TV ihracatçısı, Çin ve G. Kore desteği istiyor

Türkiye’nin yüksek teknolojili ürün ihracatının yüzde 25’ini gerçekleştiren yerli TV üreticileri, iç pazarda daralma yaşarken, ihracatta da yerinde sayıyor. Sektör en önemli pazarları Avrupa'da Uzakdoğulu devlerle rekabet için acil 'ihracat eylem planı' istiyor. Aysel YÜCEL'in haberi...

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Aysel YÜCEL

Türkiye’nin yüksek teknolojili ürün ihracatının yüzde 25’ini gerçekleştiren yerli TV üreticileri, iç pazarın daralması ve ihracatın da beklentilerin altında kalması nedeniyle sıkıntılı. Aynı kalitede üretim yapmalarına rağmen, 15 milyar dolarlık Avrupa Birliği televizyon pazarından 1.4 milyar dolarlık pay alabildiklerini kaydeden sektör temsilcileri Uzakdoğulu firmalarla eşit koşullarda rekabet etmekte zorlandıklarını vurguluyor.

Japonya, Güney Kore ve Çinli firmalara hükümetlerin verdiği ihracat desteğinin Türkiye’de de uygulanmasını talep eden üreticiler Ticaret Bakanlığı'na acil ‘ihracat eylem planı’ çağrısı yaptı. Yatırım teşviklerinde önemli iyileştirmeler olmasına rağmen ihracatta hedefledikleri sıçramayı gerçekleştiremediklerinden yakınan temsilciler Turquality desteklerinin devreye girmesini istiyor.

Elektronik Cihazlar İmalatçıları Derneği (ECİD), sektörün sorunlarını ve çözüm önerilerini içeren kapsamlı bir raporu bakanlığa sunmaya hazırlanıyor. ECİD Başkanı Veli Ağ, “İmalat sektörünün büyümesi ihracatın artırılmasına bağlı. Sektörde ihracat odaklı yeni bir üretim eylem planına ihtiyaç var. Ülke olarak da imalat sektörünün genelinde böyle bir eylem planına ihtiyaç olduğu açıkça görülüyor” dedi.

Sektörün ihracat stratejisinde değişmesini istediği 7 paradigma

1- Ticaret açığının sebebi imalat sanayimizin düşük katma değerli yapısıdır, yüksek katma değerli üretim yapmadan ticaret açığını kapatamayız.
2- Yüksek teknoloji yüksek katma değer yaratır.
3- Türk sanayini kısa vadede yüksek teknoloji üreten yapıya dönüştürmek mümkündür.
4- Sadece yatırım teşvikleri ile ihracatımızı artırabiliriz.
5- Türkiye’de verilen destekler yeterlidir.
6- Destekler bütçe açığını artırır ve mali disiplini bozar
7- Gümrük Birliği’ne ihracatımız çok iyi, alternatif pazarlara odaklanmalıyız.

İhracatın yüzde 95’i AB’ye yapılıyor

Vestel, Arçelik gibi Türkiye’nin teknolojide öncü firmalarının oluşturduğu ECİD, 1988 yılından bu yana ihracat yapıyor ve Türkiye’nin yüksek teknoloji ürün ihracatının yaklaşık yüzde 25’ini gerçekleştiriyor. İhracatın yüzde 95’i ise Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yapılıyor. 2018 yılında yapılan 8 milyon adet üretimin 7.3 milyonu ihraç edildi. Bu alanda 15 milyar dolarlık ithalat yapan AB’ye ECİD üyeleri Türkiye’den 1.4 milyar dolarlık ihracat yapıyor.

TV ihracatında lider olan Vestel, Türkiye'de 15 bin kişilik istihdam yaratıyor. Avrupa pazarında en büyük pay ise Uzakdoğulu firmaların. Elektronikçiler, Samsung ve LG gibi Uzakdoğulu firmalarla rekabet edebilmek ve AB’deki paylarını yüzde 10’un üzerine çıkarmak için ihracat desteği bekliyor.

Veli Ağ, “İhracatın yaklaşık yüzde 95'i Gümrük Birliği pazarına yapılıyor. Özellikle Güney Kore firmaları ile yoğun bir rekabet yaşıyoruz. Kurdaki artışın bir sonucu olarak 2018 yılında iç piyasada yaklaşık yüzde 35 daralma yaşadık. 2019 ilk altı ayında geçen senenin ilk altı ayına göre iç piyasadaki küçülme yüzde 3.4 oldu. Bu yıl ilk altı aydaki ihracat geçen sene ile aynı düzeyde kaldı. Sıçrama için acil desteğe ihtiyacımız var. Sadece TV üreticileri değil, diğer imalatçıların da bizimle aynı desteğe ihtiyacı olduğu görüşündeyiz” dedi.

“Stratejide değişim şart”

ECİD Genel Sekreteri Ahmet Çelebi, sektörün ihracat destekleri konusunda dernek üyelerinin görüşlerini ve hazırlanan rapordaki önemli başlıkları DÜNYA’ya anlattı. Gümrük Birliği ile artık tarifelerin ardına sığınarak rekabet etmek şansı da kalmadığına ve imalat sanayinin bir acil eylem planına ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Çelebi, şunları söyledi: “Gümrük Birliği’nin potansiyelini daha iyi kullanmak ve bu pazardaki payımızı artırmak zorundayız. İhracat stratejimizi buna göre yeniden ve acilen gözden geçirmeliyiz ve tüm mercilerin katımlıyla hazırlanacak bir “İmalat Sanayii Acil Eylem Planı”nı ortaya koyarak, uygulamalıyız. Yerli üreticinin yatırım yapması için önce satış yapması gerekiyor. Yerli üreticiler marka bilinirliği, yoğun fiyat rekabeti vb. sebeplerle ihracat satışlarını artıramadıkları için yatırım yapamıyorlar ve yatırım teşviklerinden yararlanamıyorlar. Bu yüzden sadece yatırım teşvikleri ihracatı artırmada çok fazla etkili olmuyor. Yerli üreticilerin satışlarını artırmak için öncelikle ihracat teşviklerine odaklanmak gerekiyor .”

Japonya, G. Kore ve Çin destekle büyüdü

Çelebi, “Dış ticaret açığının yarattığı kısır döngüden çıkmak için Türkiye; 1960 ve 1970’lerde Japonya’nın; 1980, 1990 ve 2000’lerde Güney Kore’nin; 1990’lardan beri Çin’in yaptığı gibi ihracat odaklı bir büyümeye odaklanmalı” diyerek bunu başarmak için Türkiye’nin kamu, özel sektörler ve STK’lar ile bir araya gelerek, ihracat stratejisinde paradigma değiştirmesi gerektiğini ve ihracatı daha çok teşvik etmesi gerektiğini vurguladı. Çelebi, “Türk sanayi birçok sektörde daha fazla ihraç yapacak kapasiteye sahip.. Bu kapasiteyi harekete geçirmek gerekiyor. Kısa vadede bütçeye yük gibi görünen bu teşvikler, orta ve uzun vadede ihracat artışı, büyüme, istihdam, vergi geliri olarak fazlası ile Türk ekonomisine geri dönecek” dedi.

“Kalitede değil, ölçekte yarışamıyoruz”

Türkiye’nin mevcut imalat sanayinin yüksek bir ihracat potansiyelinin olduğunu ve bu potansiyeli iyi kullanılamadığını vurgulayan Çelebi, uluslararası rekabet gücünü ve ihracatı artıracak yeni bir ihracat eylem planı konusunda dernek olarak çağrıda bulunduklarını belirterek, şöyle devam etti:

“Dış ticaret açığı ile ilgili yapısal sorunun aşılabilmesi için mamul mal ihracatının gayri safi milli hasıla içindekini payının en az yüzde 30’a çıkarılması gerekiyor. Türkiye'de ihracatın artırılmasından söz açıldığında ilk önce yatırım destekleri akla geliyor. Yatırım destek uygulamaları iyileştirilmesine rağmen ihracatta beklediğimiz sıçramayı bir türlü gerçekleştiremedik. Aynı kalitede üretim yapmamıza rağmen, daha iyi bilinen markalara sahip yüksek ölçekte üretim yapan rakip ülkeler karşısında rekabet edemiyoruz. Adetler önemli çünkü üretim adetleri çok olunca tedarikçilerden de daha rekabetçi fiyat alabiliyorsunuz. Türkiye çok dış ticaret açığı veriyor bunu da sadece yüksek katma değerli ürünle kapatabiliriz diye bir algı var ama bence bu önemli ama doğru değil illa yüksek katma değerli olması gerekmiyor. Global ölçekte satış ve yüksek hacimde üretim yapılması gerekiyor. Mesela Güney Kore ve Japonya çok kaliteli olmasa da yüksek adetlerde ihracat yaptılar ve sonra bunu teknolojik alanlara yatırım yaparak büyük firmalara dönüştürdüler. Gümrük Birliği ile artık tarifelerin ardına sığınarak rekabet etmek şansı da kalmadığına göre imalat sanayimizin bu küresel zorlukları aşabilmesi ve ölçek büyütebilmesi için önce ihracat desteklerine ihtiyacı var.”

Yatırımlar AB ülkelerine kaydı!

“Beyaz eşya, TV, otomotiv gibi alanlarda imalat yapan Türk firmalarının Gümrük Birliği alanı içinde Polonya’daki, Çek Cumhuriyeti’ndeki, Slovakya’daki ve Macaristan’daki rakiplere karşı haksız rekabete uğruyorlar” diyen Çelebi, “Polonya'nın AB mali yardımlarından yılda aldığı pay ortalama 10 milyar euroyu buluyor. Bu sayede Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve Macaristan gibi ülkeler Türkiye ile kıyaslanınca daha iyi yatırım ortamına ve daha yüksek rekabet gücüne sahip oldular. Ayrıca AB bu ülkelerin yatırım teşviklerinde çok cömert davranmasına izin veriyor. Polonya 2006 yılında televizyon, LCD panel ve beyaz eşya üretimi için bir Güney Kore firmasına ve onun tedarikçi iştiraklerine 206 milyon euro yatırım teşviki verdi. Bu yatırımların sonucu Polonya'nın 2017 itibari ile son 10 yıldaki toplam televizyon ihracatı 33.3 milyar euro, beyaz eşya ihracatı 26.6 milyar euro oldu. Benzer şekilde, 2008 ve 2011 yıllarında verilen toplam 100 milyon euro yatırım desteği sayesinde Slovakya Avrupa’nın en fazla televizyon ihraç eden ülkesi oldu. Slovakya’nın 2017 sonu itibarıyla son 10 yıldaki toplam televizyon ihracatı yaklaşık 48 milyar euroyu buldu. Polonya’da, Slovakya’da, Çek Cumhuriyeti’nde ve Macaristan’da bu tür yatırım teşviklerinin çok sayıda örneği vardır. Hem firmalara sunulan yatırım teşvikleri hem de yatırım ortamının daha iyi olması nedeniyle bu ülkelere, Türkiye'de de üretimi olan sektörlerde, ciddi doğrudan yabancı yatırım akışı oldu. Türkiye maalesef fazla bir mali destek almadan Gümrük Birliği’ne girdi. Türkiye’deki destekler benzer şekilde üretim yapan rakip ülkelerle kıyaslandığında yeterli düzeyde değil” şeklinde konuştu.

Etiketler