15 °C

Yüksek kur bilançoları tahrip ediyor

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, Şans Sohbetleri’nde bu hafta PPK, ABD seçimlerinin yansımaları ve Akbank’ın sendikasyonunu değerlendirdi.

Yüksek kur bilançoları tahrip ediyor

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, Şans Sohbetleri’nde bu hafta PPK, ABD seçimlerinin yansımaları ve Akbank’ın sendikasyonunu değerlendirdi. İkili yüksek ve sürekli artan kurun bilançoları olumsuz etkilediğine de dikkat çekti.

Güldağ: Gündem yine dolu dolu. Bugün Akbank’ın sendikasyonu var, Para Politikası Kurulu'nun haftaya toplantısı var. Merkez Bankası ne yapar? Merak ediliyor... Ama sıcak bir haber olarak Akbank sendikasyonu ile başlayalım. Bana iyi haber gibi geldi...

Ağaoğlu: Tabii ki iyi bir haber. Maliyetler açısından da 367 gün olarak uzatılmış, dolar tarafı 288 milyon, Euro tarafı 348,5 milyon. Ülke koşulları içinde iyi bir fiyatlandırma yapılmış. Libor artı yüzde 2.50 ve Euribor artı yüzde 2.25 bir maliyet var. Tabii, bunun arkasında ek maliyetler var mıdır bilmiyorum. Muhtemelen vardır. Ama öncelikle iyi haber bu sendikasyonun yenilenmiş olması...

Güldağ: 19 ülkeden 34 banka katılmış. 'Akerdiyon' denilen tipten bir borçlanma. Bu sıralardaki başka borçlanmalarla kıyaslarsan...

Ağaoğlu: TCMB borçlanması var. Türkiye Varlık Fonu piyasaya çıktı, onlar borçlanacaklar. 6.4’le Hazine borçlanırken Varlık Fonu daha mı ucuza borçlanacak onu da bilmiyorum. Ama Akbank sendikasyonu moral verdi. Hatırlarsan, geçen sene bu dönemlerde bu sendikasyonun yenilenip yenilenmeyeceği merakla bekleniyordu. Neredeyse bütün piyasa Akbank’ın sendikasyonuna konsantre olmuştu. O sendikasyonda yaklaşık 900 milyon dolar civarında bir rakam oluşmuştu. Bir öncekinden düşüktü. Bu seferki de bir öncekinden düşük. Bu Akbank’ın daha fazla ihtiyacı olmadığı anlamına mı gelir? Bu da düşünülebilir. Ama yabancıların salam dilimi dediğimiz usulle azalta azalta boçları tahsil ediyorlar. Onu da biliyoruz. Her sene daha az borç vererek ana paralalarını tahsil ediyorlar.

Güldağ: Sonuçta Akbank, Türkiye’de iyi koşulla borçlanma yapabilecek kurumlardan biri...

Ağaoğlu: Aynen. En yüksek kapasitesi olanlardan bir tanesi. Bir kez uzun yılların tecrübesi var. Akbank açısından bir sorun olarak düşünmüyorum zaten. Türkiye algısı ile ilgili bir sorun olabilir. Ama bu güzel bir haber. Seviye de makul ...

Güldağ: Hazine’nin 6.4...

Ağaoğlu: Evet, onu söylemek istiyorum ama Hazine’ninki 5 yıllık bu 1 yıllık arada da öyle bir fark var.

Güldağ: Haftaya Para Politikası Kurulu toplantısı var. Merkez Bankası'nın fonlaması yüzde 12.5 düzeyine geldi. Kurlar ise her hafta bir öncekinden daha yüksek düzeyde kapanıyor. Enflasyon üzerinde baskı devam ediyor. Gidişat, 13.25 olan geç likidite penceresine de bir süre sonra ulaşılacağını gösteriyor. Faizler artmaya devam ediyor. Kredi faizleri de 17-18 bandında. En az 100 puan artırım gelecek gibi...

Ağaoğlu: İkisi de birbirine çok bağlı. Aslında üçüncü bir başlık da bağlantılı. Yani Biden mı, Trump mı meselesine bile bağlı.

Güldağ: Görünen o ki, Biden seçimi kazanacak algısı da Dolar-TL seviyesine etki ediyor şimdiden...

