“Ülke ekonomilerinin tarihi yeniden yazılacak”

Progroup Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salim Çam, devam eden tabloya bakıldığında ülke ekonomilerinin yeniden yazılacağını vurgulayarak yeni dönemde “biyoekonomi” ve “nöroekonomi” gibi kavramların ön plana çıkacağının altını çizdi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Son haftalarda tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüsün özellikle Çin dışında belirli bir yaygınlığa ulaşması ile birlikte finansal piyasalardaki kontrollü tedirginliğin yerini panik havası kapladı. Finansal cephede yaşanan gelişmelerin arka planında ise reel ekonomiye dair kaygılarda ciddi bir artış yaşanması yatıyor. Şu aşamada ortaya ciddi bir faturanın çıkacağının aşikar olduğunu söyleyen Progroup Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salim Çam, devam eden tabloya bakıldığında ülke ekonomilerinin yeniden yazılacağını vurgulayarak, yeni dönemde “biyoekonomi” ve “nöroekonomi” gibi kavramların ön plana çıkacağının altını çizdi.

Ülke ekonomilerinin yaşanan bu "virüs krizinden" büyük darbe alacağını belirten Dr. Salim Çam, bu anlamda ekonomilerin sil baştan yazılacağını ifade etti. Yeni tabloda bazı kavramların ön plana çıkacağına dikkat çeken Çam, bu noktada “biyoekonomi” ve “nöroekonomi”nin öneminin artacağını söyledi. Çam, “Bitki, hayvan ve diğer tüm canlıların araştırma, geliştirme, üretim, ticaret ve tüketimi ile ilgili ekonomik faaliyetlerin tümü biyoekonomi ile tanımlanmıştır. Burada amaç, sağlıkta gelişme, tarım ve endüstride verim ve kalite artışı, çevrede sürdürülebilir iyileştirmedir. Nöroekonomide ise amaç, ekonomik teori, psikoloji ve nöroloji bilim dallarına ait metotları kullanarak insan beyninin karar verme sürecini araştırmak, davranışların nedenlerini keşfetmektir. Nöroekonomi bireysel inançlar, tercihler ve davranışların beyindeki süreçler ile ilişkisini araştırmaktadır. Tabii ki, bu yaklaşımın insan tipi “homo economicus” olarak değil, olsa olsa “homo neurobiologicus” olarak adlandırılabilir. Zira insanın ekonomik hayatını nörobiyolojisi belirlemektedir.” ifadelerini kullandı.

Bu alanda birtakım nörobilimsel teknikler kullanıldığını beliren Dr. Çam, bu tekniklerin ikiye ayrıldığını söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Birincisi, elektromanyetik teknikler; elektroensefalografi (EEG), en eski yöntem olup kafa derisine bağlanan elektrotlar yardımıyla davranışlar sırasındaki elektriksel aktiviteyi ölçmeye yaramaktadır. Manyetoensefalografi (MEG), manyetik değişimlere hassas bir tekniktir. MEG aynı zamanda derin beyin yapılarındaki aktiviteleri de tanımlayabilmektedir. İkincisi, Nöral aktiviteye verilen metabolik veya hemodinamik cevapların ölçülmesine dayalı teknikler; PET de tıpkı EEG gibi eski ve yararlı bir yöntem olup nöral aktivitenin yol açtığı artmış beyin kan akımının ölçülmesinde işlev görmektedir. Diğerlerinden daha yeni ve son zamanlarda en popüler yöntem olan fMRI beyindeki oksijenizasyona bağlı manyetik değişimleri kullanarak kan akımını izlemektedir.”

Bütün bu görüntüleme tekniklerinin avantajları ve dezavantajlarının söz konusu olduğunu ifade eden Çam, “Beyin aktivitesinin nerede olduğu fMRI veya PET ile daha kolay belirlenebilirken, ne zaman sorusu EEG veya MEG ile daha net olarak cevaplandırılabilmektedir. Bence en önemlisi viroekonomi sistemine geçiş olacaktır. Bu disiplin üzerinde ilk Progroup olarak Virologlarla çalışmaya başladık.” dedi.