Baş ekonomistler 2021’de 'hisse' dedi

Ekonomide bu yıl dengelenme bekleyen uzmanlara göre, aşılamanın başarısı ve sıkı para politikasının devamına bağlı olarak TL varlıkların getirisi artacak.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

2021’e hızlı başladık. Türk Lirası varlıklar değerleniyor, borsada yabancı girişi devam ediyor. Peki, baş ekonomistler yılı nasıl görüyor. Öncelikle son aylardaki ekonomi politikalarındaki yaklaşımın ve temkinli hamlelerin sürmesi turizm gelirlerindeki canlanma beklentileri ve aşılama çalışmalarının hızlanmasının Türkiye ekonomisine büyük destek vereceğini öngören baş ekonomistler büyümede yüzde 4-5 seviyesinde agresif olmayan bir seviyenin tutturulmasını bekliyor. Baş ekonomistler dolarizasyonun çözülmesini kritik önemde bulurken borsada ise ucuz kalan bankacılık hisseleri öncülüğünde BIST100’de 1650- 1750 seviyelerine ulaşılabileceğini vurguluyor. Akbank, İş Yatırım, Halk Yatırım, Ziraat Yatırım, Albaraka Banknot, İntegral Yatırım, İnvest AZ baş ekonomistleri Dünya için değerlendirdi.

Cari açık ve enflasyonda gerileme

Akbank Baş Ekonomisti Fatma Melek:

2021 yılının bir dengelenme yılı olacağını değerlendiriyoruz. 2020’ye göre para ve kredi koşullarının çok daha sıkı olmasını cari işlemler açığı ve enflasyonun da gerilemesini bekliyoruz. Enflasyonda birikimli döviz kuru geçişkenliğinin de etkisiyle nisana kadar yüksek seyrin korunmasını, sonrasında kademeli gerileyerek yılı yüzde 11-11,5 seviyesinde tamamlamasını bekliyoruz. Reel kurun değer kazanmasını, petrol fiyatlarında sınırlı bir yükseliş olmasını öngörüyoruz. Cari açık beklentimiz 18 milyar dolar. İthalat tarafında emtia fiyatlarındaki artış yukarı yönlü etki oluşturmakla birlikte, sıkı para ve temkinli kredi politikası ile birlikte altın ithalatının normalize olacağını, aşı gelişmeleriyle seyahat gelirlerinde de 2020’ye göre belirgin artış olacağını öngördük. Ayrıca ihracatın ithalatın üzerinde artış göstermesini bekliyoruz. Büyüme beklentimiz yüzde 4; ilk çeyrek büyümenin zayıf seyretmesini, 2. çeyrekte güçlü düşük baz etkisinin önemli olmasını, yılın 2. yarısında net ihracattan gelecek pozitif katkının belirginleşmesini bekliyoruz. Büyüme üzerinde bir miktar yukarı yönlü risk görüyoruz. 2021 yılının temasının dengelenme ve sürdürülebilir büyüme olduğunu değerlendiriyoruz.

Borsada yukarı yönlü potansiyel yüksek. 2021’de yurt içi dengelenmede olumlu seyir, yurtdışı ekonomik aktivitede ve aşı gelişmelerinde olumlu görünüm ve dolar endeksinde beklenen gerilemenin ABD dışındaki hisse senedi piyasalarına ve özellikle değerlemeleri daha düşük gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarına talebi artıracaktır. Borsa dolar bazında 2013’den beri düşüş trendinde. Borsadaki değerlemelere baktığımızda; tahminlere göre piyasa F/K ortalaması 6.7X mertebesinde ve gelişmekte olan ülkeler arasında en düşük F/K oranına sahip piyasalardan biri.  GOÜ ortalamasına göre yaklaşık yüzde 50 iskontomuz var. Bu iskontonun 2021’de azalmasını bekliyoruz.

2021’de kar beklentilerimiz de kuvvetlendi. Banka dışı kesimde yüzde 50, özel bankalar da yıllık yüzde 40 mertebesinde kar artışı bekliyoruz. Bu da F/K oranlarını ve borsayı destekliyor. Yıl içinde CDS primlerinin daha da aşağıya gelmesi borsaya ek destek verecektir. Türkiye’de reel kur endeksinin gelmiş olduğu çok düşük seviyeler ve 2021’de beklediğimiz reel değerlenme ile  Dolar/TL’deki artış eğiliminin son yıllardakine göre çok daha sınırlı kalmasını ve orta vadeli enflasyon gerçekleşmelerine büyük ölçüde paralel seyredeceğini değerlendiriyoruz.

Sektörel bazda banka hisseleri ucuz kaldı, burada potansiyel var. Büyümeye duyarlı, döngüsel sektörler öne çıkar; petrol, petro kimya, demir çelik gibi. Yılın 2. yarısında turizm gelirlerinin de olumluya dönmesiyle havacılık sektöründe potansiyel olur.  Dayanıklı tüketim ve otomotiv sektörlerinde 2020 yılının yüksek baz etkisi göz önüne alındığında bu sektörlerde seçici olmakta yarar görüyoruz.

Borsa İstanbul pozitif ayrışacak

Halk Yatırım Araştırma Direktörü Banu Kıvcı Tokalı:

Küresel salgının, ülkelerin hem ekonomik hem de sosyal yapısını derinden etkilediği 2020, dünyayı sarsan yıl olarak kayıtlara geçerken; 2021 yılı da dengelerin yeniden inşa edileceği bir dönemin başlangıcı olma niteliği taşıyor. Yeni dönemde, yeni dünya düzenine ulaşma yolunda, mevcut ekonomik ve siyasi politikaların nasıl bir dönüşüm süreci göstereceğini takip edeceğiz. 2008 küresel krizinden bu yana, politika otoritelerinin dünya ekonomisini ‘sürdürülebilir büyüme’ çizgisine getirebilmek için eş anlı ve kararlılıkla uygulamaktan çekinmediği olağanüstü önlemlerin, salgınla mücadelede ulaştığı ciddi boyut dikkate alındığında, küresel ekonomide önce normalleşme sonrasında da yeni dengelerin oluşma sürecinin sancılı geçeceği açık. Özellikle, bu olağanüstü önlemlerin neden olduğu kamu borçlarının ve gelir eşitsizliklerinin ulaştığı seviyeleri göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu süreçte; yeni dünya düzenine doğru ilerleyen ve kırılganlıklarını gözeterek uyum sağlayan ekonomilerin, borç yükü ve gelir eşitsizliğini azaltma yönünde gelişim göstereceklerini öngörüyoruz. Bu gelişimin, söz konusu ekonomiler için sürdürülebilir büyümeye ulaşmada önemli bir adım olacağını ve yeniden şekillenen ekonomik dengelerde ‘olumlu ayrışanlar’ grubunda yer almalarını sağlayabileceğini düşünüyoruz.

İçeride de ‘yeni dengelenmenin’, güçlenme işaretleriyle başladığımız 2021 yılında; ekonomik dengelerle uyumlu politika yaklaşımı sayesinde, BIST’in gelişen piyasalar arasında pozitif ayrışan borsalardan biri olmasını bekliyoruz. Ekonomik aktivitede iyileşme ve reel kurun tarihi düşük seviyeleri görmüş olması gibi unsurlar da destekleyici olacaktır. BIST100 endeksi için 12 aylık hedef seviyemiz 1.725’tir.

Model portföyümüzü oluştururken; küresel düşük faiz ortamıyla birlikte, içeride ekonomik dengelenme ve fiyat istikrarını sağlama kararlılığına ek olarak banka-sanayi rasyosunda gelinen düşük seviyeleri dikkatle takip ediyoruz. Bu çerçevede, bankacılık endeksinin sanayi endeksinden pozitif ayrışacağını, bankacılığın yanı sıra petrol-petrokimya, telekom, gıda perakendeciliği, demir-çelik, cam ve otomotiv sektörlerinin de öne çıkacağını düşünüyoruz. Model Portföyümüzde yer alan hisseler ise; GARAN, YKBNK, TUPRS, PETKM, TCELL, MGROS, EREGL, SISE ve TOASO’dur.

TL’de yüzde 3-4 değerlenme bekliyoruz

İş Yatırım Araştırma Direktörü Serhat Gürleyen:
Türk Lirası’nın yüzde 3-4 değer kazanmasını bekliyoruz. Sene sonu tahminimiz dolar/TL’de 8.1, faiz tarafında yüzde 13. 2021’in özellikle ilk çeyreğinde yeni yıl zamları, uluslararası gıda ve emtia fiyatlarındaki artış, mevsim normallerinin altında kalan yağışlar sebebiyle enflasyon yüksek seyretmeye devam edecek.

Gıda fiyatlarındaki yukarı yönlü risklere rağmen sıkı para politikasını sayesinde enflasyonun yüzde 10,7 seviyesine gerileyeceğini öngörüyoruz. Ekim ayı ödemeler dengesinde yükselen kurun cari açığı baskılaması, eurotahvil ihraçları ile finans hesabından girişler ve net hata noksan kaleminin artıya geçmesi ile 2020 Şubat ayından bu yana ilk defa rezerv girişi gördük. Kasım - aralık aylarında ise liranın değerlenişi ile güçlü iç talebin yan yana gelmesi ithalatın hızla yükselmesine, cari dengenin yeniden bozulmasına sebep oldu. Gelişmekte olan piyasalara para girişi devam eder ve güven tesis edilirse dolar Türk lirasına karşı 7.0 - 7.5 bandına gerileyebilir. Borsa İstanbul, Türkiye risk priminin düştüğü, Türk lirasının reel olarak değer kazandığı bir senaryoda potansiyel getirisi en yüksek yatırım aracı olarak öne çıkıyor. Cazip değerlemeler ve düşük yabancı pozisyonlanması Borsa İstanbul’un önünü açıyor. Geçmiş dönemin tersine yükseliş büyük ve likit (BIST 30) şirketler önderliğinde olacak.

TL'deki değer kazancına bağlı tek haneli enflasyon

Albaraka Türk Baş Ekonomisti Ömer Emeç:

2021’de Türkiye ekonomisinin ilk iki çeyrek bir miktar yavaşlamasını bekliyoruz. Burada en önemli etken TCMB’nin son iki ayda yaptığı faiz artırımları ve bunların kredi büyümesinde sebep olacağı azalış. Tüm dünyada mevcut halde ciddi şekilde genişlemeci para ve maliye politikaları izliyoruz malum. Bu tip dönemler genellikle en iyi ekonomik getiriyi vaat eden sahip gelişmekte olan ülkelere ciddi miktarlarda kaynağın aktığı dönemlerdir, nitekim kasım başından beri önemli bir yatırımcı girişi izledik bu ülkelere. Bu dönemden faydalanabilmek ve içerideki finansal koşulların rahatlatabilmesi için gereken şey ise güven ve pozitif momentumdu. TCMB’nin hamleleri bu ikisine de önemli katkı yaptığı için faiz artışlarının ekonomik aktivitedeki etkisi o kadar büyük olmayabilir. İkinci çeyrek sonrasında ise TCMB’nin enflasyondaki düşüşle birlikte atacağını öngördüğümüz ölçülü faiz indirimi adımlarıyla aktivite belli ölçüde toparlanacaktır. Ayrıca malum turizm sektörü ülke ekonomisinin doğrudan yüzde 3’ünü teşkil ediyor, dolaylı olarak ise yüzde 13’e kadar çıkabilen bir etkisi var. Covid sonrası dönemde bu sektörde öngördüğümüz toparlanma da büyümeyi destekleyici unsurlardan olacaktır. Bu bağlamda yıl genelinde yaklaşık yüzde 5-6 gibi bir büyüme rakamı bekliyoruz.

Halihazırda küresel emtia fiyatlarının, metaller tarafında arzın talebe yetişmekte zorluk yaşaması, petrolde ise OPEC+’in hamleleri sebebiyle çok hızlı yükseldiği bir süreçten geçiyoruz. Keza küresel gıda fiyatlarında da benzer bir durum var. Bu dengesizliklerin ilk çeyrek sonuna doğru çözümleneceğini düşünüyoruz ancak o tarihe kadar bu yükseliş enflasyon üzerinde bir miktar baskı yaratabilir. Biz enflasyonun nisanda pik yaptıktan sonra baz etkisi, TL’deki değer kazancı ve TCMB ile BDDK’nın attığı talebi azaltıcı hamleler sebebiyle aşağı gelişine başlayacağını ve yılı 10-10,5 arası bir yerde bitireceğini düşünüyoruz. TL’deki kazancın boyutuna bağlı olarak tek hane de ihtimaller dahilinde. Mevcut koşullarda TL’nin reel olarak değerlenmesi çok yüksek olasılık iken, nominal kur hareketlerde ise Merkez Bankasının rezerv politikasından ters dolarizasyona, Covid 19 gelişmelerinden küresel risk iştahına kadar birçok gelişme etkili olacak.

Borsa tarafında ise genel olarak hala ciddi potansiyel olduğunu düşünüyoruz. Bu düşüncemiz sadece halka açık şirketlerin kendi potansiyeli ile değil, hatta daha çok küresel risk iştahı ile ilgili. Fiyat/Defter Değeri bantlarına baktığınızda görülen tablo şu: Eğer BİST 100 2013 Nisan ayındaki gibi fiyatlanıyor olsa endeksin olması gerekecek yer 2300, 2017 gibi fiyatlanıyor olsa 1650 dolayları. Az evvel küresel ekonomiye dair çizdiğim tablo bize bu ikisi arasında kalan bir senaryonun daha uygun olduğunu söylüyor. Dolayısı ile bu yıl, ne 2013 Nisan ayındaki gibi bir sınırsızca coşkulu, ne de 2017’deki gibi olumlu giden ama Fed’in faiz artırımı yapacak olmasından ötürü ürkek hareket eden bir fiyatlama bekliyoruz.

BIST100 endeksinde 1750 seviyesi

InvestAZ Araştırma Müdürü Yusuf Topçu: 

2021’e dair makro iktisadi beklentiler hesaplanırken temelde 2 senaryo öne çıkıyor. Dünya Bankası beklentilerinde olduğu gibi aşıların ve aşılanmanın en hızlı şekilde ilerlediği, dolayısıyla ekonomilerin hızlı bir şekilde eski düzene döneceğini öngören iyimser senaryo ile bu noktalarda yaşanacak aksaklıkların ve koronavirüste mutasyonların dünyayı götüreceği ikinci bir alternatif senaryo. Bizim hesaplamalarımız olasılıksal anlamda iki senaryonun ağırlıklandırılmasına dayanıyor. Genel olarak beklentiler, görünürde olan ilk senaryo olan eski normale hızlı dönüş senaryosu dahilinde oluşuyor diyebiliriz.

Dünya Bankası’nın yüzde 4 öngördüğü küresel GSYH büyümesi durumunda sıkı para politikası ve düşük GSYH büyümesi ile 2021’e başlayan Türkiye ekonomisinde bahar aylarından itibaren genişlemeci adımlar atılması beklenebilir. Bu yıl baz etkisinin de desteğiyle yüzde 4-4,5 bandında bir büyümeyle kapatılabilir.

Yüzde 17’ye çekilen politika faizinden sonra ocak ayının başlarında gecelik faizlerde ve TL maliyetini gösteren bazı enstrümanlarda yüzde 17’nin altına geri çekilmeler izleniyor. Hem kur hem faiz baskısının ortadan kalkmaya başlayabileceği bahar aylarına gelindiğinde enflasyonda sınırlı düşüşler başlayabilir. Devamında ise enflasyondaki düşüşle birlikte faizlerde düşüş dönemini takip edebiliriz. Yıl sonu global parasal duruşun gevşek durmaya devam etmesinin kuvvetle muhtemel olması, TL maliyetlerinde tek haneli fiyatlara doğru bir yolculuğu destekleyecektir.

Dolar kurunun ateşi önce 19 Kasım ardından 24 Aralık’ta atılan faiz adımlarıyla söndürülmüştü. Şu sıralar yabancı yatırım bankalarının tamamı TL’de alım pozisyonu öneriyor. Dünyaca ünlü kimi bankaların Dolar/TL hedef fiyatları 6.80’in altına kadar inmiş durumda. TL pozitif gelişmelerin bir süre daha devam edeceğini düşünüyoruz. Uluslararası piyasalarda devam eden pozitif TL görünümü borsaya da ek yatırım çekecektir. 2021’e girerken yıl sonu için BIST100 hedefimizi 1.725 olarak belirliyoruz.

Dolar/TL’de 6.50 seviyesi beklenebilir

İntegral Yatırım Araştırma Direktörü Tuncay Turşucu: 

2021 yılında yüzde 3,8 büyüme bekliyoruz. TÜFE beklentimiz yüzde 10, işsizlik oranı beklentimiz yüzde 13 seviyesinde. 22.4 milyar dolar cari açık beklentimiz bulunuyor.

2021 yılında borsanın olumlu performans göstermesini bekliyoruz. BIST100 endeksinin zaman zaman geri çekilmeler gösterse bile yılı 1600 seviyesinin üzerinde kapatmasını beklemekteyiz. Dolar kurunda ise 7-7.10 seviyesini beklemekle birlikte, normalleşme adımlarının ısrarlı şekilde devam etmesi durumunda 6.50 seviyeleri beklenebilir.

Petrol, Petrokimya, Perakende, Bilişim, Teknoloji, Sigorta, Ambalaj, Otomotiv sektörlerini ön plana çıkarıyoruz. Model Portföyümüzde Tofaş Fabrika, Tüpraş, ARD Yazılım, Migros, Koç Holding ve Garanti Bankası bulunuyor.

Kötü senaryoda bile 2020'den iyi olacak

Ziraat Portföy Genel Müdürü Tankut Taner Çelik:

Sene başında yapılan tahminler hemen hemen her yıl içindeki gelişmelere bağlı olarak değişiyor. Ünlü iktisatçı John Kenneth Galbraith'in dediği gibi: “İktisadi tahminlerin tek fonksiyonları astrolojinin saygın görünmesini sağlamaktır.” Bu nedenle tahminim yok. Genelde senaryo ve ihtimaller üzerinden gitmeye çalışırım. Bu yıl birinci senaryo aşının işe yaradığı ekonomilerin hızla toparlandığı ve doların değer kaybettiği bir dünyada kur hareketlerinin istikrar kazandığı, enflasyonun yüzde 9’a düştüğü bir senaryoda büyüme yüzde 4-5, cari açık da 10 milyar dolara gerileyebilir. Kur özellikle dünyada dolar endeksinin düştüğü bir dönemde yıl boyunca 7-8 arası dalgalanması beklenebilir. Borsada yabancıların gelmesi halinde 1800-2000 seviyelerini görmek şaşırtıcı olmayacaktır. Öne çıkacak sektörler bankacılık, enerji, madencilik, turizm, hava yolları, eğlence olabilir.

Öte yandan aşının işe yaradığı ancak aşılamanın yaygınlaşmasının uzunca bir zaman aldığı veya dünya genelinde toparlanmanın istenilen hızda olmadığı ve doların dünyada değer kazandığı bir senaryoda ise resim kaçınılmaz olarak daha değişik olur. Ancak olumsuz senaryoda bile 2020’den iyi olma ihtimali yüksek. Cari açık 20 milyar büyüme yüzde 2 dolar kuru 8.50-9.00, aralığında olma ihtimali yüksek olur. Borsada 1300-1600 seviyelerinde işlem görmesi çok muhtemel bir gelişme.

Şu anki duruma göre gidişat ilk senaryodan yana gözüküyor. Ancak yıl içindeki gelişmeler bu senaryodan diğer senaryoya veya daha başka senaryolara doğru geçiş gerektirip gerekmediğini gösterecek.