21 °C

“Arp dersi almak için dünyayı gezdim”

Barok müzik üzerine çalışan Zeynep Öykü, ilk gördüğü anda çekim hissettiği bu enstrümanı çalmayı öğrenmek için Amerika, Hollanda ve Fransa’ya gittiğini; önde gelen arpistlerle çalışarak kendine farklı teknikleri harmanlayan bir yöntem geliştirdiğini söylüyor.

“Arp dersi almak için dünyayı gezdim”

EMRE ALKİN

Bu hafta bir sanatçıyı ağırlıyorum. Bu sayfaya yazmadan önce DÜNYA Gazetesi’nin çok kıymetli yöneticilerine “Ben gizli kahramanları yazmak istiyorum” demiştim. Kendilerine müteşekkirim. Mayıs ayında üçüncü yılımı dolduracağım bu sayfada. Birçok kıymetli değeri, kendini “bizlerden” sayan misafirleri, danstan müziğe, bankacılıktan eğitime, otomotivden turizme ve hatta güzellik sektörüne kadar sayısız kahramanı ağırladım. Zeynep Öykü Hanım da, aklımda en çok kalacak kahramanlardan biri oldu. Sokakta yürürken arp ile “tanışan” Zeynep Hanım, bugün önde gelen arpistlerden biri olmuş. Öğrenmek için dünyayı karış karış gezen Zeynep Öykü ile yaptığım söyleşi beni etkiledi. Sizleri de etkileyeceğine eminim. Paylaşmasak olmazdı.

Okuyucuların tanıması için tam olarak bugüne kadar ne yaptığınızı ve şimdi ne yaptığınızı kısaca anlatır mısınız ?

Ülkemizdeki az sayıda arpistten biriyim. Barok müzik üzerine çalışıyor, solo ve oda müziği konserleri veriyorum.

Yaptığınız işi seçmenizde yaşadıklarınız mı etkili oldu, yoksa çocukluktan gelen bir motivasyon mu?

Her zaman sanatçı olacağımı biliyordum, çocukluğumda piyano çalıyordum, ancak aslen resme ilgim vardı. İngiltere’de katıldığım bir resim eğitimi sırasında sokakta yürürken ilk kez arp ile karşılaştım. Arpın sesini ilk kez çocukluğumda annemin getirdiği; 1975 yılına ait bir Japon çizgi filminde duymuş ve büyülenmiştim, ancak bu o kadar uzak bir hayal gibiydi ki içe kapanık kişiliğimden de dolayı hiçbir zaman “Ben arp çalmak istiyorum” gibi bir şey söylemedim. İnternet biraz daha yaygınlaşıp evlere girdiğinde, arp ile ilgili araştırma yapmaya başladım ve sonunda ilk kez İngiltere’de karşılaşıp dokunabildiğim arpı Türkiye’ye getirerek çalmaya başladım. Türkiye’de iyi bir hoca bulamama sıkıntısı çekmem benim için sonunda bir artı oldu aslında. Ülkemizde biraz kapalı, katı bir zihniyet var. Ders almak için dünyayı gezdim; Amerika, Hollanda ve Fransa’nın önde gelen arpistlerinden dersler alarak farklı teknikleri harmanlayan bir teknik geliştirdim kendime.

"Para kazanmak için üzülmeye değmez,dedim"

Anne ve babanızın, ailenizin hayattaki seçimlerinize etkisi oldu mu?

Nasıl bir ailede büyüdünüz? Beni annem tek başına büyüttü, beni özgür bıraktı ve herhangi bir seçime zorlamadı. Kendisi Türkiye’nin önde gelen kadın girişimcilerinden, Datassist Bordro Servisi’nin CEO’su. Annemin bu başarısı, kariyerine verdiği büyük önem bende iki farklı etki yarattı diyebilirim. Güçlü bir kadın figürüyle büyümek benim içimde her şeyin mümkün olduğu hissini, işime her zaman önem vermem ve disiplinli çalışmam gerektiği duygusunu yarattı. Öte yandan iş dünyasının son derece sıkıcı olduğunu, para kazanmanın yorulup üzülmeye değecek bir şey olmadığını düşünmeme neden oldu. Bu yüzden kesinlikle daha özgür bir kariyer seçmek istedim, sanatçı olarak da bir kuruma, orkestra veya üniversiteye bağlı olmayı kesinlikle istemiyorum. Konserlerimi de maddi kaygılardan uzak olarak yönetmeye çalışıyorum.

Başka hangi mesleği tercih ederdiniz ya da ne yapmak isterdiniz?

Enstrüman olarak kilise orgunu denemek isterdim. Bir bina büyüklüğünde, sonsuz olasılığı olan ve tereddütsüz “çalınması arp kadar zordur” diyebileceğim bir enstrüman. Zorluklar beni her zaman heyecanlandırmıştır.

Bu işte eğitimin, ilişkilerin ve tecrübenin payı size göre yüzde kaçtır? Özellikle sizin mesleğinizde...

Birçok başarılı profesyonel müzisyen kendisine müzisyen demeye çekinir, bunun nedeni ustalarının veya geçmişteki ustaların seviyesine ulaşmak için ömürboyu çalışıyor olmalarıdır. Temel lise eğitimini tamamlamış bir kişi dört sene sonra mühendislik bölümünden mezun olur ve kendine mühendis deyip diyememek gibi bir kaygısı yoktur örneğin. Müzik böyle değil, hayat boyu süren, sonsuz bir ustalaşma süreci. Bir performans sanatçısı için iyi ilişkilerin olması tabii ki önemli. Ben ise maalesef içe kapanık kişiliğimle bu açıdan zayıf kalıyorum.

"Müzisyen olarak yaşamak çok kolay değil"

Bu işte ekmek var mı? Varsa nereden başlamalı?

Müzisyen olarak yaşamak çok kolay değil tabii ki... Bir toplumu yukarı çıkartan, asırlar sonra baki kalacak olan şey sanat, bilimsel buluşlar ve gelişmedir, ancak ikisine de gereken değeri vermeyi bilemiyoruz. 5 yıllık, 10 yıllık bir planı uygulamak bile zorken bin yıl sonrası için nasıl bir miras bırakıyoruz?

Hiç unutamadığınız bir anı var mı ?

Sizi çok güldüren ya da şaşırtan, belki de kızdıran...

Ülkemize arpı ve klasik müziği biraz daha tanıtmak amacıyla bir tur yapıyoruz, farklı şehirleri geziyoruz. Arp dinlemek şöyle dursun hiç konsere gitmemiş insanlara çaldığımız oluyor ve tabii sahnelerde büyük eksiklerle karşılaşıyoruz. Geçtiğimiz aylarda Kayseri’de böyle bir durumla karşılaştık. Ben ses sistemi kullanmak istemiyorum konserlerde, arpın doğal sesini dinletmek istiyorum. Ancak salonda aynı anda başka bir konsere yer verilmiş, arpı bastıran bir türkü sesi geliyor bangır bangır. Neyse ki menajerim bütün kablo kutumu getirmiş gelirken, içinde özel yaptırdığım türlü türlü konektörler de var. Bu sayede video için getirdiğimiz ekipmanı adapte ederek, düğünler için masa sandalye kiralaması yapan bir yerden aldığımız kolon ile ses sistemi kurduk ve konseri verebildik.

"Arp tarihi güçlü kadınlarla dolu"

Yaptığınız işte örnek aldığınız kim ya da kimlerdir?

Arp tarihi güçlü kadınlarla dolu, bunlardan beni en çok etkileyenlerden biri Fransız ekolünün önemli temsilcilerinden Henriette Rennie. Birinci Dünya Savaşı sırasında, işsiz kalan müzisyenlere yardım amaçlı konserler düzenlemiş, bombaların altında bile devam etmiş ve birçok müzisyenin hayatını kurtarmış. İkinci Dünya savaşı sırasında ise bugün halen derslerimde kullandığım harika bir arp metodunu kaleme almış. Alman istilası sırasında konservatuarın duvarlarına asılan Nazi propaganda posterlerine kimse dokunamazken o cesaret edip bunları indirmiş.

“Konserlerimi sosyal medya üzerinden duyuruyorum

Bu işi yapmaya ne zaman karar verdiniz? Bugün istediğiniz yere geldiğinizi düşünüyor musunuz?

Arpı ilk gördüğüm anda ona karşı büyük bir çekim hissettim, ancak kariyer olarak bu yolu seçmek bilinçli bir karar şeklinde olmadı, hayat beni bu yönde ilerletti.

Sosyal medya yaptığınız işte ne kadar etkili?

Konserlerimin tanıtımını neredeyse tamamen sosyal medya üzerinden yapıyorum. Klasik müzik konserlerine belli bir yaşın üzerinde dinleyici daha çok ilgi gösteriyor, birçok müzisyenin gençlerin klasik müzik ile ilgilenmemesinden yakındığını duyuyorum. Sosyal medya sayesinde benim konserlerimde çok daha dengeli bir kitle oluyor, toplumun her kesiminden insan geliyor dinlemeye. Bu çok sevindirici.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.