Bakır coşuyor, kurşun ve çinko partiyi kaçırıyor

'Yeşillenen' küresel ekonomi bakır talebini artırarak fiyatları tüm zamanların en yüksek seviyesine çıkardı. Bakırın tonu dün 10.600 doları aştı. Endüstriyel metallerin bir kısmı bakırdaki bu artışa eşlik ederken, elektrifikasyon ve dekarbonizasyon süreciyle doğrudan bağlantılı olmayan bazı metallerde fiyat artışı sınırlı kalıyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Evrim KÜÇÜK

Emtia piyasalarında maraton sürüyor. Küresel emtia fiyatları son 1 yılda neredeyse iki katlandı. Rallinin baş aktörlerinden bir ise bakır oldu. Küresel ekonomik toparlanmayla birlikte talebin artmasının yanı sıra arz endişeleri bakır fiyatlarını 10.600 doların üzerine çıkartarak tüm zamanların rekorunu getirdi. Kalay ve alüminyum fiyatlarında da büyük oranda artış yaşanıyor. Kurşun ve çinko ise metal piyasalarındaki bu partiyi kaçırıyor. Bu ki metalin piyasasında oluşan fazla fiyatlarda güçlü artışı dizginliyor.

Bakır fiyatları, büyük ekonomilerin yeniden açılması ve “yeşil ekonomiye’ geçiş için ihtiyaç duyulan madenler için artan talebin tetiklediği rallinin son ayağında cuma günü rekor seviyeye ulaştı. Elektrikli araçlardan çamaşır makinelerine kadar her şeyde kullanılan bakır, bir önceki emtia patlaması sırasında 2011 yılında gördüğü zirveyi geçmeyi başardı ve Londra’da ton başına 10.400 doların üzerini test etti. Fiyatlar, salgın nedeniyle geçen yılın mart ayında gördüğü dip seviyeden iki kat artış gösterdi. Yılbaşından bu yana ise fiyatlardaki artış yüzde 40’a yaklaştı. Dünyanın en büyük bakır üreticisi Şili'de bakır sektörüne dönük sert bir faiz artışı öngören yasa tasarısının Kongre'nin alt kanadında onaylanması son fiyat artışlarında etki oldu.

Alüminyum %30 kalay %47 prim yaptı

Kalay da hareketli haftalar geçiriyor. Londra’da 3 ay vadeli kalayın tonu 10 yıldır ilk kez 30 bin doları aştı. Devre kartlarını ve kabloları birbirine bağlayan bir madde olan lehim yapmak için kullanılan kalayın fiyatı, elektronik endüstrisinden gelen talebin yardımıyla yılbaşından bu yana yüzde 47 yükseldi. Son 1 yıl içindeki fiyat artışı da yüzde 100’ü buldu.

Alüminyum bu yıl en çok fiyat artışı kaydedilen metaller arasında. Otomotiv, ambalaj ve inşaat sektörlerinin COVID-19 pandemisinden toparlanmaya başlaması alüminyum talebini canlandırdı. Ancak artan talebe karşın Önde gelen üreticiler Çin ve Rusya'da tedarik endişeleriyle alüminyum fiyatları 2.583 dolarla son yılların en yüksek seviyesine çıktı. Son 1 yıl içinde fiyat artışı neredeyse yüzde 80 olurken, yılbaşından bu yana artış yüzde 30’u aştı. Fiyatların 2018'in zirvesi olan 2.718 dolara doğru ilerlediği belirtiliyor.

Arz fazlası kurşun ve çinkoyu dizginliyor

Ancak metal piyasalarındaki bu coşku kurşun ve çinkoda güçlü bir şekilde hissedilmiyor. Bunun nedeni, Uluslararası Kurşun ve Çinko Çalışma Grubu'nun (ILZSG) belirttiği gibi, her iki pazarın da geçen yıl büyük arz fazlası kaydetmesi ve bu yıl da aynı şeyi yapma eğiliminde olmaları.

Mart 2020’den çinko fiyatları diğer metallere göre daha ılımlı sayılacak bir oranda yani yüzde 58 yükselirken, kurşundaki artış sadece yüzde 30 oldu. Çinko fiyatları yılbaşından bu yana yüzde 10 artışla 3.048 dolar/ton seviyesinde bulunuyor. Kurşun ise yüzde 13 yükselerek 2.220 dolara geldi.

ILZSG'nin yaptığı değerlendirmeye göre, rafine çinko piyasası geçen yıl 486.000 tonluk bir fazla verdikten sonra, bu yıl da 3253.000 tonluk fazla vermeye hazırlanıyor. Kurşun üretimi geçen yıl kullanımı 172.000 ton aşarken, bu yıl 96.000 tonla art arda üçüncü yıl arz fazlası olacak.

Fiziksel fazlalık, her iki metal üzerinde baskı oluşturuyor. Nitekim bu iki metal, yükseliş furyasına kapılan diğer metallerde itici güçlerden olan elektrifikasyon ve dekarbonizasyon süreciyle belirgin bir bağa sahip değil. Her ne kadar bu metalin küresel ekonomik iyileşmesinden yararlanmaya devam etmesi beklense de, analistlere göre lityum ve kobalt gibi diğer batarya metalleri üzerinde oluşan yatırım heyecanını yaratması muhtemel görünmüyor.

Bakırda 20 bin dolar konuşulmaya başlandı

Londra merkezli hedge fon Commodities World Capital LLP'den yatırım uzmanı Luke Sadrian, bakır fiyatlarının büyük ölçüde Batı'daki ekonomik toparlanma nedeniyle önümüzdeki birkaç ay içinde ton başına 11.500 ila 12.000 dolar arasına yükseleceğini söyledi. Sadrian, elektrikli otomobil altyapısında bakır talebinin artması ve metalin diğer yeni kullanımları göz önüne alındığında, önümüzdeki beş yıl içinde daha fazla kazanım bekliyor. Birçok analist ve sektör temsilcisi de 2025 yılına kadar fiyatlarda ton başına 15.000 dolara ulaşabileceğine inanıyor. Bank of America, arz tarafında çok ciddi sıkıntıların yaşanması halinde fiyatların 20 bin dolara kadar gidebileceğini öngörüyor. Daha önce bakırda en önemli oyuncu Çin iken, analistler artık bu durumun değişmeye başladığını, ABD ile AB’nin son 10 yılda önemli tüketiciler haline geldiğini hatırlatıyorlar.

Metal sektörü, hammadde ihracatına sınırlama, ithalatına kolaylık istiyor

Erkan ÇAKAN

Girdi fiyatlarının son dönemde katlanarak artması metal üretim maliyetlerini yükseltti. Fiyat artışının yanısıra metal sektörü hammaddelerinin temininde de sorunlar yaşanıyor. Sektör temsilcileri, uluslararası piyasalarda maratona dönüşen fiyat artışlarından ve tadarik sorunlarından etkilenmemek için, yurtiçi üretim artırılması gereğine işaret ediyor. Sektörün bir başka çözüm önerisi ise hurdanın ihraç edilmeyip iç piyasaya verilmesi.

Ekonomilerdeki canlanma ve sanayi üretimindeki artışın metal ürünlere talebi artırması, girdi fiyatlarını yukarı çekti. Bu süreçte Çin’in sözkonusu ürünlerde ihracatı teşvik edici uygulamaları kaldırması da fiyatların yükselmesinde etkili oldu. Cevher fiyatı 80 dolardan 230 dolara, hurda fiyatı 238 dolardan 500 dolara yükseldi. Bakır ton fiyatı ise 4 bin 700 dolardan 10 bin 628 dolara çıktı. DÜNYA’nın görüşlerini aldığı sektör temsilcileri, fiyat artışlarından tüm piyasanın ciddi biçimde etkilendiğini belirtti.

“Fiyat artışlarını Çin tetikledi”

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Veysel Yayan: “Çin’in müdahalesi hurda ve cevher fiyatlarının son günlerde hızla yükselmesine neden oldu. Bu süreçte talepteki artış da hız kesmedi. Yeterli girdi sağlanmaması ve bazı üretici firmaların stoğa yönelmesi, talebin de artması ile birlikte fiyatların yükselmesine neden oldu. Cevher fiyatı 2020 yılının nisan ayında 80 dolarda bulunuyordu, bu fiyat 226 dolara çıktı. Hurda fiyatı da aynı dönemde 238 dolardan 500 dolara yükseldi. Bu artış tüm metal ürünlerinde fiyatların yükselmesine neden oluyor. Fiyatlardaki dengesizlik tüm piyasayı olumsuz etkiliyor. Tüketiciler daha pahalı ürün almak zorunda kalıyor. Bu durumun Ağustos sonundan itibaren, kademeli bir şekilde dengeye kavuşabileceğini öngörüyoruz.”

“İç piyasanın ihtiyacını karşılamak için mesai yapılıyor”

Çelik İhracatçılar Birliği (ÇİB) Başkan Yardımcı Uğur Dalbeler: “Dünyada aşılamayla birlikte pandeminin etkisi azalmaya başladı. Ülkeler ekonomilerini teşviklerle destekleyerek çarkların hızlı dönmesini sağlıyor. Bu durum da üretimi artırdı ve metal ürünlerine talebi yükseltti. Önce ürün fiyatları arttı ve bununla beraber hurda ve cevher fiyatları da yükseldi. Ayrıca Çin’in ihracatında teşvikleri kaldırması bu artışta etkili oldu. Bu fiyat artışlarının tüm sektörlere yansıması oluyor. Türk çelik üreticileri, iç piyasadaki talebi karşılamak için yoğun mesai harcıyor. Yassı çelik ürünlerinde ilk çeyrekte ihracat yüzde 35 düştü, ithalat ise yüzde 30 arttı. Bu da gösteriyor ki, üreticilerimiz daha çok iç piyasaya çalışıyor.”

Bakır ve alüminyum talebi daha da artacak

İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Başkanı Tahsin Öztiryaki: “Ülkelerin merkez bankalarının ve devletlerin ekonomiyi canlandırma adına yaptıkları girişimler, hammadde fiyatlarında topyekûn bir artışı beraberinde getirdi. Önceki yıllara göre tüm hammadde fiyatları arttı. Endüstriyel metallerde fiyat artışı emtialar arasında önde geliyor. Özellikle bakır tüm sanayi dallarında kullanılmasıyla fiyatı rekor düzeyde yükseldi. Bu fiyat artışları girdi maliyetlerini yükseltiyor ve tüketiciye kadar ürünlerin fiyatları da artıyor. Artan hammadde fiyatlarından daha az etkilenmek için hammaddenin Türkiye’de üretilmesi gerekir. Türkiye’de çıkan hurdanın Türkiye’de kalması ve işlenmesi gerekir. Bütün ülkeler hammaddeyi kendi sınırları içinde tutmak için bir çabaya gösteriyor. Çin çelik ürünlerinde iç piyasasını özendirmek için 146 çelik ürününe uyguladığı yüzde 13’lük teşvik mahiyetindeki ihracat vergi iadesini kaldırdı. Bu da dünya çelik fiyatlarını artırdı. Bu arada karbon emisyonlarının azaltılması çabaları, elektrikli araçlara geçiş trendi, bakır ve alüminyum gibi metallere olan talebi daha da artıracak. Tüm bu gelişmeler karşısında metal fiyatlarının bir müddet daha artışına devam edebilir.”

Demir çelik ihracatına kota getirilsin

İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu (İMKON) Başkanı Tahir Tellioğlu: “Demir fiyatları son 1 yılda yüzde 100 arttı ve ton fiyatı 3 bin 250 TL’den 7 bin liranın üzerine çıktı. Sektörü korumak için bir takım önlemler alınması gerekir. Türkiye’deki demir çelik üreticilerinin üretim kapasitesi yurtiçi tüketimin iki katı kadar. Çin’in üretimi kısıp ithalatçı olmasıyla bu ülkeye ihracat daha da artabilir. O yüzden devlet demir çelik ihracatına yüzde 50 oranında kota getirebilir. Bunu yapamıyorsak KDV oranları yüzde 18’den sıfıra düşürebilir. Ayrıca demir-çelik ithalatında alınan vergiler düşürülebilir. Bu önlemler alınmadığı takdirde kentsel dönüşüm kapsamında her yıl yapılması planlanan 300 bin konutun yapılması mümkün olamayacaktır.”