Ağaoğlu: Daha kolay analiz etmek açısından şöyle söyleyeyim. Piyasalarda sık kullandığımız bir dolar endeksi var. Ağırlıklı olarak Euro’dan oluşuyor. Ama 6 para birimi var.

Güldağ: Evet yüzde 60'ı Euro... Bu arada, bir parantez açayım, İsviçre Frangı da var o 6 para birimi içerisinde ve İsviçre Merkez Bankası, bir süredir Euro alıyor...

Ağaoğlu: Evet, Euro alıyorlar dengeleyebilmek için. Daha önceden de alıyorlardı. Sonra bir çekildiler, tek kalemde 0.85’e düştü. Bence İsviçre Merkez Bankası’nın çabaları beyhude. İsviçre Frangı’nın değerlenmesi kaçınılmaz. Bu müdahalelerinin işe yaramayacağı kanattindeyim.

Güldağ: Neyse ben lafı karıştırdım. Dolar endeksine dönersek...

Ağaoğlu: Euro, 1.18-1.19’un üzerine çıkamıyor. Bu şu demek: Piyasa ABD seçimlerini bekleyecektir. ABD borsaları tarafında belki Trump seçilir umudu var halen. Çünkü Biden ve Demokratlar geldiğinde piyasa borsa tarafında olumsuz algılayacak. Benim Biden geldiğinde daha güçlü dolar varsayımım vardı. Ama görüyorum ki, piyasa benden farklı düşünüyor. Ben olaya biraz da politika tarafından bakıyorum. Okuduğum raporlar Avrupa başkentlerinde Biden’ın gelmesi ile daha güçlü bir NATO’ya geri dönüş konusunda bir beklenti hakim olduğu düşünülüyor.

Güldağ: Tabii bu arada ABD seçimleri ne zaman sonuçlanacak gibi bir problem de var...

Ağaoğlu: O kadar çok belirsizlik var ki... Trump’ın seçim itirazına piyasanın tepkisi ne olacak? Piyasanın seçimden önce nerede bıraktıysa orada devam edeceğini düşünüyorum. Belirsizliğin içinde karar almak da zor olacaktır. Ya da mesela paket konusu... Piyasalar mali destek olarak bir paket geleceği beklentisiyle duruyor. Yeni Başkan dönemine kalırsa, borsalar tarafından sıkıntılar olur. Ama dolar ve pariteye çok fazla etkisi olacağını beklemiyorum. Piyasanın bekleme dönemine gireceğini düşünüyorum.

Güldağ: Ya Türkiye'ye etkisi?

Ağaoğlu: Dışarıdan içeriye yansıyacak büyük bir oynaklık geleceğini düşünmüyorum. Hatırlarsan en son konuştuğumuzda Merkez Bankası’nın hamlesini olumlu bulmuştum ve kur tarafında bir parça da gerilememiz gerektiğini düşünüyordum. Önce Azerbaycan-Ermenistan meselesi ortaya çıktı. Sonra biz tekrar Navtex ilan ettik. Gerginlikler henüz daha sonlanmış değil. O yüzden Merkez'e iş düşecek. Ben normal şartlarda 100 baz puanlık bir artışın yeterli olacağını düşünüyordum. Ancak şu anda 200 baz puanlık bir artış yapılması gerekiyor. Yine bir başka nokta, Varlık Fonu’nun yurtdışında borçlanmaya çıkması. Piyasa dostu söylemlerle öne çıkıyor yorumları yoğunlukta. Hal böyle olunca da Merkez Bankası’ndan böyle bir artış gelmesi ihtimali var.

Güldağ: Deyim yerindeyse keser mi piyasayı?

Ağaoğlu: Ben yatıştırır diye düşünüyorum. Yatıştırması da lazım. Çünkü bu yüksek kurla yeni yıla girersek birçok şirketin bilançosundaki hasar çok ciddi olacaktır. O yüzden kurun dengeye oturmasında fayda var. Kurla ilgili son bir şey söyleyeceğim. Geçtiğimiz sohbetlerde Türkiye’nin çok ucuz olduğunu konuşmuştuk. Senin de tanıdığın bir üstadımız özel olarak telefon açıp dedi ki, sizin böyle bir varsayımınız var. Ama bu varsayımınızdaki en temel unsur, enflasyon verilerinin diğer ülkelerin enflasyon verileriyle kıyaslandığı bir hesaplama yöntemi ile belirlenen reel efektif döviz kuru. Siz bu enflasyon verilerinin doğru olduğunu varsayarak bunu söylüyorsunuz dedi. Bence çok haklı bir eleştiriydi. Biz şu an konuşurken enflasyon verilerinin doğru olduğunu ve Merkez Bankası’nın TÜİK verilerine güvenerek bu hesabı yaptığını varsayıyoruz. Sonuçta bu düzeyin ihracatı yeterince artırmıyor olması belki bu eleştiriyi haklı çıkarıyor olabilir.

Güldağ: Tabii ama elimizdeki rakam da o... Jeopolitik risklere gelince, ben de bir dostumuzla sohbet ediyordum. Belirsizliğe dikkat çekerek, "önüm arkam, sağım solum sobe" dedi. Bence bu çevremizdeki riskleri en iyi tarif eden tanımlamalardan biriydi... Bu çerçeve içerisinde para politikasını yönetmek gerçekten hiç kolay değil. Rezerv tarafına bakarsan ayrı kırılganlıklar var. Maalesef turizm nedeniyle döviz konusunda sıkıntılarımız sürüyor ve görünen o ki, sektörün bu yılı 12-15 milyar dolar turizm geliriyle kapatma beklentisi de iyimser kalıyor. Umut, Rusların bizim gazeteye de yansıyan sezonu uzatmalarında... Hal böyle olunca, piyasaya, olup bitenin farkında olduğumuzu gösteren çok net mesajlar verilmesi gerekir diye düşünüyorum. Nedir dersen, hesab edilir her cephesiyle; 14 müdür, 15 midir... Bir kerede yapılır. Depo doz veriler ya hastaya, bir miktar yüksek olur o. Öyle bir depo doza ihtiyaç var gibi görünüyor. Yoksa öbür türlü, böyle deyim yerindeyse gıdım gıdım atılan adımlarla piyasayı yatıştırmadığımız aksine farklı bir algı yarattığımız kanaatindeyim. Ama ne yaparlar faizde dersen, bence de 100 baz puan gibi bir artışla ama şimdi yaptığı gibi fonlama düzeyini yine gecelik faizden, gerekirse geç likiditeden yükseltmeye devam edecek gibi görünüyor.

Ağaoğlu: Bence yapılması gereken de buydu aslında. Dediğin doğru, halen enflasyonun üzerindeki reel faiz yeterli değil tasarrufçular için. Dolardan TL’ye dönmeyi teşvik edecek yüksek faiz görünmüyor. Bir de kurların sürekli artıyor olması da sıkıntı. Hatta bazen piyasada, hani çocukken söylenirdi ya, 'acımadı ki, acımadı ki' şeklinde bir durum da var. Biraz piyasaların canını acıtacak, TL’yi kıymetli hale getirecek bir adımın atılması gerekiyor. Faiz için de dediğin doğru yani 200 baz puan da yetmeyebilir.

Trump gelirse ilk aşamada 1.25'e gideriz...

Güldağ: Kur meselesinde önceki konuşmamızda güzel bir perspektif çizmiştin. Bazı analistler son dönemde Euro-dolar paritesinin 1.22-1.23’e gelmesini bekliyorlar. Bu konuda senin yaklaşımın nedir? Nasıl bir gelişme öngörüyorsun?

Ağaoğlu: Ben 1.25'i önceki sohbetlerde de telaffuz etmiştim. Ama seçim sonucuna göre fark şöyle olacak; Trump gelirse ilk aşamada 1.25'e gideriz, Biden gelirse önce aşağı iner sonra 1.25'e gideriz. Arada süre farkı var.

Güldağ: Demokratlar biliyorsun 2.4 trilyon dolarlık bir teklifte bulundular, Trump kabul etmedi.

Ağaoğlu: Öyle görünüyor. Hatta Biden'ın kişi başına 1.200 dolar vereceği şeklinde laflar da çıktı. Ama öte yandan da sevgili yazarımız Atılım Murat da değinmiş, bence doğru bir tespit: 'Nasıl olsa dolar yükselir' diye de bir algı var, bu algıyı kırmak 200 baz puanla da bana çok olacakmış gibi gelmiyor. Burada 15 civarında bir rakamla, hani depo doz vardır ya hastaya birazcık bir depo doz verirler ki şöyle bir toparlasın kendini... Bence bu algıyı da kırmamız lazım.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap