Veriler sigorta hassasiyetinin artırılması gerektiğini gösteriyor

Türkiye Sigorta-DÜNYA işbirliğiyle düzenlenen Türkiye "Sigorta” Sohbetleri Samsun’da yapıldı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Selçuk ALTUN

■ DÜNYA gazetesi ve Türkiye Sigorta iş birliğiyle 10 şehirde düzenlenecek olan Türkiye “Sigorta” Sohbetleri’nin ikinci durağı Samsun oldu. Bölgenin sigortacılık konusundaki ihtiyaçlarının ve potansiyelinin mercek altına alındığı toplantıda, iklim değişikliğine dikkat çekilerek, Samsun ve Sinop'ta yağışların mevsim normallerinin üzerinde artış gösterdiği ve bu nedenle sel ve heyelan gibi doğal afet riskini artırdığına işaret edildi.

■ Adana’nın ardından Samsun’da yapılan Türkiye “Sigorta” Sohbetleri’nin sonraki durakları Bursa, İzmir, Gaziantep, Kayseri, Ankara, Antalya, Konya ve Hatay olacak. Toplam 10 ilde ve bu illerin sektörel yoğunlukları dikkate alınarak yapılacak olan buluşmalarda bölgenin sigorta ihtiyaçları masaya yatırılıyor. Samsun’daki buluşmada ortaya konan veriler sigorta hassasiyetinin artırılması gerektiğine işaret etti.

Türkiye “Sigorta” Buluşmaları’nın ikincisi 19 Eylül Pazartesi günü Samsun Sanayi ve Ticaret Odası’nda gerçekleştirildi. Toplantıya Sinop başta olmak üzere çevre illerin sanayi ve ticaret odaları başkanları ve üyeleri, Karadeniz iş dünyasının oluşturduğu sivil toplum kuruluşlarından temsilciler, bölgedeki üniversitelerden öğretim görevlileri ve öğrenciler, çiftçiler, balıkçılar ve bölgenin diğer ekonomi aktörleri katıldı.

Bölgenin sigortacılık konusundaki ihtiyaçları ve potansiyelinin mercek altına alındığı buluşmanın moderatörlüğünü DÜNYA Gazetesi (NBE) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ yaptı. Panelde Türkiye Sigorta Genel Müdürü Atilla Benli, Türkiye Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Remzi Duman, Sinop Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Salim Akbaş, Karadeniz Turizm İşletmeleri Derneği (KATİD) Başkanı Murat Toktaş, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Bozoğlu, kendi alanlarıyla ilgili birer sunum yaptılar. Samsun’daki buluşmada ortaya konan veriler sigorta hassasiyetinin artırılması gerektiğine işaret etti. Samsun’da 329 bin konuta karşılık 125 bin DASK poliçesi bulunuyor. Mevcut ve sigortalılık oranı yüzde 38 ile Türkiye ortalaması olan yüzde 53’ten bir hayli geride. Kent, BES ve OKS’de de alt sıralarda.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİ BÖLGEDE BÜYÜK BİR TEHDİT OLUŞTURUYOR

Atilla BENLİ
TÜRKİYE SİGORTA GENEL MÜDÜRÜ

KARAYOLU, demiryolu, denizyolu ve havayolu ile çevre illeri birbirlerine ve yurtdışına bağlayan bir geçiş güzergahı konumundaki Doğu Karadeniz Bölgesi’nin en büyük metropol kenti olan Samsun günümüzde sanayisi, doğası ve kültürel zenginliği ile önemli bir ticaret, turizm ve kültür merkezi konumunda yer alıyor. Samsun, Karadeniz Bölgemizin en önemli şehirlerinden birisi. Samsun ekonomisi, 2020 yılı verilerine göre Türkiye sıralamasında 20’nci büyük ilimiz oldu ve milli gelirimizin %1’ini oluşturarak dikkate değer bir destek sağladı.

Samsun’da pek çok proje hayata geçmiş ve çalışması devam eden de pek çok proje var. Samsun geniş bir ölçekte, 5 ticaret limanı ve 8 organize sanayi bölgesiyle kalkınma maratonunda yerini almış durumda. Biz de Türkiye Sigorta olarak yapılan ve yapılacak tüm yatırımların risklerinin yönetilmesi için desteğe devam ediyoruz. Salgın, jeopolitik gerginlikler dünyanın son iki yılında ciddi ekonomik ve insani krizlerin yaşanmasına neden oldu. Ayrıca iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri de tüm dünyada artan sıklık ve şiddetle izlenmeye devam ediyor. Fırtınalar, seller, don olayları ve yangınlar tüm dünya ülkeleri için büyük zorluklar ve ciddi maliyetler oluşturdu. Karadeniz bölgemiz ülkemizin en çok yağış alan bölgelerinden biri. Geçen yıl ve bu yıl bölgemizde yaşanan sel felaketleri ülke olarak hepimizi derinden etkiledi. Normallerin üzerinde yağış artışı sel ve heyelan gibi doğal afetlerin riskini artırıyor. İklim değişikliğinin sonuçları özellikle tarımsal üretim için de büyük bir tehdit oluşturuyor. Üretimin sürekliliği için mutlaka devlet destekli tarım sigortası yaptırmalıyız.

Şunu da belirtmeliyim, devletimiz de bu konuda önemli çalışmalar yapıyor. Tarım sigortasının koruma altına aldığı ürünler ve riskler bazında kapsamın genişletilmesi konusu en son açıklanan Orta Vadeli Program’da yer alan politika tedbirlerinden biri oldu. Tarım sigortalarında şirketimiz açık ara sektör lideri. Bu branşta pazar payımız son verilere göre %52. Yaşanan felaketlerinde etkisiyle konut sigortası farkındalığının artmasını arzu ediyoruz. Önemli bir konu da ülkemizin deprem kuşağında yer alması. DASK verileri sigorta hassasiyetinin artırılması gerektiğine işaret ediyor. Samsun’da 329 Bin konuta karşılık 125 Bin DASK poliçesi mevcut ve sigortalılık oranı %38 seviyesinde. Türkiye ortalaması ise %53 civarında. Samsun’da bu oranın en azından Türkiye ortalamasına yükseltilmesi büyük önem taşıyor.

Samsun, BES ve OKS’de geride

Bir diğer önemli konu ise tasarruf ve Bireysel Emeklilik Sistemi. Pandemi ve savaş gibi küresel gelişmeler gösterdi ki tasarruflar hem bireylerin hem ülkelerin geleceğinin teminatı. Devletimiz de konunun bu hassasiyetiyle bireysel emeklilik sitemine olan desteğini yılın başında devlet katkısını %30’a çıkartarak gösterdi. BES, ülkemizde tasarrufun merkezi haline geldi. Türkiye’de toplam BES ve OKS’de katılımcı sayısı 14 milyona ulaştı. Samsun, BES’te katılımcıların illere göre dağılımında yaklaşık 100 bin katılımcı ile 18. sırada ve aylık ortalama katkı payı 345 lira. Bir diğer tasarruf aracı ise Otomatik Katılım Sistemi. İl bazında OKS sertifika sayısında da Samsun 21. sırada yer alıyor. Samsun, nüfusunun yaklaşık %30’unu oluşturan 363 binden fazla 18 yaş altı genç nüfusuyla BES’te önemli bir potansiyel barındırıyor. Bu potansiyelin gerçekleştirilmesi için Türkiye Sigorta olarak elimizden geleni yapıyoruz.

Remzi DUMAN
TÜRKİYE SİGORTA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI

Samsun’daki sigorta potansiyelini ortaya çıkarmak istiyoruz

SAMSUN’DA en çok aracı ile temsil edilen sigorta şirketiyiz. Gidilebilecek daha çok nokta ve potansiyelin çok daha fazla olduğunu biliyoruz. Toplamda 27 bin civarında işletme olan Samsun’da, KOBİ’lere ticari paketlerde 3 bin 500 adet poliçe, orta ve büyük işletmelere ise endüstriyel ürünlerimizde toplamda yıllık olarak bin 900 adet yangın branşlarında poliçe düzenliyoruz. Adetsel bazda ve pazar payı anlamında Samsun’daki işletmelerin yüzde 20’sini sigortalıyoruz. Her zaman olduğu gibi bu yıl da hiçbir arz kısıtlaması yapmayarak Samsun’a olan inancımızın ve gerçek potansiyeline ulaştırmak için desteğimizin devam ettiğini gösterdik.

Karadeniz’de özellikle balıkçılık faaliyetlerine sigorta güvencesi sunmaya büyük önem veriyoruz. Balıkçı tekneleri üretimimizin önemli bir kısmını Samsun’da düzenliyoruz. Balıkçılığı ve ilimizi desteklemek adına balıkçı tekneleri özelinde poliçeleşme oranımız yüzde 85 olup, olumlu karşılama oranımız ise yüzde 100’dür. Ağustos sonu itibari ile 150 balıkçı teknemiz Türkiye Sigorta güvencesindedir. Ayrıca, ülkemizde tasarrufun merkezi haline gelen BES ile ilgili il bazında karşılaştırma da yapmak istiyorum. Samsun, sözleşme ve katılımcı sayısı sıralamasında yüzde 2,45 ile Türkiye’de 7’nci sırada iken; sektörün sürekliliği açısından en önemli veri olan düzenli katkı payı sıralamasında aylık ortalama 458 TL ile 4’üncü sırada yer aldığını görüyoruz. Samsun’un, nüfusa oranla BES sahipliği oranında yüzde 7,67 ile ilk yedi şehir arasında en düşük orana sahip olduğu görülüyor. Bu sonuç, diğer iller ile karşılaştırıldığında BES’in Samsun’da önemli bir potansiyel barındırdığını ve gelişim alanının olduğunu gösteriyor.

Salim AKBAŞ:
SİNOP TİCARET VE SANAYİ ODASI YÖNETİM KURULU BAŞKANI

Sigortacılığın herkesin anlayacağı dilden anlatılması lazım

RİSKLERİN çok arttığı bir dönemdeyiz. Özellikle Karadeniz, risklerin çoğunu üzerinde barındıran bir bölge. Heyelan, sel, kuraklık, lojistik faaliyetler gibi birçok riskler bölgemizde toplanmış. Sinop ve Kastamonu Bölgesi’nde yaşanan sel felaketi nedeniyle bugüne kadar görmediğimiz hem ticari hem de can kayıpları nedeniyle sigortanın ve sigortacılığın ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Aslında tüm riskleri karşılayacak bir sigorta sisteminin var olduğunu biliyoruz, ancak insanlar zorunda olmadıkça yapmıyor. Örneğin DASK’ın zorunlu olarak sadece gayrimenkulün alım satım anında yapılıp daha sonra yenilenmediğini görüyoruz. Bireysel emeklilik sistemi devlet tarafından zorunlu hale getirilip ücretlerden kesilmek suretiyle sistemlere dahil edilmesine rağmen birçok kişi sistemden kendi ayrılmak istiyor. Bu nedenle sigortacılık sisteminin herkesin anlayacağı dilden anlatılması büyük önem arz ediyor. Sinop’ta birden fazla alanda farklılıklar gösteriyoruz. Karadeniz Bölgesi balıkçılık için büyük bir havza ise Sinop ise balıkçılığın başkenti ve merkezidir. Son zamanlarda Sinop’ta balığın işlenmesi kapsamında tesisler kurulmaya başlandı. Ben inanıyorum ki yaklaşık 2 yıl içerisinde Sinop, ihracat eden bir lokasyon haline gelecek. Bugün ise Uzakdoğu’ya kabuklu ve işlenmiş deniz ürünleri gönderiliyor. Sinop için de turizm önemli. 2021 yılında Sinop’ta kısa vadeli turizm hareketliliği yaşandı. 2022 yılında ise geçen seneye göre turizm hareketliliğinde düşüş gerçekleşti. Son zamanlarda gündemde olan kruvaziyer gemileriyle Sinop tekrar eski yabancı uyruklu turistlere hizmet verme noktasına geldi. Özellikle inanç turizmiyle alakalı Sinop’taki arkeolojik kalıntılarının yapılmasıyla ciddi derecede önemli bir gezi noktası olacağını düşünüyorum.

Murat TOKTAŞ
KARADENİZ TURİZM İŞLETMELERİ DERNEĞİ (KATİD) BAŞKANI

Son 12 yıldır turizmde Karadeniz rüzgarı esiyor

Turizm, dışarıdan keyifl i görünen ama birçok sıkıntılar ve talihsizlikler yaşayan bir sektör. Turizm, 2019 yılında en iyi yılını yaşadı ve 52 milyon turistten yaklaşık 38 milyar dolar bir gelir elde edildi. Pandemiden sonra turizm sektörü bu yıl kendini toparlamaya başladı. Bu sene 47 milyon turistten yaklaşık 37 milyar dolar gelir elde edeceğiz. 2-3 yılda hızlı bir şekilde toparlandık. Birçok krizden dolayı sektör olarak biraz da idmanlı durumdayız. Türkiye’de yaklaşık 125 milyar dolar bir otel yatırımı var. Bu sayıya turizmle ilgili diğer alt dalları da eklersek 1 trilyon doların üzerinde bir sektörden bahsediyoruz. Son 10 yılda uluslararası pek çok kriz yaşadık. Krizleri özellikle Avrupa ülkeleriyle yaşadığımız için ciddi bir gelir kaybımız oldu. Her şeye rağmen yine ayaktayız ve toparlanıyoruz. Başarabilirsek 2019 yılının da daha üstüne çıkarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Şimdiye kadar ne yazık ki sektörün sigortası kendisi oldu. Bu bağlamda sigorta firmalarıyla sadece fiziki bağlantımız haricinde kayıplarımızla ilgili çalışmalarımız gerçekleşmedi. Bundan sonra durumumuzu iyileştirip sürdürülebilir hale getirmemiz için gelirimizi stabil tutmak gerekiyor. Son 10 yılda sürekli inişli çıkışlı bir gelir akışı oldu. Sektördeki bazı arkadaşlarımız finansı yönetemedikleri için ciddi anlamda zor durumda kaldılar. Bu gibi zorluklarda bizim sigorta konusunda desteğe ihtiyacımız var. Bu anlamda özellikle Türkiye Sigorta’nın yapmış olduğu çalışmalar oldukça kıymetli.

Yaklaşık son 12 yıldır ülkemizde bir Karadeniz rüzgarı esmeye başladı. Eskiden kum, deniz ve güneşe sıkışmış bir turizm sektörümüz vardı. Bölgemiz; kültür, doğa ve inanç turizmiyle ilgili geniş bir yelpazeye sahip. Bu konu artık ön plana çıktı ve müşterinin de alışkanlıkları değişmeye başladı. Müşterinin talepleriyle birlikte Karadeniz Bölgesi’ne olan ilgi artmaya başladı. Son yıllarda bölgemizde turizm sektörü keyifl i geçiyor. Samsun’da yaklaşık 33 tane Turizm Bakanlığı belgeli tesisimiz var. Samsun genelinde yaklaşık 2 bin odamız ve 4 bin 600 tanede yatağımız mevcut. Samsun’da sadece temmuz ve ağustos aylarında turizm hareketliliği oluyor. Bu ayların haricinde il olarak ticari hareketliliğimiz var ve sektörümüze katkısından dolayı biz ticari hareketliliğin olmasını da önemsiyoruz.

PROF. DR. Mehmet BOZOĞLU
ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ (OMÜ) ÖĞRETİM ÜYESİ

Üretici, zararını sigorta ile tazmin edebilir

TARIM, tabiat ve doğayla iç içe olan bir üretim faaliyetidir. Türkiye’de tarım dediğimiz zaman, kendi nüfusumuzun yanı sıra turist ve sığınmacılar ile birlikte yaklaşık 150 milyon kişinin gıda ihtiyacının karşılanmasından söz ediyoruz. Kendi ihtiyacımızı karşıladıktan sonra kalan kısmını da ihraç ediyoruz. Bizim artık üretime uluslararası bir bakış açısı ile yaklaşmamız gerekiyor. Üretimi yönlendiren mekanizma piyasalar. Tarımı desteklemek için devlet de bütçe ayırıyor ve bu desteklemelerle tarım sektöründe üretimin devamlılığı sağlanmaya çalışıyoruz. Türkiye’de yaklaşık 38 milyon hektarlık bir arazide üretim yapılıyor. Yaklaşık 2 buçuk milyon civarında tarım işletmesi var. Tarım işletmelerinde ortalama büyükbaş hayvan varlığı 20 milyon. Öte yandan küçükbaş hayvan sayımızda da önemli bir artış bulunuyor. Tarımda üretim ve piyasalarla ilgili risk ve belirsizlikler çok fazla. Tarımın piyasası ve geleceği çok belirsiz olan bir sektör. Pazar, finansman, insan ve bazen hükümet politikalarından kaynaklı riskler de olabiliyor. Riskleri yönetmekle ilgili üreticilerin farklı stratejileri var. Burada riski yönetmek için işletmeci ve üreticiler ürünü çeşitlendirmek, sabit yatırımlarla ilerlemek gibi farklı stratejiler uygulayabilir. Diğer taraftan üreticiler risklere karşı sigorta yaptırmalı. Üretici, karşı karşıya kalmış oldukları zararları sigorta yaptırarak tazmin edebilir. Zararın yeterince tazmin edebileceği sigorta mekanizmalarının geliştirilmesi önem arz ediyor. Diğer taraftan, üretici risk yönetimi yaparken geleneksel, duygusal yaklaşabiliyor. Ancak, rasyonel yaklaşımlarla risklerin üstlenilmesi çok önemli.