Dolar yönünü aşağıya çevirdi

Artan risk iştahı ve TL varlıklara yabancı ilgisinin devam etmesiyle TL üç haftada dolara karşı yüzde yüzde 6,1 prim yaptı

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Bankalararası piyasada haftaya 2,70'in üzerinde başlayan ve beş gün boyunca düşüş trendi içinde olan dolar/TL, doların gelişmekte olan para birimleri ve emtialar karşısında değer kaybetmesinin etkisiyle hafta içinde en düşük 2,5751'yi gördü. 

Doların gelişmekte olan ülke para birimlerine karşı değer kazandığı nisan ayında 100 seviyesine ulaşan dolar endeksi (DXY), küresel piyasalarda risk iştahının artması ve ABD'den gelen zayıf verilerin etkisiyle 92,47 ile yaklaşık son 4 ayın en düşük seviyesine geriledi. 

Türk Lirası daha önceki haftalarda diğer gelişmekte olan ülke para birimlerine göre daha negatif ayrışırken, dolar/TL 24 Nisan'da 2,7433 ile tarihi zirvesini görmüştü. 

Gelişmekte olan ülke para birimlerinin dolar karşısında değer kazanmaya başladığı mayıs ayında benzerlerine göre daha pozitif ayrışan TL, son üç haftalık dönemde dolara karşı yüzde 6'nın üzerinde prim yaptı. 

Analistler, bir aydır gelişmekte olan ülke varlıklarından yaşanan çıkışın, ABD'den gelen zayıf veriler ve küresel piyasalardaki genel düzeltme hareketinin etkisiyle terse döndüğünü belirtiyor. 

Bir haftalık süreçte dolara karşı Rus Rublesi'nin yüzde 2,8, Güney Afrika Randı'nın yüzde 1,2, Macar Forinti'nin yüzde 1,02, Meksika Pesosu'nun yüzde 0,65 ve Brezilya Reali'nin yüzde 0,2 değer kazandığını ifade eden analistler, TL'nin ise hafta başından bu yana yüzde 4,5'in üzerinde prim yaptığını kaydediyor.  

Analistler, seçime kadar dolar/TL'nin 2,60'ın altında kalması durumunda yeni hedefin 2,50-2,55 olduğunu tahmin ediyor. 

'Kur daha aşağı seviyelere gelebilir'

Ziraat Yatırım Ekonomisti Bora Tamer Yılmaz, nisan ayında Türkiye risk priminin yükselmesiyle dolar/TL'de emsallerinden ayrışma gerçekleştiğinin görüldüğünü ifade etti. 

Hazine'nin 8 Nisan'da başarıyla tamamlanan EuroBond ihracının ardından ülke risk priminin 208 baz puana kadar iyileştiğini ancak yatırımcı algısı sonucu aniden risk priminin yükselmeye başladığını ve 23 Nisan'da 238 baz puana kadar çıktığını anımsatan Yılmaz, bu süreçte kurda yatırımcı algısına bağlı olarak ani bir değer kaybı gözlemlendiğini söyledi. 

Dolar/TL'nin 8 Nisan günü gördüğü 2,58 değerinden hızlıca yükselerek 24 Nisan tarihinde 2,7433 ile tarihinin en yüksek seviyesine kadar çıktığını dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti: 

"Benzer şekilde sepet kur da aynı süreçte 2,70 seviyesinden 2,8574'e kadar yükseldi. Hatta daha sonrasında avronun dolar karşısında değer kazanmaya başlamasıyla sepet kur, 7 Mayıs günü 2,90 değerine kadar hareketini sürdürdü. Bu süreçteki kur hareketinin yatırımcı algısı nedeniyle abartılı gerçekleştiğini düşünmekteyiz. İçeride risk primindeki iyileşme, seçimlerin pozitif sonuçlanacağı kanaatinin yaygınlaşması, ertelenmiş yatırım planlarını seçimlerden sonra ekonomiye ivme kazandıracağı beklentisi ve yeni kurulan Gıda Komisyonu ile enflasyonda önümüzdeki dönemde yapısal ve kalıcı düşüş olasılığı Türkiye'ye yönelik endişe algısını rahatlatmaya başladı. Risk primi bahsettiğimiz 238 baz puandan aşağı geldikçe kuru da yanında taşıdı. Çünkü eğer kurdaki artış risk primi nedeniyle kaynaklandıysa haliyle düşüşün de risk primiyle gerçekleşmesi beklenir. Risk priminin halen yüksek olduğu görüşündeyiz ve iyileştikçe kuru daha aşağı seviyelere getirebilir." 

Seçimlerin finansal anlamda geçen sene düzenlenen 30 Mart Yerel Seçimleri'ne benzeyeceğini ifade eden Yılmaz, o dönemde siyasi risk had safhadayken seçim tarihinin yaklaşmasıyla uluslararası yatırımcıların Türkiye ilgisinin arttığını, fon akımlarının hızlandığını ve TL varlıkların prim yapmaya başladığını hatırlattı. 

Yılmaz, bu yıl da benzer beklentiye sahip olduklarını ve fiyatlanmaya başladığına dikkati çekti. Hafta başında yine Hazine tarafından düzenlenen tahvil ihalelerinin başarılı geçmesinin algıdaki değişimi pekiştirdiğini vurgulayan Yılmaz, "Küresel açıdan ise gelişmiş ülkelerde ekonomilerin hızlanacağına yönelik beklentiler verim eğrilerinin dikleşmesine neden olmakta. Faizlerin ekonomik hızlanma beklentileriyle uzun vadelerde yükselirken kısa vadede merkez bankalarının genişlemeci politikalarıyla düşük seviyelerde kalmaları gelişmekte olan ülkeler için ideal bir konjonktüre neden olmakta" diye konuştu. 

Bu nedenle iç taraftaki gelişmelerle birlikte küresel konjonktürün de TL varlıklar için resmi tamamladığını söyleyen Yılmaz, bununla birlikte kurdaki hareketin yalnızca dolar endeksinden (DXY) görece daha az oranda etkilendiği görüşünde olduğunu paylaştı. 

Yılmaz, şu değerlendirmeleri yaptı: 

"Çünkü 13 Mart günü DXY, 100 seviyesine ulaştığında dolar/TL 2,63 seviyesindeydi. Ardından DXY, 13 Nisan günü yeniden 99 seviyesine ulaştığında dolar/TL bu sefer 2,67 seviyesindeydi ve DXY gerilemeye başlamasına karşın dolar/TL'deki hareket az önce bahsettiğimiz yatırımcı algısına bağlı risk primi nedeniyle devam etti. Şimdi ülke riskindeki toparlanma başta olmak üzere DXY'deki gerileme ve küresel konjonktürün de fırsat vermesiyle dolar/TL güçlü şekilde kendisini toparlayacaktır." 

'Dolar/TL'de 2,50 - 2,55 mümkün' 

Saxo Capital Strateji Uzmanı Cüneyt Paksoy ise nisan ayında doların küresel piyasalarda değer kazanmasına ilave olarak yurt içinde Merkez Bankası'na dair tüm haber akışının da TL varlıkları negatif ayrıştırdığını ifade etti. 

Dolar/TL kurunun tarihi seviyelere ve gösterge tahvilin bileşik faizinin yüzde 10'un üzerine çıktığını anımsatan Paksoy, daha sonra Merkez Bankası'nın bağımsızlığına yapılan vurgu ve Merkez Bankası toplantılarında sıkı para politikasına dair açıklamalar ve hamlelerin piyasalar tarafından pozitif algılandığını söyledi. 

Bunlara ek olarak Hazine ihalelerinin de başarıyla neticelenmesiyle ülkeye fon girişinin yaşandığına dikkati çeken Paksoy, şunları kaydetti: 

"Gelinen noktada ciddi şekilde Türkiye'ye fon girişinin olduğu görülüyor. O fon girişi sayesinde dolar/TL 2,58'in altına, BIST 100 endeksi 88.000 sınırına ve gösterge tahvilin bileşik faizi yüzde 9,50'lere geldi. Şimdilik bunu pozitif ayrışma gibi değil, daha önce negatif ayrışan dönemin önemli bir kısmının geri alınması gibi değerlendiriyorum. Seçimden güçlü, tek başına iktidarın devamı diyebileceğimiz 'siyasi istikrar çıpası' adına seçimin başarılı geçeceğine dair bir piyasa algısının satın alındığını gözlemliyoruz. Yurt dışından ekstra bir olumsuz haber akışı gelmediği takdirde seçime kadar ki süreçte bu havanın devamını mümkün görüyoruz. Seçimden sonra kartlar yeniden dağılabilir. Global şartlar daha etkili olacak. Seçim sonrası kurulacak Hükümet, ekonomi yönetimi gibi faktörler yeniden konuşulacak." 

Teknik olarak dolar/TL 2,60 - 2,63 seviyelerinin direnç olarak takip edileceğini öngören Paksoy, dolar/TL'nin 2,60'ın altında kaldığı sürece 2,50 - 2,55 seviyelerine çekilmesinin mümkün olabileceğini belirtti. 

Bu konularda ilginizi çekebilir