Unutulmaz bir tarihdersine davetlisiniz!

Hisart, ele aldığı dönemi giysi, silah ya da aksesuar gibi orijinal objeler, kurucusu Nejat Çuhadaroğlu’nun bizzat yaptığı manken ve diorama tasarımları ve dönemin fotoğraf ya da gravürleriyle ziyaretçinin aklına adetâ kazıyor!

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

NERMİN SAYIN

Duvarda Ernest Ipsen’in bir sözü var: “Dünyada barışın sağlanması için devletler değil, milletler yakınlaşmalıdır.” Ressama katılmamak elde değil, her çözüm insanda... Zaten geçmişe bakıp yaşananlardan bugüne dair dersler çıkarmalı, diye öğrenmedik mi! Öğrendik de, ne kadar uygulanabiliyoruz? Dünyanın bugününe bakarsanız, hiç! O zaman belki de öğrenme yöntemimizi tartışmakta fayda var... Meselâ bugün gezdiğim mekânda öğrendiklerim, tanık olduğum ayrıntılar, maket de olsa gerçekten daha gerçek yüz ifadeleri, barışa özlemimi daha da tetikledi... Öyleyse, daha çok insan görmeli, daha çok insan almalı bu "tarih dersi"ni...

Çağlayan’daki Hisart Canlı Tarih ve Diorama Müzesi’ndeyim. Çuhadaroğlu Şirketler Grubu’nun CEO’su Nejat Çuhadaroğlu’nun her bir santimetrekaresini emeğiyle yarattığı, İstanbul’un en orijinal müzelerinden birinde... Annesi resim-heykel, babası mimari eğitimi alan Nejat Bey, iktisat okusa da genleriyle devraldığı sanat mirasını 30 yıldır bir hobi, yoo, hobi çok az kalır, bir tutkuyla yoğurarak yaratmış Hisart’ı. Maket yaparak başlayan, daha sonra “gerçek veya kurgu ürünü olayların, üç boyutlu olarak modellenmesi” olan dioramayla zenginleşen bu tutku, koleksiyonerlikle de birleşince ortaya dünyada benzerini pek kolay bulamayacağınız bir birikim çıkmış. Çağlayan’daki binasını tamamen bu birikime ayıran Nejat Çuhadaroğlu, dioramalarını yıllardır müzayede müzayede iz sürerek topladığı on binlerce objeyle birlikte sergileyerek gezilebilen bir tarih ansiklopedisine çevirmiş, böylelikle.

Ziyaretçiyi zemin katta Roma, Doğu Roma, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı’ya dair eserler karşılıyor Hisart’ta. 1. Kat Osmanlı’ya, 2. Kat; Balkan, Trablusgarp, I. Dünya Savaşı, Çanakkale Savaşı ve Sarıkamış’a, 3. Kat; I. Dünya; Kurtuluş ve II. Dünya savaşlarına, 4. Kat ise II. Dünya Savaşı’nın yanı sıra Kıbrıs Barış Harekatı, Kore; Vietnam ve Körfez savaşlarına ayrılmış. Müzeyi beraber gezdiğimiz Nejat Çuhadaroğlu'na çalışmasına odak noktası olarak savaşı almasının nedeni soruyorum, “Savaştan başka bir tema yok bence” diyor ve ekliyor: “Savaşların maddi manevi her şeyi etkilediği, zarar verdiği, binlerce yıldır devam ettiği bir dünyada yaşıyorsak ve savaşları -yok edemeyiz ama- azaltmak istiyorsak, neden; niçin; nasıl olduğunu, neden tekrar tekrar başladığını öğrenmemiz gerekir ki bilinçli bir toplum olup savaşlara dur diyebilelim...” Dediği gibi, savaş öyle bir tema ki ne ucu belli ne bucağı... Dolayısıyla bin 500 metrekarelik bina, müzeye açıldığı günden beri dar geliyor. Nasıl gelmesin ki, II. Dünya Savaşı’nın en önemli avcı uçaklarından biri bile burada, Nejat Bey’in yeni hedefiyse bir tank almak... Vitrinlerin zenginliğini gördükçe, canlandırdığı tarihsel dönemi ziyaretçisine yaşatan bu müzenin, hak ettiği gibi bir mekâna bir an önce kavuşarak ülkemizin tanıtımına katkı sağlamasını ben de gönülden diliyorum.

212 uçak düşürmüş!

25 milyon dolar yatırım bedeliyle açılan Hisart’ın en görkemli parçası Almanların avcı uçağı Messerschmitt'lerden biri. Bu uçaktan günümüze sadece 4 tane ulaşmış, biri de İstanbul’da. İnanılmaz değil mi! 212 düşman uçağı düşüren uçağın, ifadeleri fotoğrafl ardan birebir yapılan pilotları da yanı başında. Nejat Bey, bu işe o kadar bağlı ki uçağın restorasyonu en doğrusu olsun diye, boyasını bile kendi yapmış!

En yenisi, en eşsizi: Enigma, İstanbul'da

Hisart’a gittiğinizde görmeden dönmemeniz gereken bir sürü parça var, ama en önemlisi, en yenisi: O, bir Enigma... İki filme de konu olan Enigma, bir şifre makinesi, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası tarafından gizli mesajların şifrelenmesi ve çözülmesi amacı ile kullanılmış. Uzun süre şifreleri kırılamadığından milyonlarca insanın kaderini belirlemiş, savaşın süresini uzattıkça uzatmış. Almanlar yakalanırken ya da teslim olurken imha ettikleri için bugün müzelerde 3-4 tane ancak var. Nejat Çuhadaroğlu bu parçayı, Almanya’daki özel bir koleksiyondan satın almış. Enigma’da doğru kombinasyonu bulmak neredeyse imkânsız.

Çaresiz bir kurbanın "sahici" gözyaşları

Hisart’taki onlarca manken arasında beni en çok bu kurban etkiledi. En büyük boğazlaşma II. Dünya Savaşı’nın milyonlarca kaybedeninden biri olan bu Yahudi’nin heykeli, neredeyse canlı gibi, gözlerinden yaşlar akmak üzere... Belki de etkileyiciliğini, üzerindeki üniformanın bir toplama kampına atılan gerçek bir kurbana ait olmasına borçlu! Bu arada, Hisart’tan ayrılmadan önce, kapağımıza da taşıdığımız devasa Deli heykelinin hemen yanındaki hediyelik eşya dükkânına uğrayıp bir hatıra almanızı da tavsiye ederim.

Müzenin “Mona Lisa”ları

Nejat Bey’in deyişiyle söyleyeyim, Hisart’ın kendi “Mona Lisa”ları var, yani dünya üzerinde başka bir müzede kolayca göremeyeceğiniz eserleri: Örneğin Selçuklu koleksiyonu, Selçuklu amblemi “çift başlı kartal” taşıyan silahlar... M.S. 4.-5. yüzyıla tarihlenen bu Roma zırhı ve miğferi, üzerinde “İslam Halifesi Sultan Süleyman Han” yazan, Kanuni’nin değerli taşlarla bezeli yatağanı, Pargalı'ya ait silahlar, Yeniçeri 54. Ortası'nın okçu amblemli Sofa Tezkiresi gibi.

Yeni hedefi bir tank!

Nejat Çuhadaroğlu müzeye kısa süre içinde II. Dünya Savaşı’nda kullanılan bir tank almak istiyor. Gerçi Hisart’a bugün gitseniz bile 130 "kilocuk" bir tankı yine görebilirsiniz... Eğrilmiş, kırılmış, kir, pas içindeki bu tank, az evvela cepheden çıkmış gibi! Uzaktan kumandalı, dönebilen, ateş edebilen, askerleri olan bir tank bu... Hisart, yurt içi ve yurt dışından sergi davetleri almaya da başlamış. Örneğin seneye Roma yolcusular...

Bu konularda ilginizi çekebilir