Merkez Bankası Kavcıoğlu: Manşet enflasyon ikinci plana atılmadı

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, yatırımcılar ve ekonomistlerle bir araya geldi. Toplantıda sadece çekirdek enflasyona odaklanmadıklarını, enflasyonun geçici olduğunu belirten Kavcıoğlu’nun açıklamaları analistlere göre belirsizlikleri gideremedi ve 21 Ekim’de faiz indirimi olasılığı yüksek.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Şebnem TURHAN

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun yoğun ekim programı dünkü yatırımcı toplantısıyla başladı. Kavcıoğlu, önceki toplantıların aksine yatırımcılar ve analistlerle saat 10’da bir araya geldi. Pazartesi günü ise Kavcıoğlu, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda milletvekillerine sunum yapacak. 28 Ekim’de ise İstanbul’da düzenlenecek yılın son Enflasyon Raporu tanıtım toplantısına katılacak.

Kavcoığlu, bugünkü yatırımcı toplantısında ihracat ve istihdamdaki iyileşmelere dikkat çekip çekirdek enflasyonda yavaşlamanın sürdüğünü söyledi. Enflasyondaki yükselişin geçici olduğu vurgusunu yineleyen, manşet enflasyonu ikinci plana atmadıklarını belirten Kavcıoğlu, ticari kredilerdeki yavaşlamayı da tekrarladı. Peki analistler ne anladı? Dünya’ya bilgi veren kaynaklar politika faizinde indirimin 21 Ekim’deki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında devam etmesini bekliyor. Ancak kaynaklar para politikasındaki öngörüsüzlüğün, belirsizliğin ve yönlendirme eksikliğinin sürdüğüne de dikkat çekiyor.

Başkan Kavcıoğlu’nun dikkat çektiği noktalar ve toplantıya katılanların yorumları şöyle şekillendi:

* Para politikası duruşumuzu belirlerken, para politikasının etkileyebildiği talep unsurları, çekirdek enflasyon gelişmeleri ve arz şoklarının yarattığı etkilerin ayrıştırılmasına yönelik analizleri değerlendirdik.

Bu cümleleri analistler mümkün olduğunca gelişmelerin dışlanarak bir çekirdek enflasyon seyri takip edildiğini hatta buna ilişkin daha önce karşılaşmadıkları bir mevsimsel etkilerden arındırılmış B ve C çekirdek enflasyon seyri grafiğini gördüklerini dile getirdi. Ayrıca bu vurgu faiz indirimi sürecek yorumuna yol açtı.

* Para politikamızı dezenflasyonu en kısa sürede tesis edecek sıkılıkta belirlemeye devam edeceğiz. Para politikasındaki sıkı duruşun krediler ve iç talep üzerindeki yavaşlatıcı etkileri devam ediyor, yıllık kredi büyümesi belirgin yavaşlamaya işaret ediyor.

Para politikasının sıkılığı piyasa ile Merkez Bankası’nın anlaşamadığı konuların başında geliyor. Analistler özellikle tüm dünyada merkez bankaları enflasyon endişeleriyle daha sıkı para politikası uygulamak için faiz oranlarını artırırken Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faiz indirimi döngüsünü başlatmasını anlamlandıramıyor.

* Para politikası duruşumuzu enflasyonun kalıcı düşürülmesi ve fiyat istikrarı odağında belirleyeceğiz. Arızi unsurlar ortadan kalktıkça enflasyonda geçici etkilerin de ortadan kalkacağını beklemekteyiz. Enflasyon görünümünde etkili olan geçici unsurların Türkiye'de de etkisini yitireceğini öngörüyoruz

Enflasyon görünümünde geçici unsur vurgusu aslında son haftalarda yaşananlar ışığında biraz geride kalmış gibi görünüyor. Analistler özellikle global piyasalarda enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle yaşanan krizin tüm dünyada enflasyonist baskıyı artıracağı görüşünde. Merkez Bankası’nın geçici unsurlar ve etkisini yitireceği ifadeleri çok da inandırıcı bulunmadı.

* Çekirdek enflasyon göstergelerinin yakın dönem eğiliminde yavaşlama görüyoruz. Geçici etkilerin ortadan kalkmasıyla enflasyonun yeniden düşüş eğilimine dönmesini sağlayacak sıkılıktaki parasal duruş; enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve finansal piyasa gelişmeleri bağlamında dışsal ve geçici oynaklıklara karşı önemli bir tampon işlevi görecek.

Bu yönlendirme de yine çekirdek enflasyonu her değişimi dışlayarak takip edildiğinde ulaşılabilecek bir sonuç olarak yorumlanıyor. Tüm etkiler arındırıldığında çekirdek enflasyon göstergelerinde son üç aydır düşüş eğilimi gözlendiğine ilişkin grafik de Başkan Kavcıoğlu’nun sunumunda yer aldı.

* Öncü göstergeler üçüncü çeyrekte iktisadi faaliyette iç talebin de etkisiyle güçlü seyre işaret ediyor. Finansman koşullarına daha duyarlı olan dayanıklı mal talebinde yavaşlama dikkat çekerken, dayanıksız mal talebinde güçlenme görüyoruz.

İhracat ve büyüme vurgusu Başkan Kavcıoğlu’nun başkanlığa geldiğinden bu yana sık sık yaptığı yönlendirmelerden biri. Analistler Merkez Bankası’nın çok fazla değişkene ve ‘bardağın dolu tarafına’ bakarak yorum yaptığını belirtiyor. Bunun yanı sıra analistler Merkez Bankası’nın dış dengenin iyileştiğine ilişkin söylemlerine karşın ithalat miktarı azalsa da fiyat bazlı artış yaşandığına dikkat çekerek bir çelişki de yaşandığını vurguluyor.

* Hizmet sektöründeki açılma ve turizmin katkısı ile beraber istihdam piyasası salgın dönemi etkilerini büyük ölçüde atlattı. Yılın geri kalanında da cari işlemler hesabındaki iyileşmenin devam etmesini beklemekteyiz.

Bu yorum oldukça tartışıldı. İstihdamda analistlere göre Merkez Bankası’nın belirttiği kadar bir iyileşme olmadığı görüşünde. Türkiye’nin risk priminin de turizm gelirlerinin ve turist sayısının artmasına bağlaması Merkez Bankası’nın yine piyasa ile ayrışmasına yol açtı.

* Sadece çekirdek enflasyona bakarak para politikası belirleyeceğimizi söylemedik, çekirdek enflasyon dikkate alacağımız noktalardan bir tanesi.

Başkan Kavcıoğlu ‘manşet enflasyonu ikinci plana atmadık’ dese de analistler uygulamaya bakınca söylediklerinin çeliştiğini vurguluyor. Analistler manşet enflasyona bakılsa faiz artışı yapılması gerektiğine de dikkat çekiyor.

* Para politikası noktasında yeterince sıkı olduğumuzu düşünüyoruz, bir yıldır sıkı politika uyguluyoruz zaten; faiz indirimine rağmen bu konuda değişiklik yoktur. Kurdaki artış, doların küresel olarak değer kazanmasına bağlı. Faiz artıran ülkelerde de dolar yükseldi.

Para politikasını analistler yeterince sıkı bulmadıklarını sık sık belirtiyor. Başkan Kavcıoğlu toplantıda yeterince sıkı olduğunu hatta ‘temkinli para politikası duruşuna’ geçtiklerini ifade etti. 100 baz puan indirim her ne kadar sıkı para politikasını gevşetme olarak tanımlamasa da Merkez Bankası analistler bunun bir faiz indirim döngüsünün başlangıcı olması nedeniyle gevşemenin işareti olarak yorumluyor. Yine yönlendirme açısından piyasa Merkez Bankası’nı bu konuda da eksik buldu.

* Tüketici kredileri, geçmiş yılların ortalamalarının altında seyretmektedir. Hükümetin son dönemdeki politika adımları çerçevesinde alınan makroihtiyati önlemler, bireysel kredilerde ılımlılaşma sağlamaktadır.

Analistler ticari krediler için yeni uygulamaların gündemde olduğu izlenimi edindi. Özellikle Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile birlikte ticari kredilerin risk primi hesaplamalarında bir değişikliğe gidilebileceğini belirten analistler bireysel krediler için de yeni bir makroihtiyati önlemin gelebileceğine dikkat çekti. Analistlerin genel yorumu ise ticari kredilerde artış olmadıkça faiz indirimlerin devam edeceği yönünde oldu.

* Yurt içi yerleşiklerin mevduatta TL tercihleri güçlü kalmaya devam ediyor. Mart ayında YP mevduattan TL mevduata kayda değer düzeyde bir dönüş gerçekleşti takip eden aylarda mevduat artışının TL cinsinden olması ters para ikamesi görünümünü olumlu yönde destekliyor. Yılbaşına göre TL mevduat 300 milyar TL’ye yakın artış kaydetti.

Vatandaşların dolar/TL’deki yüksek seyri bir iki hafta döviz mevduatında satış yönünde kullandığını belirten analistler genel eğilimin ise kur bir müddet daha bu yüksek seviyelerde kalmaya devam ettiğinde yeniden alıma kaydığını vurguladı. Hatta 9 lira gibi psikolojik seviyelere çıktığında ise panik hareketi olarak vatandaşların yeniden alıma geçtiğini belirten analistler ters dolarizasyonu yaratacak bir ortam olmadığına da vurgu yapıyor.

 

Etiketler