24 °C

Kredi kanallarının açılması için önce sorunlu krediler çözülmeli

Sorunlu kredilere, varlık yönetimi sektöründen öneri geldi. Hayat Varlık CEO’su Hilmi Güvenal’ın verdiği bilgiye göre yaklaşık 100 milyar TL’lik sorunlu kredinin 18 milyar TL’si bireysel, 44 milyar TL’si KOBİ, 38 milyar TL’si ticari ve kurumsal krediler olarak ayrılıyor.

Kredi kanallarının açılması için önce sorunlu krediler çözülmeli

Ece CEYHUN

Türk bankacılık sektöründe takipteki alacakların (NPL) büyüklüğü 115 milyar TL’ye geldi. Takipteki alacaklar için sektörün ayırdığı karşılık ise 78 milyar TL. Bankaların henüz takipteki alacak sınıflandırmasına almadığı ama sorunlu kredi olarak gördüğü, enerji ve gayrimenkul fonuna da konu olabilecek tüm problemli kredilerin büyüklüğünün ise 300 milyar TL olduğu söyleniyor. Bu rakamın yaklaşık 110 milyar TL’sinin geçmiş bir yıllık dönemde bir ödeme planına bağlandığı, yaklaşık 190 milyar TL’lik rakamın ise masada yapılandırma için konuşulduğu anlatılıyor.

Piyasada kredi talebinin canlanmasında İVME finansman paketinin önemli bir rol oynadığı da belirtilirken kredi kanallarının daha da açılması için “Bankaların yeniden yapılandırmaları çözülmeden kredi piyasalarının tam anlamıyla açılması kolay değil” diyen Hayat Varlık CEO’su Hilmi Güvenal’ın iki önerisi var. Güvenal, bankaların yeniden yapılandırmaları çözülmeden kredi piyasalarının tam anlamıyla açılmasının kolay olmadığını belirterek BDDK’nın karşılıklar konusunda yeni düzenleme çıkarması ve kamu bankalarının da portföy satışı yapması ve hatta TMSF bünyesindeki Birleşim Varlık AŞ’nin de aktif rol almasıyla yönetebileceğini düşünüyor. Hayat Varlık CEO’su Hilmi Güvenal, DÜNYA ile söyleşinde şunları anlattı:

BU YIL SATIŞLAR HIZLANABİLİR: Bankaların bize geleneksel olarak sattığı, NPL’e dönüşmüş artık karşılıkları ayrılmış teminatsız borçlar grubudur. Burası da 100 milyar TL’lik NPL’in 60-65 milyar TL’lik kısmını teşkil eder. Bunun dörtte biri kamu bankalarındadır. 45-50 milyar TL de özel bankalardaki satılabilir NPL’dir. Bu rakamın içinde üç gün önce NPL’e devretmiş alacak da vardır, üç yıllık alacak da. Bankalar her yıl bu 45-50 milyar TL’lik havuzdan 7-8 milyar TL’yi varlık yönetim şirketlerine satıyor. Bu yıl da bu rakam 10 milyar TL’yi aşabilir gibi duruyor. Yaklaşık 100 milyar TL’lik sorunlu kredinin 18 milyar TL’si bireysel, 44 milyar TL’si KOBİ, 38 milyar TL’si ticari ve kurumsal krediler olarak ayrılıyor.

YAPILANDIRMADA AKTİF OLACAKLAR: Bu yıl varlık yönetim şirketlerine olan satışlarda bir hızlanma beklesek de bankaların yapılandırma tarafında daha aktif olacağını düşünüyoruz. Şüpheli alacaklardan NPL’e geçiş çok kontrollü olacak. Kredi piyasalarının tam anlamıyla açılması için aldığı kredilerinde sorun yaşayan, yapılandırma masasında olan şirketler için spekülasyonlar sona ermeli.

• MALİYE VE BDDK PENCERE AÇABİLİR: Bankalar varlık yönetim şirketlerine 3-5 yıldır satamadıkları artık hiçbir beklentilerinin kalmadığı portföyü belli bir iskontoyla satar. Aslında bir zararı göğüsler. Dolayısıyla bankaların portföy satışlarından oluşacak zararın zamana yayılması konusunda Maliye Bakanlığı ve BDDK yeni bir pencere açabilir. Bu, 2019’a özgü, önümüzdeki yılları da rahatlatacak bir nokta çözüm olur. Örneğin “2019 yılında satılacak portföylerde oluşacak zararlar 5 yılda gider yazılacak” denilse ve bu adım sermaye yeterlilik rasyosunda da buna uygun bir şekilde dizayn edilse bankalar daha rahat hareket edebilir. Çünkü bankanın oluşacak zararı bir defada yazması sermaye yeterliliğini zorlayabilir. BDDK bu zamanı tanırsa kredi piyasası daha kolay açılır.

•KAMU BANKALARI DA SATIŞ YAPABİLİR: Tek çare bankalara sermaye koymak değil ki. Bankalardaki NPL’lerin satın alınması da bir yöntem. Üstelik bu konuda çalışan bizim gibi şirketler olduğu gibi, bu konuda iştahı olan yabancı yatırımcılar da harekete geçirilebilir. İkincisi de kamu buraya para yatırmak isteyen yatırımcılarla hareket edebilir. TMSF’nin Birleşim Varlık Yönetimi adı altında bir şirketi var. Birleşim Varlık Yönetimi A.Ş. daha aktif hale getirilebilir..

• FARKLI SINIFLANDIRMALARDA SORUN: İç ve dış, tüm yatırımcıların bankaların bilançolarının şeffaf olduğuna ikna olması çok önemli. Bankalar sorunlu kredilerini farklı farklı sınıflandırabiliyor. Bir bankada Tahsili Gecikmiş Alacak olarak sınıflandırılan kredi, diğerinde İzlemedeki Krediler altında olabiliyor; bir bankada izlemeye alınan kredi bir başkasında canlı olarak sınıflandırılabiliyor. İzlemedeki kredi oranı yüzde 16 olan banka da var yüzde 2 olan da… IFRS 9 uygulamasının da çok yeni olmasından kaynaklanabilen bu farklılaşma iç düzenlemelerle daha açık ve net hale getirilebilinirse kredi piyasasının açılmasına hizmet eder.

Çözümün anahtarı kamuda

“Burada çözüm yine kamudan geçiyor” diyen Hayat Varlık CEO’su Hilmi Güvenal, “Nasıl kredi piyasalarını canlandırmak için paketler açıklanıyorsa sorunlu krediler için de enerji fonu ve gayrimenkul fonu dışında farklı düzenlemeler getirilebilir. Kamu sorunlu kredilerde de regülatör olarak farklı bir refleks gösterebilir. Burada BDDK, TMSF ve Maliye’ye sorumluluk düşer” dedi.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap