13 °C

Atılan adımlara rağmen dolar neden yükseliyor?

Geçtiğimiz hafta faiz artışı ile başlayan sonrasında swap limitlerinin esnetilmesi ve bugün de aktif rasyo indirimiyle devam eden hamleler TL'deki değer kaybını durduramıyor. Döviz kurları nereye gidiyor, dolar ve euro neden yükseliyor?

Atılan adımlara rağmen dolar neden yükseliyor?

Hüseyin KOYUNCUOĞLU

Geçtiğimiz hafta Merkez Bankası'nın 200 baz puanlık faiz artışıyla başlayan piyasalarda normalleşme adımlarına rağmen Türk Lirası'ndaki değer kaybı devam ediyor. Perşembe günü faiz artışı, cuma günü swap limitlerinin esnetilmesi ve bugün gelen aktif rasyo indirimlerine karşın dolar ve euro, TL karşısında yeniden zirveyi gördü, İngiliz Sterlini ise 10 lira barajını aştı.

Yeni haftanın ilk saatlerinde illikit piyasada gece kısa süreliğine de dolar/TL 7,85; euro/TL ise 9,12'nin üzerine çıkarak hareketli geçeceğinin ilk sinyalini vermişti. Piyasaların açılmasıyla birlikte sabah saatlerin 7,66'lardaki dolar/TL kademeli bir şekilde yükselişe geçti ve günün ikinci yarısında 7,85 seviyesine kadar geldi. Euro/TL de sabah 8,90'lardayken ardından 9,15'e geldi. Hızlı yükselişlerin ardından döviz kurlarında bir miktar geri çekilme gözlendi. Saat 17:30 itibariyle dolar/TL 7,7760 ve euro/TL 9,07 seviyesinde yer aldı. Ama cuma kapanışlarına göre kurlarda yüzde 1,5'i aşan yukarı yönlü hareket söz konusu.

Sterlin 10 lirayı aştı

Bu arada geçtiğimiz haftayı 9,77'den tamamlayan İngiliz Sterlini de Türk Lirası'nda yaşanan değer kaybıyla birlikte 10 lira barajını aştı. İngiliz Sterlini/TL kuru, 10 seviyesinin üzerinde işlem görüyor.

Repo ihalesi açılmadı, piyasa likidite penceresine yönlendiriliyor
Merkez Bankası ve BDDK başta olmak üzere ekonomi yönetimi Türk Lirası'ndaki değer kaybını sınırlamak için aldığı önlemlere ek olarak bugün repo ihalesi de açılmadı. İhale açmayan TCMB, piyasayı gecelik likidite penceresine yönlendirerek ağırlıklı ortalama fonlama maliyetini yükseltmeyi hedefliyor.


Ahlatçı Menkul Değerler Araştırma Müdürü Barış Ürkün:
Azerbaycan gelişmeleri hamlelerin etkisini zayıflattı

Haftanın başlangıcında piyasalarda yaşana hareketliliği değerlendiren Ahlatçı Menkul Değerler Araştırma Müdürü Barış Ürkün, DÜNYA'ya gönderdiği bilgi notunda, normalleşme adımları atılmış olsa da Azerbaycan-Ermenistan gelişmelerinin bu adımların etkisini zayıflattığını dile getiriyor. Kuzey Suriye ardından Doğu Akdeniz üzerinden yaşanan gerilimde bir miktar yumuşama sağlanmış olsa da bu son gelişmenin Türk Lirası üzerinde negatif etkisinin gözlendiğini aktaran ÜRKÜN, repo ihalesi açılmamasıyla piyasaların 10,25 yerine piyasayı geç likidite penceresinden fonlamayı tercih ettiğini belirtti.

Marbaş Menkul Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru:
Dolar/TL 7,50'nin altında kalmadıkça...

Döviz kurlarındaki düşmeyen tansiyonu değerlendiren Marbaş Menkul Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru, TCMB'nin politika faizini 8,25'den 10,25'e çıkarması önemli bir mesaj olduğunu ancak hali hazırda AOFM'nin bu seviyenin üzerinde seyrediyor olması piyasadaki algıyı bozamadığına işaret etti. Dolardaki yükselişe neden olan bir diğer önemli etki olarak ise Azerbaycan-Ermenistan hattından gelen haber akışı ve bunun yarattığı belirsiz ortam olduğunu belirten Kuru,  "TL varlıklar üzerinde kısmi baskılayıcı etkisi olarak görünüyor.
Teknik olarak temmuz ayı sonunda 6,85'den başlayan yükselen formasyonu içindeyiz, bu formasyonda normal fiyatlanma aralığı 7,50 - 7,75 olarak görünüyor. 7,50'nin altında kalıcılık sağlanmadıkça piyasa algısının yukarı yönlü olmaya devam etmesini bekliyoruz" dedi.

'5'er 5'er gidilecekse normalleşme epey zaman alacak"

Dünya Gazetesi yazarı Fatih Özatay, BDDK'nın aktif rasyoyu 1.5 ay önce yüzde 95'e, şimdi de yüzde 90'a indirdiğini hatırlatarak, "Beşer beşer gidilecekse normale dönmek bayağı bir zaman alacak. Normali geciktirmeye ne gerek var? Aktif rasyosunun tümden kaldırılması gerekiyor" görüşünü paylaştı.

Ekonomist Eren Can Umut:
Tek faiz oranı ile sadeleşme politikası daha etkili olurdu

Ekonomist Eren Can Umut ise kurdaki artışın nedenlerini şöyle sıraladı:  “TCMB son gerçekleştirdiği PPK toplantısında piyasa beklentilerinin aksine politika faizinde 200 bp faiz artırıma gitti. Kararı sürpriz olarak nitelendirebiliriz. Özellikle enflasyonda yaşanan yukarı hareket nedeniyle bu kararın alındığını karar metninde gördük. Fakat faiz adımlarının devam edeceğine ilişkin bir sinyal gelmedi. Peki, bu faiz artırımı ve arkasından BDDK’nın almış olduğu piyasayı rahatlatıcı kararlara rağmen TL’de yaşanan değerlenmenin sınırlı kalması ve yeni haftada yeni rekorların görülmesini nasıl yorumlamak gerekiyor?

-TCMB 200 bp faiz artırımı ile politika faizini 8.25’den 10.25 seviyesine yükseltti. Karar pozitif yönde sürpriz olarak nitelendirilebilir. Yalnız yeterli bir adım mı? Hayır… Sonuçta faiz artırımı TL’nin cazibesini artırarak dolarizasyonun önüne geçilmesi için yapılır. Bu sayede TL’de oluşan değer kaybı duraklar ve enflasyonu yükseltici etkisi azalır. Fakat 200 b faiz artışı kısa sürede mevduata pozitif reel faiz verecek bir adım değil. Sonuçta politika faizi 10.25 seviyesine yükselirken AOFM 10.65 seviyesinde bulunuyordu. Önden yüklemeli faiz artırımını tek faiz oranı ile sadeleşme politikası izleseydi çok daha olumlu bir etki oluşabilirdi.

-TCMB’nin faiz kararının ardından BDDK’nın bankaların TL alımında swap miktarını yasal özkaynaklara oranını %1’den %10’a yükseltmesi de bir diğer normalleşme adımıydı. BDDK kurun sert yükseldiği ve oynaklığın bir hayli arttığı dönemlerde yabancı bankaların TL’ye erişimi zorlaştıran kararları yabancı yatırımcı nezdinde güven zedeleyen unsur olarak karşımıza çıkıyordu. Bu noktada güven unsurunu tamir etmek bir hayli zor ve zaman alacak gibi duruyor. Swap limitlerini genişletsek de yeniden eski seviyelere gelme ihtimali bulunuyor. Dolayısıyla yabancı yatırımcı yoğurdu üfleyerek yiyecektir. Zaten TL’de oluşan fiyatlamalardan da bunu görebiliyoruz.

-BDDK’nın atmış olduğu bir diğer adım da aktif rasyosunu düşürmeye ilişkin. Mevduat bankalarında %90, katılım bankalarında %70’e geriledi. Yani bir diğer değişle BDDK, bankalara kredi ver baskısını hafifletti. Yalnız TCMB’nin sıkılaştırmada gaza bastığı ve enflasyon beklentilerinin bozulduğu bu dönemde aktif rasyosunun tamamen kalkması gerekiyor.

Özetle atılan adımlar doğru yönde olsa da güç olarak zayıf. Tabii bu adımlarda geç kalmışlığın oluşturduğu negatif hava da kolaylıkla terse dönecekmiş gibi durmuyor. En azından doğru yönde olsa da ürkek politikalar ile… Bu noktada ana şart pozitif reel faize bir an önce ve arka kapı politikalarını kullanmadan dönmemiz.

Uzun vadede istikrarlı büyüme enflasyonu kontrol altına almak ile olur. Kısa vadeli büyümeye ilişkin politikaların ciddi yan etkilerini yaşamaktayız.”

BDDK'dan aktif rasyoda 5 puan indirimBDDK'dan aktif rasyoda 5 puan indirim

TCMB'nin resmi rezerv varlıkları ağustosta yüzde 14 azaldıTCMB'nin resmi rezerv varlıkları ağustosta yüzde 14 azaldı

 

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap