Dolardaki yükseliş kısa sürede durmayacak

Analistler TL ve TL cinsi varlıklardaki satış baskısının kısa sürede son bulmayacağını belirtiyorlar.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Doların global piyasalardaki değer kazancının yanı sıra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başta olmak üzere siyasilerden gelen faiz indirimi baskıları TCMB'nin geçmişte benzer kur şoklarında kullandığı faiz artırımı seçeneğinin önünde büyük bir engel teşkil ederken, analistler TL ve TL cinsi varlıklardaki satış baskısının kısa sürede son bulmayacağını belirtiyorlar.

Kurdaki sert yükselişin enflasyona olumsuz etkilerini durdurmak için TCMB; geçen yıl Ocak ayında 500 baz puanlık sert bir faiz artışıyla politika faizini yüzde 10'a çıkarmıştı. Geçen yıl Mayıs'tan itibaren ölçülü faiz indirimlerine başlayan TCMB, son olarak Şubat 2015'te ise kısa vadeli faizlerde 25-50 baz puan arasında indirim yaptı ve politika faizini yüzde 7.50'ye çekti.

Enflasyonda düşüş trendine girildiğini söyleyen TCMB, faiz indirimlerinin önümüzdeki dönemde de sürebileceği mesajını verdi.

Kurdaki yükselişe karşın TCMB'nin son mesajının faiz indiriminin devam edeceği şeklinde olması, küresel piyasalarda doların 11 yılın zirvesini kırması, buna karşılık kurdaki artışın enflasyonu tehdit edecek boyuta ulaşması ve TCMB başkanı da dahil olmak üzere ekonomi yönetiminin geleceğine ilişkin endişeler, TL ve TL cinsi yatırım araçlarının satış baskısının devam edeceğine yönelik oluşan yatırımcı algısının ana nedenleri oldu.

"Merkez'in müdahaleleri sınırlı kalır"

Burgan Yatırım Başekonomisti Haluk Bürümcekçi, "Merkez Bankası bugün döviz satış miktarını artırabilir, likiditeyi kısabilir ancak bunların etkisi sınırlı olacaktır. Esas olarak önümüzdeki döneme dair duruşuyla ilgili bir açıklama yapması; en azından faiz indirimi yapmayacağını söylemesi gerekir. Faiz artırımına geçmesini beklemek hayal olur" dedi.

Yılbaşından bugüne dolar endeksi yaklaşık yüzde 6 değer kazanırken TL'nin dolar karşısındaki değer kaybı ise yüzde 10'u aştı ve Brezilya reali ile birlikte en çok değer kaybeden para birimlerinin başında yer aldı.

Doğrudan müdahale seçeneği

Adını vermek istemeyen bir bankacı, "TCMB'nin yapabilecekleri çok sınırlı. Bu konjonktürde faiz artıramaz, TL likiditesini sıkması kolay değil, tek seçeneği var o da döviz satmak, orada da piyasa cephanesinin sınırlı olduğunu biliyor. Dolayısıyla TL her gün değer kaybetmeye devam ediyor ve TL için görünen tek yön yukarı" diye konuştu.

"Merkez tek başına durduramaz"

TCMB'nin brüt döviz rezervi 20 Şubat itibarıyla 107.33 milyar dolar civarında bulunurken bankacılar, net rezervin ise yaklaşık 38 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirtiyorlar.

Geçmişte TCMB'nin düşük faizle kura müdahaleyi denediğini ancak tam olarak başarılı olmadığını hatırlatan bankacılar, doların tüm dünyada değer kazandığı bir dönemde TCMB'nin tek başına bunu durduramayacağına ve asıl olarak iç gelişmelerin yarattığı stresin azaltılması gereğine dikkat çektiler.

"Kendi yarattığımız kriz"

TL'deki değer kaybını "Kendi evinde yaratılmış bir gelişmekte olan ülke Türk lirası krizi" diye özetleyen Standard Bank Gelişmekte Olan Piyasalar Araştırma Bölümü Müdürü Timothy Ash, "Türk politikacıların Merkez Bankası'nı faiz indirmesi için saldırmaları anlaşılmaz bir durum. Eğer politikacılar sessiz kalsaydı Türkiye için rüya senaryo diyebileceğimiz petrol fiyatlarının düştüğü, baz etkisiyle enflasyonun gerilediği ve böylece cari açığın gerileyerek Erdoğan'ın ekibi tarafından sözlü bir müdahale yapılmaksızın faiz indirimleri için geniş bir alan sağlayacak bir şans oluşması ihtimali vardı" dedi ve ekledi: "Sözlü müdahalelerin tam tersi bir etki yarattığı bir ortamda, değer kaybetmiş bir para birimi (bunu istiyor olabilecekleri de düşünülmeli), faizlerde yükseliş yönlü baskı ve yorgun ekonomi yönetiminin değişme riski varken, neden bu insanlar hükümet ve Erdoğan'ın kendi yetkinliklerini sorguladığı saldırılarına tahammül etsinler ki?"

Erdoğan'ın 25 Şubat'ta TCMB'nin politikalarını ve TCMB Başkanı Erdem Başçı'yı sert şekilde eleştirmesinin ardından Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Başçı'nın istifa edebileceği spekülasyonları yapılmış ancak bu iddialar Başçı ve hükümet kanadından yalanlanmıştı.

Ancak piyasada ani bir istifa ile olmasa bile seçim sonrasında mevcut ekonomi yönetiminin görevde kalma ihtimalinin oldukça azaldığı algısı yaygın.