30 °C

Bizans’tan Osmanlı İmparatorluğu'na Urartu’dan Cumhuriyet’e

Haliç’e nazır bir Bizans Sarnıcı’nın üstünde, eski Cibali Fabrikası’nın içindeyiz. Rezan Has Müzesi’nde mekânla başladığımız zaman yolculuğumuzun iki ana durağı var: Urartu devri ve Cumhuriyet...

Bizans’tan Osmanlı İmparatorluğu'na Urartu’dan Cumhuriyet’e

NERMİN SAYIN

Ziyaret ettiğiniz kentin atmosferini ve ruhunu yakalamanın biricik yolu bıkmadan, usanmadan ve elbette yorulmadan sokaklarında dolaşmak... Fakat, dünyanın neresinde olursa olsun, o kenti gerçekten anlayabilmek için tarihine, sanatına, folklorüne de bakmalısınız. Bu yüzden nereye gidersem gideyim, zamanım ne kadar dar olursa olsun bir müze ziyaretini de sıkıştırırım araya. “Gördüm” diyebilmek için, bunun şart olduğuna da sonuna kadar inanırım. İşte bugün, hazır sanat sezonu demini almışken, “Hafta Sonu Molası”nı da bir müze ziyaretine ayırayım istedim.
Üstelik bir taşla birkaç kuş olacak bu ziyaret. “Nasıl?” derseniz, gideceğimiz müzede hem eşine kolay rastlanmayacak bir daimi bölümü gezeceğiz birlikte, hem de yeni açılan bir tematik sergi karşılayacak bizleri. Cabası da şu: Bahsettiğim müze, eşsiz İstanbulumuzun en kadim ve en güzel doğaya sahip noktalarından birinde: Cibali’de... Evet, bildiniz, Rezan Has Müzesi’ne gidiyoruz bu hafta sonu...

Mekân başlı başına müze

Kadir Has Üniversitesi bünyesinde bulunan Rezan Has Müzesi, Haliç’e nazır, etkileyici bir mekân. 2002’de Cibali Fabrikası’ndan dönüştürülen üniversitenin merkez binası, 2003 Europa Nostra ödüllü. Restorasyon sırasında, binanın altında yer alan ve fabrika döneminde depo, II. Dünya Savaşı sırasında ise erzak ambarı olarak kullanılan Bizans dönemi sarnıcı da elden geçiriliyor; Bizans-Osmanlı ve Cumhuriyet’i buluşturan, sergileme olmadan dahi etkileyici bir mekâna dönüştürülüyor. Bugün müzenin alanı içinde kalan 11. yüzyıl tarihli sarnıç; 48 kemer, 15 ayak ve 20 sütunla, tüm dünyada kolay kolay bulunamayacak bir “müze mekânı.”
Peki bu mekânda ziyaretçiyi ne karşılayacak? Bizans, Osmanlı, Cumhuriyet’le yetinmeyecek zaman yolculuğunuz; eserler aracılığıyla taa İ.Ö. 8.-7. yüzyılın Doğu Anadolusu’na uzanacak. Çünkü, müzenin nefis Urartu Takı Koleksiyonu'ndan oluşturulan zevkli tasarımlı sergiyi bulacaksınız sarnıcın kalbinde...

Rezan Has Müzesi’nin Urartu koleksiyonu yaklaşık bin 100 parça ve 74 parçası her biri dönemi için inanılmaz nadide işçiliklere sahip kemerler. Başka neler var, derseniz, “Galiba yaklaşık 250 yıl hüküm süren Urartular, takıp takıştırmaya epeyce meraklılarmış” diyeceğiniz pek çok obje: Kolye, bilezik, pazubent, boyunluk, madalyon, iğne, fibula, yüzük ve göğsü süsleyen pektoraller... Yerleşim yerlerinin çevrelerinden çıkan tunç, altın, gümüş ve demir madenlerini nasıl ustalıkla ve estetikten yana durarak işlediklerini görmek, sizi Urartuları daha yakından tanıma isteğiyle dolduracak, eminim. Tabii bu arada, bu takıların sadece süs değil, inanışları amacıyla da hazırlanıp kullanıldığını eklemek lâzım...

“Fikrimin İnce Gülü”nün çalındığı bir sergi

Müzeye şu günlerde giderseniz, girişte sizi yepyeni bir sergi de karşılayacak: “Rezan Has-90 Yılın Tanıklığı.” Kapağımızda ve bu sayfada yerleştirmelerinden örnekler görebileceğiniz bu sergi, Müzeyyen Senar’ın eşsiz sesinden “Fikrimin İnce Gülü”yle karşılayacak sizleri. 15 Ocak’a kadar yolunuzu Cibali’ye düşürürseniz Kayseri’nin tanınmış ailelerinden Germirli Mehmet Bey ile İstanbullu Şehime Yağcızade’nin kızları ve Kadir Has’ın eşi, müzeye ismini de veren Rezan Hanım’ın 90 yıllık tanıklığına şahit olma fırsatı da bulabilirsiniz. Peki, bu sergide neler var? Çocukluğunu Cumhuriyet'in ilk yıllarında geçiren Rezan Has’ın yaşamı özelinde, onar yıllık dönemler halinde yaşanan değişimleri, bu değişimlerin cemiyet hayatına yansımasını gözlemleyebiliyorsunuz sergide. Giysiler değişiyor, saçlar değişiyor; danslar değişiyor; seyahatler değişiyor sergiye yansıtılan, kimi dev boyutlara büyütülmüş fotoğrafl arda... Evet bunlar Rezan Hanım’ın arşivinden ama aynı dönemi “yaşamış” albümlerde benzer kareleri bulmak çok mümkün. Rezan Hanım’ın gardırobundan parçalarla izini sürebileceğimiz modanın yanı sıra bir önemli izlek daha var sergide: Müzik. 1950’lerde Adana’da açtıkları teknomarket konseptli mağazadan yâdigar gramofonla başlayan müzik yolculuğu... Onar yıllar halinde, dönemin sevilen şarkılarının yer aldığı önce plak ve radyo, ardından kasetlerle sürülecek bu iz; Müzeyyen Senar ve gazino kültüründen “Samanyolu” gibi filmleriyle de iz bırakan şarkılara ve Yeşilçam’a, bir döneme damga vuran Anadolu rock’tan yerli disco denemelerine, zevkle dinlenen canlı orkestra çağından kasete sığan 90’lar popuna uzanan sapabileceğiniz keyifl i bir yan yol bu sergi için. Sergide yine Rezan Has’ın 50 yılda oluşturduğu plak koleksiyonundan bir seçkinin görülebileceğini de ekleyeyim.

Tuvalini belinde taşıyan Urartular

Urartu sergisini gezerken dikkatinizi çekecek; bazı kemerler son derece geniş. Zaten geniş, orta ve dar olarak sınıfl andırıyorlar bu tarihi eserleri. Rezan Has Müzesi’ndekilerin enleri 13-18, uzunlukları 90-120 santimetre arasında, birkaç istisna örnek de ise 150 metreyi buluyor. Metal kemerlerin Urartuların devletleşme döneminde ortaya çıktığı ve kimilerinin nekropollerden ele geçirildiği de biliniyor. Kullanan kişinin cinsiyetine göre düzenlenen kemerlerin üzerindeki betimlemeleri incelemeye özel zaman ayırmanızı da tavsiye ederim. Bahsettiğimiz dönemin M.Ö. 8. yüzyıllar olduğunu da anımsarsanız, bu desenler sizi fazlasıyla etkileyecek. Uzmanlarına göre, bu bezemelerden Urartu mimarisi ve askeri düzeni hakkında pek çok bilgi elde etmek mümkün. Yine düzenlenen eğlenceler ve dini aktiviteler de bazı kemerlerdeki betimlemelerde ölümsüz kılınmış. Sıkça rastlanan bir diğer desen de av ve av hayvanları. Hatta yazıtlı kemerler bile var. Özetle bir tür tuvale çevirmişler kemerleri ve yaşamlarını işlemişler onlara.

SİZİN DE TARİH MERAKINIZ DEPREŞTİYSE...

Rezan Has Müzesi’ni gezdikten sonra Urartulara olan merakınız depreştiyse benim gibi, www.rhm.org.tr adresindeki “Urartu Kentleri Canlanıyor” başlıklı üç boyutlu animasyon filmi izlemenizi de öneririm. Bu kısa film, hayallerinizi daha da körükleyecek.

"ODA ODA" GEZİN...

“90 Yılın Tanığı” sergisindeki objeleri, on yıllara ayrılmış, çerçevesi çizilmiş “odalar”a benzeyen bölümler halinde yerleştirmişler salona. Alanı sınırlamayan ama gezenin algılamasını kolaylaştıran bir düzenek olmuş bu.

KİTAPLARA DA VAKİT AYIRIN

Müze, sanat ve tarih meraklılarına bugüne kadar bazı özel yayınlar da sundu. Urartu sergisinin girişindeki alanda, aralarında “Haliç”, “Ateş Pervaneleri-Tulumbacılar”, “Türk Resim Sanatının Bir Asırlık Öyküsü” gibi yapıtların bulunduğu bu kitaplığı inceleyebilir, yapıtlardan edinebilirsiniz.

90 yılın tanığı...

Müzede geçen hafta içinde düzenlenen törenle sanatseverlere sunulan “Rezan Has-90 Yılın Tanıklığı” sergisi, Rezan Has'ın yaşamı özelinde mini bir zaman yolculuğu. Her köşesi anılarıyla bezeli, gardırobundan seçmeler ve 50 yıldır oluşturduğu plak koleksiyonundan parçaların da yer aldığı serginin açılışına Rezan Has ve Has Ailesi’nin farklı kuşaklardan üyeleri de katıldı. Bu arada, müzeye gelmişken, üniversitenin kurucusu Kadir Has’a özel hazırlanan anı bölümüne de göz atın.

Kütüphanenizde bulunsun!

Rezan Has Müzesi açıldığından bu yana pek çok önemli sergiye ev sahipliği yaptı, ama doğrusu "Urartu Takı Koleksiyonu” bir başka. Eğer Anadolu tarihiyle ilgiliyseniz, müzeden temin edebileceğiniz iki yayını da incelemenizi öneririm. İlki, Doç. Dr. Rafet Çavuşoğlu'nun koleksiyonun eşsiz parçası olan “Kemerler”i inceleyen kitabı, diğeriyse “Rezan Has Müzesi Urartu Takıları Restorasyon ve Konservasyon Projesi.”

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.