Borsada 2021'de hangi sektörlere yatırım yapılır?

Borsalar açısından oldukça hareketli, neredeyse tamamı pandemi gölgesinde bir yıl geride kalıyor. Yıla zirvede başlayan hisse senetleri son yılların en sert düşüşlerini yaşadıktan sonra kısa bir sürede tarihi seviyelere tırmandı. Peki, 2021'de hisse senedi yatırımcılarını nasıl bir yıl bekliyor, hangi sektörler ön planda olacak? İşte 5 ekonomistten yatırımcılara yol haritası niteliğinde 5 görüş...

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Hüseyin KOYUNCUOĞLU

Hiçbir gündem maddesinin COVID-19 salgınının önüne geçemediği bir 2020 yılı geri kalmak üzere... Yıla yerli yatırımcıların rekor ilgisiyle başlayan Borsa İstanbul, her geçen artan yeni yatırımcıları hoş olmayan bir sürprizle karşıladı. Ocak ayının son haftasında 1.245 puana (o zamanki ifadeyle 124 bin 537 puan) kadar yükselen BİST 100, salgın haberleriyle birlikte yaklaşık iki ayda yüzde 50'sini kaybeerek 819 puanı gördü.  Sonrasında peşi sıra gelen teşvik paketleri, piyasaları adetaya paraya boğarken aşı gelişmelerinin de desteğini hiç esirgemediği hisse senetleri ralliye başladı. Sonuç ve olarak özetle; İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra küresel çapta en büyük ekonomik sıkıntıları yaşatan 2020, hisse senetleri yatırımcısının çok büyük bir bölümünün kâr ettiği enteresan bir yıl oldu. Şimdi ise sadece salgın nedeniyle bile sayısız belirsizliklerin olduğu 2021 yılı bizleri bekliyor. ABD'nin yeni Başkanı Biden ve politikaları, hiç bitmeyen Brexit süreci, Çin'e karşı ABD ve Avrupa'da verilen büyük ekonomik mücadele ve diğer potansiyel riskler de cabası...   

Peki ne olacak? Hisse senetleri piyasasında yatırımcılar nasıl hareket etmeli? Hangi sektörler ön plana çıkabilir? Bu soruları analistlere, ekonomistlere sorduk. İşte hisse sendedi yatırımcıların yol haritasını belirleyebilecek görüşler...

Dünya Gazetesi Yazarı ve Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Erhan Aslanoğlu:
Salgının seyri, reformlar ve jeopolitik riskler

Hem dünya hem Türkiye'deki gördüğümüz son veriler, ilk çeyrekte büyümenin yavaşlayacağını veya daralmaların yaşanabileceğine işaret ediyor. Türkiye ekonomisinde ilk çeyrekte enflasyonun yüzde 14-15 civarı olması bekleniyor. Yüksek faiz de dikkate alındığında yılın ilk çeyreği için Türkiye'nin büyüme performansında bir yavaşlama hatta daralma söz konusu olabilir. Ondan sonrası COVID-19'un seyriyle çok alakalı.

Ayrıca Türkiye'nin reform sürecinin ne kadar ilerleyeceği de piyasalar ve makro veriler üzerinde etkili olacak. Dünya genelinde ve Türkiye özelinde jeopolitik gelişmelerin nasıl şekil alacağı da ekonomilerin seyrinde belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. Yani 2021 yılında Türkiye için 3 başlık çok önemli; Salgının seyri, reform sürecinin nasıl ilerleyeceği ve jeopolitik riskler... Bu 3 başlıkta yaşanabilecek olumlu gelişmelerle birlikte 2. çeyrekten itibaren hem dünya hem Türkiye ekonomileri için açılmalardan bahsedebiliriz. Mayıs, hazirandan itibaren bir açılma süreci yaşanması muhtemel. Bu açılmayla birlikte, Türkiye yılı yüzde 3-4 büyümeyle bitirebilir. Enflasyon ve faizin yüksek seyretmesi Türkiye'nin büyüme performansının önündeki engeller olarak karşımıza çıkıyor.

Sektörel bazda baktığında pandemi sürecinin 2021'e ışık tuttuğu kanaatindeyim. Teknoloji ve teknoloji ile ilgili e-ticaret, haberleşme, elektrik-elektronik gibi sektörler önümüzdeki yıllar çok pozitif görünüyor. İmalat sanayi ve imalat sanayinin birçok alt sektörü pozitif etkilenmeye aday. Tekstil gibi sektörler taleple doğru orantılı olarak daha yavaş toparlanabilir. Salgın süreciyle tüm dünyada pozitif etkilenenlerin başında gelen perakende ve lojistik sektörleri 2021'de de büyümeye aday. Dünyada enerji sektöründe fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjilere doğru hızla bir kayış olacak. Yenilenebilir enerjiler yükseliş trendi gösterirken geleneksel enerji sektörü zorlanabilir.
Bankacılık sektörü yatırımcıları için 2021 zorlu bir yıl olabilir. Muhtemelen kredilerin büyümeyeceği 2021 yılında, bankalar borç yapılandırma süreçleriyle epeyce ilgilenmek durumunda kalabilir. Bu hususta ciddi bir sermaye ve kaynak ayrılması gerekebilir. Turizm ve havacılık sektörünün önceki yıllara dönmesi 3-4 yılı bulacaktır. Ancak salgının seyrine bağlı olmakla birlikte bu iki sektör için 2021'in ikinci yarısında olumlu gelişmeler yaşanabileceği kanaatindeyim. Gıda ve tarım sektörünün de yine fiyat hareketleriyle gündeme geleceği bir yıl yaşanabilir.

Ahlatcı Menkul Değerler Araştırma Müdürü Barış ÜRKÜN: Aşı ve ötesi

Mevcut koşullar içerisinde 2021 için görünümü aşı iyimserliği ya da kötümserliği şeklinde ikiye ayırabiliriz. Aşı uygulamaları başladı ve 2021 itibariyle giderek de yaygınlaşması bekleniyor. Bu bağlamda aşıların etkili olduğuna dair sonuçlar gelmeye başlarsa, daha fazla bulaşıcı hale gelen mutasyona karşı da üretilen aşılar etkili olmayı sürdürürse ki ilk açıklamalar bu yönde, normal hayata dönüşe ilişkin beklentiler satın alınmaya başlayabilir. Bu durumda ulaşım, turizm, hizmet sektörlerinin ön plana çıkabileceğini söyleyebiliriz.

Para ve mali politika desteklerinin sürdürülecek olması ile normal hayata dönüş iyimserliği, tüketim harcamalarında artışların meydana gelmesine neden olabilir. Ertelenen planlar devreye girebilir. Buna ilişkin satın alımlar başlayabilir ve mobilya, beyaz eşya, otomotiv sektörlerinin de canlanması muhtemel olabilir. Son gelen verilerde beyaz eşya sektöründe satışların arttığı gözleniyor. 2021’de salgından kurtulmuş görünen Çin ekonomisinin toparlanmasıyla artış göstermeye başlayan üretim ve bunun yarattığı demir-çelik talebindeki artış demir-çelik sektörünün de hareketli bir yıl geçirmesine olanak sağlayabilir. Üretim artışı ile enerji sektörünü de ön planda kalabilecek sektörler arasında değerlendiriyoruz. Tüm bu beklentileri salgın etkisinin aşı gelişmeleriyle birlikte bertaraf edilmesine bağlı olduğunu tekrar belirtmek gerekiyor.

"Halen ucuz bankacılık hisseleri için parlak bir yıl olabilir"

2021 yılında ortaya konulmasını beklediğimiz yapısal ekonomik reform hareketleri, enflasyonla kararlı mücadele sürecinin devamı ile güven ortamının sağlanması başarılabilirse bu yılın Kasım ayından itibaren yeniden başlayan yabancıların Borsa’ya olan ilgisi devam edebilir. Bu durumda halen ucuz olduğunu düşündüğümüz bankacılık sektörü hisseleri için de parlak bir yıl olabilir. Bu konuda takipteki kredilerin gidişatı da önemli rol oynayacak. Salgında umulan kontrol altına alınma durumu başarılabilirse havayolu ulaşım ve turizm sektörlerinin de hareketlenebileceğini düşünüyoruz. Bunun için uygulanmış aşıların yılın ilk çeyreğinden sonra ki etkinliğine göre karar vermek daha doğru olacak gibi duruyor.

"Teknoloji şirketleri aşıdan bağımsız"

Aşıda istenen verim alınamaması durumunda ise -ki bu tabii ki en görmek istediğimiz senaryo- gıda, sağlık, sağlık hizmetleri, ilaç sektörlerinin yeniden ilgi görebileceği bir süreç yaşanabilir. Aşı ister işe yarasın ister yaramasın önümüzdeki süreçte dijital hayatın daha fazla hayatımızda yer alabileceğini görüyoruz. Bu bakımdan 2021 yılında bilişim teknolojisi, yazılım sektörü şirketleri de ilgi odağı olmaya devam edecektir.

Tacirler Yatırım Araştırma Müdürü Özlem Bayraktar Gökşen:
Yüzde 3-4 büyüme; yüzde 10'un bir miktar üzerinde enflasyon

Sağlık krizinin olağanüstü koşulları ve zorlukları beraberinde getirdiği bir yıl sonrasında, gündem halen pandeminin ekonomik etkileri ve aşının krize ne hızda çözüm bulabileceği tarafına kilitlenmiş durumda. Genel olarak küresel ekonomiler çerçevesinde mutabık kalınan baz senaryonun ilk yarıda pandeminin etkilerinin daha yoğun hissedildiği (özellikle ilk çeyrekte) ancak sonrasında aşının daha geniş bir yayılım alanı bulacağı varsayımıyla kademeli bir iyileşme yolunda olduğunu görüyoruz. Beklenen kademeli iyileşmeye rağmen pandeminin etkilerinin tamamen silinmesi daha uzun zaman alacak. Bu çerçevede gelişmiş ülke merkez bankalarının desteklerin devam etmesi gerekliliği ve edeceği yönündeki mesajları, gelişmekte olan ülke ekonomileri açısından sermaye akımları anlamında olumlu bir resmi işaret ediyor.

Global çerçevede gelişmekte olan ülke ekonomilere sermaye akımının nispeten güçlü olmaya devam edeceği bir zeminde, yurtiçinde politika normalleşmesi adımlarının sürekliliği ve tutarlılığı özellikle yabancı sermaye akımlarının iyileşmesi ve yerleşikler için TL’ye nispeten güvenin artacağı, bu çerçevede rezerv güçlendirme politikalarının uygulanabileceği, pandeminin etkilerinin kademeli olarak azalacağı noktada büyümenin kuvvetlenmesi, cari işlemler dengesi tarafında da nispeten daha düşük bir açık rakamına doğru ilerleyebilme şansımız mevcut.

Son üç senedir düşen potansiyel büyüme seviyesinin bile altında bir büyüme performansı var. 2020’i %1’e civarında bir büyüme ile kapatma olasılığımız çok yüksek. 2021’de ise yine özel sektör tüketimin önemli katkısı ile %3-4 civarında bir büyüme sağlanabilir.Yıllık enflasyondaki yüksek seyir özellikle gelecek yılın ilk yarısında devam edecek. Birikimli kur etkisi mal fiyatları üzerinde etkili olmaya devam edebilir. Ancak salgın nedeniyle geride kalan hizmet fiyatlarının 2021’de daha çok ön plana çıkması muhtemel. Bu çerçevede 2021 yılsonu enflasyonunun %10 seviyesinin bir miktar üzerinde kalabileceğini düşünüyoruz.

Ata Yatırım Araştırma Müdürü Cemal DEMİRTAŞ:
Bankacılık ve havacılık ağacın en tepesinde

2020 yılında bankacılık, havacılık, turizm rafinaj ve yurtdışı taahhüt inşaat sektörleri için oldukça zor geçti ve hisse fiyatlarına yansıdı. 2021 yılında  bu sektörlerde toparlanma beklerken, otomotiv, beyaz eşya, cam, telekom ve gıda perakende sektörlerine olan ilginin de devam edeceğini düşünüyoruz. Mevcut konjonktüre bakıldığında önümüzdeki dönemde bankacılık ve havacılık gibi sektörler için biraz daha beklemekte fayda var. Erken davranılabilir ancak öncesinde demir-çelik, otomotiv, gıda perakende gibi daha öngörülebilir sektörlere yönelmek de bir mantıklı bir tercih olabilir. Bir ağaç gibi düşünürsek demir-çelik, gıda, otomotiv gibi sektörler daha kolay toplanabilecek durumdalar, bankacılık ve havacılık gibi sektörler ağacın en üstünde olduğu için toplamak isterseniz ağaçtan düşme riskiniz de var. Özellikle makro istikrar ve güven ortamının sağlanmasıyla birlikte en geride kalan bankalara da yeniden ilgi artmaya devam edebilir.

"BİST 100, 1.600-1.900 puan aralığında dengelenebilir"

Petrol ve çelik fiyatlarının yükselmeye devam edebileceğini bu nedenle demir-çelik ve petrol rafinaj sektörüne de ilgi olabilir. Hisse seçimlerinde iş modeli kuvvetli, bulunduğu sektörde güçlü konumda olan, iç piyasa ve ihracat dengesi olan büyüme potansiyeli olan şirketlere odaklanırken, seçici olmaya devam edeceğiz. Ana senaryomuzda BIST-100 endeksin 1600-1900 aralığında dengeleneceğini, zaman zaman risk faktörlerinin ön plana çıkması durumda minimum 1300-1400 seviyelerine gerileyebileceğini düşünüyoruz. Kurum olarak model portföyümüzde yer alan Türk Telekom, Migros, Tofaş, Ereğli Demir Çelik, Arçelik ve Şişecam beğendiğimiz hisseler olarak sayabilirim. Taktiksel temel olarak da BİM, Koç Holding, Turkcell ve Şok Marketler'i de beğeniyoruz.

Tera Yatırım Ekonomisti Enver Erkan:
Senaryo bazlı ağırlandırma yapılabilir

2021 yılı için hisse stratejisi oluşturuluyorsa, burada hangi senaryonun baz olarak ağırlıklandırılacağı konusu önemli… Yani COVID-19 salgınının ikinci dalgasıyla kapanma etkilerinin mi yaşanmaya devam edileceği, yoksa aşının etkili olmaya başlamasıyla yavaş yavaş normalleşmeye doğru mu gidileceği konusu önem taşıyor. Bu nedenle, hisse rotasyonu da ilk başta pandemi hisseleri ve normal dönem hisseleri şeklinde oluşacaktır ve bu gruplar arasında geçiş etkilerini göreceğiz. Pandemi hisseleri grubunda teknoloji, sağlık, ilaç, temel tüketim öne çıkarken; normal dönemle ya da açılma ile ilişkilendirilebilecek sektörler de hizmet, havacılık, otomotiv, turizm, enerji, GYO gibi sektörler olabilir.

Kapanma etkilerinin hissedilmeye devam etmesi ve önlemlerin potansiyel olarak genişleme durumu hizmet, havacılık ve turizm açısından olumsuz… Otomotiv, konut, dayanıklı tüketim malı gibi sektörler ise, içeride sıkılaşan finansal koşullar nedeniyle azalacak talep etkisinden dolayı sıkılaştırıcı politikaları uyguladığımız bu dönemde bu etkiyi yaşayabilirler. Otomotiv ve beyaz eşya, düşük iç talebi ihracatla kompanse etme kabiliyetine sahip olsalar da, yurtdışındaki COVID önlemleri itibariyle sıkıntılı dış talep bu etkiyi ortadan kaldırmaktadır.

Ekonomide normalleşme adımları, kredi vermeye yönelik regülasyonların kaldırılıyor olması olumluya dönen yabancı yatırımcı algısı çerçevesinde bankacılık tarafında potansiyel sunabilir. Ekonomik normalleşme döneminde belli bir süre hızlı artan kredilerin büyümesi son aylarda yavaşlamıştır. Faizlerin artmasıyla ve aktif rasyosu gibi kriterlerin gevşemesiyle kredilerde yavaşlayan eğilim devam edecektir. Bu da bankaların kredilerden kaynaklı risklerinin bir nebze azalmasını sağlar. Buna karşılık, bankaların kaynak maliyetleri artan faizlerden dolayı artacaktır. Karlılık anlamında daha iyi bir makro görünüme, stabil kur ve faiz oranlarına ihtiyaç vardır. Banka ve Sınai rotasyonu tarafında, uzun süre ucuz ve yatay kalan banka potansiyelini değerlendirebilir. Banka ve holding hisselerindeki hareket öne çıkabilir.