Dolarda ikinci bir yükseliş dalgası olası

Alman mahkemesinin ECB kararı euro/dolar paritesini baskılarken, uzmanlar dolarda yeni bir değerlenme başlayabileceğini belirtiyor. Emerging Market (Gelişen Ülkeler) paraları da böyle bir durumda değer kaybedebilir.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Hilal SARI

Almanya’da federal bir mahkemenin Bundesbank’ın varlık alımlarını durdurmasının önünü açan karar, piyasalarda doların tekrar güçleneceği beklentisini destekledi. Parite kararın ardından 1,0777 düzeyine kadar gerilerken, İsviçre merkezli yatırım bankası Credit Suisse kararın euroda aşağı yönlü riskleri desteklediğini belirtti. Banka euro/dolarda 1,07 hedef beklentisini değiştirmedi. Fransa merkezli Societé General de kararın ardından “Pandemi sürerken Avrupa’da üst düzey bir bankanın tahvil alımının yasallığını tartışması piyasalara belirsizlik aşıladı” diyerek paritenin 200 günlük ortalama olan 1,10’a dönme olasılığının daha da azaldığını belirtti. Deutsche Bank parite için 1,13 olan yıl ortası öngörüsünü karar sonrası 1,08’e revize etti. Parite dün saat 15:50 itibariyle yüzde 0,30 düşüşle 1,0807 seviyesindeydi.

‘Paritede 1,07 kırılırsa dolarda yükseliş başlar’

İş Yatırım Küresel Piyasalar Direktörü Şant Manukyan da “Paritede 1,07 kırılırsa dolarda yeni değerlenme başlar” diyerek şu değerlendirmeleri yapıyor:

“ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yaptıkları devasa gibi gözükse de, önceki gün Almanya’nın kararından sonra Euro üzerinde siyasi bir baskı olmaya devam ettiğini görüyoruz ve ben hala ikinci bir satış dalgası olma ihtimalini yüksek görüyorum. Piyasa Fed’in bilançosuna bakarak çok fazla dolar girdiğine ilişkin bir değerlendirme/ tespit yapıyor fakat diğer tarafta ne olduğunu görmüyoruz. Bankacılık sistemi nasıl davranıyor ve kredi büyümesi gelecek mi? Burası henüz netleşmedi. Batan şirketler olacak, hem petrol gibi sektörlerde, hem hizmet sektöründe... Bunların kredileri geri dönmediğinde aslında dolar imha edilmiş oluyor. Ticaretin düşük seyretmesi de dönen doları azaltıyor. Dolayısıyla ben paritede 1,07 seviyesinin kırılması durumunda dolarda yeniden değerlenme başlayacağını öngörüyorum. Böyle bir durumda gelişmekte olan piyasaların ayrışması mümkün değil. Rezervi kuvvetli olanlar zaten ayrışıyor. İmalatta daha hızlı bir dönüş olsa da, hizmete ağırlık veren ülkelerde iyileşme daha yavaş olacak.”

‘Altında kısa vadede düşüş, orta vadede yükseliş’

“Altında faizlerin düşük seyretmesi, merkez bankası (MB) bilançolarının büyümesi ve bütçelerinde açıklar verilmesi, daha da önemlisi ‘karşı taraf riskinin’ (counterpart risk) yarattığı risk fiyat için pozitif. 2018-19’da altını en çok destekleyen MB’lerin altın alımlarıydı. Fakat şimdi böyle bir şey yok, olmadığı gibi satışa geçme ihtimalleri bile var ihtiyaç durumunda. Ayrıca Hindistan ve Türkiye gibi ülkelerde düğün, festival iptalleri fiziksel altına olan talebi düşürüyor. Borsada altın destekli fonlara giriş var ama fiziki talep baskı altında olacağı için kısa vadede altının aşağı gelmesini öngörüyorum. 1750’yi geçerse pozitif, 1680 doların altına inerse aşağı yönlü hareket görülür. Beklentim kısa vadede aşağı yönlü olması. Orta vadede ise ‘karşı taraf riskinden’ kaçış, altın ve Bitcoin’i tekrar yükseltebilir. 12’sinde Bitcoin’de gerçekleşecek çatallanmadan dolayı bir yükseliş beklense de ben orta vadede yükselişin bu ‘karşı taraf riskinden’ kaçış nedeniyle olacağını öngörüyorum.”

Varlık satışlarında ikinci dalga olası, yıl sonuna yükseliş

Bloomberg’in aralarında yatırım bankaları ve finans kuruluşlarının stratejistleri ve trader’larının olduğu 61 yatırımcı kuruluşla yaptığı Emerging Market (EM) anketi sonuçlarına göre,

● İkinci bir varlık satış dalgası hala olası, yıl başından bu yana hisselerden çıkış 3 trilyon doları buldu.
● COVID-19 ve Çin’in ekonomik görünümü EM’ler için en belirleyici iki endişe.
● Potansiyel ilaçlar ve küresel teşvik dalgası iyimserliği güçlendirdi.
● Görünüm dalgalı, fakat katılımcılar para birimleri, tahviller ve hisselerde yıl sonunda yükseliş olacağı görüşünde.
● Hisselerde ikinci satış dalgasının eylülde olması bekleniyor.
● Gelişen ülke tahvilleri, gelişmiş ülkelerden daha iyi getiri sağlayacak.
● Tahvillerde bir önceki ankete göre düşük getirili tahvillere kayış var. Önceki ankette Endonezya, Brezilya ve Hindistan öne çıkarken, yeni ankette Çin, Güney Kore, Tayland ve Polonya öne çıkıyor.
● Türkiye, Arjantin ve Güney Afrika hariç tüm EM ekonomilerinde ikinci yarıda iyileşme öngörülüyor.

IIF YARDIMCI BAŞEKONOMİST SERGI LANAU: ‘Faiz indirin, faydası kayıpları geçebilir’

Uluslararası Finans Enstitüsü Yardımcı Başekonomisti Sergi Lanau, ABD Merkez Bankası başta olmak üzere merkez bankalarının parasal genişleme politikalarının şu anda para birimlerini düşürse de, genişlemenin faydasının değer kayıplarından fazla olabileceğini söylüyor. Lanau, önceki gün Twitter hesabından gelişmekte olan ülke (EM) paralarının 31 Ocak’tan 5 Mayıs’a yatırımcısına sağladığı spot dönüşlerin bir grafiğini de paylaşarak “Piyasalar, ocak ayından bu yana en kötü performans sergileyen üç EM para biriminde 100 baz puan faiz indirimini fi yatlıyor. Hem para birimlerinde hem faiz oranlarında bol likidite fiyatlanıyor, yani eski günlerdeki gibi dalgalı kurdan korkmaya gerek yok. Faizleri indirin, ekonomiyi destekleyin. Faydaları para birimindeki değer kaybının maliyetinden daha fazla olabilir” çağrısı yapıyor.

Fitch analisti: Türkiye’nin swap hattı sağlamalası oynaklığı azaltır

Fitch Solutions Kıdemli Ülke Riski Analisti Michael Langham, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,4 daralacağını ve önümüzdeki yıllarda ılımlı toparlamalar yaşayacağını öngördükleri açıklamasında “Türkiye’nin bir swap hattı sağlaması oynaklığı azaltır” diye konuştu. Fitch Solutions'un dün düzenlediği webinarda konuşan Langham, Türkiye’de sermaye kontrolleri uygulanmasını beklemediklerini belirtti. Kuruluş, “Türkiye'nin olgunlaşmış bir ödemeler dengesi krizinden kaçınacağını, dışarıdan swap hatlarının biraz desteği ile sorunların üstesinden geleceğini” öngörüyor.

Yılın ikinci yarısında global ekonomide kademeli bir toparlanma olacağını ve Türk hükümeti ve bankacılık sektörü üzerinde finansman baskılarının hafifleyeceğini öngördüklerini belirten Langham "Ancak büyüme ve potansiyel bir ödemeler dengesi krizi için riskler aşağı yönlü" diyor. Kısa vadeli dış borç yükümlülüklerini karşılama ihtiyacının yurt içi tüketimin payını ve yatırımları düşmeye zorlayabileceği belirtiliyor. Kuruluş düşen petrol fiyatları sayesinde Türkiye’nin enerji ithalatından 8-10 milyar dolar tasarruf sağlamasını öte yandan bu tasarrufun turizmdeki kayıplarla dengelenmesini öngörüyor.