18 °C

“Ezber bozan stratejilere odaklanmamız lâzım...”

Bir süredir yoğun çalışma temposuna ara veren Önder Halisdemir ile yetiştiği aile ortamından en gurur duyduğu projelerine çalışmadığı süre içinde günlerini nasıl değerlendirdiğinden yakın dönem planlarına uzanan bir söyleşi yaptık.

“Ezber bozan stratejilere odaklanmamız lâzım...”


Bu hafta konuğumuz, Önder Halisdemir. Genç yaşta “duayen” olabilmeyi başarmış bir bankacı. Yenilikçi bir insan. Dünyanın ilk cepten kredi uygulamasını geliştirmiş meselâ. Bankacılıktan spora kadar s ihirli elini değdirmediği yer yok gibi. Her yaptığı işi başarıyla zirveye taşımış. Sultanhamam ve Doğubank’ta yetişmiş. Siyaset de yapmış. Sonra sevmemiş, bırakmış. Birçok kurumda yönetim kurulu başkanı ve üyesi pozisyonunda bulunmuş. Profesyonel yaşama 2016 sonuna kadar ara vermeye ve kendini nadasa bırakmaya karar vermiş. Nadastayken yakadım Önder Bey’i. Biraz konuşunca anladım ki bu nadas işi uzun sürmeyecek. Paylaşmasak olmazdı.

- Anne ve babanızın, ailenizin hayattaki seçimlerinize etkisi oldu mu? Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Eğitimci ve memur bir ailede büyüdüm. Ancak babam kimsesiz çocuklar yetiştirme yurdu müdürü olduğundan dolayı ve evimiz yetiştirme yurdu içinde bir lojman olduğu için en yakın arkadaşlarım kimsesiz çocuklar oldu. Farkındalığımı arttıran bir deneyimdi. Annem ve babam bana ve kardeşlerime açıktan hiç sevgisini belli etmezdi yurttaki çocuklar eziklik duymasın diye. 70’li yılların sonu sağ / sol davası yüzünden örgütler yetiştirme yurdu çocuklarının peşindeydi. En kolay militan devşirilecek yerdi. Babam çocukları kaptırmamak için büyük mücadele veriyordu. Evimiz ve arabamız taşlandı, evin önüne bomba kondu. Babam müziğe meraklıydı, birçok enstrüman çalıyordu, çocuklara öğretip, onları müzikle meşgul edip konserler verdiriyordu. Devletin görevine ve malına saygıyı yine o yıllarda ailemden öğrendim.

- Bu işi yapmaya ne zaman karar verdiniz? Bugün istediğiniz yere geldiğinizi düşünüyor musunuz?

Akbank, Garanti ve YKB’den kabul almıştım, ancak ücretleri görece düşüktü. O zaman yeni kurulduğu için Alternatifb ank en yüksek ücreti veriyordu. Orada başladım. İyi ki öyle yapmışım. İlk üç yılımı teftiş kurulunda geçirdiğim için müthiş zengin bir birikim oluşturdu. Bankacılıkta istediğim yer en tepeydi ve geldim. Üstelik istediğim kadar da tepede kaldım.

- Sosyal medya yaptığınız işte ne kadar etkili?

Bugüne kadar mutfakta yeniliklerle uğraşmayı sevdiğim için ortaya koyduğum iş ve yenilikler Türkiye’de geniş yer buldu. Şimdi birikimlerimi de paylaşmak amacıyla sosyal medyada etkin olmayı planlıyorum.

- Başka hangi mesleği tercih ederdiniz ya da ne yapmak istediniz?

Küçükken başbakan olmak, ülkemizi geliştirmek, çocuk kafamla adaletsizlikleri gidermek istiyordum. İlkokuldan üniversiteye kadar istisnasız sınıf başkanı oldum. Üniversitede sınıf başkanlığı diye bir şey olmayınca, öğrenci kulubü kurdum, başkanı oldum. Sonra yine üniversite yıllarında iktidar partisinde gençlik kolları başkanlığına yükselerek siyaseti deneyimledim. Ancak sevmedim. Kendi yaşım için zirvedeyken bıraktım. Eğer dosdoğru bir adamsanız siyasette üzülürsünüz. İleride üzüleceğimi, dert edineceğimi gördüm. Yol yakınken deneyimi sonlandırmanın en iyisi olduğunu düşündüm. Ancak başka insanlar için iyi bir şeyler yapma ve sosyal fayda üretme konusu hayatta tüm yaptıklarıma eşlik etti.

- Bu işte eğitimin, ilişkilerin ve tecrübenin payı size göre yüzde kaçtır? Özellikle sizin mesleğinizde...

Ülkemizdeki eğitimin tıp ve pilotluk hariç yapılan işe faydalı olduğunu düşünmüyorum. Tecrübe ve açık fikirlilik, belirleyici ilişkiler tamamlayıcıdır.

“KENDİMİ NADASA BIRAKMAK İSTİYORDUM...”

- Sekiz yıl CEO’luk yaptığınız bankanın ismiyle özdeşleşmiştiniz, aniden bıraktınız, piyasa bayağı şaşırdı. Neden?

Haftada 7 gün 12-16 saat çalışıyordum. Yıllık izne birkaç gün, o da aileyi memnun etmek için çıkıyordum. Bu esnada 40 yaşlarına gelmiştim. Tüm bu olağanüstülük içinde oğlum dahil hayatı ıskaladığımı görüyordum. Zaten düşüncelerimi gerçekleştirmiştim. Harika bir miras oluşturdum. Ancak miras yemeyi sevmem. Artık başka misyonlara ihtiyaç duyuyordum. Ancak, bu durumu açıkça prensiplerime aykırı bir karar sebebiyle beyan ederek istifamı verdim. Çalıkbank’a geçişim gibi Aktif Bank’tan ayrılışım da büyük şaşkınlık yarattı. Yaptıklarıma da hiç âşık olmadım. Kendimi biraz nadasa bırakmak, hayatımın iplerini tekrar elime almak istiyordum.

“DOSTLUĞA ZARAR GELECEKSE ISRAR ETMEM...”

- Fakat istediğiniz gibi nadasa bırakmadınız kendinizi, Ağaoğlu Grubu’nun başına geçtiniz.

O esnada birçok teklif geldi. Oysa istediğim nadastı. Ali Ağaoğlu akıllı ve hızlı bir strateji uygulayarak aklımı çeldi. Kendisi şahsen tanıdığım, sektörünün en büyüğü olmayı başarmış, sevdiğim, işlerini takdir ettiğim üstelik bir dost olarak da çok eğlendiğim renkli bir iş adamımızdı. Beni kendisinin yönetimde geri çekileceğine ikna ederek grubun başına geçmem için razı etti. Grupta çalışan, takdir ettiğim, uzun yıllara dayanan dostluklarımın bulunduğu çok değerli ve işinde ehil insanlar da rica etti. Grubun başına geçtim. Ancak hepimizin iyi niyetine rağmen dönüşüm istediğim hızda yol almıyordu. Baktım dostluklarımıza zarar gelecek, benimse zaten hayattan başka beklentilerim var, uzatmadan ayrıldım.

- 2016 Haziran’ında ayrıldınız, bir şey yaptığınızı duymadık. Ne yaptınız sahi?

Kendimi tam da istediğim gibi nadasa bırakmıştım. Teklifl ere kulağımı kapadım. Çok okudum. Ders çalıştım. Yeni büyük şeylere çalıştım. Çeşitli alanlarda kullanılmayan kapasiteleri inceledim. Ülkemizde gereği gibi yapılmayan, dönüşüm ihtiyacı içinde olan işleri tespit ettim. Oğlumla bol vakit geçirdim. Balık tuttum. Tatil yapmayı öğrendim. Çeşitli konularda girişimcilerle bir araya geldim. Çok besleyici bir süreç oldu benim için...

- Hiç unutamadığınız bir anı var mı ? Sizi çok güldüren ya da şaşırtan, belki de kızdıran...

Afganistan, Irak gibi zor coğrafyalarda da iş geliştiriyordum. Çelik yelekler, makineli tüfekli korumalar ve bombalar eşliğindeydi ordaki hayat. Gitmediğim yere personeli göndermezdim. Birgün Bağdat’a yerel ödeme sistemleri geliştirmek ve dış ticaretine aracılık etmek için daha önce başlattığım bir girişimin devamı için bir ekip yolladım. İki genel müdür yardımcım vardı içinde. Güvenli diye Bağdat’ta bir tanıdığımın oteline yerleştirdim. Öğleden önce otelde güçlü bir bomba patlamıştı. Oradaki kontaklarım haber verdi. Hemen arkadaşlara iletişime çalıştım. Telefonla ulaşamıyordum. Gidebilecekleri yerleri aradım, yoklardı. O esnada büyük bir endişe ve acı içerisindeydim. İstifa mektubumu gözümün önüne arkadaşlarım gelerek ağlayarak hazırladım. O an başkaca elimden bir şey gelmiyordu, göreve ben göndermiştim ve bu defa yanlarında değildim. Tam ailelerini arayıp riskten haberdar edecekken, içlerinden Murat Bey aradı. İyi olduklarını, o esnada restoranda olduklarını, eşyalarına zarar geldiğini anlattı. O anki sevincimi anlatacak kelime bulamam.

EZBERLER DÜNE AİTTİ

- Yıl sonu geçti, kendinize koyduğunuz çalışmama yasağınızın bittiğini anlıyorum. Bu kadar beslendiniz, şimdi bu faydalı kalorileri yakmayacak mısınız?

Açıkçası, ezber bozan stratejilere odaklanmamız lâzım. Ezberler düne aitti. Dünkü şablonlar bugün aynı neticelere ulaşmayı sağlamıyor. Şimdi 44 yaşındayım. Bu birikimlerimle memlekete faydalı ve büyük işler ortaya koyacağım sanıyorum. Çeşitli alanlarda fikirlerim ve bunu hayata geçirecek roll-out planlarım var. Ancak gayrimenkulde lokasyon neyse, iş hayatında zamanlama da o demektir. Ülkemizin bu evresinde soft başlangıç yapıyorum. Ofisimi şubat ayında kurmuş olacağım. Önemli ve ilk işlerimden biri 3 senedir aklımda olan, Van Depremi’nde pilot uygulamasını yaptığım bir sosyal yardımlaşma işi. Bu işi bir zekat işi olarak görüyorum. Ofisimde bir taraftan iş aleminin ihtiyaç duyduğu farklı bir danışmanlık hizmeti verirken, görev alacağım yönetim kurulu üyelikleriyle de şirketlere rehberlik yapacağım.

- “İyi ki yapmışım" dediğiniz üç iş nedir?

İlki Akbank’ta geliştirdiğim “cep kredi”dir. Dünyada bir ilkti. Doktora tezimin hayata geçirilmesiydi aslında. Kod adını “Ayşe tatilde” koyup 4 ayda ekibimle hayata geçirdim. Birçok uluslararası ödül kazandırdı, ama keşke patentini alsaydım. İkincisi ismini de koyarak gerçekleştirdiğim “Passolig”tir. Dünyada örneği olmayan uygulamayı; görüntüleme, biletleme, geçiş ve ödeme sistemlerini, tüm bunların entegre çalışmasını, 36 takımla tek tek anlaşmayı, bir dolu aşılacak konuyu, hepsini 7 ayda ekibimle yaptım. Ama hayatımdan 7 ay da gitti. Bunu belki 3 yılda herkes yapabilirdi. Siz de o zorlukları aşarken federasyonun genel sekreteriydiniz. Çok yakın çalıştık. Birçok konuyu aştık. Olağanüstü bir işti, şimdi 3 milyon karta koşuyor.

- Hatırlamaz mıyım! Herkes bize ateş püskürmüştü, ama, her şeye rağmen başardık. Faydası bir gün anlaşılacak mutlaka...

Kesinlikle. Üçüncü başarım “Nkolay”dır. Şimdi ayda 6 milyon adetten fazla işlem yapılıyor. Offl ine ile online dünyanın evlendiği bir iştir. Allah’tan burada patent konusunda safl ık yapmadım. Tabii Aktif Bank’ın yeni nesil iş planıyla ülkenin en büyük yatırım bankası haline dönüşüp şubeye dayanmadan ülkenin en geniş dağıtım kanalına sahip olması da büyük işti.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap