunda hiçbir ceza uygulanmamalı gecikme zammı veya faiz yürütülmemesi sağlanmalıdır